Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[11:22] BUGÜN ARAMIZDAN AYRILANLAR -- [11:12] Son Karar Disiplin Kurulunun -- [11:02] DÜZCESPORDA NEŞELİ ANTRENMAN -- [10:32] "Bana Bak Özgür" Dedi ve... -- [09:45] Seyir Halinde Yandı, Kapıları Kilitlendi -- [09:41] BAŞKAN FORMASININ HAKKINI VERDİ -- [09:37] DÜZCESPOR'DA ERZİN HAZIRLIKLARI -- [22:45] Elazığ İçin Kenetlendiler -- [18:41] GİDİŞ-DÖNÜŞ BİLETLERİ BİROL ŞAHİN’DEN -- [18:18] Emniyetten Operasyon Üzerine Operasyon --
Röportajlar
Korkmaz: Partiler gelir geçer, baki kalan insanlık 3 VE SON BÖLÜM

Zekeriya Korkmaz, Nam-ı Diğer Zekeriya 500 ile Gazetemiz personeli Nevzat Cingirt ve Tezcan Solmaz'a neler anlattı neler...

12.10.2015
23608 kez okundu
0 bekleyen yorum
21 onaylı yorum
Korkmaz: Partiler gelir geçer, baki kalan insanlık 3 VE SON BÖLÜM

‘ Sizin için mafya babası, omuzu düşük kabadayı diyorlar… Siz kimsiniz?’

O an yüz hatlarında bir gerilme oldu.  ‘Ne karıştırıyorsun eski defterleri?’ der gibi tepeden bir bakış fırlattı... Elinden hiç düşürmediği sigarasından bir nefes aldı,  başını göğe doğru kaldırarak ciğerlerine doldurduğu sigaranın dumanını havaya savurdu.

Geçmişi hatırlamıştı. Yıllar öncesini, filinta gibi delikanlı olduğu deli fişek zamanları, alayına racon kestiği günleri, ANAP il başkanı olduğu dönemleri hatırladı. Derin bir nefes aldı, yumruğunu sıktı ve başladı konuşmaya…

Zekeriya Korkmaz’ dan söz ediyoruz, namı diğer 500’den…Onunla, uzun yıllar işletmeciliğini yaptığı Uzun Mustafa’daki çay bahçesinde bir araya geldik. Bize kendisi hakkında bilinmeyenleri anlattı. Düzce’yi konuştuk uzun uzun…

Gençlik yıllarını, il başkanlığı yaptığı dönemi,  siyaseti, AK Parti’yi, CHP’yi, MHP’yi,  eski ve yeni milletvekillerini, belediye başkanları ile yaklaşan genel seçimleri konuştuk. Biz sorduk o anlatı…

İşte Zekeriya Korkmaz, namı diğer Beşyüz ile yaptığımız röportajdan öne çıkanlar…

Sayın Zekeriya Korkmaz, öncelikle bizimle röportaj yapmak teklifini kabul ettiğiniz için Düzce’nin Sesi gazetesi adına teşekkür ederim. Düzcelilerin çok yakından tanıdığı bir isimsiniz. Ancak herkes sizi ‘500’ olarak biliyor. Söze isterseniz buradan başlayalım. Kimdir bu ‘500…’

Şimdilerde hiperaktif denilen öğrenciler gibi ben de okulda okurken hareketli bir öğrenciydim. Ruhi Kurnaz ben ve şu anda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde İtfaiye Müdürü olan Reşat ile aynı sınıftaydım.  Hoca ders anlatır biz başka işlerle uğraşırdık. Yine öylesi bir gün Hoca sordu,  ‘ sabah vaktine ne denir ‘ diye… Ben hemen ‘El Kuşluk’ dedim. Hocam numaramı sordu, Arapçada el takısı olduğu için ‘El 500’ dedim .  Okulda futbol ve voleybol takımlarında oynadığım için başladılar tribünlerde ‘El 500’ tezahüratları yapmaya. Bir zaman sonra sonra “el”ini attılar geriye ‘500’ kaldı. Türkiye’de şu anda hala  soyadımı 500 diye bilenler var. Yaşamım boyunca bu lakabın acısını çok çektim…

Hayatım boyunca düşen hiçbir insana vurmadım

Biraz öğrencilik yıllarınızdan söz eder misiniz?

Vatandaşlarımız bazı şeyleri abartıyor. Bana göre,  olması gereken normal bir iş yaptığınızda dahi vatandaşlar sizi bir yere koyuyor. Ben hayatım boyunca sağcı solcu ayrımı yapmadım.  Düşen adama vurmadım.  Ama beni başkaları başka türlü gördü. Öğrencilik yıllarında ben imam hatip ikinci sınıfta okulu boykota götürdüm. Çok disiplinli bir okuldu imam hatip, şapka takmazdım,  kravat takmazdım. Okulda müfettiş varken boykotu kırdırmadım.  O yıllardan itibaren öne çıkmaya, akranlarım arasında adımız hızla yayılmaya başladı.

DMYO alınan  450 öğrencinin 425 i Düzceliydi

Sonra Üniversitede yılları başladı. Ben Hacettepe Üniversitesi kökenliyim. 1980 darbesi öncesi Düzce’ye Meslek Yüksek Okulu açılırken Düzce ve ilçelerinden gelecek gençlerin okula girmesi için çok çalıştık. Dışarıdan öğrenci gelmemesi için çabaladım. Bu konuda eleştiriler aldım, hakkımda davalar  bile açıldı. Ama sonunda başardık.  DMYO alınan  450 öğrencinin 425 i Düzceliydi. Sağcısı da solcusu da, bu şehrin çocukları burada okusunlar diye uğraş verdim. 12 Eylül öncesinin en kanlı dönemlerinde bu okulda kavga gürültü olmaması için çabaladım, hiçbir olumsuz olaya müsaade etmedik.  Şimdi bakıyorum o okuldan mezun olan bir çok arkadaşım  emekli olma yaşına gelmiş, iş güç sahibi olmuş. Bu mutluluk bana yeter.  Öğrencilik yıllarından itibaren sivrildiğin zaman  vatandaş sana bir sıfat takıyor. Misyon yüklüyor. İşte 500 lakabı buralardan geliyor…

Her  fırsatta Düzce kimliğini öne çıkarmaya çalışıyorsunuz

Hayatım boyunca  Düzceli kimliğimi önde tutmaya çalıştım. Ekmeğini yediğim şehrin insanlarının bir yerlere gelmesi hep ana ilkem oldu.  12 Eylül sonrası Anavatan’da siyasete başladıktan  sonra bu devleti tanıdım. ANAP’ın Düzce’deki kuruluş çalışmalarında yer aldım. Çalışmalarda  Ragıp, ben,  Cemal Sahtiyancı vardık. Bir çok ilde rahmetli Turgut Özal’ı konuşturmadılar. Askeriyenin büyük baskısı vardı. O günlerde yapılan bütün baskılara rağmen Konak gazinosunda Özal’ı  konuşturduk.

‘Ragıp ağzını kapa’

6 Kasım 1983'te yılında yapılan genel seçimler sonrası Sayın Özal tek başına iktidara gelmişti. Askerlerin ne yapacağı belli değildi. Sayın Özal, Düzce’ye  yaptığı ziyaretin  ardından kendisini yol ettiğimiz esnada Ragıp, ‘  sayın başbakanım sizi cumhurbaşkanı olarak göreceğiz ‘ dediğinde Sayın Özal Ragıb’ın ağzını kapatarak ‘ağzını kapa mazbatayı alıp almayacağımız bile belli değil’ dedi. Türkiye o günlerden buraya geldi. Özal ve çalışma arkadaşları irticacı diye damgayı yemişlerdi. Namazında abdestinde olanlar sadece ilticacı diye damga yemeleri olmaz dedik. Sayın Özal’ın arkasında durduk ve bir anda kendimizi siyasetin içinde bulduk.

Siyasette neyi ön planda tuttunuz

Elbetteki siyasete nereden baktığına bağlı, bizim dönemimizdeki siyasetle şimdiki siyaset farklı. Sebepleri değişik olabilir ama, şunu söylemek isterim ki, bizim zamanımızda particilikte diyalog vardı. Diğer partilerle çok iyi çalışmalar yaptık. Elbette hatalar yaptık ama bilinçli hatalar yapmadık. Düzce’nin il olma sürecinde, partilerle , sivil toplum kuruluşları ile toplantılar yaptık. Özellikle sivil toplumun önünü açtık.

Siyaset memlekete hizmet aracıdır

Bütün partiler ve sivil toplum temsilcileri ile birlikte yapmak istediğiniz neydi?

Şehrin bütün renklerini bir araya getirip sorunları tartışmak çok önemli zaten amaç da bu toplantılarda Düzce’nin meselelerini tartışmak içindi. Çok da önemli geçiyordu. Ben çok yararını gördüm.  Ama son zamanlarda böyle olaylarla karşılaşmıyoruz. Ben her zaman söylemişimdir, siyaset memlekete hizmet aracıdır. Ama maalesef bazı insanlar bunu böyle düşünmeyebilir. Onlara ne kadar saygı gösterilir ben bilemem. Siyaset Allah rızası için, vatan millet için, bölge için olur. Bu konuda bir çok arkadaşımız zaman zaman hatalar yaptılar. Uzun üre iktidarda kaldık, hataları görüp konuşuyoruz. Ama maalesef bugün muhatap olacak adamlar çok az. Geçmişte de böyle oldu. Bu yüzden Düzce çok şey kaybetti.

Bu konuyu biraz daha açar mısınız

Siyaset belli adam ve grupların eline kaldı

Düzce’nin en büyük handikabı siyasetçilerin bir araya gelememesidir. Bazı insanlar köşede kalmış. Küstürülmüş. İnsan kaç yaşına kadar idealist olur. İdealistlik yavaş yavaş bitiyor. Herkes kendi kabuğuna çekilmiş. Durum böyle olunca siyaset belli adamların eline kalıyor. Ben Anavatanda yıllarca il başkanlığı yaptım. Ben kendi partimde bile muhalefet yapan adamım. Ben o zamandan beri Düzceli olmanın ön plana çıkmasını istedim. Bu konuda da bizim gençlik kollarımızda Erkan kardeşimiz vardı. Onu  Bolu gençlik kolları başkanı yaptım. Bolulular itiraz etti. Gençlik kolları genel başkanı yaptık. Bazı arkadaşlar bunu fazla başımıza sarma başımıza bela olur dediler.

Düzce’nin ortasında beyaz Türkler ve hala etkililer

Erkan gibi diğer gençlerimiz gibi bir çok insanın yetişmesi lazım. Aileler çocuklarını siyasetten uzak tutmasınlar. Temiz siyaset zarafet  getirir,  nezaket getirir,  arkadaşlık getiriyor. Benim Türkiye genelinde dostum varsa siyaset sayesindedir. Herkese tavsiyem çocukları siyasete girsin. Birbirlerini tanısınlar. Siyaseti birilerinin tekeline bırakmasınlar. Düzce’nin ortasında Beyaz Türkler denen bir oluşum var. Bu oluşum öne çıkan temiz dürüst, gelecek vaat eden gençlerin önünü tıkamak için her türlü çirkinliği yaptılar ve yapmaya hala devam ediyorlar.  Ne acı ki,Bu oluşum biçim değiştirerek bugün de halen varlığı devam ediyor.

Bolu’da seçim biter herkes bir araya gelir

 Bir Bolu gibi olamıyoruz. Bolu’da seçim biter herkes bir araya gelir ama Düzce’de böyle bir şey yok. Bu gerginliğin, fitnenin fesatın  kimseye fayda vermeyeceğine inanıyorum. Bu makamların hepsinin değişken olduğuna inanıyorum. Mühim olan bu işi bıraktığın zaman geride hoş bir seda bırakmak. Toplum içinde söz sahibi olabilmek.

Adam milletvekili oluyor ve bir daha seçildiği şehire  dönemiyor, dönemez tabii…

Siyaset günlük mesele değil. Ben yılalardır siyasetin içendeyim. Milletvekilinin çoğu Düzce’ye görmüyorum. Bunun bir anlamı olması lazım Necmi abi burada, Fethi bey burada. Bunun bir manası olması lazım. Vatandaş siyasetçiden çok şey bekliyor. Aslında  milletvekillerin elinde yetki yok. Milletvekili makamı rica makamıdır. Milletvekili kökten gelmezse bürokrasinin içinden gelmezse sadece rica eder. Ama belediye başkanı  seçim zamanı dolmuşa çabuk geliyorlar vaatte fazla bulunuyorlar. Bu vaatleri yerine getirmek çok zor olduğu için milletvekilleri onun için vatandaşlardan  kaçıyorlar. Yavaş yavaş uzaklaşıyorlar.

Mehmet Keleş’i nasıl buluyorsunuz?

Keleş’in performansı belli. Keleş gibi hiperaktif adamları zapt etmek zordur.  Ben onun gençliğini bilirim. Çalışkandır,  bakanlıkta işleri çözer, Ankara’da ilişkileri iyidir. Huyu kurusun, nerede hata yaptım, nerede eksik var diye  dönüp geriye bakmaz.

Akıllı olursa bu şehire heykeli dikilir

Belediye başkanı başarılı mı diye soruyorsunuz. İstesin belediye başkanı heykelini diktirir. Bu küçük yerlerde çok zor değil. Evinle belediye arası kaç metre, bir sabah kalk yoldan geçen teyzenin elini öp, amcanın elini öp, esnafa uğra hayırlı işler dile, çayını iç. Onlarla hasbihal yap, kalplerine gir. Baştacı olursun.

AK Partili belediyeler rahmetli Erbakan’ın 40-50 yıllık sermayesinin üzerine oturdular. ANAP’ı Bizi belediye başkanları bitirdi.  Erbakan’ı, Refah Partisi’nin AK Parti’yi  belediyeler iktidara taşıdı. Ama AK Parti bu yoldan ayrıldı. Sihir bozuldu…

 BÖLÜM 2

HOŞVER’İN HEYKELİ DİKİLMELİ

Özal vizyonu geniş adamdı

Bir gün Rahmetli Özal hepimiz Abant’a topladı. Projelerini anlatıyor. Otobanı 1 yılda bitireceğim dedi. Dünya globalleşiyor dedi. Bakkalcılık devri geçti şirketler büyüyecek ve yabancı şirketlerle evlilik yapacak dedi. Burayı DAVOS gibi yapalım dedi. Davos konferans merkezi ne işi var lan burada dedim.  Deniz kirlenmeye başladı dedi dağ ve deniz turizmi gelişecek dedi. Buraları kiralayın bir sorun çıkarsa bana haber verin dedi. Salonda herkes bir birinin yüzüne bakıyor. Genciz,  dünyayı ve Türkiye’yi tanımıyoruz. Köyden yeni inmişiz. Ondan çok şey öğrendi Türkiye…

Sayın Korkmaz, eski yeni siyasetçileri karşılaştırdığımızda neler söyleyeceksiniz, nasıl buluyorsunuz onları…

Hoşver heykeli dikilecek adam

Necmi Ağabey heykeli dikilecek adam. Hataları yok mu var. O günü meclisteyiz. Ragıp, ben, Erkan Seçkin falan oturuyoruz. Necmi ağabey Tıp Fakültesi’ni n Düzce’ye gelmesi için önerge verdi. Abbas İnceayan  ile Nevzat Durukan konuşmuyor. İki seçimde kavga ettiler. Düzce’de İzzet Baysal’ın bir çivisi yok. O zaman biz Bolu’ya bağlandık. Necmi ağabey bu teklifi verdi içerde kıyamet koptu. Ragıp dedi ki Köroğlu Üniversitesi’ni Ayvaz Üniversitesi yapacağız dedi. Sen o Nevzat Durukan ile Abbas konuşmamasına rağmen nasıl dikildiler biliyor musun…

Hoşver ve Akyol asla unutulmamalı

Necmi Hoşver’in Avni Akyol’un yaptıklarını Düzce’ye hiç kimse, hiçbir siyasetçi  yapmadı.  Bugün binlerce Düzceliye iş kapısı açan  Organize Sanayiyi Düzce’ye getiren adamdır Necmi Hoşver. Daha Düzce Bolu’ya bağlı bir ilçeyken, tıp fakültesini Düzce’ye kazandırmış bir insandır. Avni Akyol temel atmıştır, Necmi Hoşver işi bitirmiştir.  Necmi abi Bolu milletvekiliyken bütçe komisyonundaydı. O zamanlar bütçe komisyonu üyelerinin 1 Trilyon para  harcama yetkisi vardı. Necmi abi o paranın her kuruşunu Bolu için değil Düzce için harcadı. O insanlar koalisyon hükümetleri döneminde bunu başardılar. Şimdi AK Parti iktidarı var ve Düzce’ye para akması lazım, nerede.  Necmi abi önergeyi verdiğinde Bir ilçede Tıp fakültesi olmaz dediler. Bolu’ya pankart astılar Necmi Hoşver Bolu’ya giremez dediler. Bir tıp fakültesinin ne demek olduğunu bilmezdik. Bir vilayette iki tıp fakültesi olması mümkün değildi ama başardılar.

İkisi ayrı partidendi ama Düzce için akan sular dururdu…

 O zaman Avni Akyol dedi ki şunu diyordu ehliyet, liyakat, sadakat. Necmi ağabey Avni Akyol’a ağabey derdi. Bizim partililer buna kızardı. Doğru Yol partililer de Necmi Hoşver’e kızardı. Bir gün Çilimli’de Avni Akyol konuşma yapıyor. Dedi ki Necmi Hoşver sizin çocuğunuz sizin Necmi Hoşver’e oy vermeniz yakışır dedi. Partide kıyamet koptu. Hadi şimdi birisi söylesin. Hadi bir tanesi çıksın söylesin.

Şimdi ben Düzcelilere soruyorum, isteyin oyunuza sahip çıkın

Erdoğan Düzcelileri seviyor,  ama ondan istemesini bileceksin

Ben bunu AK Partili arkadaşlara da söyledim. Akçakoca’yı, Düzce’yi, Sakarya’yı, Bolu’yu ve İzmit’i en iyi bilen adamlardan bir tanesidir Sayın Cumhurbaşkanı. En azından ailece görüştüğü bu ilde 10 kişi vardır. Abdullah Gül burada öğretim üyeliği yaptı.  Ya arkadaş gidin bunlardan isteyin. Her seçimde Düzceli size oy veriyor. Her seçimde üç milletvekilliğini de siz kazanıyorsunuz. Hizmet getirin dedik ama isteyemediler.  Bak çok açık söylüyorum. Tayyip Erdoğan gibi bir liderle biz çalışsaydık çok daha değişik şeyler yapabilirdik. Adam veriyor kardeşim gidip iste kardeşim.

Alaattin Yılmaz’a gıptayla bakıyorum

Biz Anavatan olarak çok uzun süre iktidarda kaldık. Bizi kongreden kongreye toplarlardı. Hani anaç tavuklar olur ya civcivlerini bir ara toplar, biz il başkanları bir araya gelelim deyince hemen yukardan birisi pike yapardı ve dağıtırdı. Bir araya gelmemizi istemezlerdi. Ama böyle bir iktidarda çok daha değişik şeyler yapılabilirdi. Bunun içinde gayret sarf edeceksin. Gidip yukarda kalacaksın. Oradan adamları tanıyacaksın. Bakın Bolu Belediye Başkanı Aladdin Yılmaz. Ben kendisi ile siyaset yaptım. Geçen akşam izliyorum. Bunu üzüldüğüm için söylemiyorum. Olması gereken bir şey. Ya 140 yada 150 göletimiz var dedi. Bunlar suni göletler. Bizim kaç tane göletimiz var?

Gelen hizmetten Düzceli memnun değil

Ben şuna üzülüyorum. Kıskandığımdan değil, birinci seçim döneminde Tayyip Erdoğan Balıkesir’de konuşma yapıyor, o zaman Başbakan ve ikinci seçime girecekler. Balıkesir’e 105 trilyonluk yatırım yaptım diyor. Elbette biz Balıkesir kadar büyük değiliz. Ama biz şimdi Düzce gibi yerde benim garibime gidiyor.  Sen neden istemiyorsun kardeşim. Başka illere oluk oluk para akarken sen neden istemiyorsun. Başkalarının garibine gitmeyebilir. Ama ben bu durma üzülüyorum. 300 yataklı hastane yapılıyor diye seviniyoruz. Yav arkadaş inşaat başlayalı kaç yıl oldu bee…

İnsanlar sağlık için başka illere gidiyor, yazık değil mi?

Bu Düzce’deki sağlık hizmetlerinin yetersizliğinde insanlar başka illere gitmek zorunda kalıyor. Düzceliler nerede ameliyat oluyor. Diş için nereye gidiyorlar? Şurada ki garsonlar bile diş için Bolu’ya gidiyorlar. Hasta olan insanlar gidip Bolu’da tedavi görüyorlar. Üniversite Hastanesi’nin durumunu biliyoruz. Karabük bizden sonra kurulmasına rağmen 30 binin üzerinde öğrencisi var. Yani bunu birilerini suçlamak için yada birilerine bir laf çarpmak için söylemiyorum ama bu bir gerçektir. Düzce bunları hak etmiyor.

Neden Düzce ilerlemedi

Gençken idealist oluyorsun ya bazı insanları çabuk yargılıyorsun. Mesela biz büyüklerimizi yargılardık. Haz ademden beri bizim kabul edemediğimiz yada kabul etmek istemediğimiz bazı sıkıntılarımız oluyor. İnsanın egıları var insanın içinde bir sürü değişik dünya var. Yatınca düşünürsün bugün hata yaptı mı diye. Ön görüşü olmak zaman istiyor. Rahmetli özalın dediği yerlere çok geç geldik. Bu rahmetli özalınön görüsüdü.

SİZ MAFYAMISINIZ?

Kamuoyunda Mafya babası bir 500 algısı var. Size kabadayı yakıştırması var. Bu sizi rahatsız etmiyor mu?

Evet ben kabadayıyım. Bunu bana genel başkan  Ali Talip sordu. ‘ Zekeriya sen Mafya mısın ‘ diye… 2002 yılında partinin genel kongresi vardı.  Erkan Seçkin dedi ki; ‘  Zekeriya ağabey,  ANAP genel başkanlığı için Ali Talip’i destekleyeceğiz gençler olarak ‘ dedi. Bende tamam dedim. Lütfullah Kayalar geldi o da kendine destek istedi. Ama ben gençlere ihanet etmedim. İhanet etmedikten sonra insanlar sana güvenince birisinin peşine öyle yâda böyle geliyorlar. Seçimi aldık. Ali Talip Özdemir’e , Bak seçilirsin il başkanlarını kale almazsan bunun hesabını sana sorarım dedim. Bana döndü dedi ki senin için mafya diyorlar dedi. Evet ben mafyayım dedim.

Eğer haksızlığa karşı gelmek mafyacılıksa ben mafyayım

Eğer haksızlığa karşı gelmek mafyacılıksa ben mafyayım. Adam tefecinin eline düşmüş, onu tefcenin elinden almışım,  buysa evet mafyayım. Herkesin yapması gerekeni yaptıktan sonra adam bunu nasıl yapar diyor. Yav arkadaş ben nasıl anlatayım.  İl başkanlığım döneminde Düzce’ye hizmet almak için bakanlarla kavga ettik. Abdülkadir Aksu, Cemil Çiçek. Benim Ankara kapılarında, bakanlıklarda Düzce’ye hizmet getirmek için koşuşturnan Mafyacılıksa evet ben mafyayaım.

Cemil Çiçek ‘ 500 bana sulandı ‘ diye sağda solda konuştu

Cemil Çiçek o’ zaman devlet bakanı. Otobüslere adamları doldurup memleketi Yozgat’tan Ereğli Demir Çelik Fabrikası’na adam alıyor. Kendisini arayarak; ‘ Sayın Bakanım Yozgat’tan adam getirip Ereğli’ye koyuyorsunuz. Akçakoca’dan Düzce’den kardeşlerimiz  var, eleştiri alıyoruz, Yozgatlılar buraya doluyor bizde birkaç kişi verelim diyorlar’ dedim.  Sayın Çiçek bana hemşericilik mi yapıyorsun diye sordu.  Sen dedim Yozgat’tan adam yollayıp Ereğli demir çelik koyacaksın ben Düzce’den Akçakoca’dan adam veremeyeceğim. Senin  yaptığın hemşericilik olmayacak,  ben soru sorunca, Düzcelinin hakkını hukukunu arayınca hemşericilik yapmış olacağım. Bakana böyle çıkışınca adımız hemen Mafyacılığa, 500 bana sulandı dedikodusuna çıktı. Aynı şeyi  Abdülkadir Aksu Erkan Mumcu’ya söylüyor 500 bana da sulandı diye…

Benim kız kardeşim benim iktidarım dönemimde işe giremedi

Ben sizden en ihale, yakınlarıma iş istemedim, tayin istememişim. Senden özel hiçbir şey istemedim. Akçakoca’da Fiskobirlik’e alkol alan bir kardeşimizi koydum diye kıyamet koptu. Şimdi alkolü bırakmış emekli oldu. Ben hata yapabilirim ama bilerek yapmadım. Ben ihale peşinde koşmadım. Benim kız kardeşim benim iktidarım dönemimde işe girememiştir. Arkadaşlarım Doğru Yol Partisi zamanında işe koymuşlardır. Yapmam kardeşim. Bana bir tanesi ben Zekeriya’ya parayla iş yaptırdım desin onun alnını karışlarım. Ama benim adımı sağda solda kullanarak para alanları, iş takibinde bulunanları biliyorum ve hepsine tek tek hesap sordum.

Bir belediye başkanı sana çok özeniyorum dedi

Bir belediye başkanı sana çok özeniyorum demişti. Neye özeniyordun dedim. Yürüyüşüne, tavrına, konuşmana dedi. Ben dedi İstanbul’a gittim mafyanın içine katıldım dedi. Abi 3 senedir senin çektiğini kimsenin çekmediğini gördüm diyor. Daire müdürü 13  senedir buradayım 10 senedir Konağın bahçesine girmedim diyor. 2 sene evvel gelmeye başladım diyor. Mafya demişler benim için. Bu millet her şeyi abartıyor. Mafyayı, siyasetçiyi, bürokratı da abartıyor.

Haklı olanı sonuna kadar savunurum

 Bu milletin şunu bilmesi lazım. Haklı ise hakkını sonuna kadar savunması lazım. İdeolojisi ne olursa olsun adam gibi dik durduğu zaman kimse kimseye hakkını yiyemez. Bana geliyor adam ben halen savcılığa ifade veriyorum. Adam diyor ki ben tefeciye düştüm. Ben tefecileri sevmem. Tefeciye düşen adamın kurtulması mümkün değil. Ben diyorum ki 10 milyar ise 50 milyar yazmışsın ayıp değil mi diyorum. Eğer bu mafyacılıksa bunu açık açık yapıyorum.

Dünyanın en şerefsiz şeyi çete üyeliğidir

 Başımızdan bir çok hadiseler geçti. Gözaltına alınıp Ankara Sincan’da yattığımızda savcıya beni çete üyesi yapmayın dedim. Ben Allah’a dört dörtlük kulluk yapamıyorum ama  Dünyanın en şerefsiz şeyi çete üyeliğidir, bana bunu yapmayın dedi.  Gidip boyun eğmektir. Ben boyun eğmedim. Aslanlar gibi Ankara’da siyaset yaptım. Bir Erkan Seçkin Ankara’da sevilen bir çocuktur. Kolay kolay hata yapmıyor. Buna benzer bir sürü arkadaşımız var. Ben halen Dörtdivan, Yençağ, Mengen, başlarım bayramlarda bütün Karadeniz’i ararım Ege’yi ararım. Hal hatır sorarım. Yaşlı ağabeylerimiz vardır. Aradığım zaman vallahi hüngür hüngür ağlarlar. Arayıp sormak zor mu?

Uyuşturucuya neşter vurulmalı

Düzce’de sağlıklı bir gelişme yok

Eskiden mahallelerde kimsenin ev mefhumu yoktu. Evlerde gider yemek yerlerdi. Düzce nereye gidiyor. Sağlıklı bir değişim mi var. Bunun kontrol altında tutan biri var mı yok. Bu uyuşturucu belasının nasıl kaynaklandığı bilmiyorlar mı?  Herkes biliyor, ama adım atan yok.  Hiç kimse benin çocuğum bu illete bulaşmaz diye kendi kendini avutmasın.  Düzce’nin en zendin i en büyük alillerin çocukların bu işe bulaştığını biliyorum. Yazık değil mi? Bu nedenle devletle, belediyelerle, TSO’ ve STK’larla bir araya gelip radikal çözüm üretilmesi lazım. Yoksa yarın çok geç olabilir.

Kıyıda köşede kalmış deneyimli insanlar var

Kıyıda köşede kalmış insanlar var. Bunları toplamak ve örgütlemek lazım. Desem ki şu anda aktif siyaset içinde olan insanlara, kaç çocuk üniversiteyi kazandı. Kaç çocuk burs alıyor. Kaç çocuk yurda yerleşti, cevap veremezler. Böyle olmamalı. BU gençlerin geleceğe hazırlanması lazım. Düzce’de bir misafirhanemiz bile yok. Bir çocukların kamp yapacağı yer yok. Melih Gökçek geldi Akçakoca’da MTA’Yi aldı. Biz neden almayalım MTA’yı. Bir hafta Uzunmustafa’nın çocukları, , bir hafta Namık Kemalin çocukları gidip neden kamp yapmasın. Ama dedim ya vizyon meselesi…

Bir öğrenci en az bir asgari ücret demektir

Üniversitelerin bulundukları şehire kattığı artı değeri tartışacak değilim. Bir öğrenci bir asgari ücret demektir. Bir öğrenci nereden bakarsanız bakın her ay en az bin lira para bırakır. Şimdi bakıyoruz. Kaç bin öğrenci var Düzce’de. Şurada yüksekokulda 4 bin öğrenci var. Bu sayıyı daha daha ileriye taşımamız lazım.

Düzce insanı vefalıdır

Ben Düzce’yi seviyorum. Düzce insanı, düğün bilir, cenaze bilir, dernek bilir. Bak ben Bolu’da  İl Başkanlığı yaptım. Benim Bolulu arkadaşlarımdan rahmetli olanların cenazesinde hiçbir Bolulu göremedim. Hepsi işinde, gücünde, Türkiye çapında Bolu milli gelir açısından ilk beş içerisinde. Ama benim Düzce’me bakıyorum. Çok gerilerde olduğumuz için üzülüyorum.

Ramazanda evine pide götüremeyen insanlar var bu şehirde

Bugün içine kapanıp  ben Ramazan’da bir kere pide yiyemedim diyen ev reisleri var. Ramazan’da evine pide götüremeyen birinin ekonomik sıkıntısını düşünebiliyor musunuz? Çocuğuna bir ayakkabı alamayan, bakkaldan bir çikolata alamayan insanlar var. Bunları tespit edip bunlar üzerinde yoğunlaşmamız lazım.

Karabük Müftüsü 10 tane ev açtı, bizim ki ne yapıyor?

Biz bazı arkadaşlarımızla bazı şeyler düşünüyoruz. Yapamıyoruz. Ekonomik gücümüz yok. Bir yurt yapamıyoruz. Öğrenciler gelip gidiyor. Türkiye’nin her yerinden öğrenciler geliyor. Çocuk ben 500 lira veremem diyor. Çok mu zor? Bak Karabük Müftüsü 10 tane ev açtı, evleri düzdü. Öğrencilere verdi. Çok mu zor? Bir şey tutmaz. 10 evin kirası 700 lira olsa 7 bin lira yapar. 10 evde de 5 öğrenciden 50 öğrenci barınır. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Hepimiz öğrencilik yaptık. Bir ağabeyimiz gelse, gel kardeşim sana yardımcı olayım bir kahvaltı yapalım dese, bir ihtiyacın var mı dediğin zaman bunu unutabilir misin? Dünya insana yatırım yapıyor.

Biz halen deprem yaralarını saramadık.

Ruhi Kurnaz benim kan kardeşimdi. Ben iktidar partisinin il başkanıydım. Kendi bakanlığımla kavga ettim. Biz rahmetli Ecevit’e gittik ve konuştuk. Mesut Yılmaz’a söyledik, Devlet Bahçeli’ye söyledik. Söylemekle oluyorsa biz muhalefeti kendi içimizde yaptık. Ama başarılı olamadık. 

 

3. ve SON BÖLÜM

Düzce’de kimin eli kimin cebinde belli değil

Siyasette şu tecrübem oldu. Boluların birlik ve beraberliğini görünce döndük biz bunu Düzce’de de yapalım dedik. Eskiden bundan daha iyi bir durum vardı. Kavga gürültü çok az olurdu. Şimdi kimin kimle kavga ettiği belli değil. Kimin eli kimin cebinde belli olmayan duruma geldik. Bunu bir siyasetçi yapmaya kalktığında olmuyor. Adam diyor ki kendisine çalışıyor. Bugün her hangi partinin il başkanı Düzcelileri toplamaya kalksın toplayamaz.

Belediye başkanı her kesimi bir araya getire bilir

Ama bunu bir Belediye Başkanı, bir TSO başkanı, sivil toplumu, şehrin ileri  gelenlerini toplar ve her kesimin elini taşın altına koyması için fedakarlık isteye bilir. bunların yapması lazım. Bir gün kahvaltı verecek. Bunu yapacak olanın abdestinden emin olması lazım. Kendisine güvenecek ben bu meselelerde varım. Ben elimiz taşın altına koymaya hazırım.

Dünya insan üzerine yatırım yapıyor

Ama bunu birisi yapsa yarın öbür gün milletvekili adayı olacak ondan yapıyor diyecekler. Yahu Dünya’yı yeniden keşif etmeye gerek yok. Bugün Dünya bütün yatırımını insan üzerine yapıyor.  Biz Düzce’de ne yapıyoruz. Kavga ve gürültüden başka bir şey yok. Öğrenci okutabiliyor muyuz, öğrencilere burs verebiliyor muyuz? Yok, yok, yok. Benim şahsım olarak burs verdirdiğim bir sürü adam var. Benim ismimi açıklama Zekeriya diyor. Böyle asil insanlar var.

Partiler gelir geçer, baki kalan insanlık

Siyasi partiler arasında çok büyük farklar yok. Bugün birisi gider diğeri gelir. Gün gelecek AK Parti’de gidecek. Hayatın doğal akışı böyle. Ama hizmet açısından hiçbir şey değişmez. Dün bizim iktidarımız zamanında zengin olanların bugün AK Parti iktidarı zamanında da işleri görülüyor. CHP gelse de görülecek. Önemli olan burada vatandaşların işinin görülmesidir.

Şehirde sizin gibi sözü dinlenen kişiler lazım mı?

Devletin seni kullanır kullanır belli bir zaman sonra der ki gel bakayım der. Bunu sağcısına da yaptı solcusuna da yaptı. Bunu Osmanlı’da yaptı, Cumhuriyet’te yaptı. Bende diyorum ki bilerek kendimi kimseye kullandırmam. Bilmeden kullanmış olabilirler. Ama devletin bunu yapmaması lazım. Yarın kullanacağın adam bulamazsın. Şimdi bunların adına kimi mafya diyor kimi ombudsman diyor.

AK Parti’nin sivil toplumla ilişkileri koptu

Bir siyasi tecrübe yaşanması lazım. Artık tecrübe geçildi. Ben AK Partililere söylüyorum. Bana göre asfalt yapmak güzel bir şeydir. Artık asfaltın ötesine geçin. İnsana dokunun insana… Sivil Toplum Örgütleri ile ilişkiler koptu. Tek başına gelmenin şımarıklığı mı oldu ne oldu bilemem. Ama durum iyi değil. Bu Düzce’ye zarar verdi, veriyor.

Ben insanları birbirleri ile tanıştırmayı severim

 Ben Düzce’de her siyasi partiye gidip oturuyordum. Daha AK Parti’ye gidip bir kez oturmadım. Gitmeyişimin sebebi ise onlar davette biraz sıkıntılılar. Ama aday adayları geldi belediye başkan adayları geldi. Bunları tanıştırdım. Bunların içinde mevcut belediye başkanı da var. Ben insanları birbirleri ile tanıştırmayı severim. Senin çocuğun bana edepsizlik yaptığı zaman sokakta kafası gözü kırılınca sen bana gelirsen ben sana mahcup olurum. Ramazanda bir iki iftar yapmaya çalıştım devamı gelmedi, getiremedik. Şimdi AK Parti’de bir yukarda lider var.  Şimdi vatandaş lidere oy veriyor. Düzce’de 3’te 2 oy verdi. Soruyorum arkadaşlara AK Partiye kim oy verdi diyor kimse sesini çıkarmıyor.

Bazı adamlar vardır, Otobüs durağında hiç beklemeden ilk otobüse binerler

Şimdi vatandaş kime oy verdiğini söyleyemiyor. AK Partinin ilk iktidar olduğu zaman Erol Solak bizden adaydı. Aday bulmakta zorlanıyoruz. Parti bitmişti. Batan gemiyi önce fareler terk eder derler. Çabuk terk ederler. Bazıları bana neden AK Partiye geçmedin dediler. Ben hızlı parti değiştirene kızarım. Bazı adamlar vardır. Otobüs durağında hiç beklemezler direk ilk gelen otobüse binerler. Düzce’de de çok var bunlardan. Ben değiştirmedim. AK Parti’nin iktidara geleceğini bilmiyor muydum?  Bir kenara çekilmek belli insanlara meydanı açmak gerekir… Biz öyle yaptık.

Düzce’de ki hayalleriniz nedir

Ne yok ki? Türkiye’yi dolaştığın zaman diğer vilayetleri gördüğümüz zaman gıptayla bakıyoruz. En önemli hedefim sosyal projelerdi. Bu gençliğin sporla falan tutmak lazım.

Cami derneğine üye oldum beni bakana şikayet ettiler

Üniversitenin yanı başına cami yapılacak. Derneği kurduk. Rahmetli izzet abi başkan. Benim ismimi gördüler bu olmaz. Bakana şikayet ettiler. Bakan yardımcısı az önce rektör hanım buradaydı seni şikayet etti dedi. Bir üniversitenin bahçesinde camiyi ikinci kata yaparsın, alt kata bir müştemilat yaparsın. Orada fakir fukara kalır. Çorba hep kaynasın. Ekmeği bol koyarız. Yav arkadaş ikinci dernek kuruldu, üçüncü dernek kuruldu. Öğretim görevlisine telefon açıyorum hayırlı olsun diliyorum. Hemen istifa edeyim Zekeriya abi diyor. Üniversitemiz dört dörtlük olması lazım. Şehrimizi iyi kurmamız lazım. Şehirleri rüzgarın esme yönüne göre kurmak lazım.

Sen ben mafya oluyoruz o düzgün adam oluyor

Bak o zamanlar okullara kömür geliyordu. 10 yerine 9 ton kömür döküp ceza almadılar. Ben de Düzce’de iktidar partisinin il başkanıydım. Bir şey yapamadım. O adamlar da Düzce’de azı dişi gibi gezen adamlardı. Adamın ne yaptığını bilirsen tavır koyarsın. Adam dışarıdan diyor ki mafya bu diyor. Açık seçik söylüyorum. Ben her zaman rahatım, geziyorum. Ama benim ismimi geçiriyorlar. Çocuğun birini yatırmışlar hergün parasını alıyorlar. Hakim soruyor Zekeriya 500’ü tanıyor musun, tanıyorum diyorlar. Şimdi öyle adamlar var ki Düzce’de senin hakkında ona konuşuyor, onun hakkında sana konuşuyor. İkimizi birbirimize çarpıştırıp kendisi aradan sıyrılıyor. Sen ben mafya oluyoruz o düzgün adam oluyor. Dedim ya onun umurunda olmaz. Çünkü o midesi geniş adam.

Bir sürü kaliteli bürokratımız var

Düzce’nin en büyük handikabı şu. Yarın öbür gün milletvekili olur diye Ankara’da ki bürokratları tutmuyorlar. Tanımıyoruz Ankara’da ki adamları. Bak bir sürü kaliteli bürokratımız var. Bir kitapçık bastırdılar. Sağlık Bakanlığı’nda laz bir ağabeyimiz vardı. Hangi bürokrat nerede diye. Bürokratların işine gelmedi. Ama Düzce’de bir vakıf açsak, gelse buradan okusa ve o çocuk unutmaz. Ankara bürokrasisine bakın bakalım nereliler.

AK Parti’nin milletvekili adayları

Ben olsam böyle bir liste yapmazdım. Fevai Arslan’ın performansına gelirsek,  Fevai’ nin en büyük özelliği il başkanlığından geldiği için siyaseti en iyi bilenlerden bir tanesidir. Fevai diğerleri gibi il başkanlığı yapmadı. Genel Merkezler hep diyalog halinde oldu. Biliyorsunuz geçen dönem milletvekilliği yapan Osman Hoca ile İbrahim Hoca arasında tatsız bir durum oldu. Fevai kavgacı değil.  AK Parti kavga eden değil biat eden adam istiyor. Bu nedenle genel merkezin istediği bir isim oldu hep.

Ben olsam böyle liste yapmazdım

Vatandaş diyor ki Çilimli’den iki insan olur mu? Aşye Keşir’in babası da o tarafta imamlık yaptı. Üçü de bir yerden diyorlar. Ben Anavatan, CHP; DYP olsaydım buna cesaret edemezdim. AK Parti kamuoyu araştırması yapıyor. Bizim oyumuz yüzde 60 listemiz çok önemli değil diyor. Hiçbir siyasi parti Akçakoca yada ilçelerini siyasetin dışında bırakarak  böyle bir liste yapamazlar.  Sinerjinin olması için tartışmak gerekiyor. Böyle bir listeyi tercih etmelerinin en büyük sebebi ise bu liste tercih edildi. Çok sürekli olur mu bana göre olmaz.

Oy devşirmesi olmazsa yine aynı sonuç olur

1 Kasım’da ne olur

7 Haziran’da CHP 35-36 bin oy aldı. MHP’de ona yakın oy aldı. Oy devşirmesi olmazsa yine aynı sonuç olur. Ben siyasi parti il başkanı olsam Akçakoca’da, Yığılca’da yatarım. Kalıcı Konutlar zaten kime vereceğini biliyor. Ama oralardan 3-5 bin oy aşağı çekersem bir milletvekili çıkartırdım. Ben Bolu’ya sık sık giderim o CHP’nin milletvekili Tanju’yu her yerde görüyorum. AK Parti belli potansiyeli olan bir parti. CHP ne yaparsa yapsın yüzde 30’un üzerine çıkamıyor. Gerisini AK Parti ve MHP’ye gidiyor. Ama millet  bir gün oy vermekten bıkabilir.

Şehirde seçim havası yok

Hiç seçim havası yok. İnşallah ülkemiz iyi bir iktidara kavuşur. Bu rantiyeci, menfaatci grupların işine gelecek ortamı yaşıyoruz.

Ben olsan 70 aday adayı göstermezdim

Ben olsam 70 milletvekili aday adayı çıkarmam. Sırf adam kartvizit bastırmak için aday adayı oluyor. Ayaklara düşürdüler. Hiç olmayacak adamlar aday adayı oluyorlar. Gidip sonra bürokratın başına ben bilmem kaçıncı dönem aday adayıydım diyor. Bu iş böyle olmuyor. Çok iyi çalışıyorsun ama en ufak hatada işin bitiyor. İnsanlar da acımasız.

Bazı bürokratlar sabun gibi

Bazı siyasetçilerde Düzce’de sabun gibi. Tutamazsın elinde. Pırt fırlar gider. Bakarsın ararsın bulamazsın. Bu nasıl bir anlayış. Milletvekilleri dönmüyor dedim ya bunlardan da bazıları Düzce’de yaşamakta zorluk çeker. Bir OSB’yi oturtmadılar. Tekstil geldi. Onun da penye bölümü geldi. Asgari ücret verilmiyor, sigorta ödenmiyor. Ben İş-Kur’a şu fabrikalar asgari ücret veriyor gibi görünüyorlar vermiyorlar dedim. Bizim yapacağımız bir şey yok şikayet etsinler diyor.

Yalın kılıç kavgaya giriyoruz arkamda kimse yok

Bunlara karşı geliyorsun dalıyorsun bir bakıyorsun arkanda kimse kalmamış. Hadi yalın kılıç daldın diyelim bu sefer arkasında kim var kim kontrol ediyor diyorlar. Benim hayatımda zor kavgaların benim mevzularım yüzünden  hiç olmadı. Ben dolandırıldım kimseye dolandırıldım diyemedim. Ama başkası dolandırılsa gidip çözüyorsun. Buda zor bir durum.

Gazetemizi nasıl buluyorsunuz?

Gazeteniz yakından takip ediyorum. Geniş bir yazar kadronuz var. Bu iyi, bir gazetenin çok sesli olması gerekir ki takip edilsin Bu yanıyla güzel, inşallah böyle devam edersiniz. İslam kardeşime hayırlı olsun başlılarının devamını diliyoruz.

Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz

 

 

 


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
23608 kez okundu
0 bekleyen yorum
21 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
Katılıyorum   Katılmıyorum
%49,16

Hasan SARI

14.1.2016 - 22:05:59

Çok güzel bir röpörtaj olmuş.Sizleri gazeteci olarak tebrik ederken Sn.500 ü Kendisini tanıtarak, gençlere örnek olacak tavsiyelerine ve hakikaten Düzce ve ülkemiz siyaseti için örnek yol haritasını paylaştıığı için teşekkürler.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%47,80

ANKARADA DUZCELI

6.1.2016 - 21:45:50

Erkan SECKIN dedigi kadar var hatta fazlasi ben ankarada goruyorum onun kadar kosturan duzceli vekil bile yok zekeriya abinin golgesi gibi ayni onun yolunda ama deger bilen yok insanlar yaslaninca kiymet bilinir gencken faydalanmak lazim
Katılıyorum   Katılmıyorum
%58,50

KARA DAVUT

7.12.2015 - 11:13:05

DAYI ; SEN ÇOCUKLUĞUMUZDAN BERİ HAYALLERİMİZİN KAHRAMANISIN SENİN İSMİN VE NAMIN YETERLİ SEN ADAMIN DİBİSİN SEN ORJİNAL DÜZCELİ EVET ZEKERİYA KORKMAZ DAYIMIZDAN BAHSEDİYORUM O YILLAR BOYU KONUŞULACAK BİR İNSANDIR ADAMDIR DURUŞU VE KARAKTERİ HEP DİK OLMUŞTUR VE ÖYLE OLACAKTIR SENİ SEVİYORUZ DAYI...
Katılıyorum   Katılmıyorum
%52,17

Erzurumlu ALİ

25.10.2015 - 14:23:28

Şehirler içindeki değerlerle kıymet bulur. Bu vilayete çok gençken geld m ve ilk tanıdığım insanların biri ''El 500'' oldu. Allahıma şükürler olsun ki bu şehri ve insanını bana sevdiren ''El 500'' oldu. Çok şey yazabilirim anlatabilirim ama Üstadın anlattıklarından yola çıkaran birşeyler söylemeye çalışacağım. Bu şehirde yaşayan bütün insanları hiçbir ayrıma tabii tutmadan ''Önce İnsan'' şiarıyla seven ve sahip çıkan biridir.Üstad 500 her ortamda memleketin ülkenin geleceği için dertlenmiş insanının geleceği için gam yüklenmiş bir insandır. Zamanın en güçlü insanlarına dahi ülkesi ve insanı için dikleşen gözünü budaktan sakınmayan biri olmuştur her zaman, ben şahadet ederim. Üstad 500 içini az buçuk dökmüş çok daha vahim olaylar var anlatılacak. Siyaseti Allah için yapan birinin elbette kendi nefsi çıkarı hiç endişesi kaygısı olmaz.Bana her zaman derdi;Rezzak Allah Gam Yok biz önümüze bakacak Allaha sığınacak yürüyeceğiz. Öylede yaptık şükür hala yüreğiyle yoluna devam ediyor Allah razı olsun. Yaşadığı devrin imkansızlıklarına rağmen bu şehre elinden geleni yapan biri O. Kavgası bu şehrin ve ülkenin insanı için oldu.Belli ki Üstad 500 kızgınlığını anlatmak için ''Eğer böyle olmak Mafya ise evet mafyayım'' diyor. Hayatı boyunca o yapılarla mücadele etti. Öyle anılmaktan haya eder. Avni bey Ve Necmi bey için söylediklerini çok önemsiyorum. Bu insanlar saygı ile anılmalı gerçekten imkansızlıklar içinde zor şartlarda mücadele ettiler ve bu şehre birşeyler kazandırdılar. Belediye Başkanı Mehmet bey içinde bir yol haritası çizmiş ama eğer anlaya bilirse ''Bu şehrin insanının yüreğine inersen nefsine uymaz isen şan ve şöhhrete değil insana önem verirsen hekelin dikilir.Bu tabii ki bir mecaz ''Hekel Dikmek'' Kalplerde olursun her daim saygıyla sevgiyle hürmetle anılırsın diyor Üstad 500, tabii anlayana! Düzce gibi her mezhepten ırktan inaç ve kültürden insanın olduğu yerde bir ''Danişmen '' olmak her insana nasip olmaz .Allah bunu size nasip ettiği için şükürler olsun. Ben ne insanlar gördüm anlatamam sabah hakaret edip akşam Konak bahçesinde El 500'ün masasında oturup dertine derman arayan pişkin insanlar.Neyse geçelim bunları en iyisini Allah bilir.Siyaset peygamber mesleği Üstad Dediğin gibi. politika olarak görenlerin yolu hep Firavunla çakışır.''Kişi Sevdiğiyle beraber olacak'' Biz siyaseti peygamber mesleği olarak gördük görüyoruz. İnşeallah O Alemde sevdiklerimizle birlikte oluruz. Rabbim sağlık sıhhat afiyet versin ömrün bereketli olsun.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%60,00

esnaf kardeş

19.10.2015 - 09:57:53

her sözü doğru. tespitleri dikakate alınması gerekir. anap zamanında çok işler yaptılar. kimi bilir kimi bilmez. erkan kardeşimin de yolu açık olsun allahın takdiri ile güzel yerlere gelsin ve memleketine hizmet etsin
Katılıyorum   Katılmıyorum
%60,79

Ressam..Mustafa

18.10.2015 - 18:47:31

500 ü tanırım. sözüne itibar etmek lazım. zor günlerde önemli işler yaptı. şimdikiler gibi günlük popülerlik peşiinde olmadı. Erkan da söyledii gibi düzgün bir arkadaş. ama bu memleket kime hak ettii deeri vermiş ki...
Katılıyorum   Katılmıyorum
%64,26

Hakan Kacaman

18.10.2015 - 17:47:24

Roportajda adi gecen Erkan Seçkin e dikkat. Ankara da Düzce icin tum burokratik kapilari asindirabilen tek adam. Duzce evlatlarina sahip cikip sesini yukseltmeli
Katılıyorum   Katılmıyorum
%54,92

Hakan Kacaman

18.10.2015 - 08:32:49

Roportajda adi gecen Erkan Seçkin e dikkat. Boşa edilmiş laf degil. Ankara da Düzce icin kosturan tek adam. Artik sehir uyanop kendi evlatlarina sahip cikmali ve bagrina basmali.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%73,26

GAZİ...

18.10.2015 - 13:57:28

Liderlik ulvi bir vasıftır. Çocukluktan başlar insanın liderlik hevesi. Oyunda, okulda, iş hayatında.. Hayatın her aşamasında öne çıkmak kendini ispat etmek ister. Herkes isterde; ‘’Zahmetsiz rahmet Olmaz’’ büyüklerin diliyle. İşte bu noktada (z)’nin noktasını silivermiş rabb’im ‘el 500’ için. Onun için bu rahmet çocuk iken başlayıp lisedeyken kendini göstermiş. Lider doğmak Allah (c.c) vergisi. Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen (Kendine dikkatlice bir bak; sen âlemin özüsün. Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen (Sen varlıkların gözbebeği olan insansın.) (Şeyh Gâlib) Sözlerinde anlatıldığı şekilde insana değer verip insan unsuruna yatırım yapan bir adam gördüm ben Sayın KORKMAZ’ın (el500) şahsında… Yüksekokula yeni başladığı 1988 yılında tanıdı onu genç öğrencinin biri. Derdini, sıkıntısını cebindeki bütün parasını paylaştı o ve o öğrencinin arkadaşlarıyla. Nasihat etmeyi severdi gençlere. Kendisinin zevkle yaşayamadığı öğrencilik yıllarına özlemini böyle giderirdi belkide.. ‘’-Başka işlere bulaşmayın, zamanında bitirin, ana-babalarınıza külfet olmayın’’Diye tembihlerdi. O öğrenci cemiyet içinde oturmayı, siyaseti devlete hizmet adabını 500 ün dostlarla sohbetlerinde bulunarak öğrendi. Memur oldu sonra devletine hizmet edip kadir bilmeye çalıştı. Mafya olmadı.. Gazi oldu, devlet övünç madalyası da aldı.. Deprem sorası Düzce deydi o genç. Kamyonla Konak Gazinosuna getirdiği yardım malzemelerini dağıtmaya çalıştılar 500 ün söylediği nokta nokta köylere. O’nu tanıyanlar gayretini bilenler köylerden arıyorlardı burada ihtiyaç sahipleri var bize de gönderin diye.. Muhtar mıydı? Değil… Başkan mıydı? Değil… Memleketin derdiyle dertlenenlerdendi sadece ‘500’… Gönüllerden başka bir yerde saltanat edindiğini de görmedik. Derlerr… Azizim derlerrr… Yapmasan da yaptı derler… Kedi misali, senin yaşadıklarını hayal dahi edemeyenler kabadayı da derler, mafyada derler… Karşılarına dikilir hesap sorarsın, işi paralele bağlar çeteci de derler…
Katılıyorum   Katılmıyorum
%54,72

Dost

14.10.2015 - 14:34:37

İnsanları anlamak, tanımak gibi bir derdi olmayan insanın tanımadığı bir insan hakkında vereceği hüküm başkalarının ağzına bakarak konuşmaktır. Bu da maalesef son yılların bir hastalığı olmuş. Zekeriya abinin kendinden başka herkese yardımı olmuştur. O da bunun karşılığını manevi olarak görecektir inşaallah. Hakkında yanlış konuşanlar, onu yanlış tanıtanlar herhalde utanırlar. Ne diyelim. Allah ıslah etsin, Allah hidayet nasip etsin.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%74,01

Kaya Erdoğan

14.10.2015 - 11:32:32

Bu gün Düzce dediğimizde "eşraf" olarak aklımıza hemencecik kimler gelir ki? Ya da kendini "eşraf" gibi görenler vardır.Öyle sanıyorum ki Zekeriya Abi hemen akla gelmez.İnsan (eşraf) kötü günde daha iyi belli olur.Depremde 1kilo nohutun, çadırın, prefabriğin peşinden koşan eşraf gördüm.Kendileri iki garibi sevindirebilecek haldeyken sadece kendilerini düşünenleri gördüm.Bu tabloda Zekeriye Abi kendisi çadırda, konteynırda herkes gibi idare ederken 200 civarında tır dolusu yardımı sadece telefon kullanarak getirtti ve dağıttı.O günlerde Zekeriya Abi için Konak'a gelenleri hatırlıyorum da gerçekmiydi diye halen şaşırıyorum.İşte Düzce'nin sahipleri ve işte Zekeriya Abi.O günlerde ve devamında Konak kabul merkezi gibiydi.Çok da uzun süre devam etti.Halen de bir problemi olanlar gelip gitmekte.A dan Z ye her konuda Zekeriye Abi'den yardım almak mümkündür.Siyasi hayatında eline geçen maddi manevi fırsatları neden değerlendirmedi diye kendisine sitem edenler aslında kendi gönüllerinde olanı dile getiriyorlar.Ama Zekeriya Abi gönlü ve vicdanı rahat halen hizmete devam ediyor.Hiç tanımayanlar gidin kendisinin bir çayını için tanışın,karşılık beklemeden hayatını sadece insanlara hizmet için ikame eden bir arkadaşınız, abiniz olsun.Zekeriya Abi'ye Allah'tan sağlıklı, uzun ömür niyaz ediyorum.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%60,55

k.erdoğan

13.10.2015 - 22:37:19

Namıdeğer 500 abimiz...Tanıdığım günden beri siyasetin içinde...birçok kişiyide yetiştirdi yanında...rahmetli T.Özalın siyasete başladığı günlerdeki ziyaretini çok iyi hatırlıyorum...15-20 kişiyle zekaeriya abimi ziyarete gelmişti..meşhur kahverengi takım elbisesiyle..ve daha nice bakan-milletvekili-işadamı vs..kimliğe sahip nicelerini gördük konakta ziyaret eden abimizi...siyaseti ranta çevirecek olsa sanırım bu gün maddi olarak trilyonlar, siyasi olarakta en tepelerde olabilirdi....ama o bana göre tek bir şeyi seçti İNSAN olmak ve öğle kalmak..
Katılıyorum   Katılmıyorum
%52,85

ziya

13.10.2015 - 17:51:06

Necmi Hoşver ve Avni Akyol, bu iki isim asla unutulmamalı
Katılıyorum   Katılmıyorum
%54,09

Haluk Yurtsever

13.10.2015 - 17:41:39

Sayı Zekeriya 500'ü tebrik ediyorum. Sorulan sorulara açık yüreklilikle ve mertçe cevap vermiş. AK Parti'ye de iyi dokundurmuş. Verilen oy belli eme karşılığında alınan hizmet de belli. Daha fazla hizmet gelmeliydi. Zekeriya abiler depremin en zor koşullarında yıkılan Düzceyi ayağa kaldırmak için iyi uğraştılar. AK parti onun üzerine bir şeyler koya bilmeliydi.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%66,76

ABDULLAH ARİF

13.10.2015 - 13:00:20

Çok anlamlı bir röportaj olmuş Düzcenin Sesi Gazetesini Tebrik ediyorum. Zekeriya Abi Söylenmeyenleri söylemiş birazda zülfiyare dokunmuş. 3 Dönem Ak Partiyi kayıtsız destekleyen Düzce İnsanına hak ettiği hizmetleri maalesef mevcut milletvekilleri getirmemiştir. Yanı başımızda komşumuz Bolunun gerek eğitimde gerekse Belediyecilikte geldiği nokta ortadadır. Vizyonu ve Misyonu olmayan siyasetçilerle Düzcenin gelişemeyeceği aşikardır. Düzce de ve Düzce İnsanında büyük emekleri olan Zekeriya Korkmazı da söylenemeyenleri açık sözlü bir şekilde ifade ettiği için ayrıca tebrik ediyorum. Düzcenin doğru bildiğini söyleyecek karnından konuşmayacak yiğit,mert, dürüst siyaset adamlarına ihtiyacı var.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%52,31

Muhamnet s

12.10.2015 - 21:59:19

Gazateyede 500 abiyede helal.umarim elverenler artar da ciglikten kurtuluruz.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%53,15

fatih S.

12.10.2015 - 16:46:54

Bu kadar mükemmel bir röportaj olamazdı.Abimizi destekliyoruz Allah uzun ömür versin.Sizin gibiler her zaman olmalı.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%79,19

can toker

12.10.2015 - 14:08:58

Düzce'de kıskançlık ve haset var önce o bitmeli..
Katılıyorum   Katılmıyorum
%70,88

Suat K.

12.10.2015 - 10:36:48

Onunla bir işi olup da insanlar arasında ayrım gözetmeksizin (dili, dini, mezhebi, partisi v.s)herkesin derdini sabırla dinleyen ve elinden geleni yapmaya çalışan, kendisi istemese de Düzceye her dönem 4. Milletvekili gibi hizmet eden değerli büyüğümüz Abimiz seninle gurur duyuyoruz.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%64,36

Miço

12.10.2015 - 10:09:15

Reis döktürmüş yine... Taşı hep gediğine koymuş. Helal sana.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%53,80

Aydın Bıçakcı

12.10.2015 - 09:54:50

Düzcenin beyaz Türkleri tükendiğinde bu şehir huzur bulur. Yoksa hiç bir zaman fitne fesat eksik olmaz...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

ÇOK OKUNANLAR