Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[16:12] Öğrencilere tiyatro gösterisi düzenlendi -- [16:10] Güreşçilere salon -- [16:06] ÖĞRENCİLERE MORAL VERDİ -- [16:03] Vali Dağlı’nın eşi şehit yakınları ile bir araya geldi -- [15:52] Yardım Eli Uzatılıyor... -- [15:50] BAŞKAN'DAN MESAJ VAR -- [15:46] AK GENÇLER İLE BİR ARAYA GELDİ -- [15:19] İNANILMASI GÜÇ KAZA.. -- [15:09] HALEP'E YARDIM ELİ -- [14:53] TÜRK POLİSİ YAKALAR --
Röportajlar
Mergiç değirmeninin hikâyesi

28.1.2016 - 10:59
1417 kez okundu
0 bekleyen yorum
3 onaylı yorum
Mergiç değirmeninin hikâyesi

“Değirmen”i şimdiki nesil bilmez. Vakt-i zamanında nasıl bir stratejik öneme sahip olduğunu duymamıştır. İnsanların en hayatî ihtiyacı olan tahılın una çevrilmesinin yanında, merkezî noktalarda olması ve çevreden hemen herkesin bir şekilde yolunun düşmesi sebebiyle önemli bir haber alma merkezi olduğunu da kavrayamaz.

Şimdilerde sırtı kamburlaşmış yaşlı bir ihtiyar görüntüsü veren ve nesilleri bir bir kaybolan değirmenlerin aslında kültürümüzün çok önemli birer değeri olduğunu anlayabilmek için belki de bir değirmene yolumuzun düşmesi yetmez. Hızlı giden bir kağnı gıcırtısı mı desem, yoksa yavaş giden bir kara trenin lokomotifinin sonsuza kadar tekrarlayarak çıkardığı sesi mi desem, işte o seslere benzeyen bir gürültünün arasında, una bulanmış giysileriyle asırlık bir değirmenciden bir değirmen hikâyesi dinlemek lâzım.

O halde buyurun Mergiç değirmeninin hikâyesini birlikte dinleyelim.

Ardeşen’den Mergiç’e

Bundan tam 100 yıl önce Rize’nin Ardeşen ilçesinden Düzce’nin Mergiç Köyü’ne bir göç hazırlığı başlar. 93 Harbinin ardından aslında göç, Hendek’in Kadifekale mevkiinedir. 4 hanımı ve 18 çocuğu olan Ali Ağa, kardeşleriyle beraber önce daha önceden tespit edilen Kadifekale’ye yerleşirler. Sonra arazi darlığından ötürü Ali Ağa, çoluk çocuğunu toparlayıp Mergiç’e yerleşir.

Çevrede değirmen yoktur. Yirmi nüfusa bakmakla yükümlü Ali Ağa için birinci öncelik, boğaz meselesidir, onun da giriş kapısı ekmek. Önce bir süre yevmiye ile çiftçilik yapan Ali Ağa, bir değirmen yapmaya karar verir. Şimdiki yeni sanayiinin bitimine, Küçük Melen’den kazma kürek yardımıyla bir kanal kazar. Değirmenin çarkını döndürecek eğime kadar suyun inmesi için kod düşürür ve değirmeni kurarak suyu akıtır. Yıl, 1930 civarıdır.

Bir bilge adam

Fehmi Amca, Ali Ağa’nın torunu. 80 yaşında bir delikanlı. Değirmenden içeriye girdiğimde beni güler yüzle karşıladı. Biraz konuşalım dediğimde ise hemen yer göstererek bizi, en derin hatıraların, duyguların ve muhabbetlerin birbirine karıştığı mekânda, kendine özgü bir sempati ve olgunlukla ağırladı.

Ne zamandan beri bu işi yapıyorsun Fehmi Amca?

Ben doğma büyüme buralıyım. Dedem Ardeşen’den gelmiş. İlk değirmenimiz ben doğduğum zaman çalışıyordu (1935). 1960 yılında vefat edince nöbeti babam devraldı. Yaklaşık 10 yıl babam çalıştırdı. 1970 yılında bir bayram sabahı merkeze camiye giderken bir araba çarptı ve babamı 65 yaşında kaybettik.

Sonra nöbeti siz devraldınız.

Hayır, ben devralmadım, küçük amcamın hanımları bir süre çalıştırdılar. Sonra Melen’e kanal açılınca solar iki metre aşağıya indi. Buraya gelen su yeterli olmamaya başladı ve değirmen işlevini kaybetti. Sürekli bakım istiyor tabii. O da olmadı ve gittikçe köreldi.

Sonra?

Sonra bir arkadaş bana bu değirmeni önerdi. “Sen yaparsın, dede mesleği” dedi, “hazır değirmenler var şimdi, elektrikle çalışıyor, kur bir tane, işine bak”. İstanbul ve Eskişehir’de yaptığım araştırmalar sonunda burayı kurdum. Yıl 1980 idi. Bir süre ben başka işler denedim, parkecilik falan gibi, 2004 yılına kadar hanım çalıştırdı burayı. Sonra o gün bu gün buradayım. Hastalık falan olmazsa sadece Cuma günlerini kendime ayırırım, geri ömrüm burada geçer.

Zor işlerin adamıyız

Fehmi Amca, neden Rizeliler çoğunlukla ekmek işleriyle uğraşır?

Burada bizim sülâleden başka Karadenizli yoktur. Onun için ben Çerkezce ve Abhazcayı iyi bilirim. Fakat Lazcayı bilmem. Neden? Arkadaşlarımdan. Arkadaşın neyse sen de osun denir, doğrudur. Bizim Karadenizliler ne kadar ağır iş varsa ona soyunurlar. Gözü pek insanlardır. Halbuki bir çerkez, bir abhaz,  bu işi yapmaz. Onlar temiz işlerin adamıdırlar.

İşler nasıl peki?

Çevrede değirmen azaldı artık. Dokuzdeğirmen Köyü’nde artık bir tane bile yok. Çevrede saysanız kenarda köşede üç beş değirmen kaldı. İşinizi takip ederseniz işler yoğun. Cumayeri’nin köylerinden berisi geliyor, işlerini görüyoruz.

Çoluk çocuğu büyütmüşsündür Fehmi Amca.

İki oğlum küçükken öldü. Dokuz kızım var. Onlar da okuyan okudu, okumayan okumadı, yerlerine yerleştiler. Bir hanımla biz varız burada.O da dizlerinden ameliyat oldu, yeni toparlıyor.

Yolun sonu görünüyor

Peki, burası ne olacak?

(Gülüyor) E onu da düşünmüyor değilim. Yolun sonu görünüyor artık. İstiyorum ki meraklı bir genç çıkıp talip olsun bu değirmene. Söküp götürsün, istediği yere kursun. Ben de ona bildiklerimi aktarayım, bu düzen devam etsin. Bu civarda yapabilirse müşterisi hazır.

Bildiğimi aktarırım dedin. Değirmenciliğin püf noktaları nedir?

Çok var elbette. Ben daha bazı şeyleri yeni öğreniyorum. Meselâ şu tertibat Düzce’de yok. Bakın un kendi kendine çuvala giriyor. Bunu yapmak için birkaç başarısız denememiz oldu. Meselâ binanın her tarafını sac kapladık, mısırları fareden korumak için. Un öğüten taşları dişleme işi bir mesele. Mecburen öğreneceksin. Önceleri, değirmeni aldığım fabrikanın ustasını 6 veya 8 ayda bir çağırırdım, gelip bir gece misafirim olur, işini bitirir giderdi. Sonra değirmene talep azaldıkça üretim de azaldı. Baktım ki usta daha gelemeyecek, işi ondan öğrendim. Taşları dişleme işi zor iş. Zımpara taşı olduğu için çok sert. 3 gün falan sürüyor.

Bir aileyi rahat geçindirir mi bu değirmen?

Elbette. İşini temiz yaparsa ve müşterisine güven verirse para kazanır. Bu değirmen normal çalıştığı zaman 600-700 lira elektrik faturası gelir. Bu taşın belirli bir devirde bir şekilde dönmesi gerekiyor. Teknik bir konu. Eskiden su ile dönüyordu, şimdi elektrikle. Devrini bul da rüzgâr gücü ile mi, traktör gücü ile mi, yoksa elektrik gücü ile mi, nasıl döndürürsen döndür. Su ile döndürürsen, bedavaya gelir tabii.

Düzce’de kaç değirmen var?

Pek kalmadı. Yığılca’yı bilmiyorum. Yığılca sapağında var, o bizden daha eski herhalde. Şakuş’ta olduğunu biliyorum, Cevizlik’te var, bir de Doğanlı’ya giderken var galiba.

Organik un

Fehmi Amca, organik un bulunduruyor musun?

Ben orijinal buğday ununu 2005’ten beri kendim de kullanıyorum. Evde ekmek yaptırıyorum. Alıştık ona, artık mısır ekmeğini de aratmıyor. Düzce’de yeteri kadar bulunmuyor. Zahireci bir arkadaş Konya’dan getiriyor. Çünkü buğdayın ırkı ve yetiştiği bölgenin iklimi, buğdayın kalitesini doğrudan etkiliyor. Konya ve Eskişehir gibi bölgeler bu konuda ün yapmıştır. Devamlı müşterilerim var, orijinal buğday unu isteyen. Onlar için buğday getirtiyorum. Olduğu gibi kepeğiyle beraber öğütüyorum, sonra kalın kepek kalıntılarını bir elekten geçirerek isteyenlere veriyorum.

Düzce’de yerli mısır var mı peki?

Yerli mısır Düzce’den eksik olmaz ama fazla önem vermiyorlar. Birkaç dönüm ancak ekiyorlar. O da birbirini devam ettiriyor. Ama para kazanmak için Amerikan mısırını tercih ediyorlar. Tadı tuzu yok ama mesela bir dönümden yerli mısırdan 500 kilo mahsül alıyorsan, Amerikan ekersen bir buçuk ton alıyorsun.


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
1417 kez okundu
0 bekleyen yorum
3 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,76

ibrahim kurrnaz

1.2.2016 - 21:20:25

Saygılar sizin gibi bir değrmenci amcada soğukpınarda var oda epeyce tarih dolu 90 yaşlarında var sanırım
Katılıyorum   Katılmıyorum
%42,34

yalçın ozan

30.1.2016 - 10:00:28

ÇİLİMLİ YENİKÖY DE DE DEĞİRMEN VAR. HABER YAPARSANIZ SEVİNİRİM.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%41,35

Fotoğraf Meraklısı

29.1.2016 - 18:47:05

eleğe takılan sayılı insanlar ekmeğini emeğiyle kazanırlar

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

ÇOK OKUNANLAR

İşte Düzce BİLSEM'in faaliyeti