Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[14:44] İki Bakanın Düzce Programı Ertelendi -- [14:07] MUHTARLARA 112 ACİL ÇAĞRI ANLATILDI -- [14:00] ÇAMKÖY’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM BAŞLADI -- [13:52] BAŞKAN KAZI ALANINDA İNCELEME YAPTI -- [13:25] DTSO SEÇİMLERİ EKİMDE YAPILACAK -- [13:19] SAĞLIK OCAKLARI ÖNLERİNE KAMELYALAR KONUYOR -- [13:13] OLTA AVCILARI DİKKAT! -- [13:10] DİJİTAL SU PERDESİ MONTAJI YAPILIYOR -- [13:08] Akçakoca’da temizlik seferberliği sürüyor -- [12:49] Düzce'de bugün vefat edenler --
Röportajlar
Müslüman zulmünden Müslümana sığınan Irak’lı Bir Ailenin Göç Hikâyesi

Irak’ta Bağdat ile İran sınırı arasında Diyale kasabasında yaşayan Hakkı İsmail, yaklaşık üç ay önce, iki çocuğunu Bağdat’ta bırakarak beş çocuğu ile geldiği Düzce’de özlem dolu ama huzurlu yeni bir hayata başladı. Rüzgârın tohumu savurduğu gibi savaşın savurduğu milyonlarca inşadan biri olan Hakkı İsmail, evinin kapılarını bize açtı.

21.6.2016 - 19:34
733 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum
Müslüman zulmünden Müslümana sığınan Irak’lı Bir Ailenin Göç Hikâyesi

İşte onların hazin hikâyesi.

Ölüm kokan yıllar

Yaşadığınız yerde ilk ne zaman güvenlik anlamında huzursuzluk duydunuz?

2003’teki ABD darbesinden beri huzursuzluk başladı. Amerika, Saddam’ı düşürmek için bir yıl boyunca Irak üzerine bomba yağdırdı. Özellikle alışveriş merkezleri bombadan nasibini alıyor, her gün onlarca sivil ölüyordu. Daha sonra Saddam düştü ve ülke çapında güvenlik anlamında büyük bir boşluk oluştu. Eğer bir ülkede güvenlik yoksa siz kendi güvenliğinizi kendiniz sağlarsınız. Irak’ta herkes kendi güvenliğini kendisi sağlamaya başladı ve müthiş bir kaosun ortasında bulduk kendimizi.

Saddam Hüseyin düştükten 2005 yılına kadar “Alibaba” denilen hırsızlar tarafından ülke çapında yağmalamalar başladı. Özellikle devlet binaları ve müzeler yağmalamadan nasibini aldı. Amerikalılar özellikle müzelerin kapılarını açtılar, fırsatçılara yol olsun diye.

Amerikalılar sizinle bu süre içinde hiç muhatap olmadılar mı?

Amerikan askerleri Saddam’ın düşmesinden iki ay sonra yaşadığımız şehre, Diyale’ye geldiler ve birkaç yere karargâh kurdular. Kimse korkudan dışarı çıkamıyordu.

Size zarar verdiler mi?

ABD askerleri gördükleri sivil halka saldırıyorlar, köyleri basıyorlar, yağmalıyorlar karşı çıkanları öldürüyorlardı. Arabalarla işlerine giden insanları sebepsiz yere öldürüyorlardı. Mahalle ve köyleri dolaşıyorlar ve onlardan korkup kaçan halkın üzerine ateş ediyorlardı.

Bu süreç ne kadar devam etti?

2003’ten 2007’ye kadar bu devam etti. Öyle ki, kim dışarıya çıkarsa öldürülme tehlikesi vardı. Birçok tanıdıklarımız bu süreçte öldürüldü.

Peki, 2007’den sonraki hayatınız nasıldı?

2007’den sonra Amerikalılar gittikleri yerlerde Iraklı gençlerden bir güvenlik ordusu oluşturdular. Maaşlarını vererek kendilerince güvenliği sağlamaya çalıştılar. Ama sağlayamadılar. Hayat gittikçe zorlaştı. Güvenlik zaafından faydalanan İran askerleri ve Şiiler bize aman vermediler.

Bu arada İran size ne zarar verdi?

Yaşadığımız Diyale şehri İran sınırında olduğu için Irak hükümetinden çok Şiilerden çektik. Diyale’de yıllarca devamlı olarak İran’ın tankları ve askerleri dolaşıyordu.

Peki, buna Amerikalılar göz mü yumuyorlardı?

Amerikalıların gözü önünde oluyordu her şey. Ama karışmıyorlardı. Belki de teşvik ediyorlardı.

Vatandan ayrılış

Ülkeyi terk etmenizin hikâyesini anlatır mısın?

İran’dan aldığı cesaretle ve bölgedeki güvenlik zaafından faydalanan Şiiler, bizim gençlerden fidye istemeye başladı. Vermeyenleri pervasızca öldürüp atıyorlardı. Buraya gelmeden on dört gün önce seksen dört yaşındaki amcamı tarlada katlettiler. Oğlu askerdi. “neden oğlunu askerden geri çağırmıyorsun” diye öldürdüler. Böyle sudan sebeplerle ölümler çoğalmıştı.

Sizin çocuklar da böyle sahnelerle karşılaştılar mı?

Oğlum İzzettin taksi şoförüydü. Bir arkadaşım beni telefonla aradı. “Bak Hakkı, çocuğu işe gönderme, öldürebilirler” dedi. Yakınlarımızdan birer ikişer ülkeyi terk edenler vardı. Daha önce buraya, Düzce’ye gelen akrabalarımdan biri beni telefonla aradı. “Bak Hakkı” dedi, “Türkiye’de Düzce adında bir şehir var. Son derece huzurlu bir yer. Buraya gelebilirsiniz.”

Böyle bir haberi değerlendirmek istedim. Hemen Bağdat Hava Yolları’ndan Sabiha Gökçen’e biletleri aldım ve geldik. Bizi akrabalar hava alanında karşıladılar.

Çıkarken ne gibi hazırlık yapabildiniz?

Bütün ana eşyalarımızı sattık. Bir arabamızı da sattık. 2007 model bir minibüsümüz şu an Bağdat’ta. Akrabalarım çalıştırıyorlar, bize de biraz para gönderiyorlar.

Ailenizden kalan oldu mu?

Bir oğlumla bir kızım Bağdat’ta. İkisi de evli. Oğlum hastanede laborant, kızım da üniversite öğrencisi.

Kaç aydır Düzce’desiniz?

Üç ay oldu.

Düzce hakkında neler söylersiniz?

Düzce güvenli bir şehir. Halkı çok kibar. Yabancılara saygı gösteriyorlar. Genelde mütedeyyin insanlar.

İleride bir gün Irak düzelirse vatanınıza döner misiniz?

Eğer devlet güçlenir ve orada bir Şia korkusu olmazsa döneriz ama sanmıyorum. Çünkü İran buna müsaade etmez. Diyale’nin tamamen şiileşeceğini söylüyor ve bunu gerçekleştirmek için elinden geleni yapıyor.

Düzce’de karşılaştığınız bir zorluk var mı?

Çok rahat ve sakin bir şehir. Dil problemini saymazsak bir zorluk yok.

Günlük hayatınızı nasıl geçiriyorsunuz?

Ben her gün Iraklı’larla beraberim. Cedidiye meydanı veya Anıtpark’ta..Görüştüğüm Iraklılar Düzce’yi çok seviyorlar. Öyle ki, herkes kimliğinde “Düzce” yazmasını istiyor.

Nasıl geçiniyorsunuz?

Çok azımıza Irak hükümeti tarafından savaş tazminatı geliyor. Her ay hesabımıza yatıyor, alıyoruz. Diğerleri günlük işlerde çalışıyorlar. 

Burada beş oğlunuz var, en büyüğü on dokuz, en küçüğü de on üç yaşında. Onların geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle bu çocukları ölümden kurtardık. Evet, kimi ilköğretim, kimi lise, kimi üniversite okuyordu ama can güvenliği yoktu. Her gün ölüm haberi alacağız diye tedirgin bir bekleyiş içindeydik. Yakınlarımızdan birçok okumuş kesim katledildi. Ben onları güvenli bir ülkeye ve şehre getirebildiğim için Allah’a şükrediyorum. Bir de şu: mezhep ayırımı o kadar körüklendi ki, akrabalarımdan bir sürü eğitim görmüş insan, sırf Sünni olduğu için iş bulamıyor.

Anlaşılan şu ki, savaş sizi rüzgârın tohumu savurduğu gibi savurmuş. Allah inşallah bundan sonraki hayatınıza kolaylık verir.

Amin. İnşallah.

Irak Kuveyt’e neden girdi?

Diyale’nin inanç yapısı nasıl?

Önceden yüzde yirmi Şii, yüzde seksen Sünni’ydi. Şimdi tamamen değişti. Sünnilere hayat hakkı tanımıyorlar.

Peki, 1979 yılında başlayan İran Irak savaşının Diyale’ye etkisi ne oldu?

Benim iki kardeşim o savaşta şehit oldu. Biri Basra’da, diğeri Süleymaniye’de komutandı. Kerbela bölgesinde Şiiler tarafından öldürüldü.

Ordudaydılar yani

Evet, askerdiler.

Diyale o savaştan nasıl etkilendi?

İran sınırına yakın olduğundan dolayı ufak tefek talan olayları yaşandı ama genelde Saddam Hüseyin zamanında hiçbir problem yoktu. Yaklaşık on beş yıl. Ta ki Saddam Hüseyin Kuveyt’e girinceye kadar.

Peki, Irak Kuveyt’e neden girdi?

Bize göre savaş küçük bir sebepten başladı. Irak başbakanı Kuveyt’e gidince Kuveyt Başbakanı bizimkine, “sizin kadınlarınız dansöz” anlamında bir söz söylemiş. Irak Başbakanı da “burada huzur ve güven içinde yaşıyorsanız bu Irak sayesindedir, güven li yaşama sebebiniz biz iken böyle bir sözü nasıl söylersiniz?” diye tartışmış ve hemen Saddam Hüseyin’i arayarak konuyu ona aktarmış. Irak’ın Kuveyt’i işgalinin görünen sebebi budur. Hatta Saddam Hüseyin ırak televizyonlarına çıkıp, “Kuveyt Başbakanı sizin kadınlarınıza dansöz dedi” diye açıklama yapmıştı.

Peki, Irak Kuveyt savaşında siz zarar gördünüz mü?

Yaşadığımız yer olan Diyale, o bölgeye oldukça uzak olduğu için pek etkilenmedik.


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
733 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!


Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

ÇOK OKUNANLAR

DEVLET YAPISI İÇERİSİNDE DEFTERDARLIK ÖNEMLİDİR.