Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[17:51] Serbest Piyasa Fındık Fiyatları, TMO’yu Yakaladı -- [17:44] Silah ve uyuşturucu otomobilin motor kısmından çıktı -- [17:32] LASTİK DEĞİŞTİRKEN CANINDAN OLDU -- [17:30] 15 Temmuz kitabının tanıtımını yaptı -- [17:09] Daha Hızlı ve Etkin Kamu Hizmeti -- [17:06] HERKES ŞİKAYETÇİ… ÇÖZÜM ORTAK AKILDA -- [16:52] Milli Oyuncak Masaya Yatırıldı -- [16:16] DÜZCE’NİN SUYU AKARSULARDAN -- [15:52] CHP’DEN SUÇ DUYURUSU -- [15:08] ADLİYEYE SEVK EDİLDİLER --
Röportajlar
Mesut Önder;"Köyümüzün Kalkınmasına Yönelik Çalışmalar Yapıyoruz"

Gazetemiz yazarı İlhami Atasever, “Köprübaşı Ömer Efendi Köyü Kalkındırma Derneği” Başkanı ‘Mesut Önder’ ile Röportaj gerçekleştirdi.

3.4.2017 - 12:05
617 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum
Mesut Önder;

Kendinizi tanıtır mısınız?

03.10.1977 tarihinde Almanya’da doğdum. 19 Mayıs Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Çeşitli sektörlerde yönetici olarak görev aldım ve şu an da Çevre Mühendisi olarak özel bir firmada çalışmaktayım. 2005-2011 yılları arası ve 2014’den bugüne kadar “Köprübaşı Ömer Efendi Köyü Kalkındırma Derneği” başkanlığını yürütmekteyim.

“Köprübaşı Ömer Efendi Köyü Kalkındırma Derneği” ne zaman kuruldu? Adresi neresidir?

Derneğimiz 2005 yılında, Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde kuruldu. Başka şubemiz yoktur. 65 üyemiz bulunmaktadır. Derneğimizin adresi (Düzce) Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’dür.

Kuruluş amacınız neydi?

Derneğimizin öncelikli amaçları arasında, köyümüzün kalkınmasına yönelik eğitim ve çalışmalar düzenlemek, her yaş grubuna uygun etkinlikler hazırlamak, köylere canlılık katacak yeni fikirler için araştırmalar yapmak, temiz ve yaşanabilir bir çevre için faaliyetler yürütmek, köyümüzün tanıtımına yönelik çeşitli projeler oluşturmak gibi konuları sayabiliriz.

Derneğiniz ne tür çalışmalar ve etkinlikler yapmakta?

Bizim vazgeçilmez faaliyetlerimizden biri bol bol ağaç dikmektir. Özellikle çocuklarımızı da bu etkinliğe dahil etmeye çalışıyoruz. Her yıl bu çalışmayı düzenli bir şekilde yürütüyoruz. Bundan da büyük bir keyif alıyoruz. Köyler, ağaçlar ile güzel. Bu yeşil görüntüyü daima korumalıyız.

Bunun yanı sıra köyümüzde “tarım ve hayvancılık” üzerine çeşitli paneller düzenledik. “Fındık yetiştiriciliği ve bakımı”, “Sebze Yetiştiriciliği” gibi konular üzerine uzmanların katılımı ile çeşitli söyleşilerimiz oldu. Mevcut yetiştirilen ürünlerin gelişimine katkı sağlamak ve bunların haricinde farklı sebzelerin üretimini de kazandırmak için araştırmalarımız devam ediyor. Yine buna yönelik satış ve pazarlama tekniklerini de geliştirmek için çalışmalarımız var. Özellikle gençler farklı sektörlerde çalışsalar bile toprak ile uğraşılarını yeniden kazandırmak adına bir dizi etkinlikler düzenledik. Atalık tohumlara önem vermekteyiz ve bu mirasa sahip çıkmak istiyoruz. Bu tohumlar nasıl ki bize kadar ulaştıysa, biz de, bizden sonra gelecek nesillere bozulmadan aktarmak için çaba göstereceğiz. Bir yerde duymuştum ve çok hoşuma gitmişti, aileler yeni evlenecek kızlarının çeyiz sandığına, nesilden nesile taşınan ve doğallığını koruyan tohumları bırakırlarmış. Onlar da bahçelerine ekerek çıkan yeni tohumları kendi çocuklarına miras bırakırlarmış. Bu tohumlar bizler için gerçek bir miras.

Henüz hiç başlayamadığımız ve içimizde olan Arıcılık konusu var. Zaman bulursak bu konuda da eğitimcileri davet edeceğiz. Yaz aylarında köyümüzde küçük ve şirin bir doğal pazar oluşturmak istiyoruz. köy halkı haftada bir gün burada bahçede yetiştirdikleri ürünleri, evde hazırladıkları malzemeleri, el işlerini sergileyebilecekler. Bu pazarda plastik poşet yerine eskiden olduğu gibi kese kağıtları düşünüyoruz. İnternet sayfamızda köy ürünlerimizin tanıtımına devam ediyoruz.

Bu söyledikleriniz çok güzel şeyler ama yapabilecek misiniz? Bunun için aldığınız ne gibi tedbirler var?

Bu iş kolay değil tabii. Hepsi zaman ve sabır isteyen işler. Ama bir yerinden başlamamız gerekiyor, önce kendimizden başladık, her genç tarımı öğrenmeli ve küçük de olsa bahçesinde uygulama yapmalıdır. Tarım olmadan her şey daha da zorlaşacaktır. Hiçbir genç üretmekten vazgeçmemelidir. Önümüze küçük hedefler koyarsak zamanla daha kolay yol alırız. Örneğin küçük hobi bahçemizi yaparak bu işe başlayabiliriz. Aldığımız ürünleri kendimiz yetiştirmeyi denemeliyiz. Sonuç olumsuz da olsa hiç sorun değil, tekrar baştan başlayıp sabırla devam etmeliyiz. Toprakla uğraşmak insanı rahatlatacaktır. Kendimizce farklı sebze türlerini yetiştirmek üzere araştırmalar yapabiliriz. Göreceksiniz ki işin içine girdikçe üretimi daha da seveceksiniz.

Çocuklar için ne gibi etkinlikler yaptınız veya yapmayı düşünüyorsunuz?

Çocuklar için her yıl çeşitli etkinlikler düzenlemeye çalışıyoruz. Bir yaz akşamı açık alanda “Kukla” gösterisi düzenledik ve aileleri ile keyifle zaman geçirdiler. Yine “Yemek Festivalimizde” “Karagöz ve Hacivat” gösterisi düzenledik. Mutfak atölyemizde “Çocuklar Kurabiye Yapımı” etkinliğine katıldılar. Mesela; şu an derneğimiz üyelerinden Ömer Tahan haftada 2 akşam köyde “İngilizce Kursu” veriyor. Yazın “Kafkas Oyunu” çalışmalarını başlatacağız. Çocuklar için yep yeni de çalışmalar başlattık. “Bilgi Yarışması” ve “Çocuk Şenlikleri” için üyelerimiz ile fikir alışverişi yapmaktayız.

Başka ne gibi etkinlikler yapıyorsunuz?

Gençler için organizasyonlarımız devam ediyor. Düzenlediğimiz Masa Tenisi Turnuvası’na oldukça iyi bir katılım gerçekleşti. Bahar mevsimlerinde “Bisiklet Turlarımız” yapılıyor. Bu yıl “Erasmus Gençlik Değişimi projesine” başvurduk. 2005 yılında başlayan ve toplamda 4 yıl yapılan “Düzce Kuzey Kafkas Kültür Derneği’nin köyümüzde düzenlediği Kafkas Festivaline” ev sahipliği yaptık. Derneğimiz organizasyonda yer alırken ilk festivalde bir stant açtı. Bu yıl “Balıkesir Orhanlı Köyü” ile derneklerimizin ortaklaşa bir programı olacak. Yazın karşılıklı olarak gençlerimizin tanışması ve farklı bir şehirde farklı bir köyün kültürünü yakından görmesi için karşılıklı ziyaretlerimiz gerçekleşecek. Gençler her yıl açık alanda bir araya gelerek iftar düzenlemekteler. Yine düzenli olarak derneğimiz köy Camimizde tüm kaybettiklerimiz için “mevlid programı” düzenlemekte. Geleneksel Bayramcı Köyü Voleybol Turnuvasına 2005 yılında katıldık. Köyden, İstanbul, Gaziantep ve Bursa’ya çeşitli zamanlarda gezilerimiz oldu. Yaz aylarında yeni gezilerimiz de gündemde.

Kurslar açıyor musunuz?

Evet, çeşitli dallarda kurslar açıyoruz. Kazan Projesi kapsamında derneğimizle “Sebze Yetiştiriciliği” Kursları ile “Yemek Kursları” düzenledik. Yine köyümüzün bir başka derneği olan “Adige (Çerkes) Kültür Evi Derneğinde” İbrahim Sami Özen hocamızın öncülüğünde “Alüminyum Kabartma Kursları” yapıldı ve sergisi açıldı. Şu anda da Fatma Kaplan Yılmaz hocamızın açtığı  “Ahşap Boyama Kurslarımız” devam ediyor ve oldukça iyi bir katılım ile bir birbirinden güzel eserler çıkıyor. Kurslara sadece köyümüzden değil Düzce’den de katılım oluyor ve keyifle devam ediyor. Kültür Evinde geçtiğimiz yaz sergi ve kitap imza günü etkinlikleri gerçekleşti. (www.adigekulturevi.com). Ayrıca kurslarımızı merak edip ziyarete gelenler de oluyor. Böylece “Köyler Canlanıyor” sloganımızda olduğu gibi köyde sürekli bir hareketlilik olmakta. Geçtiğimiz yıl farklı zamanlarda İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerini köyümüzde ağırladık. Çeşitli TV kanalları ve gazeteler köyümüzü ziyaret etti ve program çekimi yaptılar.

Bu etkinlikleri köyde hangi binada yapıyorsunuz? Yemek Festivali düzenlediniz mi?

Etkinliklerimizin büyük bir kısmı açık alanda oluyor. Kurslarımızı da “Adige Kültür Evindeki” eğitim sınıfında yapıyoruz. “Kazan Projesi” kapsamında “Yemek Festivali” yaptık. Eğer yapabilirsek bu yıl da 2.sini gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.

 “Kazan Projesi”den biraz bahseder misiniz?

 “Kazan Projesi”nin koordinatörlüğünü yürütmekteyim. Bu çalışma, Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’ne canlılık kazandırmak ve lezzetlerimizin korunması için eskilerde olduğu gibi imece çalışmalarının yeniden başlaması için oluşturulmuş bir sosyal yaşam projesidir. “Köprübaşı Ömer Efendi Köyü Kalkındırma Derneği” olarak 2015 yılı içerisinde, İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı’na “Kazan” isimli projemizle başvuru yaptık ve hibe desteği almaya hak kazandık. Danışmanlığımızı yapan Sayın Engin Çavuş ile birlikte hazırladığımız çalışmada birçok alanda ses getiren etkinliklerimiz oldu.

Mesela; hangi alanda ses getiren projeleriniz oldu?

Yemek Kursları ve Yemek Festivali umduğumuzdan daha büyük ilgi gördü. Gaziantep gezimizin ardında da “Mutfak Sanatları Eğitim Merkezi” bizi arayarak Kazan Projesi kapsamında yapılan ziyaret ve birlikte yapılan Mutfak Atölyesi çalışmalarından sonra birçok yerden tebrik aldıklarını ilettiler.

Çalışmalarınızda köy halkından destek görüyor musunuz?

Evet köyümüz halkı “Kazan Projesini” çok sevdi ve projemize her zaman destek verdiler. Onların katılımları olmasa, bu çalışmalar zor ilerlerdi. Bu konuda köy halkımıza ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu konuda çok şanlıyız herkes canı gönülden projeye katkı sağlıyor. Sadece köydekiler değil köyümüzden olup şehir dışında ve yurt dışında olan köy halkımız da sürekli bize yazıyorlar bizler neler yapabiliriz buradan diye soruyorlar. Bunları duymak gerçekten bizleri mutlu ediyor. Bizler köyümüzü çok seviyoruz ve köy halkımız da en iyi şeyleri hak ediyor. Bunun yanı sıra muhtarlığımızın, diğer derneklerimizin ve çeşitli kurumlarımızın desteğini de her zaman yanımızda hissediyoruz. Hiç tanımadığımız kişiler bile bizi arayarak bu projeye katkı sağlamak istediklerini söylüyorlar. Kısa zaman içerisinde projemiz birçok yerde bilinir hale geldi.

Proje ortaklarınız kimlerdir ve birlikte ne tür çalışmalar yapıldı?

Düzce Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, köyümüzde 5 gün süren Sebze Yetiştiriciliği Kursları düzenledi. Düzce Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yemek Festivali tanıtımlarına katkı sağladı. Düzce Eğitim, Araştırma ve Rehberlik (DEAR) Derneği projenin hazırlık aşamasında ve yürütülmesinde bize destek oldular. Düzce Adige (Çerkes) Kültür Evi Derneği tüm etkinliklerimize ev sahipliği yaptı.

Projenin ismi nasıl çıktı ve asıl hedefi nedir?

“Kazan”; eski dönemlerden bugüne günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir. Kazan dediğimizde aklımıza ilk gelen köyler ve imece çalışmalarıdır. Tencerede yapılan yemeği bir kişi yapmaktadır, ancak kazanla yapılacak bir düğün yemeği için komşular bir araya gelmelidir. Yine kış hazırlıklarında, komşular sonbaharda bahçelerde kazanın çevresinde toplanır. Kışlık konservelerini birlikte hazırlarlar. Yılda bir “Aşüre” yapımı için yine hep birlikte bir çalışma yapılır. Sohbetin en renklisi bir araya gelindiğinde yaşanır. Bu keyif, tarif edilemez bir hal alır. Bir doğallık vardır kazanın içinde. Kısacası “KAZAN” birliktelik demektir, geleneklerin yaşaması, köylerin canlanması demektir!

Kazan projemizin ismi ile yola çıkış amacı aynı noktada da buluşturuyor. Düzce’nin köylerini, derneklerini aynı ortak amaç için bir araya getirmek, ortak çalışmalar yapmak, köylerin canlanması ile köyler arası ziyaretlerin çoğalması hedeflerimiz arasındadır. Tıpkı kazan etrafında toplanan komşular gibi, ortak hedefler etrafında birleşmek için çalışmalarımız devam ediyor. Köylerin cazip hale gelmesi ile haftada 1 gün bile olsa insanları şehrin yoğun ortamından kurtarmış olacağız. Düzce’de sağlanacak bu hareketlilik doğa turizmine de katkıda bulunacaktır. Düzce; birçok şelaleleri, yaylaları, gölleri, denizi, mağaraları, antik kenti ile bulunmaz bir doğaya sahiptir. Bu da başlı başına Düzce’nin gelişimi için önemli bir değerdir ve bunun için de köylerin gözle görülür bir desteği olacaktır. Tüm köyler, tarım ve doğa turizmi ile kalkınmaya katkı sağlayacak durumdadır.

Köyler canlanıyor derken insanların şehirden köye dönüşünü mü sağlayacaksınız?

Not:”Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye'nin nüfusu 2016'da bir önceki yıla kıyasla yüzde 1,3 artışla 79 milyon 814 bin 871 kişiyi bulurken, il ve ilçe merkezlerinde ikamet eden kişi sayısı 73 milyon 671 bin 748 oldu. Türkiye nüfunun %92’si il ve ilçe merkezlerinde yaşarken, %8’i ise belde ve köylerde yaşamaktadır.”

Bu çok kolay bir şey değil. Biz ondan ziyade sahip olduklarımızın farkına varmak ve kültürel değerlerimizi korumak adına bir şeyler yapmak istiyoruz. Yapacağımız etkinliklerle insanların köylere olan ilgisini arttırmak istiyoruz, en azından hafta sonları bu etkinliklere katılarak şehrin yoğunluğundan biraz uzaklaşmış olurlar. Ülkemizde nüfus artışına ters orantılı olarak, köylerdeki nüfus hızla azalmaktadır. Aynı zamanda kendimize özgü değerlerde hızla tükenmekte ve gün geçtikçe geçmişe olan özlem artmaktadır. Düzce’nin köyleri de uzun yıllardır birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmaktadır. Bu nedenle bu zengin kültürümüzü korumalıyız.

Kazan Projesi ile Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde yapılan etkinlerle hedeflerimize bir adım daha yaklaşırken, sesimizi birçok yere duyurma şansı bulduk. Mutfak Atölyemize ilgi, tahminimizden daha fazla olurken, her hafta sonu ziyaretçilerimizin olması bizi daha da mutlu etti. Böylece yazımızın başında bahsettiğimiz “Köyler Canlanıyor” fikrinin olgunlaşmaya başladığını görmeye başladık. Bu tür aktiviteler, hem komşular arası iletişimi arttırmakta hem de ailelere olumlu katkılar sağlamaktadır. Yemek kursuna ziyarete gelen misafirlerimiz, zaman zaman köyde uzun zamandır görmediği bir tanıdığına uğrayarak hasret gideriyor. “Yemek Festivali” ve “Kazan Projesi” gezileri ile köyümüzü dışarıda tanıtma şansını bulurken, yeni yerleri görmenin yanı sıra buralarda yapılan çalışmaları yakından inceleme fırsatını elde ettik. Böylece kursiyerlerimiz, katıldıkları etkinlikler ile haftanın iş yoğunluğu ve stresinden uzak kalırken, birlikte bir şeyler yapıp yeni şeyler öğrenmenin keyfini yaşıyorlar. Çocuklar ise köyde olmanın ve arkadaşları ile birlikte güzel vakit geçirmenin tarif edilemez huzurunu yaşamaktalar.

Yöresel Yemeklerimiz genç kursiyerlerimizin elinden yeniden sunulurken, geçmişin izlerini taşıyan ve kültürümüzün bir parçası olan özel lezzetlerimiz yeniden birçok kişi tarafından görülmektedir. İsmi dahi unutulan bu tariflerin bir kısmı, kursumuz ile bilinir hale gelmektedir.

Kazan Projesi kapsamında ne tür etkinlikler yapıldı?

Kazan Projesi kapsamında, proje ortağı olan Düzce’de İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün uzmanları tarafından verilen, “Sebze Yetiştiriciliği” eğitimlerinin ardından Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nden 11 genç olarak İl Müdürlüğü’nün “BAMYA YETİŞTİRİCİLİĞİ PROJESİNE” dahil olduk. 21 Eylül 2016 tarihinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının katılımı ile “Tarla Günü Etkinliği” bu bahçede yapıldı. Programa Tarım TV de katıldı. Ayrıca köy gençleri olarak çeşitli köylerden temin ettiğimiz yerli “Çerkes Kabağı tohumlarını” ektik. Sonbaharda bir “Kabak Festivali” planlanmaktayız. Yemek Kursları, Yemek Festivali, çocuklar için programlar, panel, Gaziantep gezisi gibi çeşitli etkinlikler yapıldı.

Köyünüzde yemek kursu da açtınız mı?

Evet, köyde mutfak atölyesi açtık. Mutfak Atölyesinde, usta öğretici şef Selahattin Tuncel ve Düzce’den gelen şeflerimiz ile 3 aylık süreç boyunca “YEMEK KURSLARI” düzenledik. 55 kursiyerin katıldığı eğitimler 5 grup halinde yapıldı. Kurslara köyümüzden farklı yerlerden birçok kursiyer katıldı. Kurs bitiminde bir kursiyerimiz Düzce’de bir restaurant’ta mutfak bölümünde işe başladı. Bunu duymak bizleri çok mutlu etti.

24 Nisan 2016’da “YEMEK FESTİVALİNİ” gerçekleştirdik. Festival köy içerisinde başlayan Kortej Yürüyüşü ile başladı. Festivale gelen ziyaretçiler için keyifli bir program hazırlandı. Program sunucusu İshak Akbay'ın değerli sunumları ile unutamayacakları bir gün yaşadılar.

Programa, “Düzce Profesyonel Aşçılar Derneği” ile İstanbul'dan “Euro-Toques Avrupa Aşçılar Birliği”nin şefleri katılarak jüri üyesi oldular. Hem Mutfak Atölyesinin kursiyerleri, hem diğer katılan yarışmacılar oldukça heyecanlı anlar yaşadı. Jüri üyesi şef aşçılar, karar vermekte oldukça zorlandılar. Herkes çok iyi hazırlanmış yarışmaya ve tabaklardaki sunumlar oldukça iyiydi. 3 dalda açılan “Amatör Yemek Yarışmasında” katılan yarışmacılar hazırladıkları sunumlar ile yarıştılar. Çeşitli kategorilerde ilk üçe giren 10 yarışmacı ödül aldı. Ardından çocuklar için “Uçurtma Şenliği” ve akşam bölümünde “Karagöz Hacivat” gösterisi ile festivalimiz son buldu. “Kazan Projesi”, Yemek Festivalinin ardından stantlarımız, Düzce’de düzenlenen “Düzce Ot Festivaline” katıldılar.

Bu arada “Çerkes Yemeklerini” de öğretiyor musunuz?

Evet, yapabildiğimiz ölçüde kendi kültürümüzün yemeklerini de yaşatmaya çalışıyoruz. Zaman zaman büyüklerimiz mutfak atölyemizdeki kurslarımıza katıldılar. “Çerkes Mutfağının” unutulmaz lezzetlerini anlatarak, kursiyerlerimize yapımını gösterdiler. Bunun haricinde etkinliklerimiz oldu. Örneğin; Kazan Projesi kapsamında Adige Kültür Evi’nde düzenlediğimiz “YAŞAYAN YEMEKLERİMİZ VE BİZİM MUTFAĞIMIZ” etkinliği ile Çerkes Mutfağının çeşitli lezzetlerini sunmaya çalıştık. Programımızda bu konu ile ilgili bir söyleşi oldu. Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin AKKUŞ’un açılış konuşmasının ardından, Çerkes Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Bölümünün değerli hocaları Prof. Dr. Mira Khachemizova, Doç. Dr. Mira Unorokova, Yrd. Doç. Dr. Fehmi Altın ve değerli büyüğümüz Orhan Halman, Çerkes ve Abhaz Yemeklerinin geçmişten bugüne serüvenini bizlere aktardılar. Bu kültürel mutfağımızın zenginliğinin yanı sıra o dönemde bu yemeklerin hazırlanışı, sunumu gibi birçok konuya değindiler.

Diğer yemek çeşitleri ile de ilgileniyor musunuz?

Tabi ki ilgileniyoruz. Ustalarımız, farklı yerlerin yöresel yemeklerini de kurslarımızda gösterdiler. Bunlar hepimizin zenginliği ve Türkiye’de o kadar yemek çeşidi var ki saymakla bitmez. Bu mirasa sahip çıkmalıyız. İşte bu anlamda geçtiğimiz yıl Gaziantep “Dünya Gastronomi Şehri” oldu. Gaziantep’in projesi bize de ilham verdi ve aynı yıl bizde Kazan Projesini kazandık. Kursiyerlerimizi, proje kapsamında Türkiye’nin en zengin mutfağına sahip Gaziantep’e götürdük. Ekibimizi burada çok iyi ağırladılar. Projelerimiz hakkında karşılıklı sunum yaptık. Ardından kursiyerlerimiz “MUSEM Mehmet Reşit Göğüş Mutfak Sanatları Eğitim Merkezinin” yemek atölyesine katıldılar, Gaziantep’in sevilen lezzetlerini şefler ile birlikte yaptılar, keyifli bir çalışma oldu. Ardından da Türkiye’nin ilk ve tek mutfak müzesi olan, “Emine Göğüş Mutfak Müzesi’ni” gezdiler. Oradaki şeflerde Düzce’ye gelerek köyümüzdeki mutfak atölyemizi ziyaret etmek istiyorlar, bizde dernek olarak davet yazımızı gönderdik. Gittiğimiz gezilerde her iki şehrin yemek kültürlerinin de buluşması için görüşmelerimiz oluyor.

Açılan kursların sonunda kursiyerler belge aldılar mı?

Mutfak Atölyesi Yemek Kurslarına katılan kursiyerler, 3 aylık programın ardından “Köprübaşı Ömer Efendi Köyü Kalkındırma Derneği’nin” hazırladığı katılım belgelerini usta öğretici Selahattin Tuncel’in elinden aldılar.

Başka neler yaptınız?

“Kazan Projesi Dergimiz” çıktı. Dergi kursiyerlere, köy halkına, Düzce’de çeşitli kurumlara, Yemek Programları ile Yemek Dergilerine gönderildi. Çalışmalarımız, Arda Yayıncılığın hazırladığı “Catering Guide Yemek Dergisinde” yayınlandı.

11 ay süren proje, yoğun bir çalışma programının ardından oldukça ses getirdi. Tanıtımlar etkinlikler ile birlikte birçok yerde duyuruldu. Her yaş grubuna yönelik etkinliklerin olduğu programlar, köyde beklenen canlılığın artmasına neden oldu. Yapılan etkinlikleri görmek için birçok yerden ziyaretçiler, Köprübaşı Köyü’nü ziyarete geldiler. Ulusal basında da yer alan “Kazan Projesi”, ilerleyen yıllar içinde yeni projeler için umut oldu. Yemek Kurslarımızı çeşitli TV kanalları ziyaret etti. Etkinliklerimiz gazetelerde yer aldı.

Köprübaşı Ömer Efendi Köyü gençlik gurubu olarak bu yıl, AB Bakanlığı Türkiye Ulusal Ajansına “Kültürlerarası Kazan (Intercultural Boiler)” adında bir Erasmus + gençlik değişimi projesi başvurusu gerçekleştirildi. Projenin kabul olması durumunda İspanya, İtalya, Romanya’dan 7’şer genç ile ilimizden 7 gencin katılımıyla bir haftalık bir eğitim programı gerçekleştirilecek. Faaliyet programı çerçevesinde hem ülke yemeklerimiz yurt dışından gelen gençlere öğretilecek, hem de farklı ülkelerin mutfakları hakkında edinilen bilgiler kazan mutfağının menüsüne yansıtılacak. Köprübaşı Ömer Efendi Köyü ve Kazan Projesinin Avrupa’da tanıtılmasına katkı sağlamış olunacak.

“Kazan Projesi” resmi olarak tamamlandı. Ancak bizler çalışmalarımızı devam ettiriyoruz ve Köyler Canlanıyor sloganı ile yeni faaliyetler içinde planlamalarımızı yapıyoruz.

Düzce’de bulunan Kültürler kendisini tanıtması için ne gibi çalışmalar yapılabilir?

Her kültürün ve her köyün kendi içinde potansiyelleri bulunmaktadır. Düzce, kültürler bakımından oldukça geniş bir yelpazeye sahip. Bunu iyi değerlendirmek gerekiyor. Başlangıçta çok büyük hedefler koymak, bazen çalışmaların zamanla ilerleyemeden bitmesine neden oluyor. Onun yerine daha küçük yapılması kolay çalışmalar ile başlamak bizleri daha iyi motive edecektir. Bir konu seçip onun üzerinde detaylı çalışabilir. Hepsine aynı anda girmek sizi olumsuz etkileyebilir. Sonuçlanmış projelere bakarak örnekler alınabilir. Çeşitli dallarda kurslar açılabilir, yöresel ürünler üzerine çalışmalar olabilir, birçok konuda eğitimler düzenlenebilir, marka köyler oluşturabilir, kültürel evler oluşturulabilir, eko köy üzerine fikirler çıkabilir. Kısacası Düzce birçok projeye uygun bir bölge ve özellikle turizm ile tarım alanı iyi işlenirse bölgemize çok ciddi katkıları olacaktır. Büyükşehirlere yakın oluşumuz ile turlar, gelen ziyaretçi sayısı artacaktır. Bir başka önemli konu, son dönemlerde doğa sporlarına Düzce’de ilgi giderek artmakta ve bunun üzerine köylerde çeşitli projeler üretilmelidir. İyi bir organizasyon ile bölgemize Türkiye’nin birçok yerinden sporcular gelecektir. Yeter ki biz seçtiğimiz konuyu iyi analiz edelim, iyi araştıralım ve sabırla ilerleyelim hiç yorulmadan. Ardından tüm bu çalışmalar hızla duyulmaya başlayacaktır.

Bizim yaptığımız proje bir köy derneğinin hedefleri belirleyerek düzenli bir çalışma yaptığı takdirde neleri başarabileceğini göstermektedir. En önemli konu birlik ve beraberliğin sağlanmasıdır. Ardından zaten diğer şeyler kendiliğinden geliyor. Sahip oldukları değerlerin önemini bilerek yola çıkabilirler. Birçok konuda projeler yapılabilir. Yeter ki birliktelik devam etsin. Özellikle gençlerin başarabileceği birçok konu var.

Düzce’deki değişik kültürler bir avantaj mıdır Düzce için?

Kesinlikle avantajdır. Düzce’deki değişik kültürler uzun yıllardır birbirileri ile uyumla bir arada yaşamaktalar ve bu örnek alınması gereken önemli bir konudur. Bu değerler yaşatılmalı ve her nesle miras olarak bırakılmalıdır. Bu konuda “KÜLTÜRLER SOKAĞI”nın projesi Düzce’ye çok yakışacağını düşünüyorum.

Nasıl yani?

Şehir merkezinde oluşturulacak böyle bir sokak gerek yerel halkı, gerekse Düzce’ye gelen ziyaretçilerin ilk ziyaret edeceği uğrak bir yer olacaktır ve buna ihtiyaç vardır. Gözünüzde eski tarz evlerden yapılmış iki tarihi sokak canlandırın. Sokak aydınlatmalarının, Arnavut kaldırımlarının olduğu bir alan ve meydanı olan bir yer. Sokağın biri Düzce’deki tüm kültürlere ait tabelalarının olduğu, her kültürel derneğe verilmiş iki yer olacak ve bu yerlerin birinde geçmişlerine ait malzemeleri, mutfak araçları, giysileri, müzik aletleri gibi şeyleri sergileyebilecekleri bir bölümden oluşacak. Yanında yine aynı derneğin kendi kültürüne ait yemeklerin yapıldığı küçük bir yemek yeri olabilir. Önlerinde tabureler ve mini masalar yer alacak. Bir misafiriniz gelse ve o kişiyi yemeğe buraya getirseniz, yan yana bir sürü kültürel yemeklerin yapıldığı yerler kimin hoşuna gitmez ki! Böylece her kültür kendini daha iyi tanıtma fırsatı bulabilecek. Meydanda, haftada bir akşam her dernek sıra ile kendi müzik aletlerinden canlı müzik yapacaklar.

Diğer sokağımız ise unutulmuş meslek gruplarının yer aldığı (örneğin, süpürgeci, kalaycı, sepetçi gibi) yanlarında el sanatları ve hediyelik eşyalar yapan küçük küçük dükkanlar olacak. Çocuklar için haftada bir gün “Karagöz Hacivat” gösterisi olacak. Eski kitapçılar, el sanatları yapan herkes aynı sokakta yer alacak. Burası sürekli canlı ve yaşayan bir sokak olacak. Girdiğinizde sizi alıp geçmişe götürecek. Bazı günler çeşitli yazarların katılacağı söyleşiler olacak. Farklı kurslar da bu sokakta yapılabilir. Bu sokağın dışında bekleyen faytonlar, turla gelen ziyaretçilere mini bir Düzce gezisi yaptırabilir. Bu çalışmanın içine birçok şey eklenebilir. Önemli olan bu sokağın yaşaması ve sürekli etkin olması! Böylece şehirde farklılık arayanlar için çok iyi bir alternatif olacaktır.

Teşekkür ederim. Bize zaman ayırdınız. Güzel ve farklı bir röportaj oldu. Son olarak söylemek istediğiniz bir şeyler varsa onu da alalım.

 Asıl ben teşekkür ederim. Projemiz ve çalışmalarımız ile ilgili olarak kamuoyunu bilgilendireceğiniz için size, şahsınızda Düzce’nin Sesi Gazetesine çok teşekkür ediyor, çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum.

 


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
617 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!


Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

ÇOK OKUNANLAR