Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[15:22] Bakan Yılmaz ve Özlü, Düzce'de... -- [15:18] Naim Süleymanoğlu Öldü -- [15:08] MAKET POLİS UYGULAMASI BİTİYOR MU? -- [14:53] 100 YATAKLI FİZİK TEDAVİ HİZMETE GİRDİ -- [14:42] Tırnakçılara dikkat! -- [08:34] Otomobil tırın altına girdi: 1 kişi öldü,1 kişi yaralandı -- [19:53] Faruk Özlü Müjdeyi Verdi… -- [18:12] 1. Lig Judo müsabakaları başladı -- [18:08] BAŞKAN YEMENİCİ’DEN PALMİYE AÇIKLAMASI -- [18:05] Milli Oyuncak Üretimi Düzce’de konuşulacak --
Röportajlar
İlimiz Adeta Bir Tarım Cennetidir

Gazetemiz yazarı İlhami Atasever, “Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜBİT)” Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş ile röportaj yaptı.

7.11.2017 - 09:43
349 kez okundu
0 bekleyen yorum
1 onaylı yorum
İlimiz Adeta Bir Tarım Cennetidir

Sayın hocam kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

1997 yılında Lisansımı Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Kimya Öğretmenliği Bölümünde tamamladıktan sonra, 2000 yılında aynı üniversitenin Fen Bilimleri Enstitüsü Kimya Anabilim dalında yüksek lisansımı, 2003 yılında ise doktoramı tamamladım. Doktora sonrası 2004-2007 yılları arasında Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yaptım. Ardından 2007-2008 yılları arasında Giresun Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümünde görevime devam ettim. 2013 yılından itibaren Düzce Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümünde tam zamanlı öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım. Üniversitemizde öğretim üyeliğinin yanı sıra üç (3) alanda görevlerim bulunmaktadır. Bunlardan birincisi; Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sayın Nigar DEMİRCAN ÇAKAR’ın danışmanlık görevidir. Görevim kapsamında, özellikle Düzce Üniversitesinin stratejik projelerin iş ve eylemlerinden sorumluyum. İkinci görevim; Üniversitemiz bünyesinde bulunan ve bilim-sanayi işbirliğinin sağlanmasında kilit rol üstlenen “Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi” (DUBİT) Müdürlüğüdür. Son olarak “Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması” çerçevesinde “Sağlık ve Çevre” alanlarında pilot üniversite seçilen Üniversitemizin bu alandaki çalışmalarını sistematik olarak sürdürülebilmesi için kurulan “Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörlüğüne koordinatör” olarak atanmış bulunmaktayım.

Mesleki çalışmalarım kapsamında 2. Uluslararası İstanbul Buluş Fuarında 4 patent ile Gümüş Madalya, 2016 yılında Düzce Üniversitesi Bilimsel yayınları teşvik ödülleri kapsamında fikri sanayi mülkiyet hakları konusunda birincilik ödüllerimiz bulunmaktadır.  Patent başvurusunu gerçekleştirdiğim çalışmalarımdan bir adedini KOSGEB Ar-Ge inovasyon projesi desteği (376 bin lira) ile Düzce Üniversitesi Teknoparkında şirket kurulumumuzu gerçekleştirdik ve seri üretime geçme yolunda büyük bir adım atıldı. 

Hali hazırda 11 adet ulusal ve 1 adet uluslararası patent başvurumuz mevcut olup, 2 adet patent başvurumuz da hazırlanmaktadır. Uluslararası platformda 28 adet yayınım mevcut olup, 200’den fazla atıfım bulunmaktadır. Yine Uluslararası alan indeksli “Chemical and Materials Engineering” dergisinin baş editörlüğü ve “Frontiers in Applied Chemistry” dergisinin editörler kurulu üyeliği görevlerini yürütmekteyim. Ayrıca DÜBİT altyapısının güçlendirilmesi ve akreditasyon çalışmalarının yürütülmesi için “Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’na” (MARKA) sunduğumuz ve kabul edilip desteklenen 979.000 lira bütçeli projenin yürütücülüğünü devam ettirmekteyim.

Yeni projeleriniz ve derece aldığınız projeleriniz var mı?

Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş: Şahsımın çalışmaları iki noktada yoğunlaşmış durumdadır. Birincisi başta fındık kabukları olmak üzere doğal kaynaklarımızdan aktif bileşenlerin eldesi ile ilgili çalışmalardır. Bu noktada fındık kabuklarından “KEMOTERAPİ İLACI” paklitakselin (taksol) elde edilmesi ve akabinde tekstil sektörü için “doğal boya” eldesinin gerçekleştirilmesidir. Diğer çalışma konum ise ülkemizin en önemli kaynaklarından olan bor elementinden yola çıkarak pas önleyici maddelerin üretilmesi ile ilgilidir. Her iki konu ile ilgili 11 adet ulusal ve 1 adet uluslararası patent başvurumuz gerçekleştirilmiştir. Bor ile ilgili patentlerimiz nedeniyle 04 Mart 2017 tarihinde yapılan 2. Uluslararası İstanbul Buluş Fuarında Gümüş Madalya Ödülü (4 patent) kazandık.

Sayın hocam içinde bulunduğumuz “Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi”ni (DÜBİT) çok kısa bir şekilde anlatır mısınız?

Düzce Üniversitesi, “Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (kısa adıyla DÜBİT)” üniversitemizin analiz ve Ar-Ge merkezi olup, rektörlüğe bağlı bir müdürlüktür. Merkezin Müdürlük görevi tarafımdan yürütülmekte olup, ayrıca 2 adet müdür yardımcısı, 7 adet uzman, 1 adet teknisyen ve 1 adet de yardımcı personel görev yapmaktadır.

“Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi” ne zaman kuruldu. Açık adresiniz ve iletişim numaralarınız nedir?

DÜBİT, 2010 yılında üniversitemizin Kalkınma Bakanlığına başvurması neticesinde 5,6 milyon liralık destek almaya hak kazanması ile birlikte kurulma kararı alınmıştır. Kuruluş işlemlerinin tamamlanması ile birlikte 2013 yılında tam olarak faaliyete geçmiştir. Akabinde “Doğu Marmara Kalkınma Ajans’ından” (MARKA) 2016 yılında 3,2 milyon, 2017 yılında ise 979.000 liralık proje destekleri ile cihaz altyapısını daha da güçlendirerek İlimize ve ülkemize hizmet vermektedir.

Açık adresimiz: Düzce Üniversitesi Konuralp yerleşkesi, 81620, MERKEZ/Düzce. Telefon numaramız: 0 (380) 542 11 00 / 1907, Mail adresimiz:dubit@duzce.edu.tr

Web adresimiz: http://www.dubit.duzce.edu.tr - Sosyal Medya Hesabımız: https://www.facebook.com/D%C3%BC-Bit-Ara%C5%9Ft%C4%B1rma-Laboratuar%C4%B1-1053321561415844/?fref=ts

“Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi”ne zaman atandınız ve bu görevde kaçıncı kişi olarak görev yapmaktasınız?

Merkezdeki müdürlük görevine 2015 yılında atandım. Merkezimizin kurucu müdüründen sonraki ikinci müdürü olarak görev yapmaktayım.

 “Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi”nde kaç bölüm var.

Merkezimizde temelde “Çevre ve Kimya analizleri”, “Malzeme ve Yüzey analizleri”, “Tasarım ve prototipleme bölümleri” olmak üzere 3 bölüm mevcuttur. Merkezimizde yer alan bölümlerimizde üniversitemiz öğretim elemanlarının Ar-Ge ve analiz taleplerine cevap vermenin yanısıra halkımızın ve sanayimizin analiz ve Ar-Ge taleplerine hızlı bir şekilde cevap verilmektedir. Sanayimizin üretim ve Ar-Ge faaliyetlerindeki problemlerinin ve ürün geliştirme çalışmalarının her aşamasında destek vermekteyiz. Sanayimizin karşılaştığı problemleri bize iletmeleri durumunda uzmanlarımızla çözüm üretmeye çalışıyoruz. İhtiyaç duyduğumuz noktada ise üniversitemizdeki mevcut öğretim üyelerimizden destek alarak işlemleri gerçekleştiriyoruz.

Ayrıca halkımızın da başta su ve toprak olmak üzere analiz taleplerine hızlıca ve tam doğru bir şekilde cevap veriyoruz. Özellikle toprak analizlerinde (başta fındık olmak üzere) 2017 yılı mart ayında Tarım Bakanlığı yetkili laboratuvarı belgesini de almış bulunmaktayız. Toprak analizlerimizde analize ek olarak halkımıza destek olabilmek için toprak uzmanı bir öğretim üyemizin gübreleme önerileri ve yorumlarını da analiz raporlarımıza ekliyoruz. Hali hazırda uluslararası geçerliliğimizi sağlamak için TÜRKAK akreditasyonu başvurumuzun son aşamalarına gelmiş bulunmaktayız. Çok kısa bir zaman dilimi sonrası akreditasyon sürecimizi de tamamlamış olacağız. Böylece yapacağımız analizlerimizin uluslararası resmi geçerliliği de sağlanacaktır.

Kurumunuzda Sanayi analizleri yapıyor musunuz? Mesela; Su, toprak, beton analizleri ile birlikte başka ne gibi tahliller yapılıyor. Bu konuda bilgi verir misiniz?

Merkezimizde sanayinin ve halkımızın ihtiyaç duyduğu ve duyacağı birçok analizi gerçekleştirebilmekteyiz. Halkımızın ihtiyaç duyacağı toprak analizleri  (Bünye, pH, Kireç, Toplam Tuz, Organik Madde, Alınabilir Fosfor, Alınabilir Potasyum), su analizleri (pH, Renk, Toplam askıda katı madde, Sıcaklık, İletkenlik, Koku, Nitrat, Florür, Alüminyum, Çözünmüş demir, Mangan, Bakır, Çinko, Bor, Kobalt, Nikel, Arsenik, Kadmiyum, Krom, Kurşun, Selenyum, Civa, Baryum, Siyanür, Sülfat, Klorür, Anyonik yüzey aktif maddeler, Reaktif fosfor, Hidrokarbonlar, Polisiklik aromatik hidrokarbonlar, Toplam pestisit, Kimyasal oksijen ihtiyacı, Çözünmüş oksijen doygunluk oranı, Biyokimyasal oksijen ihtiyacı, Toplam kjeldahl azotu, Amonyak azotu, Toplam organik karbon, Toplam koliform, Fekal koliform ve Enterekok) ve aynı şekilde bitki analizlerinin tamamı gerçekleştirilebilmektedir. Bu analizlere ek olarak sanayimizin ihtiyaç duyduğu Elektron Mikroskobisi, Metal İçerik, Sertlik, Çekme-Basma, Eğilme, Odun Şekeri, Elektriksel İletkenlik, Üç Boyutlu (3D) Modelleme ve Üretim Sistemi, Yorulma, Yaşlandırma, Termal Özellik, Darbe Test, Aşınma ve Yanmazlık vb. analizleri de rahatlıkla gerçekleştirebilmekteyiz. Analiz ve Ar-Ge ihtiyacı duyan tüm sanayi kuruluşları bize başvurdukları takdirde problemlerine hızlıca çözüm bulabilmekteyiz.

Organik veya ekolojik üretim nedir? Bitkilerin yetiştirilmeleri esnasında kullanılan gübre, tarım ilacı, su vb. maddelerin uygulanmalarının etkileri araştırılıyor mu?

Organik veya ekolojik üretim tarımsal üretimde sentetik ilaç kullanılmadan üretimin gerçekleştirilmesi anlamına gelmektedir. Ne yazık ki günümüzde sentetik ilaçlar tarımda sıklıkla ve bilgisizce kullanılmaktadır. Kullanılan sentetik ilaçlar kullanıldıkları toprak kalıntı halinde kalabildiği gibi yağışlarla içme ve kullanma sularımıza karışabilmektedir. Her iki durumda da hem insan, hem de çevre için büyük zararlara sebep olabilmektedir. Merkezimizde ilimiz için gönüllü olarak ilimizin toprak ve su kalitesini, tarım ilaçlarının varlığını test eden projeler gerçekleştirmekteyiz. Bu projelerde elde ettiğimiz verilerde kullanılan tarım ilaçlarının yıllar sonra bile toprakta varlığını sürdürmekte olduğunu görmekteyiz!

Yaptığınız bu çalışmalar Türkiye’deki tüm üniversitelerde de yapılıyor mu? Diğer üniversitelere göre başarı durumumuz nedir?

Devletimizin son yıllarda artan destekleri sayesinde üniversitelerimizin hemen tamamında merkez araştırma laboratuvarları mevcuttur. Ancak gururla şunu söyleyebiliriz; Yeni kurulmuş bir üniversite olmamıza rağmen birçok köklü üniversitenin merkez araştırma laboratuvarlarından daha yoğun ve hızlı bir şekilde çalışmalarımızı başarıyla gerçekleştirmekteyiz. Üniversitemiz, ülkemizdeki üniversiteler arasındaki başarılı yeri ile senkronize bir şekilde laboratuvarımızda çok başarılı bir noktada bulunmaktadır.

Karşılaştığınız zorluklar var mı, varsa ilimiz ölçeğinde çözüm için size yardımcı olunuyor mu?

Üniversitelerimizdeki rutin imkansızlıklar ve problemler ile mevcut laboratuvarımızda da karşılaşabilmekteyiz. Ancak başta üniversite yönetimimiz sayesinde bu zorluklar ile rahat bir şekilde mücadele edip üstesinden gelebilmekteyiz. Bu noktada ayrıca ilimiz yetkilileri ve bürokrasisi ile de uyumlu bir şekilde çalışmalarımızı yürütmekteyiz.

“Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi” olarak müşterek çalıştığınız STK veya kurumlar var mı, varsa hangi kurumlarla işbirliği halinde çalışıyorsunuz?

 İlimiz Ticaret ve Sanayi Odası, il ve ilçe Ziraat Odaları ile birlikte ortak çalışmalar yürütmekteyiz.

“Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması projesi” nedir? Kısaca anlatır mısınız? Bu projeye Türkiye’de kaç üniversite dahil veya bu projeyi sadece Düzce Üniversitesi mi uyguluyor?

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Kalkınma Bakanlığı işbirliğiyle ülkemizde yükseköğretim kurumları için düzenlenen “Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması” programı hazırlanmış, 2015 yılı Haziran ayında YÖK tarafından başlatılmıştır. 40 Üniversite programa pilot üniversite olmak için aday olmuş ve yapılan değerlendirmeler sonucunda Üniversitemiz, Ekim 2016 tarihinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından açıklanan 5 pilot üniversite arasında “ÇEVRE VE SAĞLIK” alanında desteklenmeye hak kazanmıştır. Üniversitemizle beraber ihtisaslaşmaya hak kazanan diğer devlet üniversitelerimiz Bingöl Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi ve Uşak Üniversitesi’dir.

YÖK’ün başlattığı bu pilot ihtisaslaşma kapsamında üniversiteler bulundukları ilin kalkınması yönünde çalışmalara yoğunlaşacaklardır. YÖK bu çalışmayı başlatmadan önce stratejik planımızda üniversitemizin çevre ve sağlık alanlarında uzmanlaşması gerektiği yer almaktadır. Üniversitemiz ihtisaslaşma çalışmalarına başlamadan önce kurulduğu günden beri zaten ilimizin problemlerine çözüm üretme yönünde çalışmalar gerçekleştirmiştir. Hatta kendi kaynaklarıyla Düzce ili için gerçekleştirdiği projelerimizi bu sene başında kitap hâline getirerek ilimizin tüm yetkili mercilerine iletmiş bulunmaktayız.

Çevreve Sağlık Misyonu Geliştirme sürecinde ne gibi çalışmalarınız oluyor?

“ÇEVRE VE SAĞLIK” misyonu çerçevesinde Üniversitemiz iki temel alan belirlemiştir. Bilindiği üzere ilimizde, katma değeri yüksek sanayi ihtiyacı oldukça fazladır. Bununla birlikte “fındık, mısır vb.” tarımsal ürünlerin üretilmesinde Düzce ili Türkiye’de ilk sıralarda yer almakta olup, tarıma dayalı uygulamalar bölge halkının geçiminde önemli rol oynamaktadır. Ancak ne yazık ki bu kadar ciddi bir potansiyeli olan ilimiz, orman ve tarımsal atıkların değerlendirilmesi bakımından arzu edilen atılımı gerçekleştirememektedir. Bu kapsamda Üniversitemiz bünyesinde oluşturulan "Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı Merkezi” aracılığıyla orman ve tarımsal ürünlerin değerlendirilemeyen kısımlarından (kabuk, curuf vb.) ilave gelir kaynağı sağlanacak ve böylece ilimizde refah düzeyine önemli katkılar sağlanacaktır.

İhtisaslaşma kapsamında hedeflerimizden sağlık alanında ise, yine Üniversitemiz bünyesinde oluşturulan "Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi” aracılığıyla bölgemiz halkının üretmesi planlanan tıbbi ve aromatik bitkiler ile arı ürünlerinin, Ar-Ge çalışmalarımız ile yüksek katma değerli ürünlere çevrilmesi ve akabinde Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarında kullanılarak, bölgemizde “sağlık turizminin” canlandırılması sayesinde ilimizin sürdürülebilir kalkınmasına destek olunması amaçlanmıştır. Zira Düzce ilinin ikliminin ve bitki örtüsünün uygunluğu, sahip olduğu konumu, doğal kaynakları ve iş gücü göz önüne alındığında, Düzce’mizin bu program için en uygun iller arasında olduğu düşünülmektedir.

Özetle; “Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörlüğü” olarak anılan program kapsamında, çevresel alanda bölgesel kalkınmaya yönelik, ilimizde yetiştirilen ürünlerin miktarına ve türüne müdahale etmeden atıklarından ilave gelir elde edilecek. Sağlık alanında ise yeni bir gelir sektörünü ilimize kazandırarak, bölgemizde herhangi bir dengeyi olumsuz etkileyen bir durum oluşturmadan bölgesel kalkınmayı geliştirmeyi hedeflemekteyiz.

Üniversitemiz “Sağlık Turizmi ve Atık Geri Kazanımı” konularında ihtisaslaşmak suretiyle bölgeye bilgi nitelikli insan kaynağı ve gelir getirici ortam sağlayarak bölge kalkınmasına nasıl bir katkı sunmayı hedefliyor? Yaptığınız işin tanıtımı için neler yapıyorsunuz?

Öncelikle kalkınmayı gerçekleştirebilmek için sürecin iki noktasından biri olan sanayi kuruluşları ile, ilimiz dışındakiler de dahil olmak üzere devamlı olarak görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Böylece ilimize yeni yatırımların gerçekleştirilmesini sağlamaya çalışıyoruz. Diğer taraftan sürecin en önemli paydaşı olan halkımıza da ihtisaslaşma çalışmalarını yoğun bir şekilde anlatıyoruz. Nisan ve Mayıs aylarında valilik, belediye, sivil toplum kuruluşları, ticaret ve sanayi odası ve basın kuruluşlarına bilgilendirme toplantıları gerçekleştirildi. Ekim ayından itibaren de her ilçede kaymakamlıkların nezaretinde belediyeler, sağlık personelleri, ziraat odaları, aktarlar ve muhtarların katıldığı toplantılar düzenlenmiştir. En son 23 Ekim tarihinde merkezde bu toplantıyı gerçekleştirdik. Ayrıca il genel meclisine, belediye meclisine, ticaret ve sanayi odası meclisine, Müsiad üyelerine ve ilimizdeki otel yetkililerine önümüzdeki kısa süreçte bilgilendirme toplantılarımızı gerçekleştireceğiz. Böylece ihtisaslaşma programı kapsamında ilimizin kalkınmasına nasıl katkı sağlayacağımızı anlatmış olacağız.

Düzce’nin doğal kaynakları ve farklı bitki türleri, “Geleneksel Tamamlayıcı Tıp (GTT)” için önemli bir kaynak mıdır?

Melen ırmağının ve kollarının beslediği, yüzölçümünün büyük çoğunluğunun orman ve tarım arazisi olduğu ilimiz adeta bir tarım cennetidir. Sadece tarıma dayalı sanayinin üreteceği katma değerli ürünler tek başına ilimizi kalkındırmak için yeterli bir doğal kaynaktır. Yeter ki tarıma dayalı katma değerli ürünlerin üretildiği bir sanayi oluşturalım.

Düzce’miz fındık ve arı ürünleri bakımından zengin midir? Bu konuda AR-GE çalışmalarınız var mı? Varsa anlatabileceğiniz örnek bir çalışma var mı? Bu çalışmaları kimlerle yapıyorsunuz?

İlimiz yüzölçümünün yaklaşık üçte birini tarım arazileri oluşturmaktadır. Bunun büyük çoğunluğunu da fındık alanları oluşturmaktadır. İlimizde her yıl yaklaşık 50 bin ton civarında fındık üretimi gerçekleştirilmektedir. Fındık, ilimiz için olmazsa olmaz ürünlerdendir. Diğer taraftan bu zengin bitki örtüsüne sahip ilimiz arıcılık açısından da büyük potansiyele sahiptir. Zengin su ve tarım kaynaklarına sahip arazilerimizdeki tıbbi, aromatik ve ballı bitkiler sayesinde arıcılık çok daha üst seviyelere çıkarılabilecektir. Fındık başta olmak üzere tarımsal atıkların katma değerli ürünlere dönüştürülerek değerlendirilmesi, arıcılığın yaygınlaştırılması, arı ürünlerinden (propolis, arı sütü, arı zehri) katma değerli ürünlerin geliştirilmesi gibi çalışmaları, öğretim üyelerimiz sanayi kuruluşları ile ortaklaşa geliştirerek ilimiz ve ülkemiz ekonomisine kazandırmaya çalışmaktadırlar.

Çevre Alanında İhtisaslaşma konularınız nedir?

Çevre alanında ihtisaslaşma konularımız başta fındık olmak üzere tarımsal atıklardan endüstriyel katma değerli ürünlerin geliştirilerek ekonomiye kazandırılması sağlanacaktır. Bu alanda gerçekleştirilecek yatırımlar sayesinde atık ve değersiz olarak görülen bu ürünlerinde katma değer kazanması sağlanacak ve direkt olarak halkımızın gelir seviyesine pozitif etki ederken aynı zamanda çevresel problemlerimizin çözümüne de destek sağlamış olacaktır.

“Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı” konusunda ne gibi çalışmalarınız var?

“Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı Uygulama ve Araştırma Merkezinde”, özellikle “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezimizin” bitkisel atıklarının ve yine bölgemizin en önemli tarımsal atığı olan fındık atıklarının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Merkezimizde, hem merkez atıkları, hem de bölgemiz atıklarının katma değerli ürünlere dönüşümü gerçekleştirileceği için çevre korunması yönünden büyük önem arz etmektedir. Bölgemizdeki en önemli tarımsal atık, hiç şüphesiz fındık atıklarıdır. Her yıl sadece Düzce ilinde başta fındık atığı (sert kabuk ve yeşil kabuk birlikte) olmak üzere 100 bin ton civarında tarımsal atık açığa çıkmaktadır! Bu atıklar en iyi ifade ile sadece yakılarak değerlendirilmektedir. Programımızda bu atıkların katma değerli ürünlere dönüşümü esas alınmıştır. Tarımsal atıklardan biyoaktif ilaç bileşenlerini eldesi, tekstil sektörü için doğal boya eldesi, kompozit (laminat parke, kapı pencere pervazı vb.) gibi araştırma konularında halen sanayi ile ortaklaşa çalışmalarımız devam etmektedir. Bu bağlamda temel Ar-Ge’nin yanı sıra pilot üretim Ar-Ge ile tüm ürünlerin endüstriyel fizibiliteleri,  yatırıma hazır hale getirilmesi ve patentlerinin alınması amaçlanmaktadır. Aynı zamanda endüstriyel fizibiliteleri tamamlanan ve patentleri alınan ürünlerin yatırımcılarla buluşması sağlanarak bölgemize önemli bir katkı sağlanmış olacaktır.

Çevre Alanında İhtisaslaşmanın bölgenin sürdürülebilir kalkınmasına etkisi nedir?

Orman, nadas alanı, meyve ve sebze ekili alanlarda yapılan bitkisel üretimler sonucunda ürün olarak nitelendirilemeyen bitkisel kütle, atık olarak değerlendirilmektedir. Bu atıklar saman, sap, kabuk, çekirdek, budama atığı olarak gruplandırılabilir. TÜİK verilerine göre, yaklaşık 38 Milyon hektarlık tarım arazisinin %40,5’ini tarla ürünleri, %10,5’ini nadas alanları, %0,2’sini sebze bahçeleri alanları, %48,8’ini diğer alanlar kaplamaktadır. Bu alanlarda üretilen ürünlerin açığa çıkan atık miktarının ise yaklaşık 15 milyon ton olduğu tahmin edilmektedir. Tarım ürünlerinin tamamı düşünüldüğünde oldukça önemli oranda biyokütlenin atık olarak kaldığını söylemek mümkündür. Fındık ili olan Düzce için de verilerin aynı ölçekte olduğu ve her yıl düzenli olarak yüksek oranda tarım ve ormancılık atığı meydana geldiği aşikardır. Hali hazırda bu atıkların çok büyük çoğunluğu ya yakılmakta veya bir çevre problemi meydana getirmektedir. Bu atıkların gerçekleştireceğimiz çalışmalar ile katma değerli ürünlere dönüştürülmesi çok büyük önem arz etmektedir. Elde edeceğimiz endüstriyel seviye fizibilite ve patentler sayesinde doğrudan üretime yönelik çalışma sonuçlarının başta Düzceli yatırımcılara açılması, yatırımcıların ve devletimizin destekleri sonucunda üretim fabrikalarının hayata geçirilmesiyle hem istihdam, hem de ekonomik kazanç sağlanmış olacaktır. Bir diğer katkı ise tarımsal ürünlerin atıklarının değerlendirilmesidir. Özellikle çiftçi için ek bir gelir kapısı olacaktır. Çiftçi üründen gelir elde ederken değerli ürünlerin hammaddesi olması hasebiyle atığından da gelir elde edebilecektir. Bu sayede bölge insanın kalkınmasına doğrudan bir etki söz konusu olacaktır.

Üniversitenizde kurulması planlanan Tarımsal Atıkların Endüstriye Geri Kazanımı Uygulama ve Araştırma Merkezinin Üniversitemize ve halkımıza ne gibi kazançlar sağlar, kısaca anlatır mısınız?

Kısaca; Katma değerli ürünlerin elde edilmesi, Çevre problemi meydana getiren ürünlerin endüstriye kazandırılması, Atıkların pilot üretimi ve fizibilitesi sonucunda yatırım ve istihdam olanakları yaratılması, Model uygulama yöntemlerinin geliştirilmesi, Atık geri dönüşümü konusunda farkındalık yaratılması olarak özetlenebilir.

Sağlık alanında ne gibi bir ihtisaslaşma söz konusudur?

Sağlık Bakanlığının “Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü” (SAGEM) 2015 yılı verilerine göre; Düzce ilinin sağlık verileri değerleri sırasıyla hastane sayısı 8, aile hekimi sayısı 105, uzman hekim sayısı 312, diş hekimi 92, eczacı 103, hemşire 626 olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, Doğu Marmara Bölgesi illeri arasında sağlık göstergeleri arasında çeşitli farklılıklar bulunmaktadır. Sağlık göstergeleri açısından Düzce dezavantajlı şehirlerin arasında olup, hem sosyo-ekonomik dengenin sağlanması, hem de sağlık hizmetlerinde dengenin sağlanması ve bölgenin bu alanda rekabet gücünün pekiştirilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Bölgenin ekonomik büyüklüğü ve hedefleri ile sağlık sektörü harcamalarındaki artış ve sektördeki net ithalatçı konumda olunmasından dolayı bölge ekonomisine sağlanacak avantajlar göz önünde bulundurularak Üniversitemizin vizyonunun sağlık bilimine de vurgu yapması ayrıca önemsenmiştir. Sonuç olarak Üniversitelerin “Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Projesi” kapsamında ihtisaslaşacağımız sağlık alanına yönelik program amacımız sağlık turizmi ile bölgenin kalkınmasına katkı sağlamak üzere “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GTT) Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin kurulması” olarak belirlenmiştir.

Bu bağlamda sağlık turizmi çatısı altında ilimizde geleneksel tıp uygulamaları gerçekleştirilecektir. Ayrıca geleneksel tıp uygulamalarında kullanılan hammaddelerin (tıbbi ve aromatik bitkiler ve bunların özütleri, drogları, merhemleri vb.., Arı ürünleri, tıbbi mantarlar) köylerimizde yetiştirilmesi gerçekleştirilecektir. Tüm bu iş ve işlemler, üniversitemizin Ar-Ge deneyimi sayesinde kontrol ve gözetiminde gerçekleştirilecektir. Bu sayede ilimizin gelir seviyesinin artırılması sağlanacaktır.

“Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GTT) Uygulamaları (doğal ürünler)” yani alternatif tıbbın kullanım oranı nedir ve Türkiye’de uygulanabilirliliği var mıdır?

Tarihsel geçmişi zengin olan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamaları”, günümüzde tüm dünyada artan bir şekilde kabul görmektedir. Dünya ölçeğinde “geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın” kullanılma oranının %30-80 arasında olduğu belirtilmektedir.”Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp” uygulamalarının günümüzde küresel bir fenomen haline geldiği ve geniş bir popülasyonda kullanıldığı görülmektedir. Şu anda 100 milyondan fazla Avrupalı GTT kullanmakta olup, kullanıcıların beşte biri bu uygulamadan düzenli olarak yararlanmaktadır. Günümüz sağlık sistemlerinde kronik hastalıkların arttığı ve sağlık hizmetleri maliyetlerinin yükseldiği göz önüne alındığında GTT ürünleri, uygulamaları ve uygulayıcılarına talebin artacağı düşünülmektedir. Mevcut sağlık hizmetlerinden duyulan memnuniyetsizliğin artması ve daha çok GTT ile ilişkilendirilen “bütüncül bakım” ve hastalıkların önlenmesine olan ilginin yeniden canlanması vb. çeşitli nedenlerle insanların GTT’yi tercih ettiği de görülmektedir. Ülkemizde de halkımız bilerek veya bilmeyerek hali hazırda geleneksel tıp uygulamalarını hali hazırda kullanmaktadır.

“Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamasının” kanun, yönetmelik anlamında bir resmiyeti var mı?

Ülkemizde sağlık harcamalarının 2015 yılı itibariyle yaklaşık %70’ini ilaç giderlerinin oluşturduğu bilinmektedir. 2016 yılı ilaç harcamaları ortalama 22.000.000.000 TL’yi bulmaktadır. Dünyada ve Ülkemizde sağlık harcamalarında yaşanan artışın bir uzantısı olarak Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2014-2023 yılı hedefleri arasında tamamlayıcı tıp uygulamalarının yaygınlaştırılmasına yönelik stratejik hedefler belirlemiştir (WHO Traditional Medicine Strategy 2014-2023). Yaşanan güncel sağlık giderlerini azaltmak ve uygulamaların bilimsel temele dayalı olarak gerçekleştirilebilmesi için “27 Ekim 2014’de Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği Resmi Gazete ’de yayınlanmış ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarının sertifikalı hekimlerce uygulanabilmesinin” önü açılmıştır. Ülkemizde yapılan anketlerde hastaların tamamlayıcı tıp uygulamalarından en az birini deneme oranlarının %50 olduğu görülmektedir. Ancak konu, uzman olmayan kişiler tarafından sıklıkla suistimal edilmektedir. Hastalar yanlış yönlendirilmekte, uygun olmayan koşullarda ve uzman olmayan ellerde yapılan uygulamalar sonucunda oluşan komplikasyonlarla hastanelere başvurmaktadır. Bununla birlikte geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları konusunda bilimsel anlamda yeterli çalışmanın yapılmamış olduğu da göze çarpmaktadır. Ülkemizde ve dünyada bu konuya açıklık getirmek, kullanılan madde ve tedavilerin etkinliği ile yeni kullanım şekillerini geliştirmek amacıyla yapılacak araştırma ve uygulamaların bir çatı altında toplanacağı bilimsel bir merkez kurulmasının, tıp bilimine ve topluma pek çok fayda sağlayabileceği düşünülmektedir.

Düzce’de Tıbbi bitkilerin yetiştirilmesi için AR-GE çalışmalarınız var mı? Mesela; köylerde Isırgan, kaldirek, kestane, çilek, mantar yetiştiriciliği, damar otu vb. konularında deneme üretimi yapmayı düşünüyor musunuz? Bu konularda köy muhtarları, tarım il müdürlüğü ile koordineli çalışmalarınız oluyor mu?

İhtisaslaşma sürecimizin bel kemiğini köylerimizde yetiştirilmesini sağlayacağımız tıbbi bitkiler oluşturmaktadır. Bu bağlamda uzmanlarımız ilimizin iklim ve toprak yapısına en uygun olan tıbbi bitkilerin çalışmasını yürütmektedirler. Sadece “ısırgan” değil “Kediotu, Sarı Kantaron, Ginko, Devedikeni, Mürver Çiçeği, Boru Otu, biberiye, göl soğanı”, gibi birçok tıbbi bitkinin üretim ve yaygınlaştırma çalışmalarını yürüteceğiz. Bu noktada sanayinin talebi olan ve yaptığımız veya yapacağımız anlaşmalarla satış garantisini alacağımız bitkilerin üretimlerini yaygınlaştıracağız. Deneme üretimlerine yakın bir zamanda başlamak arzusundayız. Bu bağlamda ilçelerde gerçekleştirdiğimiz tanıtım bilgilendirme toplantılarında hali hazırda 28 adet köy muhtarı ortak arazilerinde deneme çalışmalarını gerçekleştirmemiz yönünde gönüllü olmuşlardır. Bu çalışmalarımız muhtarlar, ziraat odaları, il ve ilçe tarım müdürlükleri ile birlikte gerçekleştirilmektedir.

Üretimin her aşamasında (tohum ve fide temini, bitki yetiştiriciliği eğitimi, hasat, hasat sonrası kurutma ve paketleme vb..) köylülerimizin yanında olacağız ve üretimi birlikte gerçekleştireceğiz.

Köylerimizde tıbbi bitkilere ek olarak başka hangi alanlarda ürünlerin üretimine ve yaygınlaştırılmasına katkı sağlayacaksınız?

Tıbbi bitkilere ek olarak arıcılık ve tıbbi mantar yetiştiriciliği noktasında da desteklerimiz olacaktır. Arıcılığın yaygınlaştırılması için eğitim desteklerinin yanı sıra arı kovanı ve arı temini noktasında da kendi kaynaklarımızı kullanarak halkımıza destek olacağız. Tıbbi mantar yetiştiriciliğinde de hazır üretim kitleri oluşturarak halkımıza teminini sağlamayı düşünüyoruz.

İşin özü şu; Köylülerimizin kendi arazilerinde komple bir kalkınma modeli sayesinde tarıma dayalı bir ekonomik gelire sahip olmasına katkı sağlamaya çalışacağız.

Peki sanayi bu programın hangi noktasında yer almaktadır?

Sanayi, programın sacayaklarından biri olup temel noktalarımızdandır. Çünkü sanayinin ürün talebi ve yatırımına binaen kalkınma gerçekleşebilir. Köylerimizde gerçekleştireceğimiz üretimlerin arzı sanayiye olacaktır. Sanayiye sadece ürün arzı değil Ar-Ge desteklerimiz de olacaktır. Sanayi ile birlikte “geleneksel tıp uygulamalarında” kullanılacak yeni bilimsel aşamalardan tamamıyla geçmiş güvenilir ürünlerin (drog, merhem, krem, tablet vb..) geliştirilmesi sağlanacaktır. Bu bağlamda geleneksel tıp ürünleri üretim ve satışında ülkemizin en önde gelen firmalarından biri ile anlaşmayı imzalamış bulunmaktayız. Firma ile yaptığımız anlaşmada Ar-Ge çalışmaları ile ürün geliştirmenin yanı sıra köylerimizde üreteceğimiz tıbbi ve aromatik bitkiler, arıcılık ürünleri ve tıbbi mantarların satın alım garantisi ve şartların oluşması durumunda ilimize yatırım gibi maddeleri içermektedir. Bu sayede köylerimizde, birlikte üretim gerçekleştireceğimiz çiftçilerimiz ürünlerinin satılması endişesi duymadan, katma değerli ürünleri yetiştireceklerdir. Böylece daha iyi bir yaşam standardına ulaşmaları sağlanacaktır.

“Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp” kapsamına giren ürünlerin içeriklerinde bulunan maddelerin etkileri veya vücuda verebileceği zararlar konusunda yeterli bilimsel dayanaklar var mı?

Bu noktada “geleneksel tıp uygulamalarının” Sağlık Bakanlığı denetiminde tıp doktorlarının emrine girmesi sayesinde bu alanda kullanılan ürünlerin güvenirliği ilaç seviyesine çıkacaktır. Hali hazırda sadece dosya ile gıda desteği ürün ruhsatı alınarak satılan ve ne yazık ki bazı uyanık kişilerin her derde deva diye satmaları yüzünden bu tür ürünlere güven duygusu düşük olup aynı zamanda bilinçsiz kullanım nedeniyle her yıl birçok insan zarar görmektedir. Ancak artık bu tür ürünlerin ilaç benzeri bilimsel testlerden geçmeden kullanılmayacağı yönetmelikle belirlenmiştir. İşte bu noktada üniversitemiz gerçekleştireceği çalışmalarla ülkemizde öncü rol oynayacaktır. Artık geleneksel tıp denilince Düzce Üniversitesi ve Düzce ili akla gelecek ve insanlar tedavi için ilimize geleceklerdir.

Düzce Üniversitesinde “Deney Hayvanları Araştırma ve Uygulama Merkezi” var mı?

Üniversitemizde bakanlıktan ruhsatlı “Deney Hayvanları Araştırma ve Uygulama Merkezi” mevcut olup, “geleneksel tıp uygulamalarındaki” ürün geliştirme çalışmalarımızda aktif olarak görev yapacaktır.

Düzce Üniversitesi “Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi (DAGEM)” ile birlikte ne gibi çalışmalarınız oluyor?

Üniversitemiz “Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi (DAGEM)” ihtisaslaşma kapsamında hem arıcılığın yaygınlaştırılması hem de arı ürünlerinden (propolis, arı sütü, arı zehri) geleneksel tıp ürünlerinin geliştirilmesi çalışmalarında görev yapacaktır.

“Tamamlayıcı Tıp uygulamalarında” duyduğumuz bazı uygulamalar var. Mesela; Akupunktur, Fitoterapi, Apiterapi, Kupa Uygulaması (Hacamat), Hipnoz, Sülük Uygulaması, Larva uygulaması, Kayropraktik, Müzik Terapi vb. uygulamalar nedir ve bu uygulamalar Düzce’de yapılacak mı?

Adı geçen “geleneksel tıp uygulamalarının” tamamının ihtisaslaşma programı kapsamında hem uygulaması üniversitemiz tıp fakültesi öğretim üyeleri tarafından gerçekleştirilecek, hem de isteyen kişi ve kurumlara sertifikalı eğitimleri verilecektir.

Sağlık alanında ihtisaslaşmanın bölgemizin sürdürülebilir kalkınmasına etkisi nasıl olacak?

Üniversitemizde kurulması planlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezinin” Üniversitemize ve halkımıza sağlayacağı kazançlar kısaca;

Bu merkezde üretilen, saflaştırılan ve insana faydası ve kalitesi bilimsel olarak onaylanan ürünler, Sağlık Bakanlığı tarafından verilecek “Geleneksel Tıbbi Ürün Ruhsatı ile ülkemizde Üniversitemiz etiketi ve güvencesi” altında satışa sunulacaktır. Gelecekte uygun şartlar sağlandığında bu ürünlerin yurtdışı satışı da yapılabilecektir.

Bu merkezde yapılan araştırmalar sonucunda tedavisi olmayan bir hastalığa veya piyasada bulunan ilaçlara oranla daha güçlü etkisi olduğu kanıtlanan ürünlere gelecekte ilaç ruhsatı alınarak “Yerli İlaç” olarak insanlığın kullanımına sunulabilir.

Ülkemizde veya yurt dışında bu ürünlerin ticaretini yapmakla birlikte etkinliğini ve güvenliğini sertifikalandırmak isteyen şirketlere güvenilir bir araştırma ve sertifikalandırma hizmeti verilebilecektir.

“Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp” ürünleri pazarlayan şirketler ürünlerinin ham maddesini yurtdışından veya güvenilirliği kanıtlanmamış üreticilerden sağlamaktadır. Hatta bazı geleneksel ürünleri ilaç hammaddesi olarak kullanan dünyanın büyük ilaç şirketleri de ham madde ihtiyacını ülkemizden sağlamaktadır. Bu ham madde piyasası ülkemizde büyük bir hacme sahiptir. Üniversitemiz bünyesinde kurulması planlanan bu merkezde üretimi yapılacak geleneksel ve tamamlayıcı ürün ham maddeleri ülkemiz hatta dünya pazarına pazarlanabilecektir. Sağlığın geliştirilmesi ve koruyucu hekimlik alanında çeşitli katkılar sağlayacaktır. Ülkemizin 16 Üniversitesinde “Tamamlayıcı Tıp Araştırma ve Uygulama Merkezi” bulunmaktadır. Üniversitemizde kurulacak merkez bölgeye hitap edebilecek tek merkez konumunda olacaktır.

Diğer merkezlerde uygulanmayan “apiterapi” uygulamasının yapılabildiği devlet üniversiteleri içinde ilk merkez olacaktır. Üniversitemizin arıcılık konusunda elde ettiği başarıların ardından arı ürünlerinin tedavide de kullanılması özel misyonu tamamlayıcı nitelikte olacaktır. Geliştirilecek ya da uygulamalarda aktif olarak kullanılan “fitoterapi” ürünlerinin ilimiz çiftçileri vasıtası ile üretilmelerinin sağlanacak olması nedeniyle bölge insanına ek gelir imkanları sağlanacak ve dolayısıyla bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacaktır.

Geliştirilecek ya da uygulamalarda aktif olarak kullanılan “apiterapi” ürünlerinin temini için ilimizdeki arıcılık faaliyetlerinin yaygınlaştırılması sağlanacak ve dolayısıyla bölge insanına ek gelir imkanı sağlanmış olacaktır. Bölgedeki otel ve pansiyonlara vereceğimiz eğitim ve uygulama destekleri sayesinde bu kurumların paket uygulamaları vasıtası ile “sağlık turizmi” açısından da kalkınmasına katkıda bulunacaktır. “Tamamlayıcı tıp araştırmaları” kapsamında geliştirilen ürünler, gıda takviyeleri ile Üniversitemiz ve bölge ekonomisine katkı sağlayacaktır.

Efteni Otelin Üniversiteye tahsisi gerçekleşirse “Geleneksel Tamamlayıcı Tıbbın” Düzce’de gelişmesi için bir katkısı olur mu?

Efteni Otelin Üniversitemize tahsisi gerçekleşirse “Geleneksel Tamamlayıcı Tıbbın” Düzce’de gelişmesi için kuşkusuz katkısı çok büyük olacaktır. Çünkü “Efteni otelin kaplıca oteli” olması ve kökeninin yüzlerce yıl öncesine dayanması hasebiyle potansiyel bir geleneksel tıp merkezidir. Geleneksel tıp uygulamalarının tarafımızdan çok daha hızlı ve yoğun bir şekilde hayata geçirilmesi açısından büyük bir öneme sahiptir.

Sayın hocam çok güzel bir röportaj oldu. Düzce Üniversitesi’nin ‘çevre ve sağlık’ alanındaki ihtisaslaşması çalışmaları hakkında ve DÜBİT ile ilgili olarak çoğu kişinin bilmediği konular hakkında herkesin anlayabileceği şekilde ayrıntılı bilgiler verdiniz. Türkiye’nin geldiği noktayı gördük ve halkımıza da bunu gösterelim dedik. Üniversitede başarınızı artırmaya yönelik çalışan, sizlere yardımcı olan tüm arkadaşlarınıza teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim. Son olarak söylemek istediğiniz ve Düzce halkına vermek istediğiniz mesaj var mı?

Öncelikle bu güzel görüşme için çok teşekkür ederim. İhtisaslaşma programında yapacağımız çalışmaları özetleyecek olursak; Devletimizin bize yüklemiş olduğu görev gereği üniversite olarak öncelikli işimiz ilimizin kalkınması için uzmanlaşmak ve bu alanda çalışmalar yapmaktır. Bu bağlamda tek amacımız ilimizin başta ekonomik olmak üzere her alanda kalkınması için çalışacağız. Bu noktada bizimle beraber yürümek isteyen köylerimiz, sanayicilerimiz ve girişimcilerimize kapılarımızın açık olduğunu belirtmekten memnuniyet duyarım. Bizimle yürümek isteyen herkesle iletişim kanallarımızın tamamı açık olacaktır. Bu vesile ile gerçekleştirdiğimiz röportaj sayesinde yaptığımız çalışmalarımızın kamuya tanıtılmasında göstermiş olduğunuz özen için sizlere, şahsınızda Düzce’nin Sesi gazetesine, üniversitemiz adına teşekkürlerimi arz ederim.

 

 


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
349 kez okundu
0 bekleyen yorum
1 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

CA

7.11.2017 - 11:29:43

düzce halkı olarak elimizden gelen gayreti bu uygulamada sarf etmeliyiz.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

ÇOK OKUNANLAR