Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[18:42] Yılmaz Ne Demek İstedi? -- [18:04] Umut Oluyorlar -- [17:56] Düzköy'de Ağızlar Aşure ile Tatlandı -- [17:50] CHP Heyeti Düzce'ye Geliyor -- [17:45] YAŞANAN FELAKETLERDEN HALA DERS ÇIKARMIYORUZ -- [16:02] Final Eğitim Kurumu, Oxijen'e Konuk Oldu -- [15:55] Bu Proje Çevre İllere Örnek Olacak -- [15:03] Yemenici'den Nezaket Ziyareti -- [13:31] YOĞUN TRAFİĞE ALTERNATİF OLACAK -- [13:14] Sağlık İçin Yürüdüler --
Röportajlar
GÖZLERİYLE İLETİŞİM KURABİLİYOR

13.08.2018
3081 kez okundu
0 bekleyen yorum
1 onaylı yorum
GÖZLERİYLE İLETİŞİM KURABİLİYOR

Özlem Özalkan, 10 yıldır ALS ((Kas erimesi hastalığı) ile mücadele ediyor. Dünya ile sadece gözeri ile iletişim kurabilen Özlem hanım Amerika, Almanya, Belçika, Fransa, Avusturya gibi dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan  Türklerle  sohbet edebiliyor. Yatağa bağlı yaşayan, solunum cihazı sayesinde nefes alabilen Özlem hanım,  dünyanın bir çok  ülkesinde insanlara ulaşarak hayır işleri organize ederek  “Yardımeli Derneği” aracılığı ile Bangladeş, Somali, Afganistan ve Sudan’da su kuyuları açılmasını bile sağladı.

Özlem Özalkan, Düzce Valisi Zülkif Dağlı, Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay’ın da katıldığı organizasyonda, 6 yıl sonra ilk kez dışarı çıkarak Gölyaka Kültür Park ve  Güzeldere şelalesine götürüldü.  Arkadaşımız İlhami Atasever, ALS Hastası Özlem Özalkan ile bir röportaj yaparak onu daha yakından tanımamızı sağladı.

Bu röportaj için önce Özlem’in kendisinden, daha sonra babası Cihan ve annesi Perihan Özalkan’dan izin aldım. Özlem’in ailesini röportaj nedeniyle 31.07.2018’de aradım. Özlem’in hastalığı ile ilgili her türlü bilgiye sahip olduğunu öğrendim. Her türlü soruyu kendisine rahat bir şekilde sorabileceğimi söyledi.

Bu röportajı 10 günde ancak tamamlayabildim. Çünkü Özlem hanım, sorduğum soruların her birini yaklaşık olarak bir günde cevaplayabildi. Çünkü cevapları kirpikleriyle yazarak verdi.

Baba Cihan Özalkan ve Anne Perihan Özalkan’ın 3 kız, 1 erkek olmak üzere 4 çocukları var. Kendilerine ait bir konutları mevcut. Baba emekli, Özlem de malulen emekli. Anne ve babasının söylediğine göre Özlem beş vakit namazını yattığı yerden kılıyor. Tutamadığı oruçlar için her Ramazan ayında fitresini veriyor. Ayrıca Kurban bayramında kurban kesmeyi de ihmal etmiyor.   

ALS hastalığı, merkezî sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin (nöronların) kaybından ileri gelir. Bu hücrelerin kaybı kaslarda güçsüzlük ve erimeye (atrofi) yol açar. Ayrıca erken ya da geç hareketin birinci nöronu da hastalanır. Zihinsel fonksiyonlar ve bellek ise bozulmaz.

İlhami Atasever; Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Özlem Özalkan; 29.03.1983 İstanbul doğumluyum. 2008 yılında hastalığım nedeniyle Düzce’ye geldim. En son Yüksek okul dahil hepsini İstanbul’da tamamladım. Yüksek okul olarak Marmara Üniversitesi Tekstil Bölümü (Hazır Giyim-Modelist) mezunuyum.

İlhami Atasever: Hastalığınızın seyrini ve hastalığınızı kısaca da olsa anlatabilir misiniz?

Özlem Özalkan; ALS hastalığım (Kas erimesi hastalığı) 2008 yılının Nisan ayında kolumda güçsüzlük, ellerimde kasılma ile başladı. Doktora gittiğimde fıtıktan şüphelendi. Bir kaç doktor daha dolaştım. En son Marmara Üniversitesi Hastanesin Nöroloji bölümünde çeşitli testler ve emg ile teşhis konuldu. Hastalığı öğrendiğim zaman ilk söylediğim şey; “Rabbim beni seviyor” oldu.

Doktor bana en fazla beş yıl ömür biçti. Ama on yıl bitti! Hala yaşıyorum. Hastalığın seyri altı ayda bir değişkenlik gösteriyordu. Sol el, sol bacak, sağ kol, sağ bacak şeklinde vücudumu kaybediyordum. Ama azimliydim. Gücümün son damlasına kadar ayakta durmaya evime, çocuğuma yetişmeye çalıştım. Şu anda solunum cihazına bağlı, yatakta hiç kımıldamadan duruyorum. Yine de hayat, Allah için yaşamaya değer!

İlhami Atasever: Çok merak ettiğim bir soru var. Biz sizinle mail yoluyla anlaşıyoruz. Bu çok önemli bir iletişim. Bu işi nasıl beceriyorsunuz anlatır mısınız?

Özlem Özalkan; Sadece gözlerim ile iletişim kuruyorum. Bu sebeple de göz takip cihazı ile iletişim kuruyorum. Gözlerimle dünya ile iletişim halindeyim. Amerika, Almanya, Belçika, Fransa, Avusturya vb. ülkelerdeki Türk arkadaşlarla sohbet edebiliyorum.

İlhami Atasever: Dünyanın birçok yerinde su kuyusu açtırdığınızı duydum. Doğrusu bunu duyunca çok heyecanlandım. Böyle bir çalışma yapmak nereden aklınıza geldi ve bu kampanyayı nasıl gerçekleştirdiniz?

Özlem Özalkan; Ben her Ramazan ayında yardım toplayarak ihtiyaç sahibi olan birilerine yardım ulaştırıyorum. Ramazan ayı dışında da ihtiyaç sahiplerine ulaşıp, onların dertleri ile dertlenmeyi kendime düstur edindim. Geçtiğimiz Ramazan ayında da ne yapsam diye düşünürken, aklıma Afrika’daki susuz insanlar geldi. Orada temiz suya olan ihtiyacı olan bebeklerin, susuzluktan hayatlarını kaybetmeleri bana dert oldu. Böylece “Yardımeli Derneği” aracılığı ile yardım toplamaya başladım. Facebook sayfamda yazılar yazarak ve arkadaş, akraba ve komşulardan herkesten yardım istedim. Böylece Bangladeş, Somali, Afganistan ve Sudan’da su kuyuları açılıyor.

Sudan’da açılacak beşinci su kuyumuz için de halen para toplanıyor. Ben bu kadarını hayal edememiştim. Doğru açıklama ve Allah’ın yardımıyla, insanların çabası ile beşinci kuyumuza geldik. Yardım etmek isteyenler bana ulaşabilirler. Dünyaya gözümüzü kapatmayalım. Elimizden geldiğince yardım edelim. Dil, din, ırk farkı gözetmeksizin insanlığa el uzatalım. Ben göz ile bunları yapıyorsam, siz neler yaparsınız neler! Susuzluğu hayal edin, hissedin. Ben susuzluğun ne demek olduğunu iyi bilirim. Çünkü ağız yoluyla beş yılı geçkin bir süredir su içmedim. Onun için ne hissettiklerini çok iyi biliyorum. Siz de ne olur empati kurun. Zaman empati zamanı!

İlhami Atasever: Bangladeş, Somali, Afganistan, Sudan vb. yerlerde su kuyuları açtırdığınızı söylediniz. Sizin açtığınız bu kampanyaya destek vermek isteyenlere bir hesap numarası vermeniz doğru olmaz mı? Yoksa Facebook sayfanızdan size ulaşmak yeterli mi?

Özlem Özalkan; Tabii ki veririm. EFT yapanlar açıklama kısmına “özlem su kuyusu projesi” yazmaları gerekli. Bankadan yatıranlar, görevliye belirtsinler. Bu yeterlidir.

“Yardımeli Derneği” Kuveyt Türk Hesabı:

İban: TR89 0020 5000 0007 1000 0000 01

Şube Adı: İstoç

Şube Kodu: 71

Hesap No:710000-1

İlhami Atasever: Zaman zaman şiddetli yağmur yağıyor, fırtına oluyor, elektrik kesintileri oluyor. Bunun size ne gibi zararı oluyor ve çözümü konusunda ne yapıyorsunuz? Devlet kurumları size ne gibi yardımda bulunuyor?

Özlem Özalkan; Solunum cihazına bağlı olan tüm hastalar elektrik kesintisinden korkarlar. Hayatımızı elektrik ile idame ettiriyoruz. Bu nedenle elektrik önemli. Ben kendimce önlemler alıyorum. Araba aküsü kullanıyorum. Sekiz saat kadar faydalanabiliyorum. Ama kesinti uzun süreli olunca akü dayanmıyor. Geçenlerde yağmur, fırtına olmuştu o zaman akü yetmemişti. Belediyeyi aradık durumumuzu anlattık. Onlar da sağ olsunlar ambulans ve jeneratörle eve geldiler. Sonra da sadece bizim bulunduğumuz bölgeye elektrik verdiler. Devletin ve belediyenin desteğini gördüm. Beni darda bırakmadıkları için devletime çok çok çok teşekkür ediyorum.

İlhami Atasever: Arkadaşlarınız veya komşularınız isterlerse sizi ziyaret edebiliyorlar mı? Yani ziyaret etmelerinde bir mahsur var mı? Enfeksiyon riski açısından soruyorum bu soruyu.

Özlem Özalkan; Elbette ziyaretçilerim oluyor. Lakin çok sese, gerilimli sözlere gelemiyorum. Hemen sıkıntı basıyor, nabzım yükseliyor. İstemsiz ağlamaya başlıyorum. Bu nedenle kalabalık istemiyorum. Ailem de müsaade etmiyor zaten. Böyle bir yaşam sürdürmek zorundayım. Bir de enfeksiyon riski var. Bu sebeple grip hastası olanı odama almamaya çalışıyorum. Her yıl grip aşısı yaptırıyorum. Nezle ve grip olanı odama sokulmasına müsaade etmiyorum. Bana bakan bakıcı da maske kullanıyor.

İlhami Atasever: Devletin “Evde Hasta ve Yaşlı Bakım Hizmetlerinden” ve ayrıca devlet imkanlarından yararlanabiliyor musunuz?

Özlem Özalkan; “Evde Hasta ve Yaşlı Bakım Hizmetlerinden” tabii ki yararlanıyorum. İlaç ve mama alabilmem için yaşadığıma dair rapor çıkartmak için evde bakım onayı veriyor. Hastaneye gitmeden kan tahlili yaptırabiliyorum. Ayrıca, diş hekimi eve geliyor. Evde bakım hizmetlerinin bu ve buna benzer faydaları oluyor. Bu hizmet benim için çok büyük bir nimet.

İlhami Atasever: Piknik yapmak isteğiniz oldu mu hiç?

Özlem Özalkan; Olmaz mı, oldu tabi. Hem de çok istiyorum. Yaklaşık üç ay önce tanıştığım ilahiyatçı bir Nuri Çalışkan hocam var. Beni zaman zaman ziyaret eder. Yine ziyarete geldiği günlerden birinde konuşma arasında bir piknik sözü geçti. Bana, açık havaya çıkmak ister misin? diye sordu. Ben de kendisine tabi ki çıkmak isterim ama halimi görüyorsun ben hareket edemiyorum ki. Yatağa ve solunum cihazına bağlıyım dedim. Nuri hocam ben bu işe bir çalışayım dedi ve ayrıldı.

Nuri hocam Düzce valisi Sayın Zülkif Dağlı bey ile konuşmuş. Bütün resmi izinleri almış. 26 Temmuz 2018 perşembe günü sabah eve bir telefon geldi. Telefonda Nuri hocam şu cümleyi söyledi. Bugün bir saat de olsa “Gölyaka Kültür Park’a” pikniğe gideceğiz, hazırlığınızı yapın! dedi. Saat 12.30 da evin önüne bir ambulans gelmiş. Belediyeden, Beyazay derneğinden birileri geldi. Beni evimden dışarıya çıkardılar. Ambulansa koydular. Piknik yeri olan “Kültür Park’a” götürdüler.

Bundan sonrası, Özlem Özalkan’ın Facebook’tan yaptığı paylaşımdaki duyguları ile devam edelim.

“6 sene sonra ilk defa dışarı çıktım… Gökyüzünü gördüm, güneşi hissettim. Öylesine güzel bir duyguydu ki tarifi mümkün değil. Gittiğimiz yer asırlık çınar ağaçlarının olduğu güzel bir yerdi. Asırlık çınar ağaçlarının altında bir sedyede bir saat yattım. Öyle güzeldi ki ağaçlar, doyasıya seyrettim, özgürlüğün tadını çıkardım elhamdülillah…

Tabi dışarı çıkmamı sağlayan bir kahramanım vardı. Nuri Çalışkan hocam… Vali bey ile konuşmuş. Durumumu kendisine anlatmış. Bir doktor ve iki hemşire ile birlikte bir ambulans ayarladı Nuri hocam ve eşi Şefika teyzem. Benimle çok ilgilendiler. Nuri hocam yastıklarımı, çarşafımı taşıdı. Hatta beni merdivenlerden indirirken, çıkarırken hep yardım etti. Kendisi de eşi de. Tabiri caiz ise önümde pervaneydiler. Bir alçak gönüllülük örneği sergilediler. Tabiî ki annem ve babamı da unutmamak lazım.

Düşünüyorum da ben bunca sevgiyi, ilgiyi, şefkati hak edecek ne yaptım? Çok şanslı bir hastayım çok şükür. Rabbim’den bütün hastaların benim kadar şanslı olmasını diliyorum! Rabbim’e hamdolsun bana bu güzellikleri yaşattığı için. Başta Nuri hocam ve Şefika teyzem olmak üzere anneme, babama, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Haklarını helal etsinler. Özlem’i çok mutlu ettiler. Allah, razı olduğu kullarından eylesin. Her hal ile elhamdülillah. 27.07.2018”

İlhami Atasever: Hasta olduktan sonra sizin için ilginç olan bir anınız oldu mu?

Özlem Özalkan; Bundan beş sene önce, henüz solunum cihazına bağlanmamıştım. Nefes almakta güçlük çekiyordum. Hastaneye gitmek zorunda kaldım. Doktorlar, kan gazım belli bir seviyenin altına düşmeden, solunum cihazını vermiyorlardı. Ve de müdahale etmiyorlardı. Benim halimi bir görseydiniz. Nefes alamadığım için nabız yükseliyor ve ben ecel teri döküyordum. Korkuyordum ölmekten. Korkum, Rabbim’in karşısına hangi yüzle çıkacaktım. Günahımın çokluğunu düşünüyordum. Halsiz, nefessiz bir şekilde ruhumu teslim etmeye başlamıştım. Aklıma gelen herkese dua ediyordum içimden... Gece yarısını geçmişti. Hala bir damla uyku girmemişti gözüme... Sabaha karşı daha fazla dayanamayıp, bilincimi kaybetmiştim artık. Çok sayıda doktor nihayet başımda toplanmış. Beni kurtarmanın derdine düşmüş... Yoğun bakıma almak istemişler, yoğun bakımda yer yokmuş. Mecburen yattığım odada müdahale etmişler. Uyandığımda, çok sayıda doktor başımda ve boğazımda bir hortum vardı... Ve bu olayı hiç unutamıyorum...

İlhami Atasever: 08.08.2018 tarihinde Gölyaka ilçesine bağlı Güzeldere Şelalesinde de ikinci sefer piknik yaptınız. Duygularınızı anlatır mısınız?

Özlem Özalkan; 08 Ağustos 2018 Çarşamba günü öğlen vaktinde, yine gezmeye çıktım.. Bu sefer rotamız; Güzeldere Şelalesi... Yol boyunca, ambulansın camındaki küçük aralığından dağlara çıkışımızı izledim. Hastalığımın yeni başladığı dönemlerde, her hafta Güzeldere Şelalesine giderdim. O dönemleri hatırlayarak dağları tırmandık. Yol virajlıydı haliyle. Ama görmeyi istediğim için hiç gözümde büyütmedim yolları.. Nihayet gelmistik.

Ambulansın kapısı açıldığında birçok kamera vardı. Kendimi bir ülkenin prensesi gibi hissettim. Ilgi, alaka içerisindeydim, hepsi sağ olsun. Ambulanstan indiğimde, güneşli bir hava hakimdi. Derken, kara bulutlar gökyüzünü sardı. Rüzgar ve fırtına ile yağmur başladı. Yağmur yüzüme geldikçe benim gülümseyişim artıyordu. Güneşi, rüzgarı, gök gürültüsünü, hatta şimşek çakmasını gördü sadece tavanı gören bu gözler... Rabbimin, Özlem kuluna ikramıydı bu belkide... Çok şükür, dağların heybetini görmüş, ciğerlerime bol oksijen girmişti. Bir ara uykum gelir gibi oldu, ama ben hiç uyur muyum? Sık sık dizili çam ağaçlarını seyretmeye ara verir miyim? Tabi ki vermem. Rabbimin bana bahşettiği bu harika zamanı kaçıramazdım. Hatta öğlen namazını dahi kıldım. Rabbime ne kadar hamd etsem az... Allah'ıma çok şükür, bu güzellikleri yaşadım. Rabbim seni çok çok çok seviyorum. Merhametin o kadar çok ki, şu eli ayağı tutmayan aciz kuluna, göremeyeceği şeyleri yaşattın... Böylece bir daha ne kadar şanslı olduğumu anladım. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Her güzelin bir sonu vardır, ama ben bu güzellikleri yüreğimde saklayacağım. Her hal ile elhamdülillah...

İlhami Atasever: İnsanlığa vermek istediğiniz bir mesaj var mı veya son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı diye sorsam ne dersiniz?

Özlem Özalkan; Küçük dertleri kendinize dert etmeyi bırakın. Nefes aldığınıza, yürüdüğünüze, elleriniz ile başınızı kaşıdığınıza, gözünüze kirpik girdiğinde almaya çalıştığınıza vs. şükür edin. Sağlıklı olmak dünyanın en güzel nimeti... Ve ben bile şükür edecek çok şey buluyorum. En son söyleyeceğim şey; Yarın çok geç olmadan elinizdekilerle yetinmeyi bilin. Dertlerinizi dağ gibi görmeyin. Dertlerinizin karşısına Allah'ın büyüklüğünü koyun ve bakın. Dertleriniz mi büyük, Allah mı? O zaman büyük bir ooh çekersiniz. Ben şahsen öyle yapıyorum... Her hal ile elhamdülillah... En çok ne yapmak istersiniz? Diye sormadınız!

İlhami Atasever: En çok ne yapmak istersiniz?

Özlem Özalkan; Hayalimde en çok istediğim şey Kabe’ye gitmekti. İkincisi de İstanbul’u çok özledim. Üsküdar’a gidip, “Kız Kule’sini” ve İstanbul boğazını doyasıya seyretmek!

İlhami Atasever; ikamet ve iletişim adresinizi yazar mısınız?

Özlem Özalkan; Arapçiftliği Mahallesi, 2870. Sokak, Güleryüz konutları, Numara:3/2 - Baba Cihan Özalkan’ın telefon numarası: 0 535 3698817 Mail adresi: ozlemozalkan@gmail.com

İlhami Atasever: Özlem hanım güzel ve bir o kadar da faydalı bir röportaj oldu. Mahalle halkı, Düzce ili, Türkiye, belki de dünya ilk defa sizin gibi bir kişi ile yapılan röportajı okuyacaklar. İnsanoğlu belki de ilk defa sizin ağzınızdan ALS hastalığını duymuş olacaklar. Doğrusu ben çok bilgilendim. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Özlem Özalkan; Bizi ziyaret etmeniz nedeniyle çok memnun oldum. Benim dışarıya çıkıp güneşi, yağmuru, rüzgarı görmem ve hissetmem için yardımcı olan ilimiz valisi Sayın Zülkif Dağlı bey’e, Nuri Çalışkan hocama ve eşine, Belediye başkanımız Dursun Ay’a, Sağlık İl Müdürlüğüne, 112 Acilin başhekimi ve ekibine, Türkiye Beyazay Derneği Düzce şubesi başkanı ve yönetim kurulu üyelerine, basın temsilcilerine, emeği geçen herkese ve şahsınızda Düzce’nin Sesi gazetesine, şahsım adına teşekkürlerimi arz ederim. Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin. 


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
3081 kez okundu
0 bekleyen yorum
1 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

Üzeyir Veli

13.8.2018 - 23:07:05

Çok büyük hizmet olmuş bu röportaj.Özlem hanımı okuyunca insanlığımdan,gafletimden utandım.Sayın valimizi ve sizi tebrik ediyorum.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

ÇOK OKUNANLAR