Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[22:44] BETONLAŞMAYALIM DEDİLER -- [22:41] TARTIŞMA BÜYÜYÜNCE... -- [09:48] HASTANEDE TANIŞIP MUTLU SONA ULAŞTILAR -- [09:44] YIĞILCA'DA KORKUTAN YANGIN -- [18:26] İL SAĞLIKTAN ALZHEİMER GÜNÜ MESAJI -- [18:22] TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDU -- [18:10] Üniversiteden Bir Başarı Daha -- [18:05] Maça tekerlekli sandalyeyle gitti, seremoniye sekerek çıktı -- [17:56] Deplasmandan Bir Puan Çıktı -- [17:28] BORU PATLADI EKİPLER ÇALIŞIYOR --
Röportajlar
“Geçen Yıl Yüzde 95 Başarı Sağlandı”

Gazetemiz yazarı İlhami Atasever, Düzce Ünivresitesi Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevcan Öztemiz ile “Amerikan Beyaz Kelebeği ile mücadele” konusu ile ilgili röportaj gerçekleştirdi. Öztemiz; geçtiğimiz yıl Gümüşova ilçesinde alınan önlemler ile yüzde 95 oranında başarı yakalandığını söyledi.

6.05.2019
1158 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum
“Geçen Yıl Yüzde 95 Başarı Sağlandı”

Sayın hocam kendinizi tanıtır mısınız?

1971 Adana doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Adana’da tamamladım. Liseyi birincilikle bitirdim. 1991 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümünden derece ile mezun oldum. 1993 yılında Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Bitki Koruma Bölümünde Araştırma Görevlisi olarak göreve başladım. 1995 yılında Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Bitki Koruma Anabilim Dalında Yüksek Lisansı tamamlayarak “Ziraat Yüksek Mühendisi” ünvanını aldım. 2001 yılında aynı Üniversite ve Anabilim Dalında Doktora eğitimimi tamamlayarak “Doktor” ünvanını aldım. 2011 yılında Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı, Doçentlik sınavını kazandım ve “Doçentlik” ünvanını; 2016 yılında da “Profesör” ünvanını aldım. Yaklaşık 35 yıldır tarımsal faaliyetler alanlarında farklı komisyonlarda, Kongre bilim ve düzenleme kurullarında, hizmet içi eğitim, çalıştay, konferans, panel ve toplantılarda görev aldım. Üniversite, Avrupa Birliği, Tarım Bakanlığı ve Özel Sektör tarafından desteklenen 27 adet projede yürütücü ve yardımcı araştırıcı olarak görev yaptım. 1994 yılında Suriye’de ICARDA’da “Insect Control in Cereals and Legumens” konulu eğitime; 2003 yılında İsrail’de MASHAV, CINADCO and ARO Plant Protection Institute, The Volcani Center, Agricultural Research Organization tarafından düzenlenen “Biyolojik Entegre Zararlı Yönetiminde Yeni Kavramların Araştırılması ve Geliştirilmesi” konulu eğitim kursuna katıldım. 2004 yılında ise Fransa’da “Biyolojik Mücadele” konusunda iki ülke arasında işbirliği sağlamak ve biyolojik mücadele çalışmalarının yerinde incelenmesi amacıyla teknik bir toplantıya katıldım. Uluslararası ve Ulusal hakemli dergilerde 61 adet, Uluslararası ve Ulusal bilimsel toplantılarda sunulan 30 adet, 3’ü kitap, 5’ kitapta bölüm yazarlığı olmak üzere diğer bilimsel faaliyetleri de kapsayacak şekilde yaklaşık 150’nin üzerinde bilimsel eserlerim bulunmaktadır. Uluslararası dergilerde 2 editörlük ve 50’nin üzerinde Ulusal ve Uluslararası dergilerde hakemlik yaptım. TÜBİTAK, Üniversite ve Yurtdışı olmak üzere Uluslararası Yayın Teşvik ve Bilimsel Ödüller aldım. Evliyim ve 1 kız çocuk annesiyim.

Düzce Üniversitesinde ne zamandan beri görev yapmaktasınız, Dekan olarak ne zaman atandınız?

Düzce Üniversitemizde 2016 yılından beri öğretim üyesi olarak, 2018 yılından itibaren ise “Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı” olarak görev yapmaktayım.

: “Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi” Düzce’de hangi tarihte kuruldu. Kaç öğrenciniz ve yüksek lisans öğrenciniz var? Fakültenizde öğretim süresi kaç yıl ve mezun verdiniz mi?

: Düzce üniversitesi Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi, 23 Mart 2012 tarih ve 28242 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2012/2883 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulmuştur. Fakültemizde Eğitim-Öğretim faaliyetleri 2015-2016 yılında Bitki Koruma Bölümünün öğrenci alımı ile başlamıştır. Fakültemiz, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında 2 bölümümüze daha öğrenci alarak büyümeye hızla devam etmektedir. Toplam lisans öğrenci sayımız 120’ye ulaşmıştır. Fen Bilimleri Enstitüsüne bağlı olarak Bitki Koruma Anabilim dalında 29 yüksek lisans öğrencimiz mevcuttur. Lisans ve Yüksek lisans öğrencisi olarak toplam 150 öğrencimiz bulunmaktadır. Öğretim süresi 4 yıl olup, ilk mezunlarımızı bu yıl 2019 yılında verecek olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Kısa olmak kaydıyla Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesinden mezun olanlar ana başlıklar halinde söylemek gerekirse ne tür bilgiler alarak mezun oluyorlar?

Öncelikle mesleğimizin tanımını yapmak isterim. Ziraat Mühendisliği; “Tarıma, gıdaya ve biyolojik sistemlere bilim ve teknolojinin uygulanmasıdır”. Son yıllarda, Ziraat Mühendisliğinin önemi gittikçe artmaktadır. Dünya nüfusunun artması, buna karşın tarım topraklarının amaç dışı kullanımı ile azalması, nüfusun önemli bir kısmının kırsal kesimden şehirlere göç etmesi ve değişen iklim koşulları nedeniyle gelecekte en önemli sorunun gıda temini ve beslenme olacağı öngörülmektedir. Bu nedenle, Tarım, bugün olduğu gibi gelecekte de stratejik konumunu hep koruyacak bir sektör olmaya devam edecektir. Milli gelire ve istihdama olan katkısı, endüstriye hammadde sağlaması, ihracattaki payı, biyolojik çeşitlilik ve ekolojik dengeyi koruması ile de tarım sektörü gelecek için büyük önem arz etmektedir. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak zorundayız. Hızla gelişen bilgi ve teknolojinin tarımsal faaliyetlerde de kullanılması artık kaçınılmaz olmuştur. Bu, iyi bir Ziraat Mühendisliği eğitimi ile mümkündür.

Fakültemiz bünyesinde Bahçe Bitkileri, Bitki Koruma, Biyosistem Mühendisliği, Tarla Bitkileri ve Tarımsal Biyoteknoloji Bölümleri yer almaktadır. Bitki Koruma, Tarla Bitkileri ve Biyosistem Mühendisliği bölümlerimizde aktif olarak Lisans eğitim-öğretimi devam etmektedir.

Bitki Koruma bölümü mezunu ziraat mühendisleri; Tarımsal ürün kaybına neden olan bitki zararlısı böcek, akar, örümcek ve nematod türlerini mikroskobik ve makroskobik düzeyde tanıyabilme, yaygınlık durumları ile zarar/yarar düzeylerini saptayabilme, zararlılara karşı en uygun mücadele yöntem ve tekniklerinin araştırılması ve geliştirilmesine yönelik teknik ve bilimsel bilgi ile tanımlanmış mevcut önerileri, sürdürülebilir tarım, çevre ve insan sağlığı ile gıda güvenliğini göz önünde tutarak yürütebilme becerisine sahip olurlar. Entomoloji Anabilim dalı altında yer alan; akaroloji, nematoloji, genel ve depo zararlıları bilim dallarında ve ayrıca Fitopatoloji Anabilim dalı altında yer alan; mikoloji, bakteriyoloji, viroloji, herboloji bilim dallarında bilgi birikimine sahip bilinçli bireyler olarak mezun olurlar. Bitkilerde hastalığa yol açan canlı organizmalar (biyotik); funguslar, virüsler, bakteriler, fitoplasmalar, protozoalar, yabancı otlar, parazitik bitkiler ve ürün kaybına neden olan cansız etkenler (abiyotik); hava kirliliği, besin eksiklikleri, çeşitli çevresel etkenlerin belirlenmesi ve bunlarla mücadele yöntemleri geliştirme ve uygulama becerisine sahip olurlar.

Tarla Bitkileri bölümü mezunu ziraat mühendisleri; Tarla bitkileri yetiştiriciliği ve ıslahı hakkında bilgi sahibi olurlar, elde etmiş olduğu bilgileri daha ileri teknolojilerle birleştirerek tarımsal üretimde çeşitliliğin, verimliliğin ve kalitenin artırılmasını sağlarlar. Bu konularda gelişen yeni teknolojileri takip edebilir ve bu teknolojilerin uygulamaya aktarılmasında öncülük ederler.

Biyosistem Mühendisliği bölümü mezunu ziraat mühendisleri; Bilgi ve bilişim teknolojilerini kullanabilen, analitik düşünebilen, tasarım bilgisine ve deneyimine sahip olan, problemlerin tanımlanması, detaylandırılması ve çeşitli bilgi esaslarına göre olası çözümler geliştirebilen ve grup çalışmasına yatkın, tarımsal üretimde kullanılan her türlü yapı, tesis, makine, hayvan barınakları ve seraları projelendirebilen ve işletebilen, tarımsal sulama ve drenaj, arazi tesviyesi, toprak ıslahı ve enerji kaynaklarının (güneş, rüzgâr ve biyogaz) tarımsal alanda kullanımı ve yönetimi yetkinliğine sahip olurlar.

Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi olarak Düzce insanına faydalı olmak adına ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Fakültemiz Düzce ilimizin tarımsal sorunlarının çözümüne yönelik girişimlerde öncülük etmektedir. Örneğin, “Amerikan beyaz kelebeği” ile ilgili Üniversitemiz Koordinatörlüğünde, Düzce Valiliği, Düzce il ve ilçe Tarım ve Orman Müdürlükleri, Düzce Ticaret ve Sanayi Odası ve Ziraat Odaları işbirliğiyle, fındık bahçelerinin en büyük düşmanı olan “Amerikan Beyaz kelebeği” zararlısına karşı mücadele programı başlatılmıştır. Yine fındıkta külleme hastalığı ile ilgili eğitim verilmiştir. Tarım ile ilgili çeşitli konularda çalıştay, panel, konferans ve toplantılar düzenlenmiştir. Fındıkta verim ve kalitenin arttırılmasına yönelik farklı kurum ve kuruluşlar ile protokol imzalayarak projelere imza atmıştır. Birebir üreticiler ile birlikte tarla ve bahçelerde deneme ve uygulamalar yapmaktayız. Fakültemiz Üniversite, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ile işbirlikleri kurarak bölge tarımının sorunlarına çözüm bulması ile tarım sektörünün gelişmesine fırsat ve destek vermeye devam edecektir.

İlhami Atasever: “Amerikan beyaz kelebeği” Türkiye’de veya ilimizde hangi tarihten itibaren görülmeye başlanmıştır. Bugüne kadar bu konuda herhangi bir çalışma yapılmış mıdır? Bu böceğin ismi neden Amerikan beyaz kelebeği?

 “Amerikan beyaz kelebeği” Kuzey Amerika orijinli olduğu için bu adı almıştır. Ancak, Avrupa ve Asya kıtalarına da yayılmıştır. Türkiye’de ilk kez 1975 yılında Edirne, İstanbul (Çatalca, Silivri), Tekirdağ’da görülmüştür. Karadeniz Bölgesi ile Kuzey Ege’de yayılmıştır. 1982 yılında Orta Karadeniz Bölgesi’nde, 1997 yılında Düzce’de görülmüştür. Zararlının mücadelesine yönelik yapılan çalışmalarda olumlu sonuçlar alınmıştır. Amerika, Rusya ve Çin gibi ülkelerde de yapılan mücadele bizim Düzce ilimizde yapılan uygulamalardan pek farklı değil. Entegre mücadele ile sorunu çözmeye çalışmışlardır. Örneğin Çin sadece pupa parazitoidi denen bir arıcık (Chouioia cunea) (Eulophidae) ile biyolojik mücadele yaparak %70 başarı sağlamıştır. Biz de geçen yıl Düzce’de biyolojik mücadele uygulamalarını başlattık, ayrıca biyolojik preparat olan, (Bacillus thuringiensis) ile entegre ettik ve Gümüşova ilçemizde %95’in üzerinde başarı elde ettik.

Ağaçların yaprak veya dallarında tırtıla benzeyen kurtçuklar var. Bunun kelebeğe benzeyen bir tarafı yok. Bu tırtıl zamanla kelebek mi oluyor ki buna Amerikan beyaz kelebeği deniyor?

Amerikan beyaz kelebeğinin 4 biyolojik evresi vardır. Bunlar; yumurta, larva (tırtıl), pupa ve ergin (kelebek)’dir. Tırtıl zamanla önce pupa olur sonra kelebeğe dönüşür. Kelebeklerin esas rengi beyaz, sırt ve karın kül rengine çalan boz rengindedir. Bazı bireylerde üst kanatlarda siyah nokta şeklinde lekeler mevcuttur. Kelebek bu renginden dolayı ismini almıştır. Asıl zararı veren tırtıldır. Kelebekler zarar vermez, gece aktiftir ve polen veya şekerli besinler ile beslenir. Ancak, yumurta bırakıp çoğalmasına neden olduğu için önemlidir. Biz mücadele zamanına karar verirken ışık veya feromon tuzakları kullanarak bu kelebeklerin ilk çıkışlarını tespit ediyoruz. Dolayısı ile çok sayıda kelebeği tuzakta yakalıyoruz. Her bir kelebeğin yakalanması demek yaklaşık 400-1000 adet yumurtanın yok edilmesi demektir. Yani kısmen de olsa popülasyonun azalmasına neden olmaktadır.

Amerikan beyaz kelebeği, fındık ağaçlarına ne gibi zararlar veriyor?

Yumurtalarını genellikle uç dalların yaprakları altına, bazen de yaprak üst yüzeyine bırakırlar. Yumurta kümelerinden çıkan larvalar, yaprağın parankimasını üst epidermise kadar yerler. Daha sonra yaprağın üst yüzeyine geçerek üst epidermisi tahrip ederler. Yaprağın alt yüzeyinde ipeksi ağlar örerler, yaprakları içine alacak şekilde ağ örmeye devam ederler, bazen ağlar birden fazla dalı ve yaprakları da içine alır. Olgunlaşan larvalar ağlardan çıkarak bireysel yaşamaya başlar ve daha oburca beslenir. Yaprakları sadece ana damar kalacak şekilde yiyerek zararlı olurlar. Bitki gelişimine verdikleri zarar ile ürün kaybına neden olurlar. Meyvelerde nadir de olsa zarar verirler.

Son yıllarda ilimizde görülen ve Amerikan Beyaz Kelebeği olarak bilinen böceklerle mücadele konusunda yaptığınız çalışma var mı? Bu böceklerden veya tırtıllardan kurtulabilecek miyiz?

İnşaallah kurtulacağız. Son iki yıl yaptığımız çalışmalar ve sonuçları bizleri bu konuda umutlandırmıştır. Biz, fındığın önemli zararlılarından olan “Amerikan beyaz kelebeği” ve mücadele yöntemleri hakkında öncelikle çiftçilerle bir araya gelerek tarım toplantısı yaptık ve üreticileri bilgilendirdik. Zararlının mücadelesine yönelik uygulama hatalarını tespit ettik. Çevreye en az zararı olan mücadele yöntemlerine öncelik vermemiz gerektiğini vurguladık ve uygun olan tüm mücadele yöntemlerini bir arada kullanarak yapılan “Entegre Mücadele”‘yi önerdik.

Entegre mücadelede zararlının popülasyonu yüksek ve uygulanan yöntemlerin etkisi yeterli gelmezse çevre dostu pestisitler yani çevreye ve faydalı böceklere en az zararı olan tarım ilaçlarının tercih edilmesini ve uygun doz ve zamanda kullanılmasını önerdik. Bu kapsamda Üniversitemizin katkılarıyla, Fakültemiz tarafından ilk kez tarımda “çevre dostu bir uygulama olan biyolojik mücadele” fındıkta başlatılmıştır.

“Amerikan Beyaz Kelebeği” mücadelesinde, mücadele zamanı ve zararlının popülasyon takibi önemlidir. Bu amaca yönelik olarak ışık tuzaklarının kullanımı önerilmiştir. Tuzağın tasarımı ve bir prototip üretimi şahsım tarafından gerçekleştirilmiş olup, Gümüşova Ziraat Odasına teslim edilmiştir. 2017 yılından beri farklı lokasyonlarda kullanımı sağlanarak zararlının popülasyonu takip edilmiştir. Fındık üreticilerine zararlı ile mücadele yapmaları gerektiği uyarıları yapılmıştır ve mücadele zamanı için talimat verilmiştir. Zararlının her generasyonu için bu tekrarlanmıştır. Zararlı ile bulaşık yumurta kümeleri ve larva (tırtıl) kolonileri mekanik mücadele ile bahçelerden uzaklaştırılmıştır. Kısacası “Amerikan Beyaz Kelebeği” mücadelesinde; kültürel, mekanik, fiziksel, biyolojik ve kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmıştır. Uygulama yapılan bahçelerde verimde yaklaşık %30-40 oranında artış elde edilmiştir. Uygulamaların doğru bir şekilde her yıl yapılması zararlının popülasyonunu azaltacaktır ve doğal dengenin korunması sağlanacaktır.

Entegre mücadelede zararlının popülasyonu yüksek ve uygulanan yöntemlerin etkisi yeterli gelmezse çevre dostu pestisitler yani çevreye ve faydalı böceklere en az zararı olan tarım ilaçları tercih edilmesi derken mesela; Bu konuda kaç çeşit ilaç var ve ilaç ismi verebilir misiniz? Bu ilaçların arılara zararı var mı?

Bakanlığımız tarafından ruhsatlı 2 adet bitki koruma ürünü bulunmaktadır. Bunlar; Diflubenzuron ve Bacillus thuringiensis’tir. İkincisi (Bacillus thuringiensis)’nin insan sağlığına, çevreye ve doğal düşmanlara, arılara olumsuz yan etkileri yoktur. Diğer uygulamalar ile uyumludur. Uygulamadan sonra larvaların % 80'den fazlasında beslenmenin kesildiği, 12-14 gün sonra öldükleri bilinmektedir. Bu durum göz ardı edilmemelidir. Özellikle dut ve orman alanlarında zararlıya karşı mücadele mutlaka bu biyolojik preparatla yapılmalıdır.

Üniversitemizin katkılarıyla, Fakültemiz tarafından ilk kez tarımda çevre dostu bir uygulama olan biyolojik mücadele derken neyi kastediyorsunuz?

Öncelikle Biyolojik mücadelenin ne olduğunu tanımlamak isterim. Biyolojik mücadele; zararlı populasyonlarının canlı organizmalar yardımı ile ekonomik zarar eşiği altında tutulmasıdır veya zararlıların mücadelesinde doğal düşmanların kullanılmasıdır. Yani “Amerikan beyaz kelebeği ile beslenen” diğer faydalı böceklerin kullanılması ile yapılan mücadele yöntemidir. Çevre ve insan sağlığına, arılara olumsuz etkisi yoktur. Doğal dengeyi koruyucudur ve süreklidir. Biz Üniversitemizde “Amerikan beyaz kelebeğinin farklı biyolojik dönemlerine karşı biyolojik mücadelede kullanılan arıcıkları laboratuvar koşullarında üretimini gerçekleştirdik” ve fındık bahçelerine salım yaptık. Olumlu sonuçlar aldık. Aslında doğada Amerikan beyaz kelebeğinin çok sayıda etkili doğal düşmanı mevcuttur. “Biz yıllarca yanlış uygulamalar ile bu doğal düşmanları kendi elimiz ile yok ettik, doğal dengeyi bozduk.” Bozulan dengeyi tekrar onarmak adına biz bu faydalı böcekleri üretip doğaya salımlarını gerçekleştiriyoruz. Ama asıl önemli olan doğada mevcut yerli doğal düşmanlarımızı korumak ve etkinliklerini artırmaktır.

Işık tuzakları nedir?

Amerikan beyaz kelebeği gece aktiftir. Dolayısı ile kelebeklerin ışığa yönelme davranışları vardır. Kelebeğin bu özelliğinden yararlanarak geliştirilmiş tuzaklardır. Kelebeğin yakalanmasında ışık kaynağı kullanılmaktadır. Işığa gelen kelebek tuzağın toplayıcı kısmı içine düşer. Toplayıcı kısmında talaşa emdirilmiş gaz verici özellikte çok az bitki koruma ürünü vardır ve bu madde sayesinde kelebek ölür ve düşen kelebekler toplanır. Daha çok zararlının popülasyon takibi ve mücadele zamanına karar vermede kullanılmaktadır.

Amerikan Beyaz kelebeği ile beslenen, ürettiğiniz bu böcekleri (arıcıkları) ilimizde hangi bölgede doğaya saldınız? Sonuçları nelerdir?

Amerikan Beyaz kelebeği ile beslenen ve üniversitemizde ürettiğimiz bu arıcıkları doğaya salımını gerçekleştirdik. Salım çalışması, Düzce ilimizin Gümüşova -Elmacık köyünde ve Akçakoca ilçemizde yapıldı. Başarılı sonuçlar elde ettik. “Bu çalışmaların birkaç yıl üst üste yapılması ve uygulanan yerlerde zehirli tarım ilaçlarının kullanılmaması gerekmektedir. Doğal dengenin korunması için bu faydalı böcekleri öldürmeyen bitki koruma ürünleri tercih edilmelidir.” Doğadaki mevcut popülasyonu korumak ve desteklemek için yanlış uygulamalardan da bir an önce vazgeçmemiz lazım.

Işık tuzakları ile ilgili çalışmalar devam ediyor mu?

Evet. Gümüşova-Elmacık köyü uygulama alanımızdır. Gümüşova Ziraat Odası Başkanımız, Sayın Mafil Tavlı Bey ile ortak proje çalışmalarımız oldu ve halen devam etmektedir. Bu arada yeri gelmişken buradan kendilerine teşekkür ve şükranlarımı iletmek isterim. Bu tuzaklardan 100 adet yaptırıp 8 ilçeye ve köylere dağıtımı yapılmıştır.

Işık tuzaklarının tasarım ve bir prototipini yaptığınızı belirttiniz. Bunun tanıtımı için herhangi bir çalışmanız oldu mu?

Evet. Bu amaçla eğitim ve konferanslar düzenledik. Tarım ve Çiftçi Kurultayında tanıtımı yapıldı. Pilot uygulamalar yaparak üreticiler yerinde inceleme ve görme şansı buldular.

Yapılan bu araştırma veya çalışmalarınızda sizlere yardımcı olan kurum, kuruluş veya STK’lar var mı?

Evet. Üniversitemiz Koordinatörlüğünde; Düzce Valiliği, Düzce il ve ilçe Tarım ve Orman Müdürlükleri, Düzce Ticaret ve Sanayi Odası, Ziraat Odaları ve Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmalarımızı birlikte yürütmekteyiz.

Özellikle “Amerikan Beyaz Kelebeği” olarak bilinen böceklerle mücadelede Valiliğin, Belediyelerin, Tarım İl Müdürlüğünün, Muhtarların, vatandaşların yapması gereken görevleri var mı?

Tabiki var. Koordineli ve doğru zamanda toplu mücadele yapmak çok önemli.

Peki nasıl olacak bu iş? Doğru zamanlama ne demek?

Bilindiği üzere Amerikan Beyaz kelebeği, çok fazla bitki çeşidi ile beslenen (polifag) bir zararlıdır. Meyve ağaçları, orman, park ve süs bitkileri ile bazı otsu bitkiler dahil olmak üzere 600’den fazla bitkide beslenirler. En çok tercih ettiği bitkiler dut ve akçaağaçtır. Ayrıca, elma, armut, erik, kiraz, ayva, fındık, ceviz, kızılağaç, söğüt, meşe, kavak gibi bitkilerde de sık görülürler. Bu nedenle sadece üreticilerin fındık bahçelerini kontrol etmeleri yeterli değil, Belediyemizin kontrolünde özellikle park ve süs bitkileri başta olmak üzere zararlının beslendiği bitkilerde mücadele yapılması da son derece önemlidir. Zararlı fındık bahçelerine geçmeden önce özellikle dut gibi meyve ve dişbudak gibi ağaçlarda ilk yumurtalarını bırakmakta ve oradan yayılmaktadır. Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri bu konuda üreticileri bilgilendirmeli ve mücadele zamanı konusunda gerekli duyuruyu yapmalıdır. Biz Üniversite olarak her yıl zararlının popülasyon takibini de yapıyoruz, gerekli önlemleri önceden almaları gerektiğini, mücadelesi ile ilgili yapmaları gereken tüm aşamaları gerek eğitimler ile ve gerekse pilot uygulamalar ile gösteriyoruz. Fındık üreticilerinin her yıl yaptıkları tüm bu uygulamaları kayıt altına almaları ve duyarlı olmaları da çok önemlidir. Kısacası konunun tüm muhatapları gerekli hassasiyeti göstermeleri gerekmektedir. Burada bir öz eleştiri de yapmak isterim. Maalesef hazırcı bir toplum olduk, hep başkalarından bekliyoruz, hepimizin elini taşın altına koyup çok çalışmamız ve üretmemiz gerekiyor.

Mesela benim bir bahçem var ve bahçede yaklaşık 5 çeşit 10 adet meyve ağacım var. Ben “Amerikan Beyaz kelebeği” ile nasıl bir mücadele etmeliyim. Anlayabileceğim şekilde anlatır mısınız ben ne yapmalıyım?

Öncelikle üreticiler bu işi ek iş olarak görmemelidirler. Klasik yöntemlerle veya bahçeleri kaderine bırakmaktan vazgeçmelidirler. Konu ile ilgili bilgi sahibi olmalılar, günümüzde bilgiye ulaşmak artık çok kolay. Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlüklerinden ve Üniversitemizden de istedikleri zaman gerekli teknik bilgiye ulaşabilirler. Hatta her yıl kendileri bile zararlının ilk çıkış tarihinden tutun tüm aşamaları ve uygulamaları, hasat ve verim kayıtlarını kayıt altına alarak tutabilir ve görebilirler. Zararlının biyolojisi ve hayat döngüsü biliniyor. Zararlının çıkış tarihi şu an içinde bulunduğumuz mayıs ayı en uygun zaman, ilk kelebek çıkışları başladı. Her hafta üreticiler bahçelerini kontrol etmeliler. Zararlının popülasyon takibi ve mücadele zamanının doğru bir şekilde karar verilebilmesi için ışık ve/veya feromon tuzakları kullanılabilir. Bahçe bakım işleri budama, gübreleme gibi düzenli yapılmalıdır ve kültürel önlemler alınmalıdır.

Fındık bahçelerinde yumurta paketlerinin bulunduğu yapraklar toplanıp imha edilerek zararlı yoğunluğu azaltılmalıdır. Haziran ve ağustos aylarında zararlı ile bulaşık ağaçlar üzerinde ağ içinde bulunan larva kümelerinin olduğu dallar kesilip bahçeden uzaklaştırılarak mekanik mücadele ile yok edilmelidir. Temmuz başı ve ağustos sonlarından itibaren zararlı ile bulaşık ağaçlara oluklu karton şeritler (tuzak bant), saman ve otlardan yapılmış olan kuşaklar (50-60 cm uzunluğunda ve 10 cm eninde) ağaçların gövdelerinde bir veya iki yere iple bağlanmalıdır. Sentetik olmayan malzeme kullanılmalıdır. Bu kuşaklar pupa olmak için toplanan larvalarla beraber imha edilmelidir. Zehirli yabancı ot ilacı kullanımından olabildiğince kaçınılmalıdır, alternatif yöntemler tercih edilmelidir. Zararlının doğada çok sayıda etkili doğal düşmanı mevcuttur. Doğadaki mevcut popülasyonu korumak ve desteklemek için yanlış uygulamalardan kaçınmalıyız. Fındık bahçelerinde kimyasal mücadele uygulanacak ise, doğal düşmanlara zehirli olmayan veya düşük etkili ilaçlar kullanılarak faydalı böcekler korunmalıdır. Doğal dengeyi bozmamak amacıyla özellikle dut ve orman alanlarında bulunan ağaçlarda mutlaka biyopreparatlarla mücadele yapılmalıdır. Kimyasal mücadelesinde Bitki Koruma Ürünleri teknik talimatında önerilen doz ve zamanda kullanılmalıdır.

İlaçlı mücadele, Haziran veya Ağustos aylarında larvalar 2. ve 3. gelişme döneminde olduğunda veya yumurta kümelerindeki bütün yumurtalar açıldığında başlanmalıdır. İlaçlamada kullanılacak suyun pH’sı çok önemlidir. Kullanılan ilaçlar 6-7 pH aralığına göre üretilmektedir. Suyun PH’sı yüksek ise kullanılan ilaçlar % 30’a varan oranlarda etkisini kaybetmektedir. Suyun pH’sı 8-9 ise muhakkak yayıcı yapıştırıcı kullanılmalıdır. Her döle karşı ilaçlama yapılmalıdır. Zararlı, hava sıcaklığına bağlı olarak üçüncü generasyonunu Eylül ayında da verebilmektedir. Bu durum da mücadelesinde göz ardı edilmemelidir. Tüm bu söylemiş olduğum uygulamaların her biri zararlının popülasyonunu azaltmak için önemlidir.

Doğadaki denge ne demek? Doğanın dengesi mi bozuldu ki bu tip zararlı böcekler türedi?

Doğada canlılar birbirleri ile belirli bir ilişki içinde yaşarlar. Bu ilişki bir beslenme ilişkisidir ve çok sayıda halkadan meydana gelmiştir, zararlı ve yararlı canlılar doğada bir arada ve belirli bir denge içinde bulunurlar. Doğal denge adı verilen bu sistem bir teraziye benzetilir. Terazinin bir kefesinde zararlılar, diğer kefesinde yararlılar bulunur. Dışarıda herhangi bir müdahale yapılmadığı sürece bu terazi sürekli dengededir. Yıllarca bizim yaptığımız bilinçsiz kimyasal uygulamalar bu terazinin dengesini bozdu. “Hedef zararlıları öldürürken faydalı böcekleri de yok ettik ve denge bozuldu.” Potansiyel olabilecek zararlılar ana zararlılar konumuna geçti ve bu tip benzer zararlılar sorun oluşturmaya başladı. Hayvanlar aleminin % 75’ini böcekler oluşturmaktadır. Böceklerin hepsi zararlı değildir. Bunların yaklaşık üçte biri zararlı, üçte biri yararlı, üçte biri de nötür türlerdir. Zararlı böceklerin %99’a yakın bir kısmı doğal olarak baskı altında tutulmaktadır. Sadece geriye kalan %1 ‘lik kısmı ile uğraşıyoruz. Bunu da bozan maalesef bizleriz!

 Başka ne tür araştırma veya çalışmalarınız var? Bitki yapraklarını yiyen ve zarar veren böcekler var. Mesela; Koşnil bunlardan bir tanesi! Bu ve buna benzer zararlı böcekler konusunda size ulaşan bilgiler var mı?

 Evet var. Halk dilinde “vampir böcek” olarak bilinen, kelebek görünümünde olmasına rağmen görünüşünün dışında kelebek ile bir ilgisi olmayan Düzce İlimiz için yeni bir zararlı (Ricania japonica)’yı tespit ettik. Orijini Uzak Doğu olan zararlı, ülkemize 2006 yılında Gürcistan’dan bulaşık bitki materyalleri ile girdiği bildirilmiştir. Zararlı böceğin Doğu Karadeniz Bölgesinde 2006 yılında Artvin, 2007 yılında Rize, 2013 yılında Trabzon ilinin sahile yakın tarım alanlarında yayılış gösterdiği tespit edilmiştir. 2017 yılında ise Batı Karadeniz sahil şeridine kadar yayılarak Düzce, Akçakoca’da saptanmıştır. Zararlı polifag olup; sebze, meyve, süs bitkileri, çalı formundaki bitkiler ve yabancı otlar gibi pek çok konukçu bitki ile beslenmektedir. Konukçu bitkileri olarak; fasulye, biber, patlıcan, lahana, hıyar, mısır, kivi, incir, yeni dünya, karayemiş, böğürtlen, asma, elma, şeftali, yabani hurma, mandalina, ceviz, kestane, fındık, çay, kızılağaç, mürver, ortanca, eğrelti otu, ısırgan, akasya, pelin, lavanta, üç yaprak sayılabilir. Ülkemize zararlının doğal düşmanları ile birlikte gelemeyişinden kaynaklanan popülasyon artışının zamanla doğal düşmanların yerleşmesi ile doğal dengenin korunacağı düşünülmektedir. Mücadelesine yönelik bir an önce tedbirler alınmaz ise zararlı böcek, tüm Karadeniz sahil şeridindeki tarım alanlarında, hatta Marmara Bölgesi’ne de yayılarak zarar yapması kaçınılmaz olacaktır. Bu yıl Düzce ilimizde tespit ettiğimiz diğer bir zararlı da Fındıkta “Kahverengi kokarca”dır. Zararlı ile ilgili gerekli uyarılar yapılmış olup; konu ile ilgili sivil toplum kuruluşları ile yayım ve bir proje başlatılmıştır.

Türkiye’de isim yapan herhangi bir çalışmanız var mı?

Evet var. Biyolojik Mücadele konusunda çalışmalarım bulunmaktadır. Özellikle Trichogramma ile Biyolojik Mücadele çalışmaları çok ses getirmiştir. Ülkemizde faydalı böceğin ilk kitlesel üretim ve salım çalışmalarını gerçekleştirdik. Insektaryum yani böcek üretim ünitesi kurduk. Farklı kültür bitkilerinde; meyve, sebze ve hububat ve endüstri bitkilerinde çalışmalar yürütüldü.

Trichogramma ile mücadele ne demek?

 Trichogramma bir arıcık. Faydalı böcek diyebiliriz. Biyolojik mücadelede kullanılır. Aynı zamanda bir yumurta parazitoidi, yani zararlının yumurtaları ile beslenir. Trichogrammatidae familyasına bağlı türler tüm dünyada kullanılan etkili doğal düşman gruplarındandır. Kitle üretim ve salım çalışmaları 1900’lü yıllardan beri yapılmakta, günümüzde ise ticari olarak üretilmektedir. Zararlıyı, henüz bitkiye zarar vermeden yumurta içerisinde öldürmeleri ve laboratuvarda kolayca üretilip salınabilmesi gibi üstünlükleri nedeniyle zararlılarla mücadelede özel bir öneme sahiptir. Ülkemizde bölgesel bazda üretim ve salım çalışmaları başlatılmış ve olumlu sonuçlar alınmıştır.

Rektörlükten maddi ve manevi olarak gerekli yardımı veya desteği alabiliyor musunuz?

 Evet. Maddi ve manevi olarak her konuda desteklerini esirgemeyen Rektörümüz, Prof. Dr. Sayın Nigar Demircan Çakar’a saygı ve şükranlarımızı bir borç biliriz. Her zaman samimi ve pozitif enerjisi ile yanımızda bizlere hep destek olmuş ve öncülük etmiştir.

Sayın hocam güzel bir röportaj oldu. Fakülteniz ve çalışmalarınızla ilgili olarak vatandaşın da anlayabileceği şekilde ayrıntılı bilgiler verdiniz. Özellikle “Amerikan Beyaz Kelebeği” ile ilgili bilmediğimiz konularda bizleri aydınlatmış oldunuz. Sizlere ve fakültenizde görev yapan tüm arkadaşlarınıza Düzce’mize, Türkiye’mize ve insanlığa yapmış olduğunuz bu hayırlı hizmet nedeniyle teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim. Son olarak söylemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Teşekkür ederim. Öncelikle bu röportaj ile Fakültemizin yaptığı çalışmaları kamuya tanıtılmasında göstermiş olduğunuz özen için sizlere, şahsınızda Düzce’nin Sesi gazetesine, bu röportajın gerçekleşmesine gerek verdiği izinlerle, gerekse fakültemizin gelişimine yaptığı katkıları nedeniyle Rektörümüz Prof. Dr. Sayın Nigar Demircan Çakar’a Dekanlık ve şahsım adına teşekkürlerimi arz ederim. 

 


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
1158 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!


Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

ÇOK OKUNANLAR