Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[23:47] Binali Yıldırım Geliyor -- [22:58] ORTALIK SAVAŞ ALANINA DÖNDÜ -- [19:26] Karmaşa Giderilecek -- [19:08] 9 Günlük Bebeği Emzirirken Nefessiz Kaldı -- [18:29] Yeni Yılda Maaş Krizi Yaşanabilir -- [18:25] Belediye Başkanları Nostalji Pazarını Gezdi -- [16:32] DÜZCESPOR SİZİNLE GÜZEL -- [14:37] Dikkat EDS'ler 1 Aralık'ta Devrede -- [13:49] Yaşadığı Şehri Havadan İzliyor -- [13:40] Yolda Yan Yattı --
Röportajlar
Din Görevlisinin Emeklisi OImaz

Gazetemiz yazarı İlhami Atasever, hafızlık eğitimini Hafız Hasan Şen Hoca’dan alan “Din görevlisi Emekli Fahri Yılmaz” ile röportaj gerçekleştirdi. Yaklaşık yarım asır hizmet verip emekliye ayrılan, yetişmiş olan çok sayıda hafızı eğiterek bilgi ve birikimini aktaran ve halen evinin alt katında ücretsiz din eğitimi vermeye devam eden Fahri Yılmaz ile yapılan röportajın ilk bölümünü yayınlıyoruz.

14.10.2019
6692 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum
Din Görevlisinin Emeklisi OImaz

Gazetemiz Yazarı İlhami Atasever bu hafta eğitimini Hafız Hasan Şen Hoca’dan alan “Din Görevlisi Emekli Fahri Yılmaz” ile röportaj yaptı. Yarım asra yakın hizmet veren ve hayatını Kur’an-ı Kerim Eğitimine adayan Din görevlisi Fahri Yılmaz Hafız Hasan Şen Hoca ile başlayan eğitim hayatını ve anılarını Yazarımız Atasever’e anlattı. Yılmaz, hayatının dönüm noktalarından biri olan Hafız Hasan Şen Hoca ile tanışmasını ve daha sonraki eğitim hayatını da ayrıntıları ile paylaştı. Din Görevlisi Fahri Yılmaz Diyanet İşleri Başkanlığında yaklaşık 5 yılı Merkez Cedidiye camiinde olmak üzere toplam 15 yıl İmam Hatip, 1 yıl murakıp, 25 yıl da Antalya Diyanet Eğitim Merkezi'nde Öğretim Görevlisi olarak görev yaptığını ve 2008 yılında emekli olduğunu söyledi. Emekli Din Öğrevlisi Fahri Yılmaz halen evinin alt katında ücretsiz olarak din eğitimi vermeye devam ediyor.

YARIM ASIRDIR HİZMET VERİYOR

Sayın hocam kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Diyanet İşleri başkanlığının hangi kademelerinde görev yaptınız?

1946 yılında Düzce ili merkez ilçe Beçi Yörükler Köyünde, Yörükler Mahallesinde doğdum. İlkokulu Beçi Mahallesinde okudum. İmam Hatip ortaokul ve Lisesini Düzce’de bitirdim. 1975 yılında İzmir Yüksek İslam Enstitüsüne girdim ve 1980 yılında mezun oldum. Diyanet İşleri Başkanlığında yaklaşık 5 yılı Merkez Cedidiye camiinde olmak üzere toplam 15 yıl İmam Hatip, 1 yıl murakıp, 25 yıl da Antalya Diyanet Eğitim Merkezi'nde Öğretim Görevlisi olarak görev yaptım. 15.01.2008 tarihinde emekli oldum. Evliyim. Biri erkek, ikisi de kız olmak üzere üç çocuğum var. Birincisi hafız, İmam Hatip Lisesi ve Antalya Tıp fakültesi mezunu, ikincisi kız İmam hatip lisesi ve Antalya Hukuk Fakültesi mezunu, üçüncüsü de Eskişehir Eczacılık fakültesi mezunudur ve halen Düzce’de Eczacı olarak çalışmaktadır.

HAFIZ HASAN ŞEN HOCA’DAN EĞİTİM ALDI

Düzce’de Hafız Hasan Şen Hoca’dan eğitim aldınız mı? O günleri kısaca anlatır mısınız?

İlkokuldan mezun olduktan sonra Kur’an-ı Kerim'i yüzünden okumak için babam beni Konuralp Merkez Cami İmam-Hatibi Fikret Topal Efendi'ye teslim etti, hafızlığa orada başladım.

Daha sonra babam bana hediye olarak bisiklet aldı. O bisikletle Düzce Merkez ‘Hafız Hasan Kursu'nda’ okuyan bir arkadaşımı köyümüzden alıp her gün kursa getirirdim. Dersini verdikten sonra tekrar geri dönerdik. Bir gün Hafız Hasan Hoca Efendi, kursun bahçesinde olduğum sırada beni yanına çağırdı ve bana;

'Niçin her gün buralardasın?' diye sordu. Ben de; 'Arkadaşım burada okuyor hergün onu bisikletle getirip götürüyorum' dedim. Bana dedi ki; Sen ne yapıyorsun? Ben dedim Kur’an-ı Kerim'i yüzünden okumak için Konuralp Merkez Cami İmam-Hatibinde hafızlığa başladım. O zaman Hafız Hasan Hoca Efendi bana dedi ki; 'Hocandan izin alıp buraya gel' dedi. Ben de Hocamızdan izin alıp 1960 yılında ‘Hafız Hasan Kur’an Kursu'na’ kaydoldum.

Hafızlığım bitince kalfalık unvanı verildi. Her kalfaya, beş-altı öğrenci verilir. Hafızlığa başlayan öğrencilerin hafızlığı bitinceye kadar dinlerdik. Bir taraftan da, tecvid ve fıkıh müzakereleri yapardık. Kur’an-ı Kerim, ayın’dan ayın’a ve yavaş yavaş tecvid kaidelerine göre uygun hatimler yapılırdı. Hatmim bitmediğinden dolayı 1962‘de İmam-Hatip  okulu açıldığında kayıt olamadım. 1963’te ancak okula kayıt olabildim.

“HAFIZ HASAN’I ÜZEN OLAY”

Öğrencilik yıllarında başınızdan geçen ve unutamadığınız bir hatıra varsa anlatır mısınız?

Hafızlık esnasında unutamadığım bir hadise tabi ki yaşandı. Şöyle anlatabilirim:  ‘Meczubun biri Kur’an sayfalarını parçalayarak tuvalete atmıştı. Düzce halkının günlerce feveranı, hele Hoca Efendi'nin günlerce iki elini yumruk yapıp kafasına vurarak, Allah Hafız Hasan'a sormaz mı, senin öğretmenlik yaptığın Kur’an Kursu’nda, imamlık yaptığın Büyük Camii'nin yanında Kur’an-a hakaret mi edilirmiş' diye.

KAZUKOĞLU KÖYÜNDE KADROLU GÖREVE BAŞLADI

İmam Hatip Kadrosuna ne zaman geçtiniz? İmam-Hatiplik, üniversite öğrencilik günleriniz nerelerde ve nasıl geçti? Anılarınız varsa anlatır mısınız?

İmam Hatip Lisesinde okurken 1968 yılında Diyanet İşleri Başkalığı tarafından köylere kadro tahsisi yapıldı. Ben de müracaat ettim. Düzce Merkez Kazukoğlu köyünde kadrolu olarak göreve başladım. O köyde 3 sene çocuk okuttum. Bu arada İmam-Hatip lisesini de bitirdim. 1970 yılında Karadeniz Ereğli ilçesi Merkez Halil Paşa Camisine naklen atandım. Müftümüz Müderris Müslim Acar’dan ‘Fizilalil Kur’an’ tefsirinin Arapça’sını okudum. 1972’de Bolu Merkez Küplüce Camii’nin İmam-Hatipliğine atandım. Bu arada Bolu Kız Öğretmen Okulu’nu bitirdim. Daha sonra Karadeniz Ereğli ilçesine Murakıp olarak atandım. Daha sonra görevimden istifa etmek zorunda kaldım. 1975 yılında İzmir Yüksek İslam Enstitüsü‘nü kazandım ve kaydoldum.

Burada İzmir’deki bir anımı anlatmak isterim. Fakültede okurken İzmir Müftülüğü’nde İmam-Hatiplik için sözlü sınav açılmıştı. Ben de sınava girdim. Komisyonda kimseyi tanımıyordum. Euzu besmeleyi çektim. O sırada komisyon üyelerinden birisi bana ‘dur’ dedi. ‘Nerelisin?’ diye sordu. Ben de ‘Düzceli’yim’ diye cevap verdim. ‘Hafız mısın?’ dedi ve ben de ‘Evet, hafızım’ dedim. O da ‘Tamam dışarı çık.‘ dedi ve sınavı kazanmış oldum. İzmir Varyant Fatih Merkez Cami’sine İmam-Hatip olarak atandım. Sınavdan sonra o komisyon üyesinin adını öğrendim.  Müftülerden Mehmet Ali SULA hoca efendiymiş. Daha sonra o hoca efendiden ‘Celale-in Tefsir’i’ okudum. Aynı zamanda İzmir Müftüsü Mustafa Ades hoca efendiden ‘Mezahibul-Erbaa’ okudum. Emekli hoca Şaban efendiden ‘‘Kütüb-i Sitte’ okudum.

Az önce Kız Öğretmen okulundan da mezun olduğunuzu söylediniz. Okullarda hiç öğretmenlik yaptınız mı?

Milli Eğitim teşkilatında staj için bir ilkokulda sadece bir yıl görev yapmıştım.

Askerliğinizi nerede yaptınız, askerliği subay olarak mı, er olarak mı yaptınız?

Askerliğimi 1973’te Ankara’da Erbaş olarak yaptım.

“YETİŞMİŞ OLAN ÇOK SAYIDA HAFIZI EĞİTTİ”

Yüksek İslam Enstitüsünü bitirdikten sonraki hayatınız nasıl geçti? Anılarınız varsa anlatabilirsiniz?

Yüksek İslam Enstitüsünü bitirdikten sonra daha bir aşkla memleketim Düzce Merkez Camii’ne 1981’in Aralık ayında hem imamlığa hem de vaizlik görevine başlamış oldum. Bir taraftan namaz kıldırırken diğer taraftan haftada üç gün vaaz veriyordum. Sınıf arkadaşım Mehmet SÖNMEZOĞLU ile Büyük Camii ve Cedidiye CAMİİ arasında münavebeli olarak ilçenin vaaz ve irşadını yapma durumundaydık. O sırada ilçe Müftümüz, vaiz Mehmet Sözmezoğlu’nu, Konuralp’teki Kur’an Kursu’na ‘Tashihi Huruf’ dersine gönderirken, beni de Hamidiye Kız Kur’an Kursu’na ‘Tashihi Huruf’ dersine gönderiyordu. Yaklaşık 50-60 hafızımıza ders veriyordum.

Unutamadığım bir anımı anlatayım; Kursta sıra yok, hafızlar yerde oturuyorlardı. Hoca hanım perde ile bölünmüş diğer sınıfta ders verirken seslerimiz birbirine karışırdı, bu şekilde tatlı bir ders yapardık!

Unutamadığım ikinci bir anım ise şöyle; Özene özene tecvit dersi anlatıyor, sureleri ayın ayın tecvit tashihi ile talim ettiriyorum. Meddi arızı tahtaya yazdım, son harfin harekesine göre ‘vecihler belirlenir’ yazacağıma, yanlışlıkla ‘makabilindeki harekeye göre vecihler belirlenir’ yazmışım. Akşam evde mütalaa yaptığımda yanlış yaptığımı anladım. Sabah derse gelince hemen tahtadaki yazıyı düzelttim. Kızlara baktım anlamamışlar bir daha anlatayım dedim ve rahat bir nefes aldım.

 

“GECE KUR’AN-I KERİM YAZIP, SABAH OKUYORDUK”

Haseki Eğitim Merkezinde eğitim aldığınızı söylediniz. Orada hangi eğitimleri aldınız? Haseki Eğitim Merkezi’nde ’Aşere-Takrib’ ve ‘Tashihi Huruf’ dersi aldığınızı söylediniz. Bunlar ne demek?

10.10.1983’de İstanbul Haseki Eğitim Merkezinde ‘Aşere-Takrib’ bölümüne başladım. Hocalarımızı çok seviyor gece gündüz Kur’an-ı iki defa yazıp, vücühlarını sabah derste hocalarımıza okuyorduk.

Aşere Takrip ve Tayyibe; Kur’an-ı Kerim’i usulüne uygun, doğru ve güzel okumak, kıraat ilminde bilgi ve becerileri geliştirmek demektir. Kısaca; Kur’an-ı Kerim’in on imam ve yirmi ravi ile okunuş tarzı anlamına gelir.

Tashih-i Huruf: Harfleri doğru telaffuz etmek demektir. Kur’an harflerini okurken Maharic-i Huruf ve Sıfat-ı Huruf’a uygun olarak doğru telaffuz etmeye denir.

Hem öğrencilik, hem de İmam-Hatiplik yaptığınızı belirttiniz, bu şeklide eğitim öğretim zor olmadı mı?

Zor olmadı. Aksine zevkli oldu. Okul Müdürümüz benim gibi görevli çok kişi olduğu için sabah derslerini 08.00’de başlayıp 13.00’te bitirirdi. Bu yüzden namazlara rahat gider gelirdik. Görevimi hiç aksatmazdım.

“AŞERE-TAKRİB KURSUNU BAŞARIYLA BİTİRDİ”

Diyanet Eğitim Merkezinde görev alışınızın bir hikayesi var mı?

28.12.1981 yılında, Diyanet Elazığ Eğitim Merkezinin açılışı ve il müftüleri seminerinde Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç, ilinizde ve ilçelerinizde hafız, ilahiyat mezunu hocalar varsa onları imtihana tabi tutup Eğitim Merkezlerine hoca olarak atama yapacağım diye ilan yaptı. Zamanın Bolu Müftüsü Nizamettin Şahin, Düzce Müftüsü Ahmet Zeki Beye bildiriyor. Ahmet Zeki Bey de Cedidiye Camii İmam-Hatibi Fahri Yılmaz var fakat üç kişilik görev yapıyor, onu kaybetmek istemem diyor. Daha sonra zamanın İmam Hatip Lisesi Müdürü Satılmış Göndemir Bey’e durumu anlattım. O da bana Zeki beyi ikna ederim dedi ve beni Diyanet işleri Başkanının yanına götürdü. Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç Bey Hafızlıktan, dini bilgilerden imtihan etti ve dedi ki; Seni Elazığ Eğitim Merkezine Eğitim Görevlisi olarak göndereyim dedi ve kabul etmedim. Daha sonra Kastamonu ve Antalya’yı da teklif etti. Ben de dedim ki uzak yerler için cübbemi ve sarığımı çıkartmam dedim. Reis beyin hoşuna gitti ve seni ikna edeceğim dedi. Müdür Bey bunun ismini al ve Haseki imtihan zamanı haber verelim dedi.

1983 Mart ayında Düzce Müftülüğüne Ankara’dan telefon ediyorlar. İki arkadaş Ankara’ya sınav için gelsin diye. Mehmet Sönmezoğlu beni arıyor bulamıyor. Hemen Ankara’ya gidiyor. Dönüşünde yine arıyor bulamıyor. Çünkü ben o gün bir yakınımın mevlidine gitmiştim. Mesai saati bitmeden Müftülüğe uğradığımda, Ankara’ya sınava çağırdılar, seni aradık ulaşamadık dediler. Hemen Ankara’ya gittim ama sınava yetişemedim. Komisyon başkanı Şükrü Öztürk hoca beni tek başına imtihan etti. Dedi ki; Abdürrahman Gürses Hoca kabul ederse ben arkadaşıma söyler kabul ettiririm dedi. 10.10.1983’te İstanbul Haseki ‘Aşere-Takrib’ bölümüne böylece başlamış olduk. Düzce Müftüsünün tayini Manisa’ya çıkınca beni Diyanet Eğitim Merkezine eğitim görevlisi olarak istedi fakat ben ‘Aşere Takrib’ diblomasını İsmail Biçer’den almadıkça buradan ayrılmam dedim ve en son diplomayı İsmail Biçer’in elinden aldım ve mezun oldum.

‘Aşere-Takrib’ kursunu bitirince beni Ankara’ya çağırdılar. İmtihan sonunda bana kapalı bir zarf verdiler. Açıp baktığımda Antalya Eğitim Merkezi’ne Eğitim Görevlisi olarak atanmış olduğumu öğrendim. Özlemini duyduğum insan yetiştirmeyi zevkle yapıyordum. Antalya Diyanet Eğitim merkezinde 25 yıl hizmetlerim oldu. Bir taraftan da çocuklarım Kur’an-ın bereketi ile ilkokuldan Üniversiteye kadar Antalya’da okumuş oldular. Ben dış görevde iken değerli eşim de evde ve okulda çocuklara yardımcı oldular. Çocuklarımızın başarısında çok büyük emekleri oldu. Bu arada bunu da şükranla arz etmiş olalım. 15.01.2008 de emekli olup Düzce’ye yerleşmiş olduk.

ANTALYA’DA HOCALARA DERS VERDİ

Antalya’da Diyanet Eğitim Merkezinde görev yaptığınızı belirttiniz. Orada ne tür görevler ifa ettiniz ve kimlere eğitim verdiniz?

 ‘Diyanet Eğitim Merkezinde’ eğitim görevlisi olarak görev yaptım. Genellikle Kur’an dersleri (Tashihi Huruf) derslerini verdim. Diyanet İşleri Başkanlığının programı içinde Müftü, Vaiz adaylarına İmam hatip, müezzin ve Kur’an Kursu hocalarına ders verirdim.

15 ÜLKE VE 40 İLDE HİZMET VERDİ

Yurt dışına gittiniz mi? Hangi ülkelere ne amaçla gittiniz?

15 ayrı ülkeye (Almanya, Yugoslavya, Fransa, Belçika… vb.) irşad ve vaaz görevlisi olarak, iki kere hac, iki kere de umre görevlisi olarak gittim. Ülkemizin 40 ilinde 7 haftalık eğitim programı vesilesi ile hoca efendilere ders verdim ve çok dualarını aldım.

GENÇLER KUR’AN İLE BULUŞMALI

Bugünün gençliği hakkında ne söylemek istersiniz?

Gençlerin çoğunluğu lise ve üniversite mezunu. Fakat hakiki bir mü’min, hakiki bir kul olmalarını başaramadık. Bunda; 7’den yetmişe hepimizin hatası var. Anne-babalar, Öğretmenler, İmamlar, sivil toplum kuruluşları hep beraber el ele verip gençliğin maneviyatı için gayret etmeliyiz. Gençleri Kur’an ile buluşturmalı, Kur’an ile hemhal olmaları için bütün gayretimizi göstermeliyiz. Dinine, vatanına bağlı gençler yetiştirmeliyiz.

Okullarımızda okuyan öğrencilerimiz yaz tatiline girdiğinde yaz Kur'an kurslarına gidiyorlar. Yaz tatilinde Kur’an eğitimi için verilen hizmet size göre yeterli mi?

Yeterli değil. Çünkü çocuklar okulda yoğun bir şekilde gayret sarfediyorlar, yoruluyorlar. Bir de sıcaklar başlıyor. Zor bir eğitim dönemi. Ona rağmen güzel şeyler olmakta.

Geçmiş dönemlerle son birkaç yılı kıyas yaptığınızda hafızlığa olan ilgi ve Kur'an-ı Kerim'i öğrenmeye olan istek nasıl bir grafik çiziyor?

Gayet olumlu. Her yıl artarak devam etmekte. Daha da iyi olacağı kanaatindeyim.

FAHRİ KURSLARA DEVAM EDİYORUM

Emekli olduktan sonra il müftülükleri size zaman zaman da olsa vaizlik veya başka görevler teklif ediyor mu?

Emekli olduktan sonra da vaaz ve irşad görevlerinde bulundum. Ayrıca resmi program dahilinde din görevlileri ve Kur’an Kursu hocalarına ‘Tashihi Huruf’ dersleri verdim.

Emekli olduktan sonra ilk fahri kurslarıma Otopark Camisinde başladım. Kur’an Kursu öğretmen adayı olan 220 bayan öğreticiye Kur’an dersi verdim. 2008 yılında yapılan Kur’an Kursu Öğreticiliği sınavında Türkiye genelinde 450 kişi kazanmıştı, bunlardan 58 kişi Düzce’den olunca neden böyle oldu diye konuşulmaya başlanmış! Düzce Müftüsü Alaattin Gürpınar bey İl Müftüleri toplantısında iken tesadüfen telefon açarak kendisine sınava hazırlanan bayanlara meccanen ders verebilir miyim diye izin istedim. O da telefonun sesini açarak ‘bakın Düzce’de ileriki yıllarda olma ihtimali olan bir imtihan için derse başlamışlar bile’ dedi ve şüpheler bitmiş oldu. Böylece 5-10 kişilik guruplarla mahallelerde ders yapmaya devam ettik. Hatta doğum yapan bayanların evinde bile ders vererek çok kişinin imtihanı kazanmasına vesile olduk. Zamanın Müftüsü, Nusrettin mahallesindeki Kuran Kursunda ders vermem için Valilikten izin belgesi aldı. Burada erkek ve bayanlara da bir süre ders verdim.

Nihayet, il Müftümüz Selami Emen Valilikten yeni bir onayla Akçakoca Caddesinde bulunan eski Müftülük binasında bir oda tahsis etti. Burada sabahları erkeklere, öğleden sonrada bayanlara resmi olarak ‘Tashihi Huruf’ dersi verdim. Aynı binada 4 sene ‘Aşere-Takrib’ kurslarının ‘Tashihi Huruf’ derslerini verdim.

Eski Müftülükteki binada derslere devam ederken, il Müftümüz Selami Emen Personeli ile beraber ders esnasında ziyaret ederek bu sınıfın kendilerine lazım olduğunu söyledi. Müftü efendiye teşekkür ettim. Bu vesile ile 3 gün içerisinde evimin altında güzel sınıflar oluşturarak aşkla burada fahri olarak ‘Darülkurra camii derneği’ adı altında derslerimize devam ettik.

Daha sonra bayanların sınıf başkanı Mahallemizin Bayanlarına Kuran kursu açılması için Müftülüğe dilekçe verdi. Müftülük de ‘Burhaniye Mahallesi Kız Kur’an Kursu’ olarak onay verdi. İki sınıfın biri sabahtan, diğeri de akşam 17.30’da olmak üzere kurslarımız devam etmektedir.

Şu anda Düzce Müftümüz Hüseyin Can beyin teveccühleri ile evimin alt katında resmi olarak bayanlara hoca hanımlar ders verirken hemen yanı başında fahri olarak Fahri Yılmazın bir kuran sofrası olsun istedim. Resmi tabelanın altında fahri olarak ‘Tashihi Huruf’ Kuran sofrasında derslere devam etmekteyim. Sağlığım elverdikçe Kur’an sofrasına inşallah devam edeceğim.

EVİMİN ALTINDA DERS VERİYORUM

Sizin gibi emekli bir din görevlisi zamanını nasıl değerlendirmeli? Mesela siz vaktinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Öğrenci okutma, kitap okuma, kitap yazma, hayır kuruluşlarında görev alma vb. çalışmalarınız oluyor mu?

Din görevlisinin emeklisi olmaz. Caminin ve 4-6 yaş kuran kursunun eksiklerini gideriyorum. Zaten evimin altında ‘Tashihi Huruf’ derslerini veriyorum. Zamanım yetmiyor bile. Kitap okuma saatlerim var. Ayrıca kitap da yazdım. Bin adet tecvit risalesi, bin adet Aşırlar kitabı, bin adet de Bin bir fetva kitabım basıldı.

“CAMİ YAPTIRABİLMEK İÇİN DERNEK KURDUM”

Siz emekli olduktan sonra bir cami inşaatı ile ilgilendiniz. Bu caminin yapımında maddi sıkıntıları nasıl çözdünüz? Cami inşaatı halen ne durumda, bitti mi devam ediyor mu? Cami yapımında yaşadığınız ve unutamadığınız hatıra var mı varsa anlatır mısınız?

 

Köyümüzün eski ve küçük bir camisi vardı. Hayalim yeni bir Cami yaptırmaktı. Emekli olduktan sonra hemen bir dernek kurdum. İlk yardımı dernek Başkanı olarak ben yaptıktan sonra iki ağabeyim ve ablam da gerekli maddi yardımda bulundular. Türkiye’nin her tarafındaki okul arkadaşlarıma telefonla ulaştım. Az da olsa yardımlarını aldım. Cami inşaatı bitti ama alt katta 4-6 yaş Kur’an Kursu inşaatı halen devam etmektedir.

DERSLER 09:00 – 12:00 ARASI

Halen içinde bulunduğumuz bu mekan kime ait? Adresi nedir? Burada yaptığınız eğitimden Düzce Müftülüğünün bilgisi var mı? Kaç öğrenciniz var? Eğitim-öğretim günü ders hangi saatlerde yapılıyor? Bu eğitim ne zaman başladı ve ne zaman bitecek? Bu hizmeti kaç yıldan beri yapıyorsunuz?

İçinde bulunduğumuz bina kendime ait. Adres: Burhaniye Mahallesi, Tavus sokak, No: 5 - Daire:1 - Düzce. Burası ‘Düzce Müftülüğü Burhaniye Mahallesi Kız Kur’an Kursu’ olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda Kur’an soframıza fahri olarak devam etmekteyim. Dersler sabah 09.00-12.00 saatleri arasında yapılmaktadır. Aynı zamanda günlük olarak ders vermekteyim. Öğrencilerimin durumuna göre ders saatlerini ayarlıyorum. Burada İmam-Hatiplere, Kur’an Kursu öğretmenlerine ve ilahiyat öğrencilerine ders verilmektedir. Ayrıca bayanlara ait de iki sınıf mevcuttur. İhtiyaç halinde ve resmi olarak iki bayan hoca hanımın ders verebileceği şekilde sınıflarımız mevcuttur.

DİN GÖREVLİLERİNE TAVSİYELER

Bir din görevlisi olarak, din eğitimi konusunda din görevlilerine tavsiye anlamında söylemek istedikleriniz var mı, söylemek istemlisiniz?

Günümüz şartlarına uygun düzgün ve temiz giyinmeli. Mümkünse ‘Tashihi Huruf, diksiyon, makam’ dersleri almalı. Hafız ise cemaatin önünde hergün bir cüz okumalı, değilse Kur’an-ı yüzünden okuyup meal tefsiri yapmalıdır. Fıkıh derslerini muhakkak yapmalıdır.

Verdiğiniz bilgiler için şahsım ve Düzce'nin Sesi Gazetesi olarak çok teşekkür eder, çalışmalarınızda kolaylık ve başarılar dilerim. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben de sizlere çok teşekkür ederim. Röportajda her şeyi anlatmak vakit alacağından bu kadar ifade edebildim. Sayenizde sorularınızla geçmişi bir sefer daha hatırlamış oldum. Rabbim çalışmalarımızı rızasına muvafık eyleyerek Cennet ve Cemalullah’la müşerref eylesin. Düzce’nin Sesi Gazetesine ve sizlere şahsım adına teşekkürlerimi arz ederim.


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
6692 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!


Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

ÇOK OKUNANLAR

Düzce’nin Bitkileri, Kozmetik Raflarında