Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[16:11] Komşuda Acı Olay -- [14:28] İŞTE BUCA’YA HAREKET SAATLERİ! -- [13:07] İzne Çıkıp Geri Dönmemişti -- [12:33] DİDER’den şiddete uğrayan kadınlara çağrı -- [12:24] "Afrika'da bizimle işbirliği yapmak istiyorlar" -- [12:17] İtfaiye Kısa Sürede Söndürdü -- [12:13] Soba Neredeyse Zehirliyordu -- [11:21] Eski İl Başkanı Annesini Kaybetti -- [10:45] OKUL KANTİNLERİNE SIKI TAKİP -- [10:37] Palamut ve Hamsi Çıkmayınca, Midyeye Yöneldiler --
Röportajlar
KONUR ALP BEY’İN ROMANINI YAZDI

​Köşe Yazarımız İlhami Atasever bu hafta Düzce’nin yaşayan değerlerinden olan “Öğretmen-Yazar İlhan Akın”ın misafiri oldu. 24 adet kitap yazan Akın Osmanlı Devleti’nin kurulduğu ilk yıllarda yaşadığımız bölgenin fethini gerçekleştiren “Konur Alp Bey" ve Konuralp-Düzce Bölgesinin tarihini kaleme aldığı kitapların baskıya hazır olduğunu söyledi

25.11.2019
9740 kez okundu
0 bekleyen yorum
33 onaylı yorum
KONUR ALP BEY’İN ROMANINI YAZDI

Düzcenin Sesi Gazetesi Köşe Yazarı İlhami Atasever bu hafta “Öğretmen/Yazar İlhan Akın”ın konuğu oldu oldu. Okumayı ve yazmayı çok seven  Akın’ın yazdığı 24 kitap on binlerce kez baskı yaptı. Öğretmenlik yıllarından yazarlık serüvenine kadar bir çok bilinmeyeni anlatan Akın, halen yazmak istediği bir çok konu olduğunu söyledi. Kitap yazmak isteyenlere de tavsiyelerde bulunan Akın, “Eğer sevdiğiniz için yazıyorsanız kitap yazmak maliyeti olan bir iş değil. Hatta sıfır maliyet… Yazar olarak size düşen “Edebi değeri” ve “Beğeni değeri” olan bir eser üretebilmek. Eğer bunu başarabilirseniz, yayınevleri eserlerinizi basmak için sıraya bile girer; bütün maliyetini üstlenerek gerekli hazırlıkları yapar ve kitabınızın basımını gerçekleştirir. Kitabınızın reklamını, dağıtımını yapar, yaptığınız anlaşmaya göre de size Telif ücreti öder” dedi. Yazar İlhan Akın, bölgemizi yakından ilgilendiren ve merak uyandıracak bir Romana da imza attı. Akın’ın sürpriz romanını ilk kez yazarımız İlhami Atasever’e açıkladı.

Osmanlı Devleti’nin kurulduğu ilk yıllarda yaşadığımız bölgenin fethini gerçekleştiren “Konur Alp Bey” ve "Konuralp - Düzce bölgesinin" tarihini yazdığı kitapların baskıya hazır olduğunu söyledi.

“24 Kasım 2019 Öğretmenler Günü” dün (Pazar) bütün ülkede coşku ile kutlandı. Ben de öğretmenler günü münasebetiyle bu hafta; İlimizin yetiştirdiği, eğitimci ve aynı zamanda yazar olan, kısa süre içinde yazdığı kitaplarla ilimizde ve ülkemizde ismini duyuran Sayın İlhan Akın hocamıza konuk oldum. Kendisiyle röportaj yaptım. Merak edilenleri sordum. Bir eğitimci ve yazar olarak ilimize ve ülkemize yaptığı hizmetleri ilk ağızdan öğrenme imkânı bulmuş oldum. Bu vesileyle de bütün öğretmenlerimizin ve eğitim camiamızın “24 Kasım Öğretmenler Günü’nü” kutluyorum.

İLKOKULDA DİĞER ÖĞRENCİLERE OKUMA YAZMA ÖĞRETTİ

Sayın hocam kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

1963 yılında Düzce’nin Muncurlu Köyü’nde doğdum. Gazi Üniversitesi Kastamonu Eğitim Fakültesinden 1989 yılında mezun oldum. Bir süre sınıf öğretmenliği yaptıktan sonra Türkçe branşına geçip görevime devam ettim. Evliyim. İTÜ Makine Mühendisliğinde okuyan bir oğlum, lise son sınıfa giden bir de kızım var.

Öğrencilik yıllarında başınızdan geçen ve unutamadığınız bir hatıra varsa anlatır mısınız?

Muncurlu Köyü İlkokulu’nda 4. sınıf öğrencisiydim. Öğretmenimiz Sevinç Kapoğlu idi. Sevinç Hanım, o gün öğretmenleri gelemeyen küçük sınıfların başında durmam için beni görevlendirir, neler yapmam gerektiğini de tembihlerdi. Onun söylediklerini uygulamaya çalışarak birçok öğrenciye ilk okuma yazmayı öğretmiştim. Bugün bile bana: “Okuma-yazmayı senden öğrenmiştim…” diyerek, saygı gösteren insanlar var. Soğuk algınlığı yüzünden hastalanmış, yaklaşık bir hafta okula gidememiştim. Sevinç Öğretmenim, yanına Servin Öğretmen’i de alarak evimize beni ziyarete gelmişti. Benim için birkaç parça kıyafet ile büyük bir kese kâğıdının içinde kocaman kocaman 7 adet kırmızı elma getirmişti. “Evladım çabuk iyileş, bizi öğretmensiz bırakma…” dediğini hiç unutmuyorum!

“ROMAN YAZARAK YAZARLIĞA BAŞLADIM”

Yazarlık işine nasıl başladınız, bu işin hikâyesini anlatır mısınız?

Kitap okumayı seviyor, okumaktan da zevk alıyordum. Zira uyumadan önce beş on dakika kitap okumak bana huzur veriyordu. Bir zaman sonra kitapları ve kitapların içinde geçen olayları değerlendirirken: “Ben de olsam böyle düşünürdüm. Ben de olsam böyle yapardım. Ben de olsam böyle yazardım…” gibi şeyler zihnimi kurcalamaya başladı. Bu düşüncelerimi ilimiz şairlerinden Sayın Abdullah ÇELEBİOĞLU ile paylaştım. Bana: “Artık senin kitap yazma zamanın gelmiş…” deyince o gün elime kalemi alıp ilk kitabım olan “Üçüncü Hayat” adlı romanımın ilk üç sayfasını yazdım ve o sayfaları hiç değiştirmedim. O gün bugündür yazmaya devam ediyorum. Beni örnek alıp bir şeyler yazmak isteyen onlarca insanla karşılaştım, ofisime gelerek, ya da bir şekilde bana ulaşarak yol yordam soranlar çok oluyor. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. Birçok insanın kitabını yayıma hazırladım. Şu anda kitap yazıp kitabı basılan lise öğrencileri bile var. Zira onların sayısı çoğaldıkça ben mutlu oluyorum.

“ÖĞRETMENLİĞE 1989’DA BAŞLADIM”

Öğretmenlik mesleğine ne zaman başladınız, nerelerde görev yaptınız? Halen Milli Eğitim Müdürlüğü’nde bir göreviniz var mı? Orada nasıl bir görev yürütüyorsunuz?

1989 yılında Diyarbakır’ın Hani İlçesi’nde öğretmenliğe başladım. O zamanlar zorunlu hizmet üç yıldı. Ancak ben beş yıla yakın Hani’de görev yaptıktan sonra Düzce Doğanlı İlköğretim Okulu’nda göreve başladım. Doğanlı köyünde’de öğretmenlik yaparken aynı zamanda Azmimilli İlköğretim Okulu, Musababa İlköğretim Okulu ve Düzce İmam Hatip Lisesi’nde öğretmenlik yaptım. Daha sonra Düzce Meslek Yüksek Okulu’nda “Türk Dili”, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümünde “Yaratıcı Yazı” dersi verdim. Düzce merkez 100. Yıl Ortaokulu Türkçe Öğretmeniyken Düzce Valisi Sayın Dr. Zülkif DAĞLI ve Düzce İl Milli Eğitim Müdürü Sayın Murat YİĞİT’in uygun görmeleri sonucu Milli Eğitim Müdürlüğü AR-GE bölümünde görev aldım ve halen görevime devam ediyorum.

24 KİTAP YAZDI

Yazarlığa başladığınızda ilk yazdığınız kitap hangi kitaptır. Konusu nedir?

Az önce de bahsettiğim gibi “Üçüncü Hayat” adlı roman ilk romanımdı. Tasvirlere bolca yer verdiğim, 1800’lü yıllarda Batı Anadolu ve çevresinde yaşanan sosyal ve siyasi çalkantıları, zamanın kültürel ve ekonomik yapısı içinde akıcı bir üslupla anlatmaya çalıştığım romanım 2010 yılında çok değerli rahmetli Işıtan Gündüz’ün beğenisiyle İstanbul’da bulunan Sarmal Yayınları’ndan çıktı. O gün hayatımın en mutlu günlerimden biriydi. “Üçüncü Hayat” adlı romanımdan sonra yazdığım eserlerim İstanbul Parşömen Yayınları, Ankara Akçağ Yayınları, Ankara Nasihat Yayınları ve en son İstanbul Metamorfoz (Mat) Yayınları’ndan çıktı. Halen Mat Yayınevi ile çalışmaya devam ediyorum.

Bugüne kadar kaç adet kitap yazdınız? Baskı sayıları ve kitapların isimlerini söyler misiniz? Bir baskı denilince kaç adet kitap akla gelmeli?

Aslına bakarsanız yazmak istediğim çok konu var ancak ben bugüne kadar 24 adet kitap yazdım. Yazdığım kitapların dördü Hikâye, diğerleri Roman. Birinci baskıda kalan kitaplarım da oldu üçüncü baskıya giren kitaplarım da... 1000 adet, 30 bin adet, 60 bin adet, 100 bin adet baskı yapan kitaplarım da oldu. İnşallah önümüzdeki günlerde birkaç yüz bini aşan kitaplarım olur diye ümit ediyorum.

Yayınlanmış eserlerimden roman olanlar: Üçüncü Hayat (2010, 2.baskı 2011), Ganj’ın Gözyaşları (2011 2.baskı 2017), Güneşin Efendisi (2012), Tears Of The Ganges (İngilizce 2013), Mahşerin Galibi (2014), Sılada Gurbet, Mahşerin Esrarı, Dördüncü Cemre (2015), Şira Yıldızı (2015), Bir Devrin Efendisi (2014, 2.baskı 2015), Vadiden Doğan Güneş (2015), Sessiz Feryat - Gürcü Göçü (2015, 2. Baskı), Bekle Beni Üniversite (2019), Adını Sen Koy (2017, 3.baskı 2018), Sadece Sizin İçin (2018).

Yayınlanmış Eserlerimden Hikâye olanlar: Bir Çocuk Bir Şehir ve Bolu (2014), Annem Varsa Ben de Varım (2017, 6.baskı 2019), Ben Büyüdüm Anne (2017, 4.baskı 2019), 1944 Arabat Türkleri (Yayıma hazırladı). Üç kitabımın daha yazımı bitti, basım aşamasında. Yazmaya devam ettiğim üç tane daha kitabım var.

KİTAP YAZMAK MALİYETLİ BİR İŞ DEĞİL

Kitap yazma işi zor ve maliyetli, basımı, dağıtımı, nakliyesi meşakkatli bir iş olsa gerek. Size maddi olarak getirisi oluyor mu? Bu işin satış ve pazarlamasını nasıl yapıyorsunuz? Yani harcadığınız zamana, emeğe değiyor mu?

Eğer sevdiğiniz için yazıyorsanız kitap yazmak maliyeti olan bir iş değil. Hatta sıfır maliyet… Yazar olarak size düşen “Edebi değeri” ve “Beğeni değeri” olan bir eser üretebilmek. Eğer bunu başarabilirseniz, yayınevleri eserlerinizi basmak için sıraya bile girer; bütün maliyetini üstlenerek gerekli hazırlıkları yapar ve kitabınızın basımını gerçekleştirir. Kitabınızın reklamını, dağıtımını yapar, yaptığınız anlaşmaya göre de size Telif ücreti öder. Yazar kitap satmakla uğraşmaz. O iş yayınevine aittir. Hem yazarın kitap tanıtıp kitap satmak için koşuşturmaya vakti olmaz ki. Onun bütün işi zamanı iyi değerlendirip kitap yazmak olmalı değil mi? Hiç endişelenmeye gerek yok. Yeter ki siz değeri olan bir eser üretin, yayınevi Bağdat’tan bile gelir!

Günümüzde çok yaygın bir uygulama var. Sakın benim çalışmalarımı o uygulamalarla karıştırmayın. Kitap yazdığını düşünen birileri çıkar, bir şeyler yazar, sonra onu bir yayınevinde, ya da bir matbaada masraflarını kendi karşılayarak bastırır; matbaa da parasını cebine koyup bastığı kitapları muhatabına teslim eder. Sonra vatandaş eline kitabı alıp satmaya çalışır. Bu tür kitap yazanların maddi anlamda masrafları olur tabi. Zaten onlar da bir iki kitaptan sonra genellikle bundan vazgeçerler. Bu benim düşüncem tabi. Başka düşüncelere de sonuna kadar saygı duyarım.

““KALEMİM VE KLAVYEM EN SEVDİĞİM MÜZİK ALETİM”

Kitap yazma işi bir şeylerden esinlenerek mi, ihtiyaçtan dolayı mı yazılıyor, bu duygu nasıl bir duygudur? Bir kitabı zihninizde nasıl planlıyorsunuz? Önce hayal, sonra müsvedde, sonra temize çekme, kapak vs. Bu gelişmeyi kısaca anlatır mısınız?

Herhangi bir konuyu romanlaştırmaya karar verdikten sonra kurgu için gerekli hazırlıkları yaparım. İşleyeceğim konunun detaylarını özellikle kütüphane bilgileriyle buluşturup örtüştürürüm. Gerisi çorap söküğü gibi gelir zaten. Sözcüklerle dans etmek, duygu ve sezgilerimi ifade ederken, hangi sözcüğün hangi sözcükle daha şık ve daha zarif duracağına karar vermekten büyük keyif alırım.

“Kalemim” ve “Klavyem” benim en çok sevdiğim müzik aletlerim. Bilgisayarımın başına oturur çalışırım. Sonra bir çıktı alıp dikkatle okur eserlerime son şeklini veririm. Çoğu kere sorarlar: “Hangi zamanda ilham alıyorsunuz?” diye. Açıkçası ben ilham aldığımı düşünmüyorum. Hatta ilham denen şeyin varlığını bile hissetmiyorum. Zira hislerimi ve sezgilerimi kaleme dökmek için ne farklı bir zamana ihyacım var, ne farklı bir mekâna, ne de farklı bir ruh haline… İnsan istediği ve sevdiği bir şeyi yaparken ilhama ihtiyacı olduğuna şahsen ben pek inanmıyorum. Sevdiğiniz birine içinizden gelerek “Benim için değerlisin” demek için ilhama ihtiyacınız olabilir mi? Bence gerçekten değer vermeniz ve bunu ifade etmeniz yeterli. Bunun için ilham gelmesini beklemeye gerek yok ki. Derin bir hissediş, ileri bir algı, tarafsız bir bakış ve kuvvetli bir kavrayış unsurlarından bağımsız olamayacağını düşündüğüm zamanlarda kitap yazmanın bir “yetenek” olduğuna inanıyorum. Lakin bilgiye dayalı, öğrenilebilir, kural ve kaide boyutunu düşündüğüm zamanlarda ise kitap yazmanın bir “İstek” olduğuna inanıyorum. Söylediğim her şey tamamen benim düşüncelerim. Başka insanlar farklı düşünebilir ve her düşünce benim için saygıya değerdir.

“EDEBİYATÇILAR, TOPLUMUN KENDİLERİNE İHTİYAÇ DUYDUKLARI ZAMANDA ORTAYA ÇIKIYOR”

Yazarlığın size, ilimize, ülkemize ne gibi faydaları oldu, toplumsal veya kültürel anlamda geleceğe dönük ne söylemek istersiniz şeklinde bir soru sorsam cevabınız ne olur?

Bana göre Sanatçılar ve Edebiyatçılar, insanların ve toplumun kendilerine en çok ihtiyaç duydukları zor zamanlarda ortaya çıkarlar. Alışılmadık esas, usul, tarz ve yöntemlerle toplumsal bilincin yön bulmasına, gelişip olgunlaşmasına katkıda bulunurlar. Böylelikle karşı karşıya kalınan kişisel ve toplumsal sorunlar ve zorlukların aşılmasında önemli rol oynarlar. Hemen her toplumun, kültürel değerlerini ve birikimlerini gelecek nesillere aktarmak ve dünya kültür sahnesinde: “Ben de varım…” diyebilmek için “abide şahsiyetlere” ve “eserlere” ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu sadece bizim milletimiz için geçerli olan bir şey de değil aslında. Almanya için de, İngiltere için de, Türkmenistan için de, İran için de aynı şeyler geçerli. Şöyle bir örnek versem kendimi daha iyi ifade etmiş olurum sanırım. Ülkemizde Şeyh Galip gibi abide bir şahsiyet olmasaydı “Hüsn-ü Aşk” gibi bir baş eser olur muydu? İtalya’da Dante gibi edebi bir şahsiyet olmasaydı “İlahi Komedya” adlı bir yapıt olur muydu? Azerbaycan’da Gencevi gibi bir şahsiyet olmasaydı “İskendername” adlı bir yapıt, İran’da Şirazi gibi bir değer olmasaydı “Hafız’ın Divanı” adlı bir yapıt, Hindistan’da Kalidasa olmasaydı “Şakuntala” adlı bir eser, İngiltere’de Shakespeare gibi bir sanatçı olmasaydı “Romeo ve Jülyet” adlı bir eser, Almanya’da Goethe olmasaydı “Batı-Doğu” adlı bir divan, Rusya’da Puşkin olmasaydı “Bahçesaray” adlı bir destan, Gürcistan’da Şota Rustaveli olmasaydı “Kaplan Postlu Şövalye” gibi bir şaheser olur muydu? Bu tür eserler toplumların düşünce hayatını zenginleştirdiği gibi, günümüze ve gelecek nesillere gelecekle ilgili önemli ipuçları verir. En azından ben böyle düşünüyorum.

“SANAT PARAYLA ÖLÇÜLMEZ”

Yazarlıkla ilgili unutamadığınız birkaç tane anınızı anlatır mısınız?

Sayfanızı fazla işgal etmeyecek şekilde bir iki anımı anlatayım. Yazarlığımın ilk yıllarıydı. Evimin haricinde oturup çalışabileceğim bir mekânım yoktu. Bir gün dostlarla bir masaya oturmuş çay içip sohbet ediyorduk ki biri gelip önüme bir anahtar bıraktı. Başımı kaldırıp baktığımda karşımda Yusuf TAŞHAN ağabeyimiz duruyordu. “Sana çalışabileceğin bir yer lazım. Şu anahtarı al benim ofislerden birine geç, çalışmalarına orada devam et…” dediğinde çok şaşırmıştım. “Yusuf Abi çok teşekkür ederim. Benim sizden böyle bir talebim olmadığı gibi kira verecek durumda da değilim…” dediysem de: “Sanat parayla ölçülmez…” deyip anahtarları masada bırakarak çekip gitmişti. Değer bilmenin ne olduğunu o gün daha iyi anlamıştım!

Bir anım daha var müsaade ederseniz… Sanıyorum 8. Romanımdı. Çalışmalarımı bitirip büyük bir özgüvenle kitabımı önemli yayınevlerinden biri olan İz Yayınları’na göndermiştim. İki buçuk ay sonra yayınevinden cevap geldi. “Kitabınızı çok beğendik. Sizi tebrik ederiz. Kitabınızı basım programa alıyoruz…” Tabi ben çok mutluyum. Zira İz Yayınları’ndan kitabım çıkacak… Ancak şöyle bir teklifi vardı yayınevinin: “Kitaba verdiğiniz adı bir kez daha düşünelim…” Bu sefer keyfim kaçmış, bozulmuştum. Belki de bunun adı kibirdi ancak ben farkında değildim. Bu teklifi kabul etmeyince yayınevi kitabımı programdan kaldırdı. Ne garipti ki bir süre sonra kitabın adını ben kendim değiştirmek zorunda kalmıştım. İşte o zaman bir şeyi daha çok iyi anladım ki Yayınevleri profesyonel çalışıyor ve olaylara çok daha geniş pencereden bakıyor… Ne kadar özür dilediysem yayınevini ikna edemedim. “Bir başarım varsa eğer; bu başarımı kendi başıma, tırnaklarımla, hem de taşradan elde ettim. Hatam olabilir lütfen beni hoşgörün…” dediysem de kabul ettiremedim. Bundan bir şeyi daha çok iyi anladım ki, yayınevi profesyonelliğin yanında aynı zamanda ilkeli çalışıyordu. Üzülmüştüm ama iyi bir ders almıştım! Zaten hayat, her gün yeni bir ders aldığımız okul değil miydi?

HİNDİSTAN’DAN KİTAPLARINA BÜYÜK İLGİ

Zaman zaman ilimize yabancı ülke elçileri geliyor, belediye başkanını, valiyi ve sizi de ziyaret ediyorlar. Nedir bunun sebebi, sizinle bir bağlantısı var mı?

Çocukluğumdan beri dünya medeniyetlerini içten içe merak ederdim. Kısmete bakın ki ikinci kitabım Hint Medeniyeti ile ilgili “Ganj’ın Gözyaşları” adlı roman oldu. Tabi bu çalışmam Hindistan Büyükelçiliği’nin dikkatini çekti. Elçiliğin ve Hindistan Kültür Bakanlığı’nın yakın ilgisiyle romanım, Mimar Özkan ÇAKAR’ın sponsorluğunda, Anadolu Ajansı’nın haber çevirmeni çok değer verdiğim Sayın Zehra ULUCAK Hanımefendi tarafından çevirisi yapılıp Hindistanlı bir Dil bilimci olan Profesör Sayın Vinod TWARİ Bey’in onayıyla “Tears Of TheGanges” adıyla basıldı. Böylece Hindistan ile ilişkilerimiz daha da artarak devam etti. Gerçi onlar Hindistan’a gitmeden böyle bir kitabı yazmanın mümkün olmadığını düşünseler de ben Hindistan’a hiç gitmemiştim. Ancak Hindistan’da her yıl birkaç kez düzenlenen, Amir Khan ve ailesinin de hissesi olduğu Bollywood Senaristleri ve Bollywood Yapımcıları’nın da hazır bulundukları “Edebiyat Festivali”ne katılmak üzere defalarca Hindistan’a davet edildim. Ama ben yine Hindistan’a gitmedim. Karşısında okunan roman kesitlerinden, romanın konusuna uygun resimler çizebilen ünlü Hintli Ressam Manas Roy ile Hindistan’da bir araya gelmek için Hindistan Büyükelçisi Bayan Madhumita Hazarika BHAGAT tarafından Hindistan’a davet edildim ancak ben yine fırsat bulup Hindistan’a gidemedim.

Ayrıca 6 farklı dilde yayımlanan “Hindistan’a Bakış” adlı Hint dergisinde Türkçe yazılar yazdım. Sağ olsunlar Hindistan Büyükelçiliği her önemli günlerinde beni Ankara’ya davet ederler. Büyükelçiliklere kendi evim gibi girip çıkabilmek beni gururlandırıyor tabi. Büyükelçiler de fırsat buldukça beni ziyaret etmeye Düzce’ye geliyorlar. Şimdiye kadar 6 farklı Hindistan Büyükelçisi tanıdım. Bunlardan Büyükelçi Dr. AVS Ramesh CHANDRA, Büyükelçi Susmita Gongulee THOMAS ve şimdiki Büyükelçi Sanjay BHATTACHARYYA Düzce’ye beni ziyarete geldiler ve kendileri de bu ziyaretten ziyadesiyle memnun oldular. Zira gerek Düzce Valiliği, gerekse Düzce Belediyesi kendilerini çok iyi karşıladı.

Ayrıca da Japonya Büyükelçiliği ve Suudi Arabistan Büyükelçiliği’ne davet edildim ve Büyükelçilerle tanışma fırsatı buldum. Geçtiğimiz yıllarda da Suudi Arabistan Büyükelçiliği Müsteşarı da sivil olarak Düzce’ye beni ziyarete gelmişti. Özellikle Dünya Medeniyetleri ile ilgili kitaplar yazdığım için yabancıların bu derece dikkatini çekti. Sadece medeniyetler ile sınırlı kalmadım. Yerelde de üzerime düşen görevi yeterince yaptığıma inanıyorum. Düzceli Muhammet Zahit KEVSERİ’nin “Sılada Gurbet” adlı biyografik romanını; Düzceli Hafız Hasan ŞEN’in “Bir Devrin Efendisi” adlı biyografik romanını yazdım. Bu arada, erken davranmış olur muyum bilmiyorum ama size bir güzel haber daha verebilirim.

“KONUR ALP BEY”İN KİTABI YOLDA

Nedir o haber?

Osmanlı Devleti’nin kurulduğu ilk yıllarda yaşadığımız bölgenin fethini gerçekleştiren “Konur Alp Bey”in romanını da yazıp bitirdim ve şu anda basıma hazır durumda. Bir şeyi daha hatırlatmak isterim İlhami Bey. Ben sadece biyografik türde roman yazmadım. “Tasavvuf, tarih, sosyal ve mitolojik” alanda da roman yazdım.

Peki Konur Alp Bey’in romanını yazdınız. Acaba geçmişten günümüze Konuralp’in tarihini yazmayı hiç düşündünüz mü?

Bunu şimdi açıklamayı düşünmüyordum. Ancak madem yeri geldi şimdi söylemekte bir mahsur görmüyorum. Evet, geçmişten günümüze Konuralp’in tarihini duru, akıcı, hangi yaştan olursa olsun okunduğunda kolayca anlaşılabilen sade bir anlatımla; üstelik büyük üstat ve yetkin otoritelerin fikrini alarak ve onların engin bilgi ve düşüncelerinden yararlanarak yazıp kısa süre önce bitirdim.

O zaman bu yeni ve önemli bir haber demektir. Tebrik ederim. Elinize yüreğinize sağlık. Bu müjdeli haberi manşetten verebiliriz demektir. Bu haberi vermek de bize nasip olsun o zaman. Ne dersiniz?

Siz bilirsiniz. Nasıl isterseniz. Bence bir mahsuru yok.

ŞİMDİYE KADAR HİÇBİR ŞEYİ TEŞEKKÜR ALMAK İÇİN YAPMADIM

Sayın hocam marifet iltifata tabidir. Yazarlık veya mesleğinizle ilgili aldığınız takdir veya teşekkür belgeleriniz var mı? Bunları kısaca anlatır mısınız?

Şimdiye kadar yaptığım hiçbir şeyi teşekkür almak niyetiyle yapmadım. Bu düşüncem, insanların başarılarından dolayı onore edilmesi gerektiğine inanmadığım anlamına da gelmez. Ancak bunun illa birileri tarafından verilen belgelerle olması gerekmiyor bence. Birilerinin: “Sizin kitabınızı okudum ve okuyucuya vermek istediğiniz mesajı aldım…” demesi bana verilebilecek en büyük başarı belgesidir. Bunu da sokaklarda, sosyal medyada ve gittiğim yerlerde sık sık alıyorum zaten. Bu bana fazlasıyla yetiyor. Ancak sorunuz yerini bulsun diye söylemek gerekirse; Yerelde birçok ödül ve teşekkürün yanında Kültür Bakanlığı Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) tarafından bir kitabım 2011 yılında “Yılın Romanı” seçilmişti. 2012 yılında da ben “2012 yılının Romancısı” seçilmiştim.

Ankara’da Milli Kütüphane’nin Konferans Salonu’nda yapılan törene, dönemin Düzce Valisi Sayın Adnan YILMAZ ile birlikte gidip katılmıştık. Törende ödülümü, kendi ilimin valisinin elinden almak benim için ödüllerin en güzeliydi. Ayrıca “53. Ulusal 27. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Öykü Yarışması”nda ikincilik ödülü aldım. “Mehmet Akif İnan-Ödenmiş Bedeller Kısa Öykü Yarışması”nda il birinciliği almıştım.

“ÖĞRENCİLER İÇİN 5 AYRI KLAVUZ KİTAP YAZDIM”

“Annem Varsa Ben de Varım” adlı bir proje yürütüyorsunuz. Bu proje Milli Eğitim Bakanlığı’nın projesi mi? Bu proje hakkında bilgi verir misiniz?

Hayır, bu proje Düzce Valiliği’nin projesidir. Düzce İl Milli Eğitim Müdürlüğü bu projeyi Düzce genelinde ciddi bir şekilde uyguluyor. “Annem Varsa Ben De Varım” projesinde Düzce Valisi Sayın Dr. Zülkif DAĞLI’nın ve İl Milli Eğitim Müdürü Sayın Murat YİĞİT’in çok emeği var. Çok mutluyum ki bu önemli ve hassas görev bana verildi.

Proje çerçevesinde oturup, toplumumuzun ve insanlığın önemli olan tüm değerlerini içine alan; çağın ihtiyaç ve gereklerine uygun; toplumun milli ve manevi değerlerini yansıtan modern ve şahsiyetli bir gençlik yetiştirme gayretiyle Milli ve Manevi değerlerle örgütlenmiş beş ayrı kılavuz niteliğinde kitap yazdım. İlkokul 3. sınıflar için “Annem Varsa Ben De Varım” adlı kılavuz Hikâye Kitabı, Ortaokul 6. Sınıflar için “Ben Büyüdüm Anne” adlı kılavuz Hikâye Kitabı, Ortaokul 6. Sınıflar için “Hikâye Özel Defteri”, Ortaokul 8. sınıflar için “Hayat Böyle De Güzel” adlı kılavuz Hikâye Kitabı, Lise 9. sınıflar için “Adını Sen Koy” rumuzlu kılavuz Roman, Lise 11. sınıflar için “Sadece Sizin İçin” adlı kılavuz Roman…

Bu projenin iyi anlaşılmasını isterim. Bu proje öğrencileri benim kitaplarıma yönlendirmiyor. Bu kitaplar projeye ait kılavuz kitaplar. Yani benim yazdığım ancak benim kitaplarım değil, projenin kitapları. Öğrencilere ücretsiz dağıtılıyor, bu kılavuz kitaplar evde aileyle birlikte okunduktan sonra öğrenci kütüphane ve kitapçılara gidip özgür iradesiyle istediği kitabı seçip alıyor. Şunun da bilinmesini istiyorum. Benim yayınevimle aramda bir anlaşma var. Anlaşmamıza göre bana ait olan kitaplardan bir tanesi bile Düzce’deki kitapçılarda bulunmayacak ve satılmayacak. Sağ olsun yayınevim bu isteğimi bugüne kadar yerine getirdi.

Neden?

Projenin sağlıklı yürümesi için böyle olması gerekiyordu. Bu projeyle kitap okuyan ve düşüncelerini yazıya dökebilen, küçük yaşlardan başlayarak ortak bir anlayış içinde millî ve manevi değerlere bağlı; tarihine, milletine ve devletine sahip çıkan, çıtası ve kalitesi yüksek insan yetiştirmek en büyük gayemiz. Geleceğe milletçe sağlam adımlarla yürüyebilmemiz için okuyan, araştıran, sentezleyen, sorgulayan bilgi ve becerilerini daima yenileyen ve bütün bunları her türlü şartlarda anlatıp savunabilen bir gençliğe ihtiyacımız olduğu zaten herkes tarafından bilinmektedir. Bu çerçevede “Annem Varsa Ben de Varım” projesi, okumayı zevk haline getiren ve bunu bir kültür vazifesi sayan gençlik yetiştirmeyi hedefliyor. Düşüncelerini özgürce ifade edebilen; kendini bilen, dünü ve bugünüyle barışık olan; geçmişten aldığı güçle ayakları üzerinde durabilen, yerli ve milli değerlere sahip erdemli ve üretken bir gençlik yetiştirmek Türk eğitim anlayışının da temelidir. Biz de bu projemizle Aile içinde özellikle anne, baba ve çocuk arasında sesli kitap okuyup okunan kitaplar üzerinden sohbetler yaparak aile içinde “Ortak Okuma Hafızası” oluşturmayı hedefledik. Bu sayede okuma yazma bilmeyen ebeveynlerin, çocuklarının sesli kitap okuması sayesinde ayda en az iki kitap okuma şansını yakalamış olmaları projenin en güzel yönlerinden sadece biri olduğunu düşünüyorum. Yine bu projeyle çeşitli sebeplerle okula gitme fırsatı bulamamış aile bireylerini açık ortaokul, açık lise ve açık üniversiteye yönlendirdik ve bu sayede sadece Düzce’de 300’ün üzerinde anne ve babanın açık liselere kayıt yaptırmalarını sağladık

PROJE BİTLİS VE SİVAS’TA DA UYGULANDI

Bu proje ne zaman başladı, bu proje sadece ilimizde mi, yoksa başka yerlerde de uygulanıyor mu kısaca anlatır mısınız?

Proje Düzce’de 2016-2017 Eğitim Öğretim Yılı’nın ikinci yarısında; 31 Mart 2017 tarihinde Milli Eğitim Bakan Yardımcımız Sayın Orhan ERDEM’in de katıldığı büyük bir tanıtım programıyla başladı. Proje o yıl ilkokul 3. ve 4. Sınıf öğrencilerine uygulandı. 18 Kasım 2017 tarihinde dönemin Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet YILMAZ Düzce’ye gelerek, dönemim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Dr. Faruk ÖZLÜ ile birlikte projenin kapanış programına katılmışlardı. Komisyon tarafından incelenen kılavuz kitaplarını zaten Bakanlarımız da okumuşlardı. 2017-2018 Eğitim Öğretim yılında 6. ve 7. sınıflar, 2018-2019 Eğitim Öğretim yılında lise 11. sınıflar da projeye dâhil oldu. Proje böylece geçtiğimiz yıl 3. 6. 9. ve 11. sınıf öğrencileriyle AR-GE sorumlusu Sayın Kudret ÇİÇEK Koordinatörlüğünde yürütüldü. Sağ olsun projede onun de çok emeği var.

2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında ise sınıflar bazında döngüsünü tamamlayan proje 3. ve 6. sınıftan devam etmektedir. Yine Milli Eğitim Müdürlüğü AR-GE birimi ve birim sorumlusu Sayın Ali Kemal ARDIÇ tarafından sıkı takip edilen projenin bütün evrak, bilgi döküm ve dokümanları Düzce Milli Eğitim Müdürlüğü sitesinde mevcuttur. 30 yıllık eğitimciyim. İlkokuldan üniversiteye kadar bütün eğitim kurumlarında çalıştım ve her çağ öğrenci özelliklerini görebiliyorum. Dolayısıyla bu projenin ne anlama geldiğini, neleri ihtiva ettiğini, uygulanması durumunda sonuçlarının ne olabileceğinin farkındayım. Zira ben bu projeyi kendi ailemde uyguladım ve güzel sonuçlarını alıyorum. Projemiz Düzce’nin haricinde Bitlis ve Sivas illerinde de uygulanmıştı.

PROJE SAYESİNDE AİLE TEK VUCUT BİRBİRİNE KENETLENİYOR

Bu projeyi uygulamaya başladığınız günden bugüne kadar gözle görülebilir bir değişme oldu mu, olduysa bunu nasıl anlatırsınız ve kaç öğrenciye ulaştınız?

İlhami bey! Gidip ziyaret ettiğim okullarda projenin öğrencilere neler kazandırdığını görerek şahit oluyorum. Beni yolda durdurup dua edenler de oluyor, tebrik edip teşekkür edenler de. Projenin anne, baba ve aileyle birlikte yürüyor olması çok önemli. Dolayısıyla proje sayesinde aile tek vücut olup birbirine kenetleniyor. Proje aileyi bir araya getiriyor. Hatırladığım kadarıyla Bitlis’te bir Anadolu kadını karşıma geçip: “Evladım ben okuma yazma bilmem. Ama bu projeyle kızımın bana sesli kitap okuması sayesinde ayda iki kitap okumuş oluyorum. Allah senden razı olsun. Dünyamı aydınlattın…” demesini hiç unutmuyorum. Yine Sivas’ta hikâye kitabını imzaladığım küçücük bir çocuk: “Bu projeyle hayatımızı değiştirdiniz. Ailemiz bütünleşti. Babam geceleri bizi bırakıp dışarı çıkmıyor. Size ne kadar teşekkür etsem azdır…” demesini de hiç unutmuyorum. Sokakta karşılaştığın bir çocuğun: ”Annemden ve babamdan ayrı, babaannemle birlikte yaşarken sizin proje kitabınızı okudum ve valizimi toplayıp o gün anneme gittim…” demesini öyle parayla pulla ölçmek mümkün değil. İnancımıza göre “Bir kişiyi kurtarmak kâinatı kurtarmak…” ise projenin başarısını varın siz hesaplayın.

İletişim adresiniz nedir? 

Hafta içi mesai saatleri içinde Düzce İl Milli Eğitim müdürlüğünde bulunuyorum. Mesai saatlerinin haricinde ise; Cedidiye Mahallesi, Hükümet Sokak, No:7/D Düzce-Merkezde bulunuyorum. Tel: 0 532 603 05 29 - Facebook: ilhan akın - İnstagram: ilhanakin10 - Email: akin-ilhan2011@hotmail.com

 

Verdiğiniz bilgiler için şahsım ve Düzce;nin Sesi Gazetesi olarak çok teşekkür eder, çalışmalarınızda kolaylık ve başarılar dilerim. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben de sizlere çok teşekkür ederim. Bir röportajda her şeyi anlatmanın mümkün olmadığını biliyorum. O yüzden mümkün olduğunca kısa ve öz konuşmaya gayret ettim. Öncelikle “Annem varsa Ben de Varım projesinin” uygulanmasında emeği geçen ve röportaja müsaade ederek gerçekleşmesini sağlayan başta ilimiz valisi Sayın Dr. Zülkif DAĞLI’ya, İl Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Murat YİĞİT’e, Düzce’nin Sesi Gazetesi’ne, sizlere ve emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Bir nebze de olsa çalışmalarınıza katkı sunabildiysem kendimi bahtiyar hissederim. Dilerim azminiz ve gayretiniz hiç eksilmesin. Biliyorsunuz önümüzdeki Pazar günü 24 Kasım öğretmenler günü olarak kutlanacak. Yaptığınız bu röportajın böyle bir güne denk gelmesi beni ayrıca mutlu etti. Bu vesileyle bütün öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyorum. Hoşçakalın.


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
9740 kez okundu
0 bekleyen yorum
33 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

Zeki GÜNAYDIN

28.11.2019 - 19:52:21

Düzce mizden böyle bir değerin çıkması çok gurur verici bir olay. Özellikle Düzce nin tarih ve kültürünü tanıtan çalışmalar yapması çok güzel.Bir eğitimci olarak İlhan Akın a teşekkürler eder eder başarılarının devamını dilerim.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%51,16

Recep AYTEN

28.11.2019 - 18:34:49

Tam olarak haber içerisinde de geçtiği üzere; marifet iltifata tabidir ancak İlhan Öğretmenimize edilecek teşekkür yüreklerdedir. Düzcede küçücük konferans, tiyatro salonlarda; hayata hazırladığı, yeşerttiği gençlerden biri olarak İstanbuldan derin saygı ve sevgilerle.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%70,89

Abdullah yılmaz

28.11.2019 - 11:10:34

Yazarın daha önce "bir devrin efendisi" otobiyografi kitabı okumuştum. Çok güzel bir kitaptı. Umarım yeni roman kitabı da aynı güzelliktedir.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%79,09

Sivas gürün genci

27.11.2019 - 19:39:03

Gençlerimizi aydınlatmayı ışık olmayı hiçbir zaman ihmal etmiyorsunuz.Bende bir genç olarak hayatımın çoğu alanımda sizi örnek aldım benim herzaman bir idolümdünüz.Tavsiyelerinzle olsun kitaplarınızla olsun beni ve bizleri sevindiriyorsunuz.(Eğer sevdiğiniz için yazıyorsanız kitap yazmak maliyeti olan bir iş değil.) Bütün samimiyetimle söylüyorum hayatımda yer edinen bir cümle olmuştur bunun sayesinde bende bir kitap yazma kararı alıyorum ve değerli ,hayat hocam sayesinde teşekür ederim,iyiki varzınız sayın hocam
Katılıyorum   Katılmıyorum
%51,06

Hilmi Tunahan Özdemir

27.11.2019 - 17:33:23

İlhan abim, Merzifon'dan bolca selamlar. Çok seviliyorsun.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

Kenan

27.11.2019 - 16:46:20

Değerli hocam Mersin’den sevgiler,saygılar.Kitaplarınız ve projelerinizden dolayı tebrik ederim, bi çok kitabınızı okudum.hayat ve Bilgi dolu eserleriniz .. tebrikler İlhan hocam ...
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

Faruk KAZANCI

27.11.2019 - 15:37:55

Övgü, Alemlerin Rabbi Allah'ındır. Seni yarattığı için O'na şükürler olsun. Kıymetlimisss..
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

Cihan DEMİR

27.11.2019 - 08:16:13

İlhan hocam ile 9 yıl önce Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde öğrenciyken hoş bir tevafukla tanıştım. Özellikle öğrencilik yıllarımda sadece telefon ile iletişim kuruyor olmamıza rağmen sevgi ve inanç ışığını kullanarak, kararmak üzere olan hayatımı aydınlatmış olan kıymetli bir "insan"dır. Her ne kadar bu röportajda kendisinin çok iyi bir yazar olduğundan bahsedilse de (ki öyle) İlhan Akın dendiğinde benim aklıma sahip olduğu şeyi paylaşmayı o şeye sahip olmaktan daha keyifli gören, sevginin gücünü sadece etrafındaki insanlara değil yaratılmış bütün varlıklara gösteren, mutlu ederek mutlu olmayı başarabilmiş bir "sevgi insanı" geliyor. Bence bu Düzce gibi küçük bir memlekette yazdığı eserlerin sesinin Hindistan'dan duyulmasından, kısa sayılabilecek bir zamana 24 kitabı sığdırabilmesinden, belki de yakın bir zamanda yayınevlerinin kitaplarını yayınlamak için sıraya gireceği biri olmasından daha ender ve kıymetli bir durum. Kendisini tanıdığım için, hayatına dokunduğu belki yüzlerce insandan biri olduğum için çok mutluyum. Sevgiyle kalın...
Katılıyorum   Katılmıyorum
%48,44

Zeki ÖZDEMİR

27.11.2019 - 14:30:50

Arkadaşım İZMİRDEN selam ve saygılar. Biliyorsun blzlm çocukluk ve gençlik yıllarımız yokluklar la mücadele ile geçti bizlere rehberlik yapacak klşiler o günkü şartlardan dolayı etrafımızda yoktu. SEN Gençlere, Annelere ve Babalara IŞIK oluyorsun senden beklentilerimiz daha fazlası, selamlar can arkadaşım.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

Erdal ERDENER

27.11.2019 - 11:21:37

yine yeni bir kitap yeni bir dünya ve ilhan hocam. önceki eserlerinizi severek ve beğenerek okudum.yeni kitabınızı heyecanla bekliyorum.her ne kadar kars ta yaşasam da sizi ve eserlerinizi ve yeşil düzcemizi yakından takip ediyorum. kitaplarınız serhat şehrimiz karsta beğenilerek okunmaktadır.diğer öğretmen arkadaşlarım da yeni kitabınızı merakla bekliyorlar. karsla ilgili bir projeniz olur mu acaba? saygılarımı sunuyorum kıymetli hocam.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%54,29

Ekrem ARAK

26.11.2019 - 21:57:09

Hernekadar kitaplarını okuma fırsatı bulmasam da ilhan hoca ile dostluğumuz memleketim Diyarbakıra 30 sene öncesine dayanıyor,çok içten başarılı iyi niyetli mükemmel bir insan başarılarının devamını dilerim.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%46,97

Enes keleş

26.11.2019 - 21:50:10

En sevdiğim kitabı Sessiz Feryat.. Çok güzel eserler çıkarttığını biliyorum. İzmirde ki kitap sever arkdaşlarıma bir kaç kitabını hediye etmişliğim var. Yeni eserinide en kısa zamanda raflarda görmeyi bekliyorum. İzmirden selamlar..
Katılıyorum   Katılmıyorum
%53,52

Neşe Bayram

26.11.2019 - 21:43:59

Böylesine değerli bir hocanın öğrencisi olma şansını yakalamış olduğum için onur duyuyorum. İlk okul döneminde kısa bir süre dersimize girmiş olmasına rağmen pek çok değer konusunda bilinçlendirdi bizi. Şimdi sesini daha geniş kitlelere ulaştırabiliyor olması çok çok güzel. Tebrik ediyorum canım öğretmenim, yolunuz açık olsun... İzinizden geliyoruz.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%51,52

Resul Dedekoca

26.11.2019 - 21:21:49

Sevgili İlhan hocayı bizzat tanırım. Oturduğu yerden yazmaz kitaplarını. Emek emek, araştırma araştırma, tecrübe tecrübe işler bildiklerini. Onu daha çok ziyaret etmeliyim. Öğrrneceğim çok şey var çünkü..
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,77

Barış Acarel

26.11.2019 - 21:20:48

ilhan akın hocamın yazdığı kitaplar okadar çok güzel ki insan okudukça gurur duyuyor . Kitapları kadar kendisinin sohbeti de bir şahiser sizin isminizi duydukça benim öğretmenim olduğunuz için kendimle gurur duyuyorum sizi hem seviyoruz hemde destekliyoruz . Küçük öğrenciniz barış :)
Katılıyorum   Katılmıyorum
%52,94

ERCAN KAYA

26.11.2019 - 20:42:55

Değerli hocamın ellerinden öpüyorum.Düzce ve Türkiye için büyük bir değer kendisi yaptığı projeler yazdığı roman ve kitaplarla Bir çok insanın kalbine dokundu hayatlarını değiştirdi hayata farklı bir açıdan bakmasını sağladı.İlkokul dördüncü sınıftan başlayan bu eğitimcilik ruhunu Fazlasıyla insanlara aktardı.Rabbim sayılarını artırsın inşallah Allah razı olsun.Bugüne kadar olduğu gibi Bundan sonraki Çalışmalarını heyecanla takip ediyoruz. Bartından selamlar çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim değerli Hocam...
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

Ekrem ARAK

26.11.2019 - 20:35:38

Dostluğumuz 30 sene öncesi memleketim Diyarbakır,da öğretmenjen başladı böyle bir dostu tanıdığım için mutlu ve gururluyum.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%52,94

Oktay ide

26.11.2019 - 20:28:52

İlhan akın hocam sizi canı gönülden tebrik ediyorum başarılarınızın devamını diliyorum İZMİR'DEN saygılarımla.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%48,53

Mücahid Soykan

26.11.2019 - 20:14:35

Abi gerçekten işinizi çok iyi şekilde yapiyosunuz.Sivastan takip ediyorum sizi başarılarınız daim olur inşallah.Mesleginizden önce insanlığıniz karakteriniz o kadar iyiki bunuda eserlerinize iyi yansitiyosunuz. Tebrik ederim.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%52,86

Adem Ünal

26.11.2019 - 19:41:35

ilhan bey Duzcemizin nadir şahsiyetlerinden mustesna kişiliktir. Kendisini uzun yıllar önce tanımak, sahsimda müsbet etkikere vesile olmuştur. Başarılarının devamı bizleri mutluluğa gark edecektir.Sagilik ve afiyetle uzun ömürler dilerim .
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,79

Mehmet Şah Marhan

26.11.2019 - 19:40:14

Düzce' nin bir 'değeri' olarak, kitaplarıyla ve özellikle "Annem Varsa Ben de Varım" Projesi ile Ülkenin eğitimine değer katan yüreği güzel ve aydın insan... Bitlis'ten selamlar..
Katılıyorum   Katılmıyorum
%48,39

Oğuzhan Erarslan

26.11.2019 - 19:14:40

İlhan hocam rabbim yolunuzu açık etsin herşey gönlünüzce olsun yüreği güzel abim
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,85

Munise A. Yılmaz

26.11.2019 - 18:48:04

Birlikte çalışma şansına sahip olduğum değerli İlhan hocam, görev yaptığım okulda oluşturmaya çalıştığım kütüphane için kendi eserlerinden istediğimde durumu yayınevine ileterek çok daha fazla kitaba sahip olmamızı sağlayarak bir öğretmene destek, Malazgirtli öğrencilere ışık olmuştur. İyi bir yazar ama her şeyden önce eğitimci olduğunu göstermiştir yine. Sizin aracılığınızla kendisine ve yayınevine tekrar teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%45,45

Yusuf Nurduhan

26.11.2019 - 18:38:23

Annem Varsa Ben de Varım projesi kapsamında memleketim olan Bitlis / Tatvan'a gelip çalışmalar yapan büyük emektar İlhan Akın hocama sevgi, saygı ve selâmlar olsun.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

Mutlu SARI

26.11.2019 - 17:28:25

Düzcemiz ve Ülkemiz için büyük bir gurur kaynağıdır sayın hocam hayatınızın her alanında sizi yakından takip ediyorum, sizden almış olduğum kaliteli eğitimlerin ve rehberliğiniz sayesinde Ankara'da çok iyi bir mesleğe sahibim umarım bu başarılarımız beraber, omuz omuza öğretmen öğrencilikten öte abi kardeş olarak devam etmesini temenni ediyorum başarılarınızın devamını diliyorum sayın değerli hocam.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,85

Sedat yiğit

26.11.2019 - 16:57:38

Değerli hocam iyi ki sizi tanımışız.düzcede okurken bizlere hem abilik hem yoldaşlık yaptınız.birçok arkadaşımız sizin sayeniz de hayata tutundu iş güç sahibi oldu.hayatı yaşayarak hissederek yazdığınız kitaplar milyonlara ışık tutuyor.sizleri seviyor ve başarılarınız devamını diliyorum.Tokattan selamlar
Katılıyorum   Katılmıyorum
%45,76

İsmail Çorbacı

26.11.2019 - 17:24:49

İlhan hocam emeğinize yüreğinize sağlık. Edebi eserlerin devamı dileğiyle. Bursa'dan saygılar.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%48,33

Rıdvan Arslan

26.11.2019 - 17:10:59

Sayın ilhan Akin gerçekten çok değerli bir öğretmen bir arkadaş bir abi. Kitaplarını çok severek okudum ve eserlerin bana çok şey kattığına inanıyorum. Emin sizlerede çok şey katacaktır eserlerinde. Balıkesir den selam olsun...
Katılıyorum   Katılmıyorum
%49,15

Mustafa Kılıç

26.11.2019 - 16:55:52

İlhan Akın hocamızı 10 yıldır takip ediyorum. Düzce’nin ülkemize kazandırdığı en kıymetli isim. Kendisini Konyada ağırlamaktan ve mümkün olursa belediye başkanımızla tanıştırmaktan onur duyarız.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

Enes girme

26.11.2019 - 17:02:33

Dünyada insanların boş şeyler uğruna birbirlerini yiyip bitirmenin peşinde olduğu şu dönemde ilhan beyin çıkardığı hem bu eserin hem de bu uğraşlarının başta yetişen genç nesil olmak üzere 7 den 70 e herkese ışık tutması dileklerimle zonguldağın kitap okuyan kitlesine bakarsak bu kitabı seveceklerdir
Katılıyorum   Katılmıyorum
%49,18

Mehmet Karpuz

26.11.2019 - 16:51:30

İlhan Akın Hocamın yazdığı kitaplar ve gerçekleştirdiği projeler ile ne kadar gurur duysak azdır. Hocam her geçen gün başarılarınıza bir yenisini ekliyorsunuz,azminiz ve tutkunuza hayran olmamak elde değil. İstanbul dan selamlar.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

Oğuzhan Yiğit

26.11.2019 - 16:40:54

İlhan hocam çok içten, cana yakınsınız. Bunu verdiğiniz röportajı okurken bile hissedebiliyoruz. Başarılarınızı gördükçe göğsümüz kabarıyor. Varlığınız güç veriyor saygılarımla
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

Lütfi DEMİR

26.11.2019 - 10:49:54

Sayın İlhan hocam sizi tüm kalbimle tebrik ediyor selam ve saygılarımı sunuyorum. Allaha emanet olun. Mersin

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

ÇOK OKUNANLAR

1000 YIL DAYANIKLI OLAN KAĞIT ÜRETECEKLER