Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[22:34] Takla attı, aydınlatma direğini devirdi... -- [21:54] Asansörde mahsur kaldılar -- [21:23] ÜNİVERSİTELİ GENÇLERİN YAYLA MACERASI KABUSA DÖNDÜ ! -- [18:56] TEDBİR ALINACAK SÖZÜ HAVADA KALDI -- [18:53] Kömüre yüzde 35 zam! -- [18:50] KARAYOLLARINDAN ALT GEÇİT TALEP EDİLECEK -- [18:48] Karasu’ya talih kuşu kondu… -- [18:41] ATIK PİL TOPLAMA EĞİTİMİ VERİLDİ -- [18:40] Elektrik faturası cep yakıyor -- [18:34] Başkan Yiğit Bakan Yılmaz’dan yurt istedi --
Siyaset
KEŞİR: AK PARTİ GRUBU ADINA MECLİSTE SÖZ ALDI

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Raporu üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

4.10.2017 - 12:23
664 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum
KEŞİR: AK PARTİ GRUBU ADINA MECLİSTE SÖZ ALDI


    Değerli milletvekilleri, Komisyonumuz TBMM'de bulunan dört partinin ortak kararıyla kurulmuş, 14 Ocak 2016 tarihinde çalışmalarına başlamıştır. Tüm çalışmalarımızı ve önerilerimizi içeren rapor da 16 Mayıs 2016 tarihinde Başkanlık makamına sunulmuştur.
    Değerli milletvekilleri, hiçbir sosyal sorunun diğerinden ayrı düşünülemeyeceği gibi boşanmalar ve/veya ailenin yaşadığı sorunlar, aile içi iletişim, ergen iletişimi, medya kullanımı, sağlık sorunları, çatışma çözümü, ekonomik sebepler, şiddet, bağımlılık ve benzeri başlıklardan ayrı düşünülemez. Bundan dolayıdır ki Komisyon olarak zor olanı seçtik, kapsamlı, bütüncül ve disiplinler arası bir çalışmayı verilen süre içinde tamamlamaya gayret ettik.
    Aile, insan ve toplum arasında bir köprüdür hem etkileşim ağı hem de kurum olarak nitelendirilmektedir. Bu sebeple, sağlıklı ve güçlü aile, sağlıklı ve güçlü bireyler ve toplum demektir. Mahiyeti ve yapısı bakımından aile tarih boyunca tüm toplumlarda değişime uğramıştır. Siyasal ve ekonomik hayatın zamanla gelişimi, sosyokültürel değişimler yapısı ve kapsamı itibarıyla aile olgusunda da değişimlere yol açmıştır.

 Otuz yılı aşkındır alanda çalışan biri olarak şunu öncelikle ifade etmem lazım konuşmamın başında: Ailenin güçlenmesi ile kadın, erkek, çocuk, yaşlı bireylerin güçlenmesi asla birbirinin alternatifi değildir; aynı şekilde, kadın ya da çocuk haklarını savunmak ile aile bütünlüğünü savunmak da birbirinin alternatifi değildir.
    Dört aylık görev süresi içinde Komisyon çalışmalarımızda aile birliğinin korunması ve boşanma olaylarını, aile kurumunu oluşturan eşler, çocuklar kadar aile büyükleri, kardeşler, yakın akraba etkileri gibi bütün unsurları bütüncül olarak ele aldık. Ailenin her bir üyesinin yaşadığı sorunlar, çözüm önerileri, koruyucu, önleyici tedbirler de bu sebeple çalışmalarımızda ele alınmıştır.
    Değerli milletvekilleri, Komisyon çalışmaları kapsamında araştırma ve incelemeler için 19 toplantı yapılmış, bakanlık birim ve kamu kurumlarından çok sayıda uzmanın, bürokratın ve sivil toplum kuruluşu temsilcisinin, akademisyenlerin, mağdur aile bireylerinin, örnek ailelerin, medya profesyonellerinin görüşüne, tanıklığına ve uzmanlığına başvurulmuştur. Farklı bölgelerde 9 il ziyareti, 2 yurt dışı programı ile 4 ülke ziyareti gerçekleştirerek yerinde incelemeler yapılmıştır. Tüm bu toplantılarda -dikkatinizi çekmek istiyorum- 500'ü aşkın kişi ve kurum dinlenmiştir.

Benden önceki konuşmacılar Komisyon çalışmalarının usulüyle ilgili eleştiri getirdiğinde şunu ifade etmem lazım: Usul tartışması asla Komisyon çalışmalarımızca açılmamıştır, eğer böyle bir endişeleri varsa bu tartışmayı Komisyon çalışmaları sırasında açmış olmalarını beklediğimi ifade etmek isterim. Ben tüm konuşmacılara, görüşlerine başvurduğumuz konuşmacı ve uzmanlara, tüm siyasi partilerin yetkilileri söz aldıkları her anda konuşmalarını yapmışlar ve sözleri asla kesilmemiştir.
   

 

 Komisyonumuz araştırma alanına giren hususları yalnızca olumsuz örnekleriyle değil olumlu rol modellerini de dinleyerek incelemiştir. Bu kapsamda çalışma ziyaretlerimizde bazı ailelerin evlerine konuk olduk. Sağlıklı ve güçlü bir aile olma deneyimlerini dinledik. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde yaşadıkları deneyimleri de Komisyonumuza katkı sağladı. Çalışmalarımız esnasında aileyi sorunlarla değil, çözümlerle gündem yapmak temel gayemiz oldu. Bu alanda aile kurumunun güçlenmesinin bireyin ve ailenin çözüm üretme kapasitesinin artırılmasıyla mümkün olabileceğini gördük.
  

  Değerli milletvekilleri, Komisyon çalışmalarımız, üç temel bölümde değerlendirildi. Birincisi, aile yapısının güçlendirilmesi, değişim ve dönüşümün zamanın ruhuna uygun olarak yönetilmesi için gerekli araç ve yöntemler. İkincisi, ailenin karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri. Üçüncüsü, boşanma süreci ve boşanma sonrası sürecin çatışma çözümü yaklaşımıyla sağlıklı yürütülebilmesi. Komisyon çalışmalarımız süresince aile bütünlüğünü etkileyen unsurlar, ailenin çözüm üretme kapasitesi, iş gücü piyasası, iş ve aile yaşamının uyumlulaştırılması, medya ve aile, özel gereksinimli bireylerin ihtiyaçları, aileye destek mekanizmaları, hukuksal uygulamalar, yurt dışında yaşayan ailelerin sorunları ayrı ayrı başlıklar altında ele alınmıştır.
    Değerli milletvekilleri, alanda uzun zamandır çalışan uzman görüşleri ve yapılan araştırmalar göstermiştir ki Türk aile yapısı geçirdiği değişim ve dönüşümde bazı sorunlar yaşamakla birlikte dünyada hâlâ güçlü, sağlıklı yapılardan biridir. Sağlıklı bir ailede haklar kadar görevler de önemli yer tutar. Kadın, erkek, çocuk, yaşlı tüm aile bireylerinin hakları kadar durum ve şartlara göre değişse de sorumlulukları vardır. Güçlü bir ailede aile bireyleri çözüm için ortak gayret gösterirler.

 

Diğer yandan şehirleşme ve göç başta olmak üzere geniş aile yapımız hızla yerini çekirdek aileye bıraksa da Türkiye'de Kuzey Avrupa ülkelerindeki gibi atomize bir çekirdek aileden bahsedilememektedir. Ülkemizde sosyoekonomik yapı ne olursa olsun çekirdek aileler arasında hizmet alışverişi ne mutlu ki hâlâ devam etmektedir. Uzmanlar bu yapıya "çekirdek aileler ağı" demektedirler.

 Aileye ilişkin koruyucu önleyici tedbirlerin başında çekirdek aileler arasında oluşan etkileşimi ve iletişimi teşvik eden öneriler raporumuzda geniş bir şekilde yer almıştır.     

Değerli milletvekilleri, şimdi sizlere Komisyon çalışmalarımız sırasında ele aldığımız sorun ve çözüm önerilerinden bazı başlıklar sunmak istiyorum.
    TBMM'de yasama faaliyetlerinde aile politikalarının bütüncül bir şekilde ele alınması için aile konusunda faaliyet gösteren müstakil bir ihtisas komisyonu kurulması önerilmektedir raporumuzda.
    Türk aile yapısı araştırmasının sonuçlarına göre ailelerin en fazla iletişim konusunda sorunlar yaşadığı ortaya çıkmıştır. Bu alanda yapılması gereken çalışmalara ihtiyaç duyulduğu anlaşılmıştır. Ben bir medya meslek mensubu olarak "medyanın suçlandığı" ifadesini kabul etmiyorum ama "medyanın sorumluluğu" ifadesini burada tutanaklara geçirmek istiyorum.
    Aile bireyleri sorunlarını konuşarak değil, sessiz kalarak, küserek ifade etmektedirler. Bu durumda sorunlar çözülememekte, aile çözümün değil, sorunun merkezi hâline gelmektedir. Aileyi güçlendirmek ve sorun çözme kapasitesini geliştirmek amacıyla devam eden aile eğitim programlarının ve aile danışmanlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılması önem arz etmektedir.
    Aile bütünlüğünü etkileyen kadına yönelik şiddet konusunda değişen ihtiyaçlara göre hukuksal düzenlemelerin yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Türkiye, AK PARTİ hükûmetleri döneminde İstanbul Sözleşmesi'nin ilk imzalayan ve uyum yasasını Parlamentodan geçiren ilk ülke olarak 6284 sayılı Kanun kadına yönelik şiddetle mücadelede kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Okulda, sporda görülen şiddet eğilimini azaltıcı, koruyucu önleyici tedbirleri artırmaya yönelik bütüncül çalışmalar yapılmalıdır. Şiddetle mücadele şiddet kolluk ya da yargıya intikal ettikten sonra yapılacak cezayi müeyyidelerle sınırlı kalmamalıdır. Bu anlamda, disiplinler arası bir yaklaşımla ilgili kurumların eş güdümle çalışması önem arz etmektedir.
    6284 sayılı Kanun'un uygulaması sırasında bazen sorunlarla karşılaşılmaktadır. Mesela, koruma tedbir kararlarının izleme ve değerlendirilmesi konusunda bir çalışmaya ihtiyaç olduğu yine Komisyon çalışmalarımızda ortaya çıkmıştır. Kadın yoksulluğu, kadına yönelik şiddet ve erken yaşta evliliklerin azaltılmasının en önemli yolu kadının eğitim ve istihdama erişiminin artırılmasıyla mümkündür. AK PARTİ hükûmetleri döneminde on iki yıla çıkan zorunlu eğitimle, 81 ilde açılan üniversitelerle, kız çocuklarının okullaşmasıyla dünyada önemli bir mesafe kat edilmiştir.
    Ülkemizde boşanma süreci ve sonrasının çatışmalı geçtiği göz önünde bulundurularak komisyon çalışmalarımızda bu konuda bazı önerilerde bulunulmuştur. Boşanma sürecinde eşlerin, varsa çocukların olumsuz etkilenmemesi için sürecin çatışma çözümleyici bir perspektifle ele alınması önemlidir. Komisyon çalışmalarımız sırasında görülmüştür ki boşanma sürecinde özellikle velayet ve mal paylaşımı konularında çatışma daha da derinleşmektedir. Eşler boşanmış olsalar dahi çocukları varsa ebeveyn hukukları ve sorumlulukları devam eder. Çocuğun yüksek yararı gözetilerek boşanma sürecinin sağlıklı götürülmesi önem arz etmektedir. Şiddet şikâyetleri hariç hâlen uygulanan ve seçenekli olan boşanma süreci danışmanlığının yaygınlaştırılması önem arz etmektedir.
    Diğer yandan, dünya örneklerinde olduğu gibi, şiddet şikâyetleri hariç boşanma sürecinde, velayet ve mal paylaşımında aile ara buluculuğu konusunun çalışılması da raporumuzda önerilmiştir. Yakın zamanda Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Dairesinin Avrupa Konseyi ve ilgili tüm taraflarla bu konuyu çalışmaya başlaması ve aldığı mesafe memnuniyet vericidir.

    Değerli milletvekilleri, hiçbir çocuk anne veya babasıyla icra dairesi aracılığıyla görüşmeyi hak etmemektedir. Boşanma süreci ve sonrasında ebeveynlerin çocukların velayeti konusundaki sorunları ne yazık ki çocuk teslimi ve çocukta şahsi ilişki temin etme konusu icra daireleri üzerinden yapılmasını sağlamaktadır. Bu, çocuğun ve tarafların manevi olarak zarar görmesi demektir aynı zamanda. Halk arasında çocuk icrası olarak bilinen bu uygulama icra daireleri görev kapsamından çıkarılmalıdır. Bu konuda Adalet Bakanlığının üzerinde çalıştığı bir düzenlemeyle mağduriyetlerin giderileceğine inancımız sonsuzdur.
    Evlilik sona erdikten sonra aile konutu şerhinin kaldırılmasına ilişkin açılan davanın idari bir işlem sayılmasını da yine raporumuzda önerdik. Boşanma sonrasındaki süreçte özellikle işsizlik problemi yaşayan ve herhangi bir mesleki tecrübesi olmayan boşanmış bireyler ve öncelikle kadınlar için özel politikalar izlenmesini önermekteyiz. İş ve meslek danışmanlığı hizmetleri hâlâ Şönim'lerde(şiddet önleme izleme merkezi) devam ettiği gibi bu hizmetlerin, kadın konuk evlerinde yaygınlaştırılması önerilerimiz arasında bulunmaktadır.
    Bağımlılık, ihmal, istismar ve şiddet aile hayatını olumsuz etkileyen sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bağımlılık, madde ve teknoloji, İnternet bağımlılığı, şans oyunları, kumar, şiddet gibi davranış bağımlılığı şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Bağımlılık tedavisine ilişkin merkezlerin nitelik ve nicelik olarak yeniden değerlendirilmesini öneriyoruz. Ancak esas önem arz eden husus, bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve önleyici tedbirlerin yaygınlaştırılmasıdır.
    Ülkemizde yapılan araştırmalar aile üyelerinin en fazla televizyon karşısında zaman geçirdiğini göstermektedir. İşte biz bu araştırmalara dayanarak "medya" başlığına geniş yer verdik. Buradan medya suçlama dilinin çıkartılmış olmasını üzüntüyle karşılıyorum çünkü yapılan araştırmalar göstermiştir ki ailelerin birlikte en çok vakit geçirdiği araç televizyondur. Bu nedenle raporda medya-aile etkisi detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Televizyonun yanı sıra sosyal medya aile hayatını etkileyen unsurlardandır. Sosyal medya bağımlılığı aile içi iletişimi olumsuz etkilemektedir. Aile bireyleri İnternet'te fazla zaman geçirdikçe yüz yüze iletişimde kopukluklar yaşanmaktadır.

Medya ve sosyal medya okuryazarlığının küçük yaşlardan itibaren kazandırılması bu anlamda önem arz etmektedir. Medya ve aile ilişkilerinde unutulmaması gereken bir konu da, ister kamu, ister özel sektör kuruluşu olsun tüm medya kurumları kamu hizmeti vermektedir. Ayrıca çok uzun yıllar önce, 1950'lerden itibaren yapılan araştırmalar göstermiştir ki medya bir sosyal öğrenme aracıdır -bu, tartışılmaya açık bir konu değildir, araştırma sonuçlarını ifade ediyorum burada- bundan dolayıdır ki dizi, film, programların olumsuz rol modellere yer vermesinden ziyade aileye ilişkin olumlu mesajlar vermesi konusunda sorumlu yayıncılık anlayışını önemsediğimizi ifade ettik.
    

Değerli milletvekilleri, kamu hizmetlerinin kurgu, planlama ve uygulamalarında aile dostu politikalar perspektifine geçilmesini bütüncül bir yaklaşımla, farkındalık, zihniyet dönüşümü yaşanmasına ve koruyucu önleyici tedbirlerin alınması ve yaygınlaştırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Raporumuzda önerilen bu politikaların bir ayağı olan aile dostu medya yapımlarının teşvik edilmesi hususu 690 sayılı KHK'yla düzenlenmesi sevindirici bir gelişmedir.


    Yapılan araştırmalarda görüldüğü üzere, ülkemizde doğurganlık oranı düşmekte, ilk doğum yaşı yükselmektedir. İş gücü piyasasında aile bütünlüğünü etkileyen unsurların azaltılması amacıyla iş ve aile yaşamının uyumlaştırılması konusunda çalışmalar devam etmelidir. Konuyla ilgili yasal çalışmaların yanı sıra hem kadınlar hem erkekler hem de toplumun genelinde bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç vardır. Ekonomik nedenler, eğitim sürecinin tamamlanması ve kariyer endişesi nedeniyle evlilik süresinin ertelendiği ve evlenme yaşının yükseldiği bilinmektedir. Bu gerekçelerle evliliğin ertelenmemesi için yükseköğrenimi sırasında evlenmeyi arzu eden gençlere burs imkânlarının artırılması ve alternatif barınma imkânlarının sunulmasını da önermekteyiz.
    Değerli milletvekilleri, engelli ve yaşlı bireylere ait sorunlar bireysel boyutta kalmamaktadır, aileye ve topluma da etki etmektedir. Engelli bireylerin hakları ilk kez AK PARTİ hükûmetleri döneminde 2005 yılında yasalaşmıştır. Engelliliğe yönelik hizmetlerde paradigma değişikliği bu süreçten sonra yaşanmıştır. Raporumuzda bundan sonraki süreç içinde engellilik türüne, ihtiyacına göre ihtisas programları ihtiyacını vurgulamış bulunmaktayız. Ayrıca ağır engelli çocuğu olan, terk edilmiş ve boşanmış anneler bazı uygulamalardaki mağduriyetlerini yine Komisyonumuza başvurarak ifade etmişlerdir.
    Değerli milletvekilleri, evinde çocuklarıyla birlikte yaşayan yaşlıları da kapsayacak şekilde yaşlı bireylere yönelik gündüz bakım modelleri ve evde sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına raporumuzda yer verdik. Ayrıca yurt dışında boşanma, miras gibi davalara ilişkin kararların Türkiye'de hüküm doğurabilmesi için mahkeme kararıyla tenfiz kararının alınması yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın hayatını zorlaştırdığı görülmektedir. Bu konuya raporumuzda yer vermiştik. 690 sayılı KHK'yla bu konunun düzenlenmesi yine sevindirici bir gelişmedir.
    Komisyonumuzda değerlendirdiğimiz konular elbette bunlarla sınırlı değildi, vatandaşlarımızdan, STK'lardan gelen pek çok konu ve sorun başlığını Komisyonumuzda değerlendirdik. Türk Medeni Kanun, 6284 sayılı Yasa, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu başta olmak üzere pek çok kanunla ilgili ve konuyla ilgili mevzuat düzenleme önerilerimiz raporumuzda geniş bir şekilde yer almıştır.
   

 Değerli milletvekilleri, aile canlı bir sistemdir ve her ailenin yapısının farklı olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla ailenin varlığını güçlü ve sağlıklı şekilde sürdürmesini amaçlayan, aileyi sorunun değil çözümün merkezi olarak gören kadim doğruları ve yeni gerçekleri dikkate alan bütüncül politikalar zamanın gereğidir. Sadece bir evi, duvarları, odayı, bir bütçeyi, ev içi görevleri ya da yirmi dört saati paylaşarak aile olamayız. Evliliği sadece kadının veya erkeğin bugünkü ihtiyaçları üzerinden de tanımlayamayız. İhtiyaç analizimiz değişince aile olmaktan vaz mı geçeceğiz? Artık yeni kavramlar ve kodlarla konuşmalıyız. Kendimiz için istediğimizi diğeri için istemedikçe asla gerçek bir aile olamayız. Çözüm üretemesek de bazen hatta anlaşamasak da dinlemek, dert ortağı olmaktır aile. Zaman zaman fikir ayrılıklarına düşsek de bir masada yemek yemek, hasta olana ilacını götürebilmektir. Araya yollar, şehirler girse de ayrı olmamaktır aile olmak. Haklarımızı kutsarken görevlerimizi de unutmamaktır.


    Değerli milletvekilleri, AK PARTİ köklü medeniyetimizden gelen kadim değerleri sosyal politikalarımızın temeline oturtmuştur. Türk aile yapısının köklerden gelen değerleri yaşatması, ortaya çıkan sorunlara da zamanın ruhuna uygun çözümler aranması, değişim ve dönüşümün sağlıklı şekilde yönetilebilmesi Hükûmet programlarımızda geniş bir şekilde yer almıştır. Komisyon raporunun ailenin varlığını güçlü ve sağlıklı bir şekilde sürdürmesini amaçlayan, aileyi sorunun değil çözümün merkezi olarak gören, kadim doğrular ve yeni gerçekleri dikkate alan bütüncül politikalar üretilmesi ve uygulanmasına vesile olmasını diliyorum.
 


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
664 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!


Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

ÇOK OKUNANLAR

Bakan Yılmaz ve Özlü, Düzce'de...
Bakan Özlü ve Yılmaz Düzce’ye Geliyor…
Faruk Özlü Müjdeyi Verdi…
17.11.2017 - 19:53
Faruk Özlü Müjdeyi Verdi…
AK Parti'den İYİ Parti'ye kayma yok
‘HERKESİNKİ ABİ BİZİMKİSİ HARBİ’
Gezici anketinde MHP sürprizi...
O İSİM KONUŞTU... KİMSEYE HAKSIZLIK YAPMADIK