Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[12:04] Mübaşir Tutuklandı -- [11:39] Boluspor Kulüp Başkanının Oğlu Kaza Geçirdi -- [11:25] Açık Kapı Uygulaması Devam Ediyor -- [10:35] Otopark Çalışmaları Hızla Devam Ediyor -- [10:06] Vali Dağlı'dan Gaziler Günü Mesajı -- [09:57] SAĞLIK KRİZİNE AÇIKLIK GETİRDİLER -- [09:47] MASTERLER TAKIMINDA DURMAK YOK -- [09:45] DÜZCESPORDA ERZİN HAZIRLIKLARI -- [19:05] Düzce'den Geçti -- [18:48] GÜMÜŞ MADALYA İLE DÖNDÜ --
Yazarlar
Benim çocuğum dayak yedi!
Atilla Gösterişli

Atilla Gösterişli

20.01.2017 - 09:45
687 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum

Tv’lerde sıkça gösterildi. ‘Hoca’ küçücük bir çocuğu köşeye sıkıştırmış, elindeki terlikle, olanca gücüyle vuruyor. Ne hırsı varsa, vurdukça vuruyor. Çocuğun acıyla haykırışlarını dile getirmeye gerek yok… Vicdanı, duygusu, hissi olan her insan bu sahne karşısında ürperir. İçi sızlar. Biliyorum ki, ‘hoca’ için çoğu kişi ‘ Nasıl bir insan bu?’ diyordur. Kamuoyundan gelen tepkiler çoğalması sonucu ‘Diyanet’ bu dayak yiyen çocuğu çağırıyor ve özür diliyor.

Kur’an Kursuna gitmemiş çocuk var mıdır, bilmem… Kursa gidip de ‘dayak yememiş bir çocuk var mıdır, onu da bilmem… Ama şunu bilirim:

‘ Dayak cennetten çıkmadır’

Kur’an Kursu’nun kapısından içeri girdiğinizde, bu tür ‘hoca’ ların bu sözü ile karşılaşırız. Ve, sonuçta da Kur’an Kursuna gidip de ‘Dayak yememiş’ bir sabi yoktur. ( Sabi özellikle bu durumlar için kullanılır da onun için böyle yazdım… Küçük çocuk) Bu durumu anne-baba bilmez mi ? Bilir. Ama anne-baba çocuklarını hoca’ya teslim ederken, ‘dayak cennetten çıkmadır’ tılsımının yanı sıra bir de ‘ eti senin, kemiği benim’ derler!

Bu tür niyetli niyetli insanlar ‘Dayak cennetten çıkmadır’ sözünü nasıl okuyorlar, bir bakalım. Google’de en fazla rağbet gören sitelerde tanımlar şu şekilde:

 “İnsanların terbiye yolları çeşitlidir. En son başvurulacak terbiye biçimi ise dayaktır. Ancak dayağın caydırıcı özelliği olduğu için iyi sonuç verir. Disiplinin sağlanması için gerektiği hâllerde dayağa başvurmak kişileri yola getirir, düzen ve nizamı korur, toplumun veya çevrenin huzuru sağlanmış olur. Bu bakımdan dayak cennetten çıkmış gibi algılanır” Oldu mu şimdi ?

 Bir başka tanımlama:

‘Dayak kutsal bir eğitim aracıdır. Dokunduğu bedeni; suç, günah işlemez duruma getirir.’

Demek ki eğitim meselesiymiş!

Yine geçenlerde bir başka vaka:

Kreşe giden minicik öğrencilere, temsil töreninde, tankın önüne yatmaları gösterilmiş ve izleyenler bol bol ayakta alkışlamışlardı! Bundan sonrasını bir uzmana bırakıyorum:

“ Mesela anaokulu çocuklarına tankın önüne yatmak gibi çok şiddetli sahneleri de barındıracak şekilde bir tiyatro oynatıyoruz. Bu durum çocuğun gelişimi açısından çok sakıncalı bir durumdur.  Eğitim uzmanlarının görüşüyle çocuğun hazmedebileceği ve sindirebileceği ölçüde verilmesi lazımdır.

Almanya’da çocuklar biraz büyüyünce soykırımla ilgili eğitim alıyorlar. Bununla yüzleşebildiği için Almanya başka bir Almanya oldu.

En kaba haliyle ‘toplumsal mühendislik’ ve bu hiçbir zaman fayda sağlamıyor. Burada olan şey küçücük çocukların şiddetin kaba haline maruz bırakılmaları ve şiddetin belirli formlarının bu çocuklar için giderek meşrulaşır olması.

Çocuklarınıza belli saatlerde yayınlanan ‘Battalgazi’ gibi filmlerde ‘Hristiyanların Türklere nasıl eziyetler yaptığını, gözlerini oyup ciğerini şişlediğini’ tekrar tekrar anlatırsanız bunu seyrederek büyüyen nesilde “Şiddeti gösterenlere şiddet uygulamak aslında meşrudur” gibi bir algı oluşur.

İnsanın önemli ihtiyaçları var. Sadece “Karnımı doyurayım ” gibi bir durum değil. Güvende olduğunu hissetmeye ve kendine saygı duymaya ihtiyacı var. Bu ihtiyaçların tam olarak hakkının verilmediği kanaatindeyim.

Genel olarak insan dediğimiz şeye biraz… İnsanlık kavramının biraz mübalağa edildiğini düşünüyorum. Kirli ve karanlık tarafları her zaman vardı. Toplumun ise başka bir şeye, o taraflarını görmemeye ihtiyacı vardı hep. Şimdi tam tersi oldu. Olduğundan da kötü algılanıyor: “Aslında herkes birbirini patlatmaya, öldürmeye hazır.”

Hazır değilse bile, böyle olmasını onaylıyor.

Ötekimizi nasıl görüyoruz? Benim gibi düşünmeyeni ‘ben olmayan’ olarak tanımlarsak, nasıl bir ‘ben olmayan’ imgesi var kafamızda?

 


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
687 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!


Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

YAZARLAR

Son mektuplar!

İlhami Atasever

Son mektuplar!

ROMANTİZM VE DOYUM NOKTASI

Miraç Kayıhan Karayiğit

ROMANTİZM VE DOYUM NOKTASI

Son Bakış

Selçuk Özkurt

Son Bakış

Gazeteciliğin İlk “Damla” sı

Atilla Gösterişli

Gazeteciliğin İlk “Damla” sı

TEOG olmadığında…

Prof. Dr. Berat Özipek

TEOG olmadığında…

HİNT KENEVİRİ

Özhan KIZILTAN

HİNT KENEVİRİ

7 Haziran’ı Unutmayın…

Mustafa Koloğlu

7 Haziran’ı Unutmayın…

Sınav kaygısı gerekli midir?

Zeliha ŞENÇİÇEK

Sınav kaygısı gerekli midir?

Ya Bizimkiler?

Hülya İşcan

Ya Bizimkiler?

Taraftarın Gözünden…

Yaman Başkahveci

Taraftarın Gözünden…

Şerefenin ışıkları

Hayrullah Altay

Şerefenin ışıkları

8 Mart Kadınlar Günü

Mehmet Keleş

8 Mart Kadınlar Günü

Girişimci olursak ne olur?

Gökhan Cemre Kuzgun

Girişimci olursak ne olur?

Yeşil Düzce'm

Vedat Genç

Yeşil Düzce'm

Gürkan İpek

Tarık Şahin

TÜM YAZARLAR İÇİN TIKLAYINIZ