Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[18:10] Dış Politik Beklentiler Konuşuldu -- [18:05] Cennet Kuşları İzleyici ile Buluşacak -- [17:09] YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NDAN -- [16:23] İnme Ekibine Tek Tuşla Ulaşılacak -- [16:18] SOSYAL İŞLER, YAKINDAN İLGİLENİYOR -- [16:00] Şahin, Düzce Ekonomisini Anlattı -- [15:39] Düzce'den Uyuşturucuya Geçit Yok -- [15:20] DÜZCESPOR’A KADINLAR DA SAHİP ÇIKIYOR -- [15:18] İHALE ŞUBAT'TA YAPILACAK -- [14:52] Haciz Kaldırıldı --
Yazarlar
Sürgün Yürekler Hep Yaralıdır
Editörden

Editörden

28.12.2016 - 10:04
549 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum

Sürgün edilen bedenlerin yürekleri her daim yaralıdır.

Yaşamınızı sürdürdüğünüz toprağa sahip çıkmadığınız zaman, sürgün edilirsiniz. Var olan tüm sürgünler erken ölümlerin habercisidir. Sürgün, acımasız Siyonistlerin, Yahudilerin, batılıların ve de onların köpekliğini yapan acımasızların ellerinden yaralı olarak kurtulmuş kolu kırık bir insan şeklidir.

Unutmayın!

Her ne kadar bedenler iyileşme dönemine geçip iyileştirme olsa dahi sürgün edilenlerin yürekleri hep yaralıdır. Sürgün edilenlerin yüreği, evren var oldukça yaralı kalmaya devam edecektir.

Sürgün öyle bir şeydir ki; bastığınız toprağa basmadan yoluna devam eder. O parçalanmış ayakkabılar kokusuna alıştığı, kokusunu tanıdığı ve de hissettiği toprağı arar durur.

Sürgün, en hüzünlü yazgılardan bir tanesidir. İnsanlık için çok korkunç bir cezalandırma şeklidir. Kendi ailesinden, eşinden, dostundan, yaşadığı topraktan amaçsızca dolaşmaktan öte bir şeydir. Sürgün öyle bir şeydir ki; kendinizi evinizde hissetmiyorsunuz. Acımasızca bir yaşamın içinde boğulmakta olan insanların mekanıdır sürgün. Sürekli olarak dışlanan, toplum dışında bırakılanlardır. Sürgün edilenlerin vatanı, toprağı yoktur. Vatansız kalanın ölüden hiçbir farkı yoktur.

Sürgün, yaşamı boyunca kötülüğü, vatansızlığı, mutsuzluğu, özlediği toprağın kokusunu alamayacak olan kişinin adıdır. Gülümsemelerini, sevinçlerini, mutluluklarını ancak ve ancak geçmişteki anılarıyla ortaya çıkarıp buruk bir tebessümle gösterebilir.

İnsanlığın yalnızlaştırıldığı, topraksız, vatansız, milletsiz, bayraksız bırakıldığı andır. Evrenin içerisinde yalnız kalmış insan şeklidir. Yüreğinin derinliklerinde kocaman bir yara ortaya çıkan kişidir. Öyle bir bataklığın, pisliğin içinde yüzmeye çalışırlar ki; bir taraftan hüzün, bir taraftan acı, bir taraftan gözyaşı akıp gidiyor. Sürgünler o kadar kötü şeydir ki; insanların bedenleri var olan hiçbir acıya tepki veremez olur. Beden, meydana gelen tüm acılara duyarsızlaşarak adeta kendilerini sürgünün bilinmez akıntısına bırakır. Yalnızca o hüzünlü ve sürgün bedende bir yer duyarlı kalmıştır; o da giderek kötüleşen, giderek büyüyüp derin ve ıslak hüzünler taşımaya çalışan yürek.

Onlar ki, derinlerde yaşadıkları acıların çaresiz, üzüntülü, sürgün bir o kadar da yaralı yürekleri olan insanlardır.

Sürgün, insanlığın yüreğini yaralı bırakan en kötü yaşam şeklidir.

Sürgün, öyle bir şeydir ki; kişinin gitmek isteyip de gidemediği, durmak isteyip de duramadığı, yaşamak isteyip de yaşayamadığı, hiçbir zaman yolunu tamamlayamamış bir yolcunun paramparça olmuş bir hikayesidir. O yolcunun bavulu her daim sırtında hazır olup, geride bırakmak zorunda kaldığı topraklarına geri dönme umuduyla durup durup arkasına bakan kişinin hikayesidir. O insanın aklı doğduğu, yaşadığı, yaşamını sürdürdüğü yerdedir lakin yaşadığı yer, sürgün edilen yer onun toprağı değildir. Onun dokunduğu toprak ona ait değildir.

Sürgün, insanlığı başka bir toprağa akıttığı durumdur. Her yer yabancı, her yer karanlık, her yer cehennemdir. Sürgün edilen kişi hep üzgün, hep derinlerden gelen üzüntüler, hep toprak özlemi, hep acı, hep keder içerisinde yüzmektedir.

Öyle ki; sürgün edilenlerin yürekleri her daim yaralı ve acılarla doludur.

Vatanınızdan sürülmek istemiyorsanız, o insanların durumunu düşmek ve onların yaşadıklarını yaşamak istemiyorsanız, o insanlar gibi yüreğinizin hep yanmasını istemiyorsanız ve başka bir ülkeye sürülmek istemiyorsanız kendi ülkenize, kendi topraklarınıza, kendi bayrağınıza, kendi yaşadığınız toprağınıza, kendi ailenize, kendi değerlerinize her daim en iyi şekilde sahip çıkın.

Unutmayın!

Sürgünler, giderek büyüyen zehrin parçacıklarından oluşmaktadır.

Sizler de o zehirden nasibinizi almak istemiyorsanız biran önce aklınızı başınıza alın.

Kendi yaşadığınız topraklarda sürgün hayatını yaşamayın.

Sürgünlerin olmadığı bir dünya dileğiyle,

Vesselam…

 


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
549 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!


Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

YAZARLAR

HANGİ ZENGİNLİK?

Miraç Kayıhan Karayiğit

HANGİ ZENGİNLİK?

Cumhuriyetimiz ve Değerleri

Yusuf Metehan Gül

Cumhuriyetimiz ve Değerleri

Son Bakış

Selçuk Özkurt

Son Bakış

Gazeteciliğin İlk “Damla” sı

Atilla Gösterişli

Gazeteciliğin İlk “Damla” sı

TEOG olmadığında…

Prof. Dr. Berat Özipek

TEOG olmadığında…

HİNT KENEVİRİ

Özhan KIZILTAN

HİNT KENEVİRİ

7 Haziran’ı Unutmayın…

Mustafa Koloğlu

7 Haziran’ı Unutmayın…

Sınav kaygısı gerekli midir?

Zeliha ŞENÇİÇEK

Sınav kaygısı gerekli midir?

Ya Bizimkiler?

Hülya İşcan

Ya Bizimkiler?

Taraftarın Gözünden…

Yaman Başkahveci

Taraftarın Gözünden…

Şerefenin ışıkları

Hayrullah Altay

Şerefenin ışıkları

8 Mart Kadınlar Günü

Mehmet Keleş

8 Mart Kadınlar Günü

Girişimci olursak ne olur?

Gökhan Cemre Kuzgun

Girişimci olursak ne olur?

Yeşil Düzce'm

Vedat Genç

Yeşil Düzce'm

Gürkan İpek

Tarık Şahin

TÜM YAZARLAR İÇİN TIKLAYINIZ