Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[16:22] MHP İLK KONGRESİNİ CUMAYERİ’NDE YAPTI -- [16:14] Güçlükle Söndürüldü -- [15:53] Anıtpark meydanın ziyarete açıldı -- [15:47] LGS sınavında başarı gösterdiler -- [15:43] Düzce Belediyesi Farkını Ortaya Koydu -- [15:18] Borçlar Ödenmeye Devam Ediyor -- [14:04] Kontroller Devam Edecek -- [13:14] Divapan'dan Büyük Başarı -- [12:58] Geçmiş Olsun Mesajı -- [10:37] Koronadan Hayatını Kaybetti --
Yazarlar
Anne-baba-çocuk üçgeninde boşanma süreci ve etkileri
Ersan Şimşek

Ersan Şimşek

4.11.2015 - 08:08
1230 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum

Aile yapısının çok önemli olduğu bir gelenekten boşanmanın popüler duruma geldiği bir çağı yaşıyoruz. Zaman geçiyor, her şey değişiyor, birçok şey gelişirken birçok şey de eksiliyor hayatımızdan. Bunlardan en önemlisi toplumun birincil değişkeni olan aile yapısı ve kavramıdır.  Her üç aileden ikisinin boşandığı bir toplum olarak, bireysel ekonomimizi arttırırken mutluluklarımızı, bağlılık ve huzurumuzu her geçen gün biraz daha eksiltiyoruz hayatımızdan. Buna bağlı olarak topluma sevgisiz, mutsuz, özgüveni eksik, sorumsuz bireyler kazandırıyoruz.

 “Anneler ve babalar birbirlerini severler… Bu sevgilerinin sonucu dünyaya bir çocuk getirirler. Ancak zaman içerisinde birbirlerini sevmemeye başlarlar ve ayrılmaya karar verirler…”

Bunlar daha önce bana gelen 5 yaşlarında küçük bir kız danışanıma, anne babasının boşanma sürecini anlatabilmek için seçtiğim kelimelerdi. Uzun süre yaşanan ev içi çatışmalardan sonra ayrılmaya karar veren bir çift. İlk 5 ayın ardından aile büyüklerinin ‘’çocuğunuz var boşanmayın’’ telkinleriyle süren 5 yıllık bir evlilikti. Her ne kadar küçük kızın annesi boşanmak istemese de babası oldukça kararlıydı. Ayrılıklarının üzerinden 3 ay geçmesine rağmen kızının bu duruma hala alışamadığından, içine kapanıp kimseyle iletişim kurmadığından ve agresif bir çocuk haline geldiğinden yakınıyordu annesi..

 

Ayrı anne baba ile büyüyen çocuk mu daha çok zarar görür? Mutsuz bir evlilikte büyüyen  çocuk mu?

Kuşkusuz ki bu soruların tek ve mutlak bir cevabı yoktur. Her iki durumda kendi içerisinde çocuk dünyası için önemli bir sorundur. En önemlisi, her iki durum için de çocuk ‘’günahsız ve masumdur’’.

Boşanma mutsuz bir evliliğin bitişi anlamına gelse de çocuğun varlığı bu süreci tekrar gözden geçirmek için en önemli kriterlerden biridir. Bu sürece çocuğun eklenmesi, toplumsal yapı sebebiyle, bir kadın-erkek ilişkisinin bitmesinden çok ailenin dağılması anlamını  yüklemiştir.  Diğer tarafta mutsuz bir aile ortamı, eşlerin şiddetli çatışmaları da çocuğun ruhsal dengesinin bozulmasına, çocuğun ebeveynlerinden gördüğü ve öğrendiği çatışma durumunu iç dünyasına aktararak gelişim ve değişim süresince toplum içerisinde saldırgan, asosyal ve bencil bir kişiliğe sahip bir birey olabilmektedir. Bu bağlamda boşanmak işlevsel olarak çocuğun dünyası için bir gereksinim olabilir.

Çocuğun zihinsel ve duygusal gelişiminde ilk üç yıl önemli bir yer taşır. Bu süreç içerisinde çocuk ebeveynlerinden aldığı bağlılık ve güven duygusunu pekiştirir ve bu duygunun en önemli kaynağı ‘’anne-baba’’dır. Bir üçüncü kişinin öz bir annenin ve öz bir babanın sağladığı bağlılık ve güven duygusunu çocuğa aşılamak mümkün değildir. Geleneksel Türk aile kültüründe gördüğümüz anne yerine anneanne veya teyze, baba yerine amca ya da halayı koymak çocuk için ruhsal anlamda sağlıklı bir durum değildir. Gelişim sürecinde ebeveynlerden birinin eksik olması ilerleyen süreçlerde ciddi kişilik bozukluklarına yol açmaktadır. Bir çocuğun yeri mümkün olduğunca anne ve babanın kucağı olmalıdır.

Toplumsal yapımızda pek çok aile çocuk hakkında yanlış inanış ve düşüncelere sahiptir.  Bebeklerin çevrelerinde olup bitenleri anlamadıkları, genelde erken dönemde anne-baba ayrılığını hatırlamayacakları, olup bitenlerin farkında olmadığı yada babasını yeterince tanımadığı için onu özlemeyeceğine dair pek çok hatalı düşünce ve inançlar söz konusudur. Oysa çocuklar doğuştan itibaren çevresel faktörlere duygusal olarak bağlantılı ve çevreye duygusal olarak tepki vermeye önceden donanmıştır. Bu nedenden dolayı çocuk anne babadan gelen olumlu-olumsuz sinyallere, eksik uyaranlara olgun bir bireyden on kat daha fazla duyarlıdır. Çünkü çocuğunuzun bilinç-altı sistemi sizlere oranla on kat daha hızlı ve etkili çalışmaktadır. Çevrelerinde yaşananları resimlerle ve sezgilerle bilinçaltına kaydeder.

Anne karnındayken onun çıkardığı seslere duyarlıdır. Kalp sesiyle rahatlar, farklı duygu durumlarını hissedebilir. Doğduktan çok kısa bir süre sonra ise annesinin sesini, kokusunu ve varlığını tercih eder. Dışarıdan gelen her uyarıyı anlama, algılama ve duygusal olarak baş etme annesi aracılığıyla olur. Dolayısıyla kendisi ile annesinin duygularını birbirinden ayırt edemez. 

Bir çocuğu annesiz düşünmek ne kadar yanlışsa babasız düşünmekte okadar zararlıdır. Çünkü çocuk büyürken annesinden sevgi Şefkat gibi noktalarda doyum yaşama ihtiyacını karşılarken, babadan kendine güven, cesaret, güç gibi büyümesinde en az diğerleri kadar önemli özellikleri içselleştirir. Annesinden bağımlılıktan bağlılığa, bireyselleşmeye ve büyümeye giden yolda babanın varlığına ihtiyacı vardır. Dolayısıyla sağlıklı bir gelişim için babaya en az anne kadar ihtiyaç vardır.Babanın çocuğa sağladığı duygudan yoksun çocuklar, genelde okul çağında içe kapanmış, iletişim kurmakta güçlük çeken, kendisini ve diğerlerini sevmeyen ve kimseye güvenmeyen bir birey olarak karşımıza çıkar.Bu durum tüm hayatını etkisi altına alır ve başarısız veya bencil bir birey olmayı öğrenir. Paylaşmayı, sevmeyi, bütün olmayı, bilmez ve genelde saldırgan olur.

Ayrılmanın mutlak kaçınılmaz olduğu durumlarda  eşler, ruhsal, soysal ve ekonomik yönden ciddi sarsıntılar yaşamaktadır. Yetişkinler için bu kriz önceden alınan çeşitli önlemler ya da sonradan edilen müdahalelerle zor da olsa atlatılabilir. Fakat çocukların bu krizden nasıl etkileneceği, kalıcı etkiler bırakıp bırakmayacağı, çocuğa hayat ile ilgili faydalı bilgiler verip vermeyeceği boşanmanın sebebi ve en önemlisi şekli ile belirlenmektedir.

Boşanma sürecinde çocuğu strese iten bazı belirli nedenler vardır. Bunların bir kaçını sıralayacak olursak;

  • Aile içi düzenin değişeceği kaygısı
  • Bağlılığın kaybı
  • Terk edilme korkusu
  • Ana-baba arası olası düşmanlık

Boşanma kararı verilmeden önce yaşanacak krizin büyüklüğünü kontrol etmek amacıylabirtakım soruların gözden geçirilmesinde fayda vardır:

  • Sorunu sebebi evliliğin kendisi mi yoksa eşlerin kendine has mutsuzlukları mı?
  • Birlikteliğin sürmesi adına tüm çözüm ihtimalleri denendi mi?
  • Kararlar alınırken başka kişilerin etkileri devre dışı bırakıldı mı?
  • Boşanma sürecinde yaşanacak krizlere(çocuk ile bir ebeveynin-genellikle babalar- ayrı kalacak olması, ekonomik zorluklar, sosyal baskılar) çocuklar dahil herkes için  psikolojik olarak hazırlık yapıldı  mı?

Ve nihayetinde tüm bunlar değerlendirilip boşanma sürecine girildiği zaman geriye yetişkinlerin, çocukların yaşayacağı etkileri en aza indirmek için bazı kritik noktalara dikkat etmesi  gerekmektedir:

  • Çocuğun yaşı ve gelişim dönemine uygun olarak, boşanma sürecinin ne demek olduğu ve ailenin tüm bireylerinin hayatlarında nasıl değişiklikler yaratacağı ile ilgili bilgi vermek.
  • Eşler çocuğun olduğu ortamlarda ayrıldıkları eşleri ile ilgili olumsuz ve suçlayıcı konuşmalar yapmaktan kaçınmalı, ailenin diğer üyelerinin bunu yapması durumunda onları durdurmalıdır.
  • Çocuk, taraf ya da tanık olarak tutulmamalıdır.
  • Çocuğun yaşadığı olumsuzluğu telafi etmek amacıyla gereksiz tavizler verilmemeli.
  • Evden ayrılacak eşin bunu aşamalı olarak yapması sağlanarak , çocuğun ebeveynden ayrılma durumuna alışması sağlanmalıdır.
  • Yaşanan duygusal patlamalara mümkün olduğunca çocukların şahit olması engellenmelidir. Çünkü çocuklar yaşanan tehdit edici olumsuz olaylarla nasıl baş edileceğini ebeveynlerden öğrenirler.
  • Çocukla ilgili her konuda  eşler birbirine zıt tutumlar ya da kararlar içinde olmamalıdır.

 

Sonuç olarak diyebiliriz ki; Çocuğun kişiliğinin oluşumu, karakterinin biçimlenmesi ve benlik saygısının gelişimi, büyük ölçüde özdeşim modelleri olan ana-baba kişilik yapılarına bağlıdır. Çocuğun, anne ve babasının tavırlarını benimseyebilmesi için, ana- baba- çocuk üçgeni arasında sevgi, saygı ve güven olması gerekir.  Bu birliktelik sağlanamıyorsa sağlıksız geçen bir beraberliği sağlıklı bir ayrılığa dönüştürmek son derece önemli bir yükümlülüktür.Çoğunlukla olayın kendisinden çok oluş şekli, süreç içinde yaşananlar bu etkinin düzeyini ve yönünü belirlemektedir. Her çocuğun birbirinden farklı duygu dünyası ve başa çıkma yöntemleri olduğu düşünüldüğünde  bu krizi nasıl yöneteceği konusunda kuşkular yaşayan anne babaların yukarıda verilen bilgiler dışında da, profesyonel yardım alması hem çocuğun hem de eşlerin ruhsal bütünlüğünü korumak için oldukça işlevsel olacaktır. 

Psikolog Ersan ŞİMŞEK

Fizema eğitim ve psikolojik danışmanlık merkezi


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
1230 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
Maksimum 500 Karakter


Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

YAZARLAR

Millet Bahçesi mi, Okul mu?

İlhami Atasever

Millet Bahçesi mi, Okul mu?

PAYLAŞMAK VE HAYAT

Miraç Kayıhan Karayiğit

PAYLAŞMAK VE HAYAT

Cumhuriyetimiz ve Değerleri

Yusuf Metehan Gül

Cumhuriyetimiz ve Değerleri

Son Bakış

Selçuk Özkurt

Son Bakış

Gazeteciliğin İlk “Damla” sı

Atilla Gösterişli

Gazeteciliğin İlk “Damla” sı

TEOG olmadığında…

Prof. Dr. Berat Özipek

TEOG olmadığında…

HİNT KENEVİRİ

Özhan KIZILTAN

HİNT KENEVİRİ

7 Haziran’ı Unutmayın…

Mustafa Koloğlu

7 Haziran’ı Unutmayın…

Sınav kaygısı gerekli midir?

Zeliha ŞENÇİÇEK

Sınav kaygısı gerekli midir?

Ya Bizimkiler?

Hülya İşcan

Ya Bizimkiler?

Taraftarın Gözünden…

Yaman Başkahveci

Taraftarın Gözünden…

Şerefenin ışıkları

Hayrullah Altay

Şerefenin ışıkları

8 Mart Kadınlar Günü

Mehmet Keleş

8 Mart Kadınlar Günü

Girişimci olursak ne olur?

Gökhan Cemre Kuzgun

Girişimci olursak ne olur?

Yeşil Düzce'm

Vedat Genç

Yeşil Düzce'm

Gürkan İpek

Tarık Şahin

TÜM YAZARLAR İÇİN TIKLAYINIZ