KOAH’a akademik bakış

20.11.2012 17:34:00Yorum

14 Kasım Dünya KOAH gününün 11...

 

14 Kasım Dünya KOAH gününün 11.si kutlanmak üzere 19 Kasım 2012 Pazartesi günü 12.30-13.30 arasında Türk Toraks Derneği’nin katkılarıyla Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi konferans salonunda bir toplantı düzenlendi.

Açılış konuşmasını Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr. Peri ARBAK’ın yaptığı programda; KOAH hastalarının gözünden bu hastalığı anlamak üzere İrfan Coşar, Muharrem Ocak, Hüseyin Veli ve Süleyman Akbal ile söyleşiyi, Sosyal Hizmet 4. sınıf öğrencisi Yasin Yıldız yönetti. Söyleşiyi; Rektör Yard. Prof.Dr. Öner Abidin Balbay, Tıp Fakültesi Dekanı  Prof. Dr. Safinaz Ataoğlu, Sosyal Hizmet Bölümü Başkanı Prof Dr Fatih Şahin, Doç. Dr. Ali Nihat Annakkaya, Yard. Doç. Ege Balbay, Sosyal Hizmet Uzmanı Gülşen Aytar gibi isimlerin yanında Tıp Fakültesi ve Sağlık Yüksek Okulu öğrencilerin katıldığı yaklaşık 150 kişilik bir grup izledi.

Programda; dünyada KOAH bilincinin oluşturulması için hastaların gözüyle KOAH anlatılmaya çalışılmıştır. Bilindiği üzere KOAH nefes yollarında mikrobik olmayan bir iltihaplanmaya bağlı oluşan ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. KOAH oluşumunda en önemli risk faktörleri tütün kullanımı, ev içi hava kirliliği (özellikle evlerde kullanılan odun, tezek, kök benzeri yakıtlardan çıkan duman) çeşitli gaz ve tozlara çevresel veya mesleki maruz kalmaktır. Bu hastalık çok önemli bir sağlık sorunu olmasına rağmen ne yazık ki kamuoyu tarafından yeterince iyi tanınmamaktadır. Hastalık müzmin bronşit ve amfizem olarak da bilinir. 

Hastalığın seyri, nasıl ortaya çıktığı, hastalığın tedavisinde kullanılan cihazlar, tedavi süresince karşılaşılan zorluklar ve sağlık sisteminin irdelendiği röportaj, keyifle sürdü. KOAH hastalarının samimi ve doğal cevapları ile renklenen söyleşide, “ Gelecek nesillere neler önerirsiniz?” sorusuna Süleyman AKBAL isimli KOAH hastamızın “Bu mereti ya çok için hemen ölün, ya da hiç içmeyin” şeklindeki yanıtı salonu kahkahalara boğdu.

Sonuç alarak kronik hastalıklarda yalnızca hastalık odaklı yaklaşımın yanında hastanın sosyal yaşantısı ve içinde bulunduğu psiko-sosyal durumunu birlikte ele almanın önemi bu tür programlarla vurgulanmış oldu .




İlk yorum yapan siz olun!

Yorum