Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[20:43] 3 GÜNDÜR KAYIP! -- [20:30] Taşerona yüzde 4 zam yapılacak -- [20:26] Sayıları 80 bin azaldı..! -- [20:22] TEM’de son durum: Trafik tıkandı -- [17:50] MELENSU PARK KAPILARINI AÇTI -- [17:48] DÜZCE'DE KAÇ SEÇMEN OY KULLANACAK -- [17:34] LEVENT BAŞARAN... PAZARTESİ GÜNÜ HASAR TESPİTİ YAPILACAK -- [11:34] İki otomobil çarpıştı: 5 yaralı -- [11:30] Kamyonla Otomobil çarpıştı 1 ölü, 6 yaralı -- [11:23] Yıldırım isabet eden 2 inek telef oldu --
Yazarlar
İnsanı, düşmanın attığı taş değil, dostun attığı gül yaralar...
İlhami Atasever

İlhami Atasever

6.6.2018 - 07:48
219 kez okundu
0 bekleyen yorum
4 onaylı yorum

Hallac-ı Mansur’u inciten gülün hikayesi!

Hallac-ı Mansur, cezbe ve sekir halinde (Osmanlı Dönemi-Fenafillah makamında kendi varlığını hiç görmek ve bu manevi halin zevk ve tesirinden ruhi bir coşkunlukla kendinden geçme hali) söylediği ve mazur bulunduğu Ene’l-Hak cümlesi yüzünden idama mahkum edilir. Onu asılacağı meydana getirdiklerinde etrafta mahşeri bir kalabalık vardır. Hallac-ı Mansur darağacını görünce güler ve kalabalık arasında gördüğü dostu Şibli’den seccade isteyerek iki rekat namaz kılar. Ardından şöyle dua eder: “Allah'ım burada senin dinin uğruna gayrete düşüp beni öldürmek için toplananların suçlarını affet.”

Bu esnada kalabalık içinden özellikle düşmanları, fırsat bu fırsat diyerek Hallac-ı Mansur’a taş atarlar. Hallac-ı Mansur bunlara ah bile demez hatta tebessüm eder, ama dostu Şibli ağlayarak kırmızı bir gül atınca Hallac-ı Mansur inler ve şöyle der: “Taş atanlar avam takımı, bilmiyorlar, halden anlamazlar. Onların taşı bizi incitmez ama halden anlayan bir dostun attığı gül bile bizi incitti, canımızı acıttı.”

İnsan hayata daha çok dostlarıyla, sevdikleriyle tutunur. Sevinçlerini onlarla paylaşarak arttırırken acılarını, hüzünlerini yine onlarla paylaşarak azaltır. Kişi, tanımadığı kimselerden bir kötülük, bir haksızlık gördüğünde çok incinmez, en azından hayal kırıklığına uğramaz ama dostundan gördüğü küçük bir eziyete bile katlanması çok zor olur.

Başkalarının, hakkında yanlış düşünmeleri insanı fazla üzmez, yıpratmaz; ama sevdiği birisi, hakkında yanlış düşünürse, zarar verecek bir davranışta bulunursa işte bu insanı üzer, incitir. O kişi sıradan biri değildir çünkü. Belki en zor günlerinde yanında olmasını beklediği insandır. Her şartta desteğini umduğu, hayatta en çok güvendiği kimselerden biridir. Hani Temel deniz kenarında yürürken elinde bir yılan taşıyormuş. “Neden elinde yılan taşıyorsun?”diye sorulunca “Denize düşersem lâzım olabilir” cevabını vermiş… İşte dostluk, denize düştüğümüzde yılana sarılmak zorunda kalmayışımızdır. Elimizden tutup bizi çıkaracak birisini her zaman yanımızda bulabilmemizdir.

Dostun gönlü, dostuna karşı hassastır, çok şeyler bekler ondan… Bu yüzden insan dostluk hukukuna çok dikkat etmelidir. Özellikle dostla hal ve harekete, konuşmaya özen göstermek gerekir. Çünkü bazı sözler, keskin kılıç gibidir, dostluğu keser, kalpte tedavisi zor yaralar açar, kalpteki muhabbet çiçeklerini kurutur. Bazen yerinde olmayan gereksiz bir istek, küçük bir tavır veya söz bile, çok büyük mutlulukların elden kaçırılmasına sebep olur.

Dostluk, fedakarlık ve emek ister. Her şeyi karşısındaki insandan bekleyerek elde edilemez hakiki dostluklar. Dostluk; mutluluk, üzüntü, hastalık, sağlık, darlık ve bollukta dostunun yanında olabilmektir.

Hayatımızda kaç tane güzel dostumuz var acaba? Ya da tersinden soracak olursak, şu kısa hayatta kaç kişi için gerçekten güzel bir dost, güzel bir kardeş olabildik? Dostlarımıza, kardeşlerimize karşı hareketlerimize çok dikkat edelim ve kalplerini kırdıysak hemen özür dilemeyi de asla ihmal etmeyelim. Çünkü yarın özür dilemek için çok geç olabilir...

Ne mutlu şu kısa hayatta en yakın dost, en fedakar arkadaş, en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olabilenlere…

Ne mutlu İhlas ve Uhuvvet anlayışının gereğini yerine getirebilenlere… Ne mutlu şu kısa hayatta en yakın dost, en fedakar arkadaş, en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olabilenlere… Alıntı.Hoşçakalın.


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
219 kez okundu
0 bekleyen yorum
4 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

İ.Atasever

6.6.2018 - 16:55:37

Olmaz öyle şey. Hangi kurumlarmış onlar? Çalışmadığı halde kimseye mesai yazılmaz. hiç bir kurum müdürü onu yapmaz.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%69,23

ihsan pir

6.6.2018 - 16:11:16

hocam çok güzel bir paylaşımdı yüreğinize sağlık
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

VELİ

6.6.2018 - 12:29:57

Hocam; Akşam 17 de çıkan tüm personele aylık 250-300 arası mesai veren kurumları da dile getirirmisiniz. Günah,Haram,Kul hakkı var
Katılıyorum   Katılmıyorum
%42,86

ALİ DEMIR

6.6.2018 - 12:05:57

Artık gerçek dost bulmak zor.Menfaat dostluğu var.Eger yediriyorsan dostun çok olur.Allah gerçek dostlar nasip etsin inşaallah.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

YAZARLAR

Madde Bağımlılığı

Oğuzhan Erdemir

Madde Bağımlılığı

NE ZAMAN ÖLÜRÜZ ?

Miraç Kayıhan Karayiğit

NE ZAMAN ÖLÜRÜZ ?

NİCE 12 YILLARA

İslam Keleş

NİCE 12 YILLARA

Küçüksu semt garajı

Selçuk Özkurt

Küçüksu semt garajı

Gazeteciliğin İlk “Damla” sı

Atilla Gösterişli

Gazeteciliğin İlk “Damla” sı

ÖZEL OKUL AÇMAZI

Misafir Kalem

ÖZEL OKUL AÇMAZI

TEOG olmadığında…

Prof. Dr. Berat Özipek

TEOG olmadığında…

HİNT KENEVİRİ

Özhan KIZILTAN

HİNT KENEVİRİ

7 Haziran’ı Unutmayın…

Mustafa Koloğlu

7 Haziran’ı Unutmayın…

Sınav kaygısı gerekli midir?

Zeliha ŞENÇİÇEK

Sınav kaygısı gerekli midir?

Ya Bizimkiler?

Hülya İşcan

Ya Bizimkiler?

Taraftarın Gözünden…

Yaman Başkahveci

Taraftarın Gözünden…

Şerefenin ışıkları

Hayrullah Altay

Şerefenin ışıkları

8 Mart Kadınlar Günü

Mehmet Keleş

8 Mart Kadınlar Günü

Girişimci olursak ne olur?

Gökhan Cemre Kuzgun

Girişimci olursak ne olur?

Yeşil Düzce'm

Vedat Genç

Yeşil Düzce'm

TÜM YAZARLAR İÇİN TIKLAYINIZ