Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[18:56] AKÇAKOCA’DA İNTİHAR -- [18:44] DÜZCE’YE HAVA AMBULANSI İLE GELDİ -- [18:43] Seçkin, Özel Davetli Olarak Külliye'de -- [16:39] 700 Kilometre Pedal Çevirecekler -- [15:35] Başkan Yavuz Eğitime Önem Veriyor -- [15:12] Gündoğdu'nun Geleceği Parlak -- [14:48] ŞEHİR MERKEZİNDE BACA YANGINI -- [14:20] Hedef Milli Sporcu Sayısını İkiye Katlamak -- [13:42] KOLOĞLU: BU İŞ MUTLAKA OLACAK -- [13:37] ÇÖPTEN YAKIT ÜRETİLECEK --
Yazarlar
O çocuğa biz olsak nasıl davranırdık?
İlhami Atasever

İlhami Atasever

14.02.2020 - 09:43
660 kez okundu
0 bekleyen yorum
3 onaylı yorum

Bir gün ezan okunurken, bir grup çocuk okunan ezanı hafife alıyor ve müezzinle dalga geçiyordu. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem  (SAV) çocukların bu hâlini gördü. Çocukları yanına çağırdı. Okunan ezanla kimin dalga geçtiğini sordu. Çocuklar içlerinden birini “Ebu Mahzure’yi” gösterdi. Efendimiz (SAV)  o çocuğa döndü ve çocuğun sesinin ne kadar da güzel olduğunu söyledi ve ardından çocuğa ezan okumasını buyurdu. Çocuk, ezan okumasını bilmiyordu. Mahcup oldu. Utandı. Efendimiz (SAV) çocuğa tebessüm etti, önce kendisi ezan okudu sonra da çocuğa dönerek: “Hadi, tekrar et!” buyurdu.

Çocuk duyduğu kadarı ile ezan okudu. Efendimiz (SAV) çocuğa bir kese para verdi. Kendisinin cezalandırılacağını bekleyen çocuk, böylesi bir mükâfatla karşılaşmanın şokunu üzerinden atmadan,  Efendimiz (SAV) mübarek elini çocuğun alnına koydu ve saçlarını okşadı. Sonra elini çocuğun göğsüne getirdi ve ona: “Allah seni mübarek kılsın, Allah sana bereket yağdırsın.” diyerek dua etti. Çocuk, o ana kadar ürküp korktuğu Kainat’ın Sultan’ı (SAV)’e karşı sevgi duymaya başladı.

Biraz önce çirkin bir davranışla Efendimiz (SAV)’in huzuruna gelen bu çocuk, saf yüreği ile Efendimiz SAV)’me “Beni Mekke’ye müezzin olarak tayin eder misiniz?” diye sordu. Efendimiz (SAV) tebessüm ederek, çocuğun bu isteğini de geri çevirmedi ve o sıra Mekke valisi Attab b. Esid'e gitmesini ve kendisinin Mescid-i Haram'daki yeni görevini ona bildirmesini söyler. Ebu Mahzure, 59 (678-79) yılında ölünceye kadar Mekke'de müezzinliğe devam etti. Kendisinden sonra Mescid-i Haram müezzinliğini oğlu ve torunları yüzyıllarca devam ettirmişlerdir.

Şimdi bu olayı pedagoji perspektifinden analiz edecek olursak: Öncelikle Müslümanların mukaddes olarak kabul ettiği bir değeri hafife alan, dalga geçen bir çocuk var. Bu suç karşılığında Peygamber Efendimiz (SAV) nasıl davranıyor?

1- Peygamber Efendimiz (SAV) az önce ezanı hafife alan çocuğa, “Hadi, ezan oku!” diye bir iltifatta bulunuyor. Hâlbuki alışkanlığımız o ki, eğer bir çocuğun bir suçu varsa, çocuğun o suçu bir daha işlememesi için, o davranışı bir daha yapmamasını tembih ederiz. Hâlbuki Efendimiz (SAV) bunun aksine; “Hadi, ezan oku!” diye buyuruyor. Belki etraftaki herkes, çocuğun çirkin davranışına dikkat ettiği hâlde, Efendimiz (SAV), çocuğun güzel sesine dikkat ediyor. Böylesi bir davranış, çocuk terbiyesinin en önemli kısmına işaret eder ki, biz buna “Çocuğun kabiliyetlerini görebilme” ya da “pozitif çocuk terbiyesi” diyoruz. Hâlbuki ceza, çocuğun kabiliyetlerini körelttiği gibi, negatif bir terbiye usulüdür.

2- Çocuk, ezan okuduktan sonra, ona bir kese içinde para ikram ediyor. Hâlbuki o an karşısında duran çocuk, suçlu bir kişi olmasına rağmen Efendimiz (SAV) bu çocuğa bir kese para veriyor ki, bu muamele çocuğu olduğu hali ile kabullenmektir. Nedense günümüzde, çocuğu “olduğu hali ile kabullenme’ye” yanaşmıyoruz. Belki de çocuk bu davranışı bir kere daha tekrar eder diye korkuyoruz. Zaten bu anlamsız korkularımız değil mi ki, çocuk terbiyesinde, kaşları çatık bir anne-baba rolü oynamak zorunda olduğumuzu hissettiren!

3- Peygamber Efendimiz (SAV) daha sonra, çocuğun saçlarını okşuyor. Saç okşamak da kişiye “emniyet ve güven” duygusu yaşatır. Kabahat işlemiş olan bir çocuğun böylesi bir kabul görmüşlük ve emniyet hissi ile karşılaşması, onda vicdanî duyguların derince uyanmasına neden olur; ki çocuk terbiyesinin özü de zaten budur. Çocuk, vicdanını duyabildiği kadar duygusal gelişimini tamamlar.

4- Peygamber Efendimiz ardından; "Allah, seni mübarek kılsın, Allah sana bereket yağdırsın" diyerek dua ediyor. Efendimiz bu davranışı ile de çocuğun vicdanına hitap ediyor ve bir kere daha çocuğa ‘emniyet ve güven' hissi yaşatıyor.

5- Efendimiz daha sonra çocuğu Mekke’ye müezzin olarak tayin ediyor, ki böyle bir paye herkesin gıpta ile bakacağı bir makamdır. Efendimiz suç işlemiş bir çocuğa karşı çok cömertçe davranıyor ve olduğu haliyle, böyle kabullenişiyle çocuğun az önceki ‘duyarsızca’ davranışı eriyip gidiyor.

İşte size Efendimiz (SAV)’in bir suçlu çocuğa yaklaşım tarzı!.. Efendimiz bu çocuğa ne kaşlarını çatarak, ne parmağını sallayarak, ne de “Bir daha böyle yaparsan sana şöyle şöyle yaparım.” diye tehdit ederek yaklaşıyor... Aksine çocuğun vicdanına giden bütün kanalları kirden temizler gibi, çocuğu insan olma değerliliğinin yağmuruna tutuyor.

Peygamber Efendimizin terbiye usulünün, bu çotuk üzerindeki tesirine bakın ki, o günden sonra bu sahabi efendimiz saçlarını hiç kesmiyor. Yaşlılığına yakın bir dönemde ona: "Saçların böyle çok çirkin görünüyor, kes artık şu saçlarını ya Ebu Mahzure!” denildiğinde, çok üzülüyor. Hatta "0 saçlara kim dokundu siz bilmiyor musunuz?” diyerek sitemde bulunuyor.

İşte size insan yetiştirme sanatı! İşte size çocuk terbiyesi: Hadis ansiklopedilerini alt-üst edelim, bakalım, Efendimiz (SAV) sünnetlerini tek tek ele alalım. Eğer O’nun (SAV)’ın suç işleyen çocuklara karşı uyguladığı bir tek ceza şekline rastlar isek, o usulü hep birlikte çocuklarımıza uygulayalım...

Bunca yıldır bu konuda araştırma yapmış birisi olarak söyleyebilirim ki; Efendimiz (SAV) hiçbir çocuğu ceza ile terbiye ettiğine şahsen ben rastlamadım. Suç ile mücadelede ‘ceza’ etkili bir yöntem olsaydı, Peygamber Efendimiz, bir kez olsun çocukların kulağından çekmez miydi? Onlara en azından kaşlarını çatmaz mıydı? Çatmazdı ve çatmadı da. Çünkü ceza ile çocuk adam olmaz! Ceza ile adam olmuş çocuk da adam olmuş çocuk sayılmaz. Bir çocuk ancak kendisini ‘olduğu hali’ ile kabul eden ve güven hissi yaşatan insanın yanında ‘insan olma’ üstünlüğünü elde eder, yoksa ceza aldıkça değil.

Evet, günümüzde biliyoruz ki, hayvan terbiyesinde bile acı çektirerek, ceza vererek terbiye etmek ‘hayvan hakları ihlali' olarak görülürken, insan kendi çocuğuna nasıl olur da hayvanlara bile reva görülmeyen bir terbiye usulünü uygulamaya kalkar! Şüphesiz Allah en doğruyu bilendir. Hoşçakalın.     


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
660 kez okundu
0 bekleyen yorum
3 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

Vatandaş

16.02.2020 - 11:00:21

Fırat bey’in konu ile ilgili “AKEV AKADEMİ DERGİSİ Yıl: 18 Sayı: 59 (Bahar 2014) Yrd. Doç. Dr. Hüseyin AKYÜZ - EKEV AKADEMİ DERGİSİ.”ne bakmasında fayda vardır.
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

Vatandaş

16.02.2020 - 09:48:18

“… sol eliyle yemek yiyen bir kişiye; Sağ elinle ye diyor ama adam sol eliyle yemeye devam edince de ‘yiyemez ol diye beddua edince adamın sol elinin felç olması olayı’ nasıl bir eğitimle özdeşleşiyor?” sözünü nereye bağladınız? Böyle bir hadis mi var?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00

fırat

14.02.2020 - 13:24:54

Hocam bu hadis olarak nitelendirilen olay kendi içinde çelişki yaşıyor , alın size ÇOCUĞU 7 YAŞINA KADAR NAMAZA ALIŞTIRIN , KILMIYORSA HAFİFÇE DÖVÜN diye anlatılan hadise ne buyrulur ? Yine sol eliyle yemek yiyen bir kişiye - Sağ elinle ye diyor,ama adam sol eliyle yemeye devam edince -Yiyemez ol diye beddua edince adamın sol elinin felç olması olayı nasıl bir eğitimle özdeşleşiyor ?

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

YAZARLAR

BİR SU MİSALİ

Miraç Kayıhan Karayiğit

BİR SU MİSALİ

Cumhuriyetimiz ve Değerleri

Yusuf Metehan Gül

Cumhuriyetimiz ve Değerleri

Son Bakış

Selçuk Özkurt

Son Bakış

Gazeteciliğin İlk “Damla” sı

Atilla Gösterişli

Gazeteciliğin İlk “Damla” sı

TEOG olmadığında…

Prof. Dr. Berat Özipek

TEOG olmadığında…

HİNT KENEVİRİ

Özhan KIZILTAN

HİNT KENEVİRİ

7 Haziran’ı Unutmayın…

Mustafa Koloğlu

7 Haziran’ı Unutmayın…

Sınav kaygısı gerekli midir?

Zeliha ŞENÇİÇEK

Sınav kaygısı gerekli midir?

Ya Bizimkiler?

Hülya İşcan

Ya Bizimkiler?

Taraftarın Gözünden…

Yaman Başkahveci

Taraftarın Gözünden…

Şerefenin ışıkları

Hayrullah Altay

Şerefenin ışıkları

8 Mart Kadınlar Günü

Mehmet Keleş

8 Mart Kadınlar Günü

Girişimci olursak ne olur?

Gökhan Cemre Kuzgun

Girişimci olursak ne olur?

Yeşil Düzce'm

Vedat Genç

Yeşil Düzce'm

Gürkan İpek

Tarık Şahin

TÜM YAZARLAR İÇİN TIKLAYINIZ