Bugun...
Site Haritaları Twitter Sayfamız Facebook Sayfamız
SON DAKİKA
[12:59] Antalya'da Efteni Bal'a Yoğun İlgi -- [12:51] Ordu’dan Düzce’ye uzanan başarı hikayesi -- [12:49] Barınak İmar Planı İçin Toplantı -- [12:48] Palamutta hayal kırıklığı, umut hamside -- [12:47] KAMPÜS İÇİNDEKİ YOLLAR AÇILIYOR -- [12:45] GAZİLER İÇİN GEZİ DÜZENLENDİ -- [12:44] GÜZ DÖNEMİ ÇALIŞMA TAKVİMİ BELİRLENDİ -- [11:38] Medya şiddetin önlenmesinin gerçek bir parçasıdır -- [10:53] JANDARMA GÖZLERİNİN YAŞINA BAKMADI -- [09:07] MİT deşifre etti, 31 bin kişilik yeni ByLock listesi! --
Yazarlar
Hükümet bilgilendirme sorumluluğunun farkında mı?
Prof. Dr. Berat Özipek

Prof. Dr. Berat Özipek

1.9.2017 - 08:56
95 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum

 Bayram için 45 bin Suriyeli, valilikten sınırı geçmek için izin talebinde bulundu.

Sığınmacılara karşı öteden beri düşmanca davranan veya onları siyasi kavganın aracı olarak kullanan çevreler de bu fırsatla yeniden istismara başladı.

“Kilis Valiliğine 65 bin Suriyeli Kurban Bayramı’nı ülkelerinde geçirmek için başvuru yapmış. Bayramı geçirdiğin ülkene artık taşınabilirsin” diyor Sinan Ogan.

Sosyal medyaya baktım, sığınmacılara karşı ırkçı, mezhepçi veya başka türden ayrımcılık yapanlar da yine mal bulmuş gibi sarılmışlar bu dezenformasyona.

Verdikleri mesaj şu: Hani orada savaş vardı? Belli ki orada öyle çatışma, yıkım falan yok ki gidebiliyorlar. Gidebilecekleri halde gitmiyorlar, hükümet onları göndermiyor yani.

Oysa Suriye’ye barış gelmiş ve bu ülke güvenli bir yer haline gelmiş falan değil.

Sosyal medyadaki ergen ırkçılar bilmiyor olabilir tabii, “madem gidebiliyor savaş yokmuş” diye düşünebilir.

Ama yaşını başını almış siyasetçiler pekala biliyor olmalılar bunun doğru olmadığını.

Gerçek durum

Peki, gerçek ne? Sahiden o Suriyeliler nasıl gidebiliyorlar oraya?

Bunun gayet makul bir açıklaması var.

O Suriyeliler, esas olarak sadece dar bir alana, Türkiye, Rusya ve İran’ın Astana sürecinde oluşturdukları Güvenli Bölgelere gidebiliyorlar.

Suriye’deki çatışmasızlık alanlarında işlerini görüp dönüyorlar. Hepsi her yere gidemiyor. O Güvenli bölgeler de aslında çok güvenli değil.

Sınırın öteki tarafında da yine kısmen Türkiye ordusunun güvenliği sağladığı bölgelere gidiyorlar.

Üç cümle. Hatta ilk ikisi de yeterli olur.

Devletin bilgilendirme amaçlı, mesela “kamu diplomasisi” yapmak için kurulmuş, işi bu olan kurumları var ve bu kadarcık bir açıklama ile bir yalanın önünü alabilecekken almıyorlar.

Belli ki ilgilendikleri çok daha önemli “devlet işleri” var. O kadar önemli işler ki, 6 yıldır ciddi bir biçimde sığınmacılara yönelik ayrımcı çevrelerin propagandasına maruz kalan, yalan yanlış bilgiler üzerinden yıllardır enfekte edilen bir topluma, “hayır o işin aslı öyle değil” diyecek zaman bırakmıyor.

Ve bu konuda açıklama yapması gerekenler, işi, görevi bu olanlar sustuğu için, sığınmacılara yönelik önyargı üreten yalanlar gündemi beliriyor.

Oysa devletin, bu tür yalanlarla sığınmacılara yönelik olarak toplumun bazı kesimlerinde yıllar içinde oluşturulan gerilimi ortadan kaldırmaya çalışması, sadece bilgilendirme sorumluluğun bir gereği değil, aynı zamanda bir güvelik sorunu.

Çözüm Süreci'nde de aynısı olmuştu. Hükümet en haklı olduğu konularda bile açıklama yapmadığı, toplumu bilgilendirmediği için meydan süreci bozmaya çalışanlara kalmıştı. Gündem tartışmasız biçimde onlar tarafından belirlenmişti ve onlar da her gün, her an, süreci aşındırmak için ellerinden geleni yapmışlardı.

Orada Bayram yok

O Suriyeli sığınmacılar, dar bir koridordan geçerek viran olmuş evlerine, kaybettiklerini bulmaya gidiyor.

“Birçoğu yıkılan binalarına kabristanlarına gidiyor, vefaya ve hüzne gidiyor. Orada bayram yok” diyor Anadolu Platformu’ndan Turgay Aldemir.

Burada ise birileri, onların felaketi üzerinden ayrımcı önyargılarını tatmin ediyor, siyasi rant devşirmeye çalışıyor.

Bir felaketin buralara savurduğu acılı insanlara karşı merhametsizliğe yönelten, onları öfkenin ve şiddetin hedefi haline bir ruh hali bu. (“Sığınmacıyı caninin önüne atmak” başlıklı yazımda daha geniş anlatmıştım bu meseleyi). Bir insan bunu nasıl yapar, nasıl içine sindirir bilemeyebilirsiniz. Belki de hiç bilmemek doğrudur bu kötülüğü.  

Ama mesele onların ne yaptıkları değil; vatandaşı olduğumuz devletin, iş başındaki hükümetin ne yaptığı.

Sonuçta hükümetin bilgilendirme sorumluluğunu yerine getirmediği bir ortamda, meydan sığınmacıyı caninin önüne atmaya çalışanlara kalıyor.

Bugün durum bu.


Facebook Yorumları
HALKIN KÜRSÜSÜ
95 kez okundu
0 bekleyen yorum
0 onaylı yorum
  SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!


Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceninsesi.com.tr sorumlu tutulamaz.

Facebook Sayfamız Twitter Sayfamız Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Site Haritaları

YAZARLAR

HİNT KENEVİRİ

Özhan KIZILTAN

HİNT KENEVİRİ

YAVAŞ AMA SÜREKLİ ADIMLAR

Miraç Kayıhan Karayiğit

 YAVAŞ AMA SÜREKLİ ADIMLAR

7 Haziran’ı Unutmayın…

Mustafa Koloğlu

7 Haziran’ı Unutmayın…

Sınav kaygısı gerekli midir?

Zeliha ŞENÇİÇEK

Sınav kaygısı gerekli midir?

Son viraj

Selçuk Özkurt

Son viraj

CIMBIZLA NE YAPILIR!

Atilla Gösterişli

CIMBIZLA NE YAPILIR!

UYANIN ARTIK…!

İslam Keleş

 UYANIN ARTIK…!

Ya Bizimkiler?

Hülya İşcan

Ya Bizimkiler?

Taraftarın Gözünden…

Yaman Başkahveci

Taraftarın Gözünden…

Şerefenin ışıkları

Hayrullah Altay

Şerefenin ışıkları

8 Mart Kadınlar Günü

Mehmet Keleş

8 Mart Kadınlar Günü

Girişimci olursak ne olur?

Gökhan Cemre Kuzgun

Girişimci olursak ne olur?

Yeşil Düzce'm

Vedat Genç

Yeşil Düzce'm

TÜM YAZARLAR İÇİN TIKLAYINIZ