ARKALARINA RÜZGAR ALACAKLARDA ALAMIYORLAR!

      Demokrasinin yerleştiği rejimlerde iktidarda ki parti haliyle 1-2 dönemde yıpranır ana muhalefet partisi ya iktidar olur, ya da diğer partilerle koalisyon kurar. Bizim gibi demokrasisi yeni olan ülkelerde siyasi partiler iktidar olur gibi gözükse de, asıl iktidarda olan içte ve dıştaki vesayet odaklarıdır.

   Yıllarca darbelerle demokrasimizin gelişmesi engellendi. Ancak 15 Temmuz darbesi ilk defa milletin gücüyle bertaraf edilebildi. İçdeki vesayet sona erdirildi. Dışardaki vesayete karşı amansız mücadele ediliyor.

      Bugünlerde ‘Gezi’ davası nedeniyle yargılanan Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Mahkemenin kararını beğenmeyebilirsiniz, cezayı ağır bulabilirsiniz. 2 aya yakın süren ‘Gezi’ kalkışmasını geçiştirilecek bir hareket olarak göremezsiniz. Gezi’de yaşanan tahrip ve yıkımları tekrar yazmama gerek yok. Yalnız beş ağacın yerinin değişmesiyle başlayan ‘masum kılıklı eylem’ darbe aşamasına gelmesine rağmen hala ‘Gezi’yi anlı şanlı toplumsal hareketmiş gibi pazarlıyorlar. Beşiktaş’ta 150 ağaç köklerinden kesilirken kimsenin sesi çıkmamıştı oysa..Zaten mesele ağaç değil diye de itiraf etmişlerdi.

     PKK’nın 40 yıla yakın devlete ve halka karşı sürdürdükleri terör saldırılarını görmezden gelip, 6’lı masada illegal bile olsa siyasi temsilcilerinin yer almasına razı olmalarına ne dersiniz. Masada yer alanların hemen hemen hepsi kendilerini milliyetçi olarak lanse etmelerine rağmen..

    20 yıldan bu yana iktidarda olan AK Parti hükümetleri bu ülkeye çok önemli işler yaptılar. Tek bir örnek yapılan işlerin tamamına yakın bir icraattır. Türkiye savunma sanayiinde %20-30 civarında üretim yaparken, bugün savunma sanayinin %80’ini üretiyor ve önemli miktarda da ihraç ediyor.

       Libya’da, K. Suriye’de, Karabağ’da, Mavi Vatan’daki başarıları tekrarlamak istemiyorum. Ve en önemlisi ABD’nin aparatı olan Fetö’nün etkisinin kırılması bile başlı başına başarıdır. Tarafsız siyasi analistler, tabandaki samimi muhalifler bu başarıyı takdirle karşılıyorlar.

     2018’de başlayan dünyadaki ekonomik daralma, Salgın ve Ukrayna-Rusya savaşıyla birlikte ülkelerde hayat pahalılığı ve enflasyonun artmasına neden oldu. Ayrıca uygulanan ekonomik politikalarda insan unsurunun yol açtığı hatalı yaklaşımlarında rolünü inkar edemeyiz. Cumhurbaşkanımız zaten konuşmalarında halkın bu konuda şikayetçi olduğunu bildiklerini ve bu sorunu ancak yine biz çözeriz diyerek durumun farkında olduklarını ilan ettiler.Muhalefet, Pandemin’den bu yana insanların yaşadıkları sıkıntıları ve sonradan yaşanan hayat pahalılığı yüzünden iktidara veryansın ediyorlar. Ediyorlar da bir türlü oylarını artıramıyorlar. Bundan dolayı halkı cahil, aptal ve hatta mazoşist gibi kavramlarla aşağılıyorlar.

     Muhalefetin arkasına rüzgar alabilmesi için yelkenlerinin sağlam olması gerekir. Bakıyoruz muhalefetin yapısına; Türkçüyüm, Kürtçüyüm, ‘Solcu’yum, Sağcıyım, Milliyetçiyim, Liberalim, Nato’cuyum, Ermeniciyim diyen ne varsa Erdoğan’a karşı birleşmişler, yeterki onu iktidardan alaşağı etsinler. Yalnız bilmedikleri veya umursamadıkları bir konu var. Halkı yeteri kadar tanımadıkları ortaya çıkıyor. Yazın köylerde hayvanları otlatmak için çoban tutarlar. Amaç hayvanlarını iyi otlatacak, Kurtlardan ve hırsızlardan koruyabilecek sağlam, temiz insanlara hayvanlarını teslim ederlerdi. (Gerçi şimdi çobanları çoğu Afganlı) Hayvanlarının geleceğini bu kadar titizlikle düşünen bu insanlar ülkelerinin geleceğini nasıl düşünmezler. ABD ve Nato’nun desteğiyle bir araya gelen birbirinden kopuk, aralarında ülkü birliği olmayan, iktidara geldiklerinde ne yapacaklarını bir proğram dahilinde ortaya koyamayan siyasi partilere insanımız nasıl güvensin.

      Hayat pahalı, enflasyon yüksek ama ülkemin geleceğini  bir kilo domatese, bir litre mazota değişemem diyor. 20 yıldan buna yana yapılanları görünce; bu sıkıntının aşılacağını inanıyor. Daha doğrusu Erdoğan güven verirken, daha şimdiden kimin aday olacağına 3 yıldan beri karar veremeyen muhalefete güvenmiyorlar

     . Kılıçdaroğlu; ya benimle olun, ya da yolumdan çekilin diyor. Belediye başkanı yaptığı adamda ben kendi yoluma bakarım diyor. Fiyaskoyla sonuçlanan Rize gezisine çıkıyor. Tek bir isim vereceğim, İmamoğlu’nun sol yanında kim var biliyor musunuz?. 28 Şubat’ın mimarı Ertuğrul Özkök.. Saadet partililer, Deva ve Gelecek partililer kılavuzunuz Özkök’ün; sizi nereye götüreceğinizi tahmin edersiniz.

     Geçen hafta boyu ırkçı faşistlerin Suriyeli mülteciler üzerinden başlattıkları provokasyonlarla ortalığı germeye çalıştıklarını dikkatle izliyoruz. Türkiye bugüne kadar mağdur olmuş nice halklara ev sahipliği yapmış bir ülke.. Son olarak 1 milyon Suriyeli en yakın zamanda ülkelerine geri döneceklerini Erdoğan açıkladı. Düzce’de depremden sonra çeşitli illere giden depremzedeler, kendi ülkelerinde olmasına karşın birkaç yıl içinde Düzce’ye geri döndüler. Allah kimseyi yurdundan vatanından ayırmasın. Kalın Sağlıcakla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Akbacak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzcenin Sesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzcenin Sesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzcenin Sesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzcenin Sesi değil haberi geçen ajanstır.