BİR TEBESSÜM, ALLAH’IN FITRÎ SÜNNETİNE TEŞEKKÜRDÜR.

“Ve elbet güldüren de O’dur, ağlatan da O…”(Necm, 53/43) Sevinci ve üzüntüyü, neş’e ve kederi insanın fıtratına, yapısına koyan Allah’tır.

İnsan hayatında normal olan gülmek, tebessüm etmek iken, surat asmak, kaşları çatmak ise anormal olan yanımızdır. Zaten gülmek için, tebessüm etmek için yüzümüzde 12 kas rol alırken, surat asmak, kaşları çatmak için 120’ye varan kasımız devreye giriyor ve geriyor bizleri. Tebessüm ve gülmek insanı rahatlatır, dinlendirir ve motive eder, surat asmak, insanı yorar, kasları aşındırır, yüz hatlarını kırıştırır. Allah aşkına nedir bu huzursuz surat sendromu? Ve neden yoruyoruz bu ilahi ikram olan kaslarımızı. Oysa kaslarımızı normal seyrinde bıraktığımızda hafifçe gülen, mütebessim bir yüz hediye eder bizlere, hem hayatımızda hem vefatımızda.

                Sevinç ve keder, neşe ve üzüntü, gülmek ve ağlamak, tebessüm ve surat asmak mümkün haller olarak insana Allah’ın verdiği fıtrî sünneti/yaratılış yasasıdır. Bunun için insan ağlaması gereken yerde ağlar, gülmesi gereken yerde de güler. Ancak her iki halin yokluğu da aşırılığı da klinik vak’a konumunda ciddi bir hastalıktır. Bunları dengede tutmak, akıl ve irademizle yönetmek üzere yaratıcımızla, Allah’la irtibatlandırarak en kolay ve doğru yöntemi sevgili Rasulullah’ımız bayram ve cenaze namazlarına yerleştirdiği Allahu Ekber ziyade tekbirleriyle “Allah’lı yaşayalım” ilkesiyle formülüze etmiştir.

                Zaten Rabbimiz, beynimizin salgıladığı hormonlar ile kaslarımızı yönetecek bir otokontrol sistemi de var etmiştir. Yeter ki bunu fark edip bir katkıda da biz bulunalım. Pozitif enerji yayabildiğimizde hem vücudumuz rahatlar hem de psikolojimiz düzelir. Ama negatif enerji yayarsak hem vücudumuzu gereriz hem de psikolojik depresyona gireriz. Bu bağlamda 1)DOPAMİN/haz-zevk hormonumuzu, 2)OKSİTOSİN/bağlanma ve bağımlılık hormonunu, 3)SERATONİN/mutluluk hormonunu iyi tanıyıp, takviye edip dengede tutalım ki, psikolojimiz, moralimiz ve sağlığımız dengeli olabilsin.

                1)DOPAMİN, haz ve zevk hormonumuz dur-durak bilmez, sınır-seviye tanımaz. Allah korusun altın vuruş denilen ölümcül bir tutku ve köleliğe sürükler sahibini. Sigara, alkol, esrar, kumar, şehvet hatta çay-kahve bağımlılığı gibi esarete, hastalığa hatta ölüme kadar götürür insanı.

                2)OKSİTOSİN, bağlanma hormonu. Birilerine, gruba bir alışkanlık ve saplantıya bağlanmak insanı, köleleştirir, fanatikleştirir, taassuba sürükler ve kargadan başka kuş, kendinden başka müslüman tanımaz gayri.

                3)SERATONİN, mutluluk hormonu ki Allah vergisi harika bir saadet ve sevinç ikramıdır insana. Başkasına ikram ve iyilik yaptığımızda, birisini sevindirdiğimizde, salgılanan bir hormondur. Meğer yetimi, muhtacı sevindirdiğimizde, bir başkasını mutlu ettiğimizde salgılanan hatta coşan bu hormon ile Rabbimiz bizi ödüllendiriyor, mutlu ediyor, yüreğimiz pır pır seviniyor. Başkasını sevindirmenin gerçekte kendimizi sevindirmek olduğunu, iyiliğin kendimize iyilik olduğunu fıtratımıza ve nörobiyolojik yapımıza koyduğu bu hormon sistemiyle apaçık göstermiyor mu? Rabbimiz? Evet! Evet! Rabbimiz bizi güldürmek, sevindirmek, mutlu etmek istiyor.

                Sübhanallah! Allahu Ekber! Allahu Ekber!

                Sistemine kurban olduğum Rabbim! Fark ettim, anladım, her şeyi bizim için ne güzel, ne muazzam dizayn etmiş ve yaratmışsın. Biz de bu farkındalık şuuruyla aktif kulun, iyilik elçin ve yeryüzü halifen olmak istiyoruz; ne olur bizleri yolunda, emrinde kullan inşallah…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nuri Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzcenin Sesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzcenin Sesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzcenin Sesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzcenin Sesi değil haberi geçen ajanstır.