İNSANLAŞMAK VARKEN NİÇİN BİTKİLEŞELİM Kİ?

“Hareket olan yerde bereket olur” derler. İnsan beyninin varlığı ve hayatını sürdürebilme ihtiyacı için de hareket, olmazsa olmaz bir zarurettir. Hareket yoksa akıl-beyin de yoktur gerçeğini bize öğreten “Deniz Üzümü”nü lütfen azıcık tanıyalım.

 “Deniz Üzümü” yumurtadan çıkınca sarmaşık gibi ince-uzun gövdesi ile salınır durur. Öyle aktif ve dinamiktir ki içine aldığı suyu, şiddetle fışkırtan bir su fıskiyesi olarak tanınır. Ancak “Hızlı yaşa, Genç öl!..” komutu almış gibi okyanus sularında salınıp gezmesinin tek bir amacı vardır; düşmandan uzak, güvenli bir kaya bulup ona yapışıp, tutunup hareketsiz, sessiz, pasif bir hayat sürmek. Haa düşmanı da kim biliyor musunuz? Uzak doğuda ağaların, paşaların, zenginlerin sofrasına meze yapacak avcılar. Hayvanın avcısı olur da insanın olmaz mı hiç? Aman dikkat!.. birazcık dikkat!.. Arama rahat, sonra “gel bak ne güzel hayat! Bak keyfine, yan gel de yat!..” derler, “şeyhi olmayanın, şeyhi şeytandır.” Şeytani dürtüsüyle kandırırlar ve seni, senden ederler, insanı insanlığından çıkarırlar…

 Evet, “Deniz Üzümü” de gizli-saklı bir rıhtım buldu ve yapıştı o kayaya. Sessiz, sedasız, hareketsiz, uyuşuk ve de pasif ama rahat bir hayat sürmeye başladı. Ama bu rahat hayat için enerji lazım… Ya kayaya çarpan suyun içindeki mikro organizmalarla besleniyor ya da bulamayınca beynini yiyerek yaşıyor. Ama hazıra dağ dayanmazmış, hazır bulduğu kendi beynini de yeyip bitiriyor.  Ama beynini yeyip bitiren “Deniz Üzümü” artık bir hayvan değil bir bitkiye dönüşmüştür. Kendi eliyle, başkalarının kurnazlığıyla aklı, beyni, iradesi yenen insanımızın da neye dönüştüğünü vehmetmek çok zor olmasa gerek... Ah be güzel insan, fıtratı, aklı, iradesi temiz kardeşim! “Etliye-sütlüye karışma!” “gelen ağam, giden paşam…” “Üzümünü ye, bağını sorma!” “salla başı, al maaşı” “kıl beşi, kurtar başı” “Bize gel! gerisine karışma; kurtulursun!” moduna kanma! Modadır diye dalma! Mücadeleyi, hareketi, direnci elden bırakma lütfen. Merak et, oku, araştır, sor-sorgula hakikatı, gerçeği kendin öğren. Hakikat kimsenin tekelinde değildir senin elindedir, iradendedir.

 “Deniz Üzümü”nü bitkiselleştiren kayalardan çok ama çok kaya vardır önünde. Devlet kapısı bir kayadır, Hocamız-hacımız, şeyhimiz-pirimiz bir kayadır. Camimiz-cemaatimiz, tekkemiz-tarikatımız bir kayadır. Cep telefonumuz-internetimiz bir kayadır. Çarşı-Pazar, AVM’ler bir kayadır. Say gitsin daha nice nice kayalar bizi bekliyor. Bilgi ve bilincinle direnç göster, aklını ve iradeni kullan sonun selamettir inşallah.

 Önce imanı-ı hakiki, sonra salih amel, iyi bil Hakkı ve hakikati ve de diren doğru yolda, Allah’lı ve ahlâklı bir hayat yaşa ki, Hüsransız, mutlu bir dünya ve ahiret bizimdir be kardeş! (Asr, 103/1-3)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nuri Çalışkan - Mesaj Gönder

# genç

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzcenin Sesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzcenin Sesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzcenin Sesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzcenin Sesi değil haberi geçen ajanstır.