SENDEN RAZIYIM VE YÜREĞİMLE SENİ DESTEKLİYORUM DİYEBİLMEK SORUMLULUĞUMDUR.

İnsan bu, ihtiyacı yokken öldüren tek varlıktır. Asla doymaz, yetinmez, hırsı, hıncı hatta zevki için öldüren, tüketen, yok eden tek canlıdır. İşte Rusya-Ukrayna savaşı, insanoğlunun bu doyumsuzluğunun son örneği. Bir yanda kendi türünü yok ederken öbür tarafta ekolojik dengeyi alt-üst eden, egosuna kurban eden tek canlıdır. Ama ne gariptir ki insanlığın çöktüğü, insanın kendini kaybettiği bu çöküş, kendini kusursuz, mükemmel ve büyük gördüğünde başa gelmektedir. Oysa zerreden kürreye yeryüzündeki her bir şey insanoğlunun hizmetine sadece emanet olarak verilmiştir; kendi canı, malı, eşi ve evladı da dahil…

                “Ey insanlar, hepiniz Allah’a muhtaçsınız. Allah ise hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir. O bizatihi bütün övgülere layıktır.” (Fatır, 35/15)

                İnsanın bu zaafını ve düşüşünü Allah Teâlâ, RIZA ve TAKVA boyutundaki ahlâki özellikleriyle izale ve ikmal edebileceğini bildirmiştir.

                “(Haydi, söyleyin bakalım!) Toplumsal yapılarını RIZA ve TAKVA üzere inşa edenlerle, kaygan bir uçurumun kenarına evlerini yapanlar bir olur mu?/hangisi daha iyidir? Uçurumun kıyısına ev yapanlar, evleriyle beraber aşağıların aşağısına yuvarlanır giderler.”(Tevbe, 9/109)

                RIZA nedir? İnsanların birbirinden razı ve hoşnut olduğu, hoşgörü ve tolerans gösterdiği, düşünce ve görüşlerini olabildiğince özgürce dile getirebildiği, fikir ve yaşam biçimlerinden dolayı kimsenin kimseye tahakküm etmediği, temel hak ve özgürlüklerin garanti altına alındığı bu topluma RIZA TOPLUMU denir. Benim görüş ve düşünceme zıt bir fikir beyan eden veya yazan bir kardeşimi asla saf dışı bırakamayacağım, görüşlerini bloke etmeyeceğim. Bilakis mutlu bir hayatı beraber inşa etme ve yaşamanın, karşılıklı RIZA boyutu ve ahlâkî değerimiz olduğu bilinci akıl ve imanımın eseridir.

                TAKVA ise, insanın, Rabbine, kendisine, diğer insanlara, varlıklara, doğaya ve ekosisteme karşı olan sorumluluk ve duyarlılığının en gelişmiş şeklidir. Bu sorumluluk ve duyarlılığın insana yüklediği ahlâkî bir şuur da; Yapıp ettiğimiz her bir şeyin, sonunda hesabını vereceğimiz gerçeğidir.  İşte sosyal yaşam ve tasarruflarımızda, insani ilişkilerimizde hem sorumlu ve duyarlı olmamız hem de yapıp ettiklerimizin bir gün önümüze konulacağı ve hesabının sorulacağının bilinci, bizleri hata yapmaktan alıkoyan bir zırha, elbiseye, TAKVA LİBASINA ulaştıracağını Rabbimiz haber vermektedir. (A’raf, 7/26)

                RIZA ve TAKVA, insani ilişkilerimizde kaliteyi artıran, birbirimiz arasında gönül köprüleri kuran ve en önemlisi de fikir ve düşünce merkezinde sadece ben varım önyargı ve taassubunun sebep olduğu çatışma kültürünü bizden ve toplumumuzdan söküp atacağı iki ahlâkî değerimizdir.

                Gönüller arasındaki diyalog ve muhabbet köprülerinin RIZA ve TAKVA ayakları üzere kurmaya ne dersiniz?

                ALLAH deriz; öyleyse hadi BİSMİLLAH…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nuri Çalışkan - Mesaj Gönder

# sosyal

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzcenin Sesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzcenin Sesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzcenin Sesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzcenin Sesi değil haberi geçen ajanstır.