KAÇACAK DİYENLER KAÇTILAR!

CHP Genel Başkanı  24.Mayıs günü saat 22:00’de Erdoğan’ın ABD’ye para kaçırdığına dair belgelerle ispatlayacağım diye açıklama yaptı. Hemen hemen herkes acaba hangi belgeleri  açıklayacak diye beklemeye başladı. Kısaca şöyle söyledi.”Kaçış planı devrede. Erdoğan vakıf süsü verdiği paralel yapılarla yurtdışına devasa paralar aktarıyor”. Oysa daha önce bu konuda açıklama yapmıştı. Bazı vakıfların ABD’de yaptırdıkları inşaat için gönderilen paralar, bunun ne hükümetle ve ne de Erdoğan’la doğrudan bir ilişkisi söz konusu değil.. Vakıfların gönderdiği paralar da hukuksal ve meşruiyet içersinde. Yani dağ yine fare doğurdu. Bu haberden sonra Fetö’nün medya ayağındaki teröristleri sosyal medyada yaygınlaştırırken, bunları biz beş yıl önce yazmıştık derken Kılıçdaroğlu’nu bir bakıma afişe ediverdiler.

       Erdoğan bu ülkeden kaçacak lafı 17-25 Aralık emniyet-yargı darbesinden sonra gündeme getirildi. Hatta 19.Mart.2014’de Fetö’nün kanalında Kılıçdaroğlu; “Emin olun yurtdışına kaçmaktan başka bunun bir çaresi yoktur. Erdoğan için söylüyorum. Kaçsa da onu bu ülkeye getireceğiz”.dedi. Yine Fetö’nün medya imamı Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı 02.09.2015 tarihinde Erdoğan için; “ Ya adam gibi gidecek. Ya da gitmek zorunda kalacak” diyor. O günlerde bu koroya katılanların büyük çoğunluğu yurtdışına kaçtılar. Hainliklerine oradan devam ediyorlar. Maalesef Ana Muhalefet Partisi genel başkanı onları mağdur göstermeye çalışıyor.
     Bir ülkenin seçimle işbaşına gelmiş ve 20 yıldan beri seçmenin teveccühünü kazanmış bir lidere karşı alternatif politikalar ortaya koyamayan muhalefet yalan dolan provokatif söylemlerle kutuplaşmayı artırdığını halkımız bilmiyor mu? Özledikleri toplumda bir kaos yaratmak. Ülke ne hale gelirmiş umurlarında değil.

        ABDÜLHAMİT  VE NATO

     Hem öğrencilik yıllarımda okuduğum tarih kitaplarında ve öğretmenlik yaptığım yıllardaki ders kitaplarında 2.Abdülhamit hakkında yazılanların gerçek olmadığını diğer kaynakları araştırarak öğrendim. Bizim toplum olarak çok berbat bir özelliğimiz var. Bilhassa devlet adamları, siyasiler, yazarlar ve sanatçılar bir kesim için çok iyi, diğer bir kesim için çok kötü olarak değerlendiririz. Aslında farklı özellikleri olan kişiler toplumumuzun zenginliğidir. Elmanın bir dalını ekşi diye sen kesersen, öbür dalını da çok tatlı diye başkası keserse, kısa bir süre elma ağacından eser kalmaz.

      Abdülhamit Osmanlının zor döneminde padişah olmuş. Bir yıl içersinde Rusya’yla savaşa girişilmiş ve büyük bir bozgun yaşamış. Amcasının katledilmesi onu kuşkulu bir kişiye dönüştürmüştür. Osmanlı bürokrasisi çok güçlü olduğu için padişahın yönetime hakim olması kolay olmamıştır. Haliyle baskıcı bir yönetim kurmuştur. Zaten o yıllarda demokrasi hak getire.. Meşrutiyeti ilan etmesi için padişah yapılmış. Savaş sırasında meclis lağvedilmiş. Fransa İhtilalinin ortaya çıkardığı cumhuriyet, eşitlik ve özgürlük kavramlarıyla imparatorluklar sallanmaya başlamış. Abdulhamit’de 33 yıl devleti İngiltere, Fransa, Almanya ve Rusya gibi emperyal devletlerin şerrinden korumak için diplomatik yollarla ülkesini korumuş. Ayrıca şunu da belirtmeden geçmiyeyim. İlk Üniversiteler, ilk Liseler, ilk demiryolları, ilk Kız Öğretmen okulları ve bugünde varlıklarını sürdüren kamu kuruluşlarının temeli bugünlerde atılmıştır. Siyonistlerin planlarına set çekmiştir. Ermeni teröristtin suikastından kıl payı kurtulmuştur. İşin ilginci bu teröristi ajan olarak da kullanmıştır. 1909’da padişahlıktan azledilmiş. Azil için gelen heyetin içinde Türk ve Müslüman bir kişi yoktu. Abdülhamid’e karşı çıkanların içinde Mehmet Akif, Saidi Nursi gibi muhafazakarlarda vardı. İttihat Terakki döneminde yaşananları görünce pişman olmuşlar. Hatta Abdülhamid’e düşman olan İttihatçıların ileri gelenlerinden Rıza Tevfik Bölükbaşı özür dileyen bir şiir bile yazmıştır. Hatta Tevfik Fikret İttihatçıların Abdülhamid’i aratan baskı ve terörü yüzünden ülkeyi terketmeyi bile düşünmüştür. Demek istediğim bugünde demokrasi, barış, eşitlik ve özgürlük kavramlarını kullanan emperyalistler çıkarlarına ters gelen ülkelerin liderlerini diktatörlükle suçluyarak kitleler üzerindeki itibarlarını sarsmaya çalışıyorlar. Tabii bunu da yaparken o ülkedeki işbirlikçilerini devreye sokuyorlar. Onlarda sahibinin sesi misali 20 yıldan bu yana ülkeyi belirli bir aşamaya getiren, daha doğrusu bölgenin vazgeçilmez devleti haline getiren kişiyi Abdülhamit’e benzeterek sözde itibarını sarsacak. Abdülhamit’ten sonra Osmanlı’yı yöneten İttihatçılar 10 yıl içinde imparatorluğu paramparça ettiler. Ol nedenle Abdülhamit bu toprakları korumak için canla başla çalışmıştır. Erdğan’ı Abdülhamit’e benzeten siyasetçi aslında kimin elemanı olduğunu ortaya çıkarmıştır.

            Daha düne kadar Nato’undan, AB’sinden ve ABD’den tehditvari açıklamalar gelirken; Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın Nato’ya girişine şart koşması karşısında yelkenler suya iniverdi. Heyet üstüne heyet gidiyor, geliyor. Bizim şartımız bilhassa İsveç’in Türkiye’ye karşı düşmanca tavrından vazgeçmesi, sanayi alanındaki ambargoyu kaldırması ve PKK-Fetö teröristlerini iade etmesidir. Bunu da yazılı hale getirilerek karşılıklı imzalanmasıdır.

     Ana Muhalefet Partisi hala bu konuda suskunluğunu devam ettirmekte. Biden’dan gelen sinyale göre mi tavır koyacak. Halbuki masa altı ittifakı açıkça İsveç’i desteklemekten kaçınmıyor.

      Nato konusunda bugüne kadar açık bir şekilde net tavır koyan Bahçeli’dir. “ Eğer bizim vetomuzu yok sayıp İsveç ve Finlandiya’yı Nato’ya alırlarsa o anda Nato’dan çıkmamız gerekir” dedi. Daha sonra da “ Gerekirse Nato’dan ayrılmak bile gündeme alınmalıdır. Nato’yla var olmadık! Yerine bir Türk-İslam Güvenlik İşbirliği kurulabilir” diyerek noktaladı.

      Ne yazık ki; 50 yıl önce Nato’ya Hayır diyen ABD askerlerine Yanke Defol diyenlerin sesleri solukları çıkmıyor. Aslında gönüllerinde hayır demek geçiyor, lakin Erdoğan düşmanlığı, muhafazakarlarla yanyana düşme ve mahalle korkusu yüzünden kafalarını kumdan çıkaramıyorlar. Eeee… Değişim kolay mı? Cesaret ister, bilgi ister, samimiyet ister, çıkarsızlık ister, yurtseverlik ister. İster de ister. Heybende yoksa bir şey susup oturursun. Bu tavrını gizlemek için bir sürü gerekçe bulmaya çalışırsın. Sosyal medyada ne diyorlar; blöf yapıyor, en sonunda evet diyecek, rahip olayı gibi yaşanacak. Bırak bunları, arabaya bir el de sen at eline mi yapışır. Kalın Sağlıcakla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Akbacak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzcenin Sesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzcenin Sesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzcenin Sesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzcenin Sesi değil haberi geçen ajanstır.