DSİ su kenarlarındaki ağaçları neden kesmek ister?

Tabiatta var olan dereler, akarsular kendi doğal yataklarından akarlar. Ancak zaman içerisinde dere yataklarına yakın kurulan veya genişleyen yerleşimler (köy, mahalle vb.) dere yataklarında oluşabilecek taşkınların olumsuz etkilerine maruz kalırlar. Devlet bu yerleşimlere olabilecek her türlü taşkın zararını önceden almak için gerekli tedbirini alır. Hatta 1943 yılında yayımlanmış 4373 sayılı “Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu” bu konuya verilebilecek en güzel örneklerden biridir.

Bu kanun incelendiğinde 1. Maddesinde “…Yüksek seviye gösteren umumi ve hususi, kapalı veya akarsuların taşması ile su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan sahaların…”  tespiti ile tespit edilen alanlardaki suların akmasına engel olan bina, tesisler, fidan, ağaç, set, savak gibi manialarla değirmen ve sulama arkları hakkında detaylı hükümlerin bulunduğu görülmektedir.

Nedir alınabilecek olan bu tedbirler derseniz şöyle açıklanabilir; Dere yataklarında oluşan yabani otlar ve ağaçlar temizlenir. Kök derinliği olmayan ağaçlar (Kızılağaç vb.) kesilir. Çünkü bu tür ağaçlar kesilmezse yağışların yoğun olduğu zamanlar oluşan selde köklerinden çıkarak deredeki suyun yönünü değiştirebilir veya üst üste yığılarak baraj etkisi gösterebilir. Hatta fırtınada kırılan ağaç dalları ile birlikte devrilen ağaçlar köprü ve menfez gibi geçiş için kullandığımız yapıların altında set görevi oluşturur, dolayısıyla insanlarımızın ölümüne, evlerin, ahırların, işyerlerinin yıkımına neden olabilir. Devlet bu görevi yapmaz, tedbir almazsa daha sonradan vatandaş bu durumdan şikayetçi olur. 

Geçen yıl Kastamonu Bozkurt ilçesinde yaşanan ve 34 vatandaşımızın hayatını kaybettiği taşkınlarda da  şehir içerisindeki köprünün ağaçlar ile tıkanıp sel sularının cadde ve sokakları içine aldığı görüntüler hala hafızamızda durmaktadır.  

Peki dere yataklarında olan her tür ağaç kesilir mi? Derenin akışını etkilemeyen ceviz ağacı, çam ağacı vb. gibi kök ve gövde derinliği olan ağaçlar tabiî ki kesilmez çünkü o tür ağaçlar zaten erozyonun önüne geçer. Ama kökleri dışarı çıkan, çürümüş, kurumaya yüz tutmuş, kesilmesi gereken ağaçlar varsa devlet bulunduğu bölgeye ilerideki yıllarda zarar vereceğine inandığı ağaçları keserek dereyi temizler. 

Mesela; 1965 yılında Efteni Gölü, Büyük Melen, Küçük Melen, Asar suyu ve Uğur suyu derelerinde, 1972 yılında Asar suyu, Uğursuyu, Fındıklı Aksu, Aksu, Küçük Melen ve Büyük Melen dereleri ile yan kollarında taşkınlar yaşanmıştı. Yaşanan taşkınlarda onlarca ev, ahır, köprü yıkılmış, yüzlerce dekar tarım arazisi sular altında kalmış ve toprak kayıpları meydana gelmişti. Benim yaşımdakilerin çoğu bu taşkınları bilirler. 

Yine birçoğumuzun hatırlayabileceği gibi 1997, 1998 yıllarında yağan yağmurlar sonucunda Yığılca, Akçakoca, Çilimli, Cumayeri ve Gölyaka ilçelerinde taşkınlar meydana gelmişti. Yaşanan taşkınlarda onlarca köy yolu trafiğe kapanmış, yaklaşık 10000 dekar tarım arazisi zarar görmüş, enerji ve nakil hatları işlevini yitirmiş, Düzce ilinin de içerisinde yer aldığı Batı Karadeniz Bölgesi’nde çok büyük çapta sel felaketi olmuş, can ve mal kayıpları yaşanmıştı. 

2019, 2020 yıllarında Gölyaka ilçesi Hacıyakup, Yazıpınar Mahallelerinde, 2021 yılında Çilimli, Cumayeri ve Akçakoca ilçeleri ve köylerinde meydana gelen taşkınlar sonucunda çok sayıda ev, işyeri, tarım arazisi ve araç zarar görmüştü. Ayrıca birçok vatandaşımız selde ev ve iş yerleri ile yollar, enerji nakil hatları zarar görmüş, 7 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. 

Mesela 2013 yılında basında şöyle bir haber çıkmıştı; Aydın ilinde “60 adet okaliptüs ağacı kesildi!” Tabakhane deresinde kendiliğinden yetişen bu ağaçlar DSİ Genel Müdürlüğü'nün bilgisi dahilinde neden kesilmiş biliyor musunuz? “Kışın su akışını engellemesi, yazın da kökleriyle suyu aşırı derecede tutup dereyi kurutması” nedeniyle kesilmiş. Yani yapılan bu kesim işinin Ağaç katliamı ile falan bir ilgisi yok. 

Devletin ilgili kurumları özellikle dere yataklarının temizliği ile ilgili yaptıkları çalışmaları kendi kafasına göre yapmaz. Devlet yapacak olduğu çalışmaları, 4373 sayılı “Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu” başta olmak üzere; 3 Mayıs 2019 tarihli ve 30763 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren “Taşkın ve Rusubat Kontrolü Yönetmeliğinin” 17. Maddesinde yer alan ‘…Akarsu yatakları içerisinde tabii olarak yetişen ve yatak kesitini daraltarak veya mevcut sanat yapılarının tıkanmalarına sebep olarak taşkınlara ve muhtemel taşkının boyutunun artmasına sebep olan ağaçlar ve çeşitli nebatat, DSİ’nin teklifi üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğünün ilgili taşra teşkilatlarına bilgi verilmek suretiyle mülki idare amirinin onayı ile ilgili idare tarafından temizlenir…’ esaslarına göre yapar. 

Şiddetli yağmurların ne zaman yağacağı, taşkınların ne zaman olacağı belli olmuyor. Mesela; Birkaç gün önce 11.06.2022 tarihli basında “Fırtına Ankara’yı vurdu. Çatılar uçtu, ağaçlar devrildi, bir kişi sele kapıldı. Ankara'daki sağanakta Altındağ'daki Tatlar Deresi'nin taşması sonucu sel sularına kapılan servis sürücüsünün cansız bedeni arama kurtarma ekiplerince dere kenarında, sel sularıyla sürüklenen ağaç dallarının arasında bulundu.” şeklinde hepimizi üzen bir haber çıkmıştı! 

Yukarıda anlatılmaya çalışılan hizmetlerle ilgili kesilmesi gereken ağaçlar kesilmez, dere yatakları temizlenmezse yağan yağmurlar sonucu olabilecek sel felaketi sonunda binalar yıkıldığı ve insanlar öldüğü zaman vatandaş haklı olarak; devlet görevini neden yapmıyor, tedbirini neden almıyor gibi sitemlerde veya şikayetlerde bulunur. Devletin görevi ileride oluşabilecek olan olumsuzlukları önceden görmek ve ona göre tedbir almaktır. Halen yapılan da, olması gereken de budur! 

Geçtiğimiz Cuma günü bu köşeden resmi kurumlar da, çalışanlar da bizim diye yazmıştım. Kurumları, bilmeden de olsa örselemenin kimseye faydası yoktur. Yöremizde ağaç kesimleri veya buna benzer konularla ilgili yapılacak açıklamalar konusunda daha dikkatli olmamız hem bölgemizin hem de bölge insanımızın lehine olur diye düşünüyorum. Hoşça kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhami Atasever - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzcenin Sesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzcenin Sesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzcenin Sesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzcenin Sesi değil haberi geçen ajanstır.