DEMEK Kİ GİZLİ GÖRÜŞÜYORMUŞSUNUZ!

      Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na son günlerde sıkça ya aday olduğunu açıkla, ya da adayınızı açıklayın diyerek sıkıştırmaya başlaması karşısında Kılıçdaroğlu zor durumda. Gerçi Erdoğan’ın kendisini rakip olarak görmesi de hoşuna gitmiyor değil. 6+1’li masa sürekli olarak aday konusu sorusuna; daha biz bu konuyu hiç tartışmadık derken, bir yandan da seçim tarihini açıklayın bir gün sonra adayımızı açıklarız diyerek bu konuda samimi olmadıklarını da göstermiş oluyorlar.

        Aslında 6+1’li masanın aday göstermesi o kadar da basit değil. Aday gösterilecek kişi; hem ‘solcu’ların, hem ‘sağcı’ların, hem ‘milliyetçilerin’, hem ‘muhafazakarların’ ve hem de ‘Kürt milliyetçilerinin’ oylarını alabilecek düzeyde olması gerekiyor. Bunu ancak Türkiye’de sadece Erdoğan gerçekleştirdi. Bu yüzden 20 yıldır iktidarda..Neyse muhalefet cephesinde bu nitelikte şimdilik kimse görünmüyor.İmamoğlu ve Yavaş bir bakıma kenara çekildiler, daha doğrusu çektirildiler. Akşener ben başbakan olacağım diyerek aday olma riskinden kurtuldu. Geriye kala kala bir Kılıçdaroğlu kalıyor. Ama yine de belli olmaz sahanın temizlenmesi devam ediyor. Kılıçdaroğlu’na sıra geliyor galiba.. Son günlerde Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarına bakarsak aday olacak  düşüncesi hakim olmakta. Bu durum muhalefet cephesinde paniğe neden oldu. İsmail Saymaz, Levent Gültekin ve Muharrem Sarıkaya gibi  yağcı gazeteciler Kılıçdaroğlu’nun seçilemez düşüncesiyle dinsel kimliğini öne çıkartıp aday olmasının önüne geçmeye çalıştılar. Bunu yapanlar Millet İttifakı’nın adamları işin garibi. Çıkartılacak dinsel tartışmayı farkeden Erdoğan herkesten önce Kılıçdaroğlu’na destek vererek son noktayı koymuş oldu. Aday açıklamama konusunda ileri sürdükleri bir tez var ki, akıl alacak gibi değil.. Neymiş aday olacak kişiyi seçimlere kadar yıpratırlarmış. Ne adaymış ki; 20 yıldır iktidarda olan kişi yıpranmıyor, yeni aday bir yıl içinde yıpranma korkusu yaşanıyor. Allah muhafaza bu kişi seçildi farz edelim; bir iki yıl içinde o zaman paramparça olur.

         Esas meselenin püf noktasına gelelim. Burası zurnanın zırt dediği yer, daha doğrusu dananın kuyruğu ya kopacak, ya kopacak. 14.Haziran günü HDP Eş Başkanı meclis grubunda ilk defa açıkça Millet İttifakı’nı ben uyardı diyeyim, siz tehdit etti diyebilirsiniz. HDP Eş Başkanı Mithat Sancar; “Artık kimsenin kendi pozisyonunu gizleyecek, orta sahada top dolaştıracak alanı kalmadı. Finale doğru yürüyoruz, herkes gerçek amacını ve gelecek için taahhütlerini, sözlerini daha açık söylemek zorundadır”. Kılıçdaroğlu’nun kaset komplosuyla CHP’nin başına getirilmesiyle başlayan gizli görüşmelerde yapılan anlaşmalar 2015 genel seçimlerinde ( Ne güzel birlikte salladık sözünü hatırlayın) HDP’nin baraj altında kalmaması için CHP’nin her evden bir oy verelim çağrısıyla baraj aşıldı. Kılıçdaroğlu’nun PKK’nın çukur eylemlerini yapanlara “Arkadaşlar” diye hitap etmesi ve 2019’da başta İstanbul ve diğer büyük şehirlerde gizlice yapılan ittifakla seçimlerin alınması HDP’nin ağırlığı kendini hissettirdi. Seçmenlerinin ve kamuoyunun baskısından korkan Millet İttifakı HDP’yle yaptıkları gizli ittifakı reddederken HDP milletvekilleri bilhassa İ.P sıralarına dönerek; bizim sayemizde bu sıralarda oturuyorsunuz sözleri karşısında sus pus oldular. Bakmayın ara sıra İ.P’den HDP’ye gelen seslere, tipik bir kayıkçı döğüşü. Devam edelim Sancar daha neler söylemiş; Ortak aday fikrine açık olduklarını, ancak bunu yaparken açık müzakere, doğrudan diyalog, gerçeklerle yüzleşme temelinde bir mutabakatı esas aldıklarını belirtip… Bu yöntemin karşılık bulmaması durumunda kendi yollarında yürümeye devam edeceklerini kendi adayımızı çıkartmayı da önümüzde en önemli seçenek olarak tutuyoruz diyerek; “Kimse başka şeyler aramasın. Herkesle konuşmaya açığız, saklımız gizlimiz yok” dedi.

      Sancar açıkça bıktık artık kapalı kapılar ardındaki konuşmalardan, verilen vaatlerden,taahütlerden saklımız gizlimiz olmadan açıkça konuşalım diyerek ateşten topu Millet İttifakının kucağına atıverdi. Hadi bakalım İ.P’nin burnundan kıl aldırmayan Genel Başkanı ve TV’lerdeki yayınlarda kükreyen sözde ülkücüler, Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyen sahte Atatürkçüler, Sancar’a cevap verin, veremezsiniz. Hadi bakalım Çözüm süreci boyunca bakanlık, başbakanlık yapmış 6’lı masanın yan ortakları siz ne diyeceksiniz. Sizler zaten masada garnitür olarak bulunuyorsunuz, olsanız da olmasanız da olur. Yeter ki; masayı kaybetmeyin.

       HDP’nin şartları ne dersiniz; Kılıçdaroğlu Hakkari’de yerel özerklik vaadi vermişti, Demirtaş’ı serbest bırakacağım demişti. Tanju Özcan’ı ihraç edin demişlerdi. Kılıçdaroğlu’nun Van toplantısından sonra HDP hareketlendi, 81 ilden Gemlik’e Öcalan’a özgürlük yürüyüşü başlatmaları, Kadıköy’de bir milletvekilinin polis memurunu tokatlaması gelecekte yapılacak provokasyonların işaret fişeği olduğunu aanlayın. K.Suriye’ye yapılacak PKK operasyon öncesi, Yunanistan krizi, Nato tartışmasının yoğun olduğu bir zamanda HDP’nin PKK’nın önerdiği eylemlere kalkışması bizi tehlikeli sulara götürür. Millet İttifakı,bu konularda taviz vererek HDP’nin desteğini almaya kalkışırsanız, ilerde yaşanacak olayların baş sorumlusu olacağınızı unutmayın. Umarım aklı selim davranırsınız. Kalın sağlıcakla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Akbacak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzcenin Sesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzcenin Sesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzcenin Sesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzcenin Sesi değil haberi geçen ajanstır.