Düğünlerde takılan takılar meselesi!

 Malum olduğu üzere yaz ayları gençlerin evlendiği düğün aylarıdır. Türk toplumunun en güzel özelliklerinden birisi de akrabalarımızın, komşularımızın, tanıdıklarımızın düğünlerine, sünnetlerine, cenazesine, mevlitlerine gitmektir.

 

Eskiden gelin almalar öküz arabaları, at arabaları, daha sonra faytonlarla yapılıyordu. Düğün merasimleri düğün sahiplerinin evlerin bahçelerinde yapılıyordu. Davetliler, sandalye yerine tahtadan veya kalaslardan yapılan oturaklara oturuyordu. Hediyeler ise tencere, tava, tepsi, tabak, kaşık, ibrik, bardak - kahve takımları, yorgan vb. eşyalar şeklinde yapılıyordu.

 

Son yıllarda ise gelin almalar son modern araçlarla yapılmaya, düğün yeri olarak da özel düğün bahçeleri, kapalı mekanlar, lüks binalar kiralanarak yemekli, pastalı vb. şekillerde yapılmaya başlandı. Dolayısıyla hediyelerin adı takı, cinsi de para, altın vb. olarak değişti.

 

Düğün-nikah davetiyelerinin eşe, dosta, akrabaya dağıtılması ne anlam taşır derseniz şu şekilde izah edilebilir: Ey dostlar! Benim oğlum veya kızım evleniyor haberiniz olsun, yani bir çeşit ilan demektir. Müsait olanları cemiyetimize bekleriz demektir. Müsait olan gelir olmayan gelmez. Düğüne-nikaha gidenler illa da illa hediye götürmek zorunda değildir. Düğün sahibi de düğüne gelen davetlileri hediye getirmesi gereken kişi olarak görmemelidir. Hediyeleşmek sünnettir ama farz değildir. Maddi durumu iyi olan isterse durumuna göre hediye götürür, maddi durumu iyi olmayan ise evlenenleri canı gönülden tebrik amacıyla gider.

 

Son günlerde basında özellikle düğün ve nikahlarda takılan takılarla ilgili pek de hoş olmayan haberler çıkmaktadır. Düğün-nikah merasimlerinde takılan takılar bazı aileler için çok önemli ve tehlikeli bir bir mesele haline geldi. Gelin ve damat tarafının kavgaları, siz daha az taktınız biz daha çok taktık diye yapılan yarışlar, hatta boşanmalara kadar giden hazin hikayeler oluştu.

 

Evlenecek çiftleri akraba ve arkadaşlarını yakından ilgilendiren takı konusu özellikle düğün sezonunda her daim gündemimizdeki konuların en üst sırasında yer alıyor. Yakınlık derecesine göre gelin ve damada ne takılacak sorusu yerini “Altın Fiyatları çok arttı, bir düğün daha kaldıracak halim kalmadı, para taksam ya da hediye alsam olur mu?" “Ben bilezik taktım, bana çeyrek geldi.” tartışmalarına bıraktı. Geçtiğimiz günlerde basında; Bir ilimizde yapılan bir düğünde "’Ben sana yarım taktım, sen niye bana çeyrek taktın?’ diye iki aile arasında çıkan kavgada bir kişi silahla vurularak hayatını kaybetti” şeklinde bir haber çıktı. Oysa ki eskiden yakın akrabalar düğünlerde para takıyordu ve daha makbule geçiyordu, para takamayanlar çeyrek altın takıyorlardı, belli bir yaşın üzerinde olanlar bu durumu bilirler.

 

Böyle olumsuz haberlerden sonra düğün yapan bazı çiftler davetiyelere farklı metinler yazmaya başladı. Mesela bir ilimizde düğün yapan bir çift takısız düğün yaptı! Düğünlerine davet ettikleri yakınları ve arkadaşlarının takı takmasını istemeyen çift, altın fiyatlarının yüksekliği ve ekonomik sıkıntı nedeniyle kimsenin rahatsız olmasını istemediklerin belirterek, “Biz yakınlarımız ve arkadaşlarımızın bizim en mutlu günümüzde yanımızda olmasını ve gönüllerince eğlenmelerini istedik. Bizim için önemli olan da buydu. Düğünlerde takı takmanın insanları ekonomik olarak zorladığını biliyoruz. Biz böyle bir karar vererek kimsenin sıkıntı yaşamasını istemedik. Yakınlarımız ve davetlilerimiz de bu kararımızı takdirle karşıladı” dedi. Bu kadar olumsuz haberlerden sonra olacağı da bu idi zaten. Yakında bu tür uygulamaları daha sık görürüz diye düşünüyorum. 

 

Adam diyor ki ben 75 yaşındayım ve hala düğünlere davet ediliyorum. Düğünlere kendim gidemesem bile hediyemi az veya çok oğlumdan, kızımdan, gelinimden gönderiyorum. Ben bu güne kadar verdiğim hediyelerin listesini tutmadım, az mı verdim, çok mu verdim bunun hesabını yapmadım. Eğer verdiğim hediyelerin listesini tutsaydım birçok insan bana borçlu kalırdı veya ben birçoklarına borçlu kalırdım ama ben verdiklerimi hediye olarak verdim borç olarak değil ki!

 

Son günlerde bir arkadaş oğlu veya kızının Nikah merasimi için bir davetiye bastırmış ve davetiyenin bir köşesine şöyle bir metin yazdırmış ve o metin çok dikkatimi çekti. “Lütfen hediye zahmetinde bulunmayınız. Davet soframızdan tatmanız ve hayır duada bulunmanız bizim için en güzel hediyedir.” Davetiye üzerinde yazılı olan bu metni aynı zamanda renklendirerek konuya da dikkat çekmiş. Dikkat çekilen bu konu için ilgili arkadaşı aradım ve sordum bu metni neden yazdınız diye? Aldığım cevaptan sonra böyle bir köşe yazısı çıktı ortaya. O Nikaha ben de davetliydim ve çok gitmek istememe rağmen gidemedim ama o arkadaş benim davetime icabet etti ve hediyesini de getirdi!

 

Düğünlere-nikahlara davet edilenlerin gelin veya damada taktıkları takılar hediye olarak mı borç olarak mı takılıyor bu çok önemli bir durum ve bunu bilmek lazım. Aksi halde helalleşmek gerekir ki içinde yaşadığımız ölümlü dünyada bu durum pek mümkün görünmüyor.

 

Özetlemek gerekirse; Son yıllarda gelenek ve göreneklerimizde özünden kopan değişimler yaşanmaktadır. Değişimin ne kadar farkındayız bilemem ama bu değişim pek hayra alamet değil gibi geliyor bana. İçinde bulunduğumuz toplum, toplumsal olmaktan çok bireyselleşmeye doğru hızla kaymakta, toplumsal değerlerimiz bireysel çıkarlar uğruna yok olmaya doğru gitmektedir. Bu gidişatı önlemek gerekmez mi? Hoşça kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhami Atasever - Mesaj Gönder

# akraba

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzcenin Sesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzcenin Sesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzcenin Sesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzcenin Sesi değil haberi geçen ajanstır.