İKİ ÖNEMLİ OLAY VE MUHALEFETİN TAVRI!

Demokrasilerde iktidar ne kadar önemliyse muhalefet de o kadar önemlidir. Çünkü iktidardaki parti seçimler yoluyla yerini muhalefete bırakacaktır. Yönetime gelen partinin bir takım uygulamaları farklı olacaktır. Farklı olmaması gereken ülke güvenliği ve beka meselesidir. Bu konuda hiç kimse tereddüt etmemelidir. Buraya kadar anlaştık mı?

Maalesef ülkemizde başta Ana Muhalefet Partisi başta olmak üzere diğer muhalefet partilerinin yaklaşımları seçmene güven vermiyor. Yaşadığımız iki olayla bu konuyu açalım isterseniz?.

K.Irak Zaho’da sekiz sivilin öldüğü patlamada Irak yönetimi ve PKK terör örgütü anında Türkiye’yi katliam yapmakla suçladılar. Türkiyeli yetkililer olayı kınayıp sorumlu olmadıklarını açıkladılar. İşin ilginç yanı İran’daki görüşmelerin yapılmasından ve K.Suriye’yede ki terör yapılarına müdahale edileceği konusu gündemdeyken Türkiye’nin böyle aptalca ve hiçbir zaman sivillere yapmadığı, yapmayacağı saldırıyla suçlanmasını anlayabiliriz. Çünkü onlar bizi durdurmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklardır. Lakin ülkemizin üçüncü muhalefet partisi HDP’nin bu konudaki tavrının Irak Hükümeti ve PKK terör örgütüyle aynı olmasına ne diyeceksiniz?. Saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, “ Tarihe ikinci Roboski katliamı olarak geçecek bu katliamlardan iktidar siyasi hukuki olarak sorumludur” diyor. İki büyük yanlışı bilerek yapıyor. Birincisi Roboski (Uludere) katliamının sorumlusunun hükümet olmadığı Fetö’nün bir operasyonu olduğu açıkça belli oldu. Hatırlayın, katliamdan hemen sonra Fetö’cü Emre Uslu Mit’i suçlamıştı. Şimdi de aynı senaryo tezgahlanıyor. HDP, olayın ne olduğu anlaşılmadan doğrudan Türkiye’yi katliamcı gibi dünya kamuoyuna açıkladı.Sormaz mısınız; siz Türkiye’de ne iş yapıyorsunuz?. Hani Türkiye açılımı yapacaktınız?. Hani eski eş başkanınız Çanakkale Şehitlerini ziyaret edecekti. PKK’nın kurduğu partinin PKK’nın borazancılığını yapması normal değil mi?. Peki Atatürk’ün kurduğu partinin yöneticileri PKK’nın kurduğu partiyle nasıl işbirliği yapar. Bunun bir açıklaması var mı?. 

 İkinci olay Ankara’da Cemevlerine saldırı olayı..Eskişehirden kalkıp Ankara’ya gelerek saldırı yapan şahıs kısa süre içinde Eskişehir’de yakalanıp gözaltına alındı. Saldırı olur olmaz HDP; “Alevilere ve Alevi kurumlarına yönelik saldırılar iktidar cenahının Alevileri hedef alan söylemleriyle tetiklenmektedir. Bu saldırılar   iktidarın Alevileri ötekileştirmesi, inançlarını yok sayması ve Alevi karşıtlığı üzerinden siyaset yapmasıyla doğrudan ilgilidir” diyerek saldırıyı yapanı değil, saldırıyı yakalayan hükümeti suçlayarak Alevi vatandaşlarımızı kışkırtmaya çalışıyor. Bu ülkede Gladyo’nun bir zamanlar Alevilere yönelik katliamlarını unutmadık. Son günlerde Alevi evlerine çarpı işareti konmasını da unutmayalım. Ayrıca Kılıçdaroğlu’nun aday olmasına karşı çıkanlar, seçilemez derken Alevi kimliğini öne çıkartmaları rastlantı mı acaba. Bu iki konuda art niyetli politikalar üreterek ne milli ve ne de Türkiye partisi olunamaz. Saldırıyı yapan kişinin DHKP-C kökenli olduğu saptanmış.

 ALMANYA’NIN TÜRKİYE VALİSİ MİSİN?

 Geçen hafta ülkemizi ziyaret eden Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Bearbock’un Yunanistan ziyaretinde Türkiye’yi suçlaması karşısında Dışişleri Bakanı’mız Mevlüt Çavuşoğlu kameralar karşısında Alman bakanına gereken cevabı verdi. Genç ve deneyimsiz bakanın yerinde olmayı kimse istemezdi. Bakan hanım eski meslekdaşları zamanında olduğu gibi hala kendisini Almanya’nın Türkiye valisi gibi görmek istiyor. Bazıları Çavuşoğlu’nun kamera önünde yaptığı açıklamaları diplomasiye yakışmadığını söylüyor. Annnela’nın Türkiye hakkında Yunanistan’da konuştukları hangi diplomasiye sığar sayın Loğoğlu.

 Alman Bakan kaldığı otele başta CHP olmak üzere İ.P ve HDP’lileri davet ederek görüşmeler yapıyor. CHP görüşmeden sonra yaptığı açıklama aynen şöyle; “ Türkiyenin seçime doğru gitmekte olduğu önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmelerimiz sayın Bakan’a aktarılmış, bu çerçevede CHP’nin ve Altılı Masanın görüşleri sayın Bakan’la paylaşılmıştır.” Umarım sayın Bakan’la paylaştığınız konuların neler olduğunu bizim kamuoyuyla da paylaşırsınız. Bu açıklamanın içinde Yunanistan’ı destekleyen konuşmasına neden yer vermediniz. Yoksa siz Çavuşoğlu’na bakmayın bize destek verin her istediğinizi yaparız mı dediler. Bizde sizin gibi Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını istiyoruz mu dediler. Yalnız artık şunu kafanıza iyice yerleştirin. Türkiye Batı’nın sömürgesi değildir, siz de kendinizi sömürge valisi gibi görmeyin. Ayrıca sömürgecilerle işbirliği içinde olanların adı ne olursa olsun milleti temsil edemezler. 2023 seçimleri bu oyunun son perdesidir. Herkes yapılanların sonuçlarını er geç görecektir. Kalın Sağlıcakla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Akbacak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzcenin Sesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzcenin Sesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzcenin Sesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzcenin Sesi değil haberi geçen ajanstır.