Holokost nedir?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Biz Holokost cenderesinden geçmedik." sözlerinin ardından “Holokost katliamı” bir kez daha gündeme geldi. Peki, 6 milyon insanın katledildiği “Holokost” nedir?

“Holokost” sözcüğü, İbranice "olah" kavramının Yunanca çevirisidir. Olah, Yahudilikte tamamen yakılan bir tür adaktır. “Holokost” sözcüğü, "holos" (tüm, komple) ve “kaustos” (yakılmış, köz olmuş) sözcüklerinin birleşiminden oluşur ve tamamen yakılmış, yanıp kül olmuş anlamına gelir. Kaustos sözcüğünün kökü yakmak anlamına gelen kalein sözcüğüne dayanır. Kitab-ı Mukaddes'te de geçen, Shoah sözcüğü "felaket" anlamına gelir ve bu sözcük 1940'larda, özellikle İsrail ve Avrupa’da, “Holokost” için kullanılan standart İbranice sözcük olmuştur.

Holokost, Yahudi Soykırımı veya HaŞoah, Adolf Hitler liderliğindeki Nazi Almanya'sı döneminde, Heinrich Himmler'in liderliğindeki özel muhafız birliği olarak kurulan Koruyucu Takım ya da SS (Schutzstaffel=Koruma Ekibi). Siyah gömlekli SS üyeleri, yardımcı polis güçleri tarafından işgal edilen sınırlar içerisinde binlerce Yahudi'nin sistemli bir şekilde öldürüldükleri soykırıma verilen isimdir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ortaya çıkan rakamlarla birlikte, yakın dönemdeki tahminler, 10-11 milyon civarında insanın Nazi rejimi tarafından öldürüldüğünü göstermektedir.

Holokost öncesinde sayıları dokuz milyonu bulunan Avrupalı Yahudilerin aşağı yukarı üçte ikisi öldürüldü. Bir milyonun üzerinde Yahudi çocuk, aşağı yukarı iki milyon Yahudi kadın ve üç milyon Yahudi erkek Holokost’ta öldürüldü. Almanya ve Almanların işgal ettiği sınırlar içerisindeki 40.000 üzerindeki bir tesis ağı, Yahudi ve diğer kurbanları; toplamak, hapsetmek ve öldürmek için kullanıldı.

Holokost'a giden süreçte şiddet ve soykırım aşama aşama gerçekleşti. Yahudilerin sivil haklarını elinden alan, en meşhuru 1935 yılındaki Nürnberg Yasaları  olan birçok yasa, Avrupa’da II. Dünya Savaşı patlak vermeden yürürlüğe girdi. Toplama kampları, mahkumların, ya bitkinlikten ya da hastalıktan ölene kadar köle gibi çalıştırılmaları için kurulmuştu. Almanya’nın her işgal ettiği yerde paramiliter grup (düzensiz gönüllülerden oluşan devletçe desteklenen bir tür yapı-Almanca: Einsatzgruppen), Yahudileri ve politik muhalifleri, toplu infazlarla öldürdü.

İşgalciler, Yahudileri ve Romanları gettolara (bir kentin herhangi bir azınlıkça yerleşilen bölümü) hapsedip nakliye trenleriyle ölüm kamplarına gönderilmeden önce bir arada tuttular. Yolculuk boyunca ölmeyenler ya ölene dek çalıştırıldı, ya tıbbi deneyler için kullanıldı, ya da sistematik bir şekilde gaz odalarında öldürüldü. Alman bürokrasisinin her kolu, soykırımın lojistiğine yardım etti ve Üçüncü Reich’ı, Holokost akademisyenlerinin belirttiği gibi bir Soykırım Devleti’ne dönüştürdü.

2. Dünya Savaşı sırasında soykırıma kurban giden toplam Yahudi sayısının 6 milyon olduğu biliniyor. İsrail'de Holokost'un kurbanları için her yıl 27 Nisan'da anma törenleri yapılıyor. Nazi katliamının ana üslerinden birisi olan Auschwitz toplama kampının müttefik kuvvetlerce kurtarılış günü 27 Ocak, çok sayıda ülkede Holokost Anma Günü olarak kabul ediliyor. BM Genel Kurulu, 2005 yılında 27 Ocak’ın Uluslararası Holokost Anma Günü olarak kabul etmişti. 18.11. 2023-NTV haber.

***

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Yahudi Toplumu ve İslam Ülkeleri Hahamlar İttifakı Üyelerini kabulünde yaptığı konuşmasında: “…Antisemitizm (Yahudilere karşı düşmanca duygular besleyen ve Yahudilere karşı ayırt edici önlemler alınmasını isteyen görüş) gibi gayri insani fikirlerin bu topraklarda zemin bulmasına izin vermedik, vermeyiz… Bizler 1492’de Engizisyon’dan kaçan Yahudilere kucak açmış bir milletiz. Osmanlı’nın Yahudilere kucak açmasını sağlayan ruh, bugün de en canlı şekilde mevcudiyetini korumaktadır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi mezaliminden kaçan çok sayıda Musevi de Temerküz kamplarına gönderilmekten, Türk hükümetinin kararlılığı ve Türk diplomatlarının insanüstü çabaları sayesinde kurtulmuştur. Musevi vatandaşlarımızın asırlardır ülkemizin gelişmesi, güçlenmesi, hedeflerine ulaşması için yaptıkları katkıları takdirle karşılıyoruz.

Irkçılık gibi, antisemitizm gibi, farklı dinden olana tahammülsüzlük gibi gayri insani fikirlerin bu topraklarda zemin bulmasına izin vermedik, vermeyiz. İslam düşmanlığını nasıl bir insanlık suçu olarak görüyorsak, antisemitizm’i de aynı şekilde bir insanlık suçu olarak görüyoruz. İnsanı inancından veya etnik kökeninden dolayı ötekileştiren hiçbir yaklaşımı kabul etmiyorum… " 22.12.2021-TRT Haber

***

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada; "…Her kim Türkiye'yi soydaşlarının derdine sırtını dönmekle itham ediyorsa ya gafildir ya cahildir ya da yabancı güçler namına çalışan beşinci kol elemanıdır. Türkistan'dan Afganistan'a, Balkanlar'dan Afrika'ya kadar nerede gözü yaşlı, gönlü kırık kimse varsa Türkiye'nin şefkat eli oradadır. Gazze'de 7 Ekim'den beri tam anlamıyla vahşet, bin yıl önceki Haçlı işgalinde, 2. Dünya Savaşı'nda yaşananları aratmayan bir gaddarlık sergilenmektedir. Türkiye olarak Gazze'de akan kanın durması için seferber olmuşken Batılı ülkelerin vicdansızlığını yüzümüz kızararak takip ediyoruz. Holokost utancı, Avrupalı liderleri adeta esir almış durumda.

İsrail'in ne kadar uğraşırsa uğraşsın antisemitik yaftası vuramayacağı tek ülke Türkiye'dir. Türkiye'nin geçmişinde böyle bir utanç lekesi göremezsiniz. Çocuklara, kadınlara, yaşlılara karşı modern savaş araçlarının tamamını kullanan İsrail ve onu destekleyenler, insanlık vicdanı nezdinde yargılanacaktır. İsrail'in nükleer silahları meselesinin unutulmasına ve unutturulmasına Türkiye olarak izin vermeyeceğiz. Gazze'de yaşananlara tepki vermezsek yarın vaat edilmiş topraklar denilen işgalci fanatizmin kendi topraklarımıza uzanmasına engel olamayız…." 20.11.2023-AA Hoşça kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhami Atasever - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzcenin Sesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzcenin Sesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzcenin Sesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzcenin Sesi değil haberi geçen ajanstır.