Hz. Yusuf’a (as) atılan iftira!

Hazret-i Yusuf (as), Yakup Peygamber’in 12 oğlundan en çok sevdiği oğludur. Kuran-ı Kerim’de adı 27 defa geçer. Hz. Yakup’un sevgisinden dolayı kardeşleri kendisini kıskandılar ve sinsi bir plan kurarak onu kuyuya atıp ölüme terk ettiler. Oradan geçen bir kervan Hz. Yusuf’u (as) kuyuda buldu ve onu köle olarak sattı… Hz. Yusuf (as), hizmetinde bulunduğu Züleyha ile nefis imtihanı geçirdi. Bu imtihanı kazanan Hz. Yusuf (as), Züleyha’nın iftirası ile zindana atıldı. Zindandan çıkarıldı ve daha sonra Mısır’a yönetici oldu.

Âyet-i Kerîmede buyrulur: “Mısır’da Yûsuf’u (as) satın alan vezir, hanımına: «Ona güzel bak! Belki bize faydası dokunur, yahut onu evlât ediniriz!» dedi. Böylece Yûsuf’un (as) o ülkede yerini sağlamlaştırdık, ona imkân verdik ve bu cümleden olarak, ona rüyâların tâbirini öğrettik. Allâh Teâlâ irâdesini yerine getirmekte her zaman mutlak galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” (Yûsuf, 21)

***

Hz. Yusuf (as) ve Züleyha Kıssası:

Kur’ân-ı Kerîm’de Allâh Teâlâ şöyle buyurur: “O, kemâl çağına geldiğinde kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte muhsinlere biz böyle karşılık veririz.” (Yûsuf, 22) Hz. Yûsuf (as) büyüdü, gelişti ve güzelliğiyle gösterişli bir genç oldu. O’nun bu hâli, yaşadığı evin hanımı olan Züleyhâ’da kendisine karşı farklı düşüncelerin belirmesine sebep oldu.

Hâdise âyet-i kerîmede şöyle zikredilir: “... Derken, bulunduğu evin hanımı, Yûsuf’u (as) kendisine bağlamak, onun nefsinden murâd almak istedi. İşte Yûsuf (as), önüne serilen bunca dehşetli câzibelere aldanmamak için “maâzallâh” diyerek, mânevî bir zırha büründü, tam bir ihlâs ve yüksek bir takvâ duygusuyla “Allâh’a sığındı”.

Azîz dedi ki: “Benim ehlime kötülük etmek isteyen kimdir?” Züleyhâ, işlediği cürme ikincisini ekledi. Yûsuf’a (as) iftirâ ederek: “Bu delikanlı nefsimden murâd almak istedi.” dedi. Azîz, Yûsuf’a (as) doğru döndü ve: “Ey delikanlı! Sana yaptığım ihsandan dolayı göreceğim karşılık bu muydu?! Beni mahzûn etmemeliydin!” dedi. Yûsuf (as), hâdisenin gidişâtı karşısında iftirânın zehrinden korunmak için doğruları anlatarak: “«Asıl kendisi benim nefsimden murâd almak istedi.» dedi.

Kadının akrabâsından biri geçmişte yaşanan yine böyle bir olaydan misal verdi. Verilen bu misale kim daha uygun konuşuyorsa o haklıdır dedi. Anlatılan misale göre  Yusuf'un (as) söyledikleri doğruydu. “(Azîz) o zaman (karısına) dedi ki: «Bu iş, siz kadınların tuzağındandır. Gerçekten de sizin tuzağınız çok büyüktür. Ey Yûsuf! Sakın sen bundan kimseye bahsetme! Ey kadın! Sen de günahından dolayı istiğfâr et.”

Hakkındaki dedikoduları öğrenen Züleyhâ, Mısır kadınlarını imtihân etmeye karar verdi: “Hanım, o kadınların kendisi aleyhindeki bu dedikodularını işitince onları konağına dâvet etmek üzere dâvetçi gönderdi. Onlar için dayalı döşeli bir sofra hazırlattı. Sofrada, ikrâm edilen meyveleri soyup kesmek gâyesiyle, her birine bir de bıçak vermişti.

Onlar meyvelerini soyup kesmekle meşgul oldukları sırada, beriden de Yûsuf’a (as); «Onların huzûruna çık!» dedi. Kadınlar onu görünce hayran kaldılar, onun güzelliğine dalıp gittiklerinden, farkında olmadan kendi ellerini kestiler ve: «Hâşâ! Allâh için, bu bir insan olamaz, bu pek kıymetli bir melek! (Başka bir şey değil!)» dediler.” (Yûsuf, 31)

Mısır kadınlarının Yûsuf’un (as) göz kamaştıran güzelliği karşısında düştükleri bu hayranlık üzerine Züleyhâ: “«İşte, beni kınamanıza sebep olan genç! Yemin ederim ki ben ondan murâd almak istedim, ama o iffetli davrandı. Yine yemin ederim ki kendisine emredeceğim işi yapmaması hâlinde O mutlakâ zindana atılacak, zelil ve perişan olacaktır!» dedi.” (Yûsuf, 32)

Bazı büyükler demişlerdir ki: “Nefse tâviz vererek, yâni nefsin arzularını yerine getirerek onun şerrinden kurtulmak mümkün değildir. Bundan kurtulmanın çâresi Allâh’a sığınıp, O’nun emirlerine sarılmaktır. Nitekim Yûsuf (as) da Rabbine sığınarak felâha ermiştir.” “Bunun üzerine Rabb’i, O’nun duâsını kabûl etti ve kadınların tuzaklarını O’ndan uzaklaştırdı. Çünkü O, hakkıyla işiten ve her şeyi bilenin tâ kendisidir.” (Yûsuf, 34) Yusuf Kıssasının tamamını merak edenler tefsir kitaplarından araştırabilirler.

***

Allah yanlış yapmaktan hepimizi korusun. Her daim dikkatli olmakta fayda var. Hem yaşadığımız dünyamızı hem de inananlar olarak ahiretimizi karartmayalım. İnsanoğlu yanlış yapabilir, başkalarının dolduruşuna gelebilir, iftiralara inanabilir, yanlış kararlar da alabilir. Önemli olan geç de olsa yapılan yanlışlığın farkına varılması ve yanlıştan dönülmesidir.  Hoşça kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhami Atasever - Mesaj Gönder

# olan, allah

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzcenin Sesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzcenin Sesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzcenin Sesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzcenin Sesi değil haberi geçen ajanstır.