• 3.09.2021
  • 653

Ana Muhalefet Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul ve Ankara Belediye Başkanlarının bir dönem daha bu görevi sürdürmelerini istemesi karşısında Mansur Yavaş, ben aday olmak istemiyorum diye açıklama yaptı. İmamoğlu ise bu konuda bir açıklama yapmadı. Anlaşılan Kılıçdaroğlu gibi düşünmüyordu. Ama yine de genel başkanla ters düşmek istemedi. Ajansının hazırladığı senaryoyla Kılıçdaroğlu’na cevap verdiği gibi  AK Parti’lileri de çok sert ve haksız sıfatlarla suçlamıştır.

         30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla İBB’nin Yenikapı’da  düzenlediği kutlamada Meral Akşener beraber sahneye çıktığı İmamoğlu’nu bakın hangi sözlerle methetti. “ Fatih Sultan Mehmet aynı senin gibi dedi ki ‘Ya İstanbul beni alır, ya İstanbul’u ben alırım. Bizansa rağmen, Avrupa’ya rağmen, Haçlılara rağmen Ya İstanbul’u alırım ya da İstanbul beni alır. İki kararlı lider ve İstanbul alındı. İstikbalimiz dedi, ikinci İstikbal fethidir” diye konuştu. İstanbul’u Fatih Bizanstan, Avrupalılardan ve Haçlılardan aldı, burasına sözüm yok. Peki İmamoğlu İstanbul’u kimlerden aldı. 1994’den beri İstanbul’da iktidara gelemeyen CHP’nin 2019’da iktidara gelirken belediye yönetiminde Bizanslılar mı vardı, Haçlılar mı vardı. Bu ne biçim ifade, bir de durmadan AK Parti’yi kutuplaştırıyor diye suçluyorsunuz. Yaptığınız bu konuşma kutuplaşmanın da ötesinde bir nevi düşman gibi görmek değil mi? Politikacılar konuşurken çok dikkat etmeliler. Parti yöneticilerine istediğinizi söyleyin (Tabi küfür ve hakaret hariç) fakat o partinin seçmenlerini Bizanslı ve Haçlılar gibi göstermelerini nasıl izah edeceksiniz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yaklaştıkça daha durun ne cevherler yumurtlayacaklar göreceğiz. Bu konuşma aynı zamanda İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için Kılıçdaroğlu’na bir cevaptır. Ben hala aday olabilirim diyor. Anlaşılan İmamoğlu da kendisini Fatih gibi görüyor ki, Akşener’in konuşmasını alkışlıyor. İnsan kendisini öven konuşmayı alkışlar mı?

İYİ PARTİ NEREDE DURUYOR

     MHP’den ayrılış gerekçesi olarak milliyetçiliğin gereği gibi yapılmadığını, İ.P’nin gerçek milliyetçi parti olacağını ileri sürmüşlerdi. Lakin devekuşu misali gibi bazen deve oluyorlar, bazen de kuş. Çözüm sürecini kıyasıya sert eleştiren İ.P yöneticileri, bakıyorsun HDP’yi şeytanlaştırıyor diye Cumhur İttifakını suçluyor. Akşener’e sorulan bir soruya verdiği cevap “HDP, PKK’nın siyasi uzantısıdır”derken başka bir alanda “HDP Kürtlerin siyasi temsilcisidir” diyerek 180 derece zıt açıklamalarla sağa sola savruluyorlar. Buna karşılık HDP’nin kendilerine yönelik ağır suçlamalarına tek kelime cevap vermeyip, sessizliğe gömülüyorlar. Seçmen sanki bunları görmüyor, duymuyor mu zannediyorlar. Akşener’e gittiği yerlerde sade vatandaşın çatır çatır sorduğu sorulara cevap verirken girdiği pozisyonlara dikkat edin. Bazen komşu teyze rolünde, bazen öfkeli kaynana rolünde, bazen de çaresizlikle kıvranan mağdur rolünde. 50 yıldan bu yana siyasetçileri takip ederim, bir kere olsun seçmene hakkımı helal etmiyorum diyeni görmedim. Siyasetçinin seçmende ne hakkı vardır. Seçmenin vergileriyle siyaset yapıyorsun, maaşını alıyorsun. Aslında seçmenin siyasetçide hakkı vardır. Nedense bu dönemin muhalifleri seçmeni suçlayarak iktidar olacaklarını zannediyorlar. Çiftçiyi suçla, işçiyi suçla, öğretmeni suçla, yatırım yapan işvereni tehdit et bırak bunları da iktidarda neler yapacaklarını proğramlarını projelerini anlat. Habire erken seçim diye ortalığı yıkıyorsunuz, ne proğram var, ne anayasa taslağı var( HDP’yle yaptıkları taslağı inkar ettiler) ve nede adaylarının kim olduğu belli değil. Dikkat edin bir yanda İmamoğlu- Akşener cephesi, bir yanda Kılıçdaroğlu-CHP cephesi kıran kırana bir mücadeleye hazırolun.

KILIÇDAROĞLU NE DEDİĞİNİ BİLİYOR MU

   Ana Muhalefet Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Çorum’da muhtarlarla yaptığı toplantıda bakın neler söylüyor. “ O kanun hükmünde kararnamelerle görevden alınan, işine son verilen, ekmeği elinden alınan herkesi görevine iade edeceğim. Yeter ki teröre bulaşmasın” diyor. Sayın Kılıçdaroğlu, ne dediğini biliyor musunuz? Kanun hükmünde kararnamelerle görevden alınanlar zaten terör örgütünün ya üyeleri ya da yardım ve yataklık yapanları. Bu kişilerden 14.000 tanesi hukuk yoluyla itiraz ederek görevlerine geri döndüler. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına en çok sevinenlerin Fetö’cü ve PKK’lıların olması rastlantı olmasa gerek. Kalın Sağlıcakla.