• 14.09.2021
  • 761

  İ.P Genel Başkanı Meral Akşener’in İmamoğlu’nu Fatih’e benzetmesi hem İ.P’de, hem de CHP’de tartışmalara neden oldu. İki partide varolan rahatsızlığı İ.P Genel Başkan Yardımcısı Cihan Paçacı’nın açıklamaları ortaya çıkarıverdi. Paçacı,” Kemal bey son dönemde sürekli tekil konuşuyor, madem birlikte bir hükümet kuracağız, bunları bize sordunuz mu” diyerek Kılıçdaroğlu’na ayar vermeye kalkıştı. Kılıçdaroğlu’nun iktidara gelirse gençlere neler vaadedeceğine yönelik açıklamalarıydı. Bu her zaman her parti liderinin seçmene yönelik söylemleri.. Temelde, 2023’de Cumhurbaşkanlığına kimin aday gösterilmesi konusu yatıyor. Yalnız Akşener-İmamoğlu’nun oluşturduğu ittifakın Kılıçdaroğlu’nun aday olacakmış gibi hareket etmesiyle açığa çıktı, Akşener kanadını rahatsız etti. Sanki bugüne kadar haftada en az iki kere bir araya gelmelerine rağmen kimin nerede ne konuşulacağı konusunda belirsizlik yaşamaları, ittifakın lokomotifini uyarmaları hiç de hoş değil. CHP kanadının sert tepki göstermesi karşısında İ.P Genel Başkanı Akşener’in açıklaması evlere şenlik “ Bizim partide ‘her kafadan ses çıkıyor’ diye tanımlanan bir siyasi yapıyız. Evet demokrasi bu”. Bir partide olaylara farklı yaklaşan, farklı analiz yapanların olması aslında o partide çoğulculuk, çokseslilik yaşatıldığı için partiye zenginlik katar. Bu durum partinin yetkili organlarında yaşanır. Seçmenin karşısına tek ses olarak çıkılır. Yoksa mutfakta konuştuklarınızı kamuoyunun karşısında sergiler, yani herkes farklı farklı konuşursa buna demokrasi denilemez. Buna ancak kakafonilik  denilir.

      Uzun yıllardır Akşener’i 28 Şubat’a karşı cesurca dimdik karşı çıktığı yalanına inanmıştık. O dönemde 32.Gün’de Mehmet Ali Birant’a verdiği röportajda açıkça 28 Şubat kararlarını gönülden desteklediğini, kılık kıyafet konusunu takip edeceğini belirttiğini öğrendik. Bugünlerde yeni bir şey daha öğrendik. 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Abdullah Gül’ün adaylığını Akşener’in  bende adayım diye önlediğini zannediyorduk. Halbuki İ.P kurulurken Hayrünissa Gül’ü Genel İdare Kurulu Üyesi olarak partiye Akşener davet etmiş. Akşener-Gül dostluğu çok eskilere dayanıyormuş. Abdullah Gül’ün adaylığını engelleme diye bir şeyde söz konusu değilmiş. 28 Şubat olayı gibi bu konuda da kamuoyu yanlış bilgilendirilmiş. Bütün bu bilgiler İ.P Genel İdare Kurulu Üyesi bir partiliye ait, sakın dedikodu falan da sanmayın.

CHP HEYETİ KUZEY IRAK’TA

     Yıllarca AK Parti’nin PKK terör örgütünü yok etmek için çeşitli kanalları kullanarak yaptığı mücadeleyi karalayarak, bazen ülkeyi bölecekler, bazen ülkeyi PKK’ya teslim ediyor gibi suçlamalar, bazen de Kuzey Irak Özerk Kürt Federe Devleti yetkilileriyle karşılıklı ziyaretleri ‘Megri, Megri’ diye sarakaya almaları unutulmadı. Barzani güçlerinin PKK’ya başlattığı saldırılar sırasında CHP heyetinin K.Irak Kürt yetkilileriyle konuşması hayra alamet değil. Bir siyasi partinin yabancı ülke temsilcileriyle görüşme yapmaları ancak devlete bilgi vermeleriyle mümkün olabilir. Ya da görüşme yaptıktan sonra yetkililere bilgi verilmesi gerekir. Aslında K.Irak’a yapılan ziyaret hem kendi seçmenini, hem de içerdeki Kürt seçmenlere verilen mesajdır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken yapılan manevralardır. Yapması gereken; Türkiye kamuoyuna bu konuda neler yapacağını bir proğram çerçevesinde açıklamasıdır. Yoksa bu tür popülist yaklaşımlarla Kürt seçmenlerini kandıramazsın. Çünkü tarihte bir çok kereler aynı senaryolar yaşandı. Hatta şunu rahatlıkla söylenebilir; PKK terör örgütünün ortaya çıkması ve büyük bir sorun haline gelmesinin müsebbibi  bu zihniyettir.

      PKK’ya sözde karşıyız diyorlar da, bir kerecik olsa dahi PKK’ya binlerce tır silah yardımı yapan ABD’ye tek kelime etmediler. Hatta son zamanlarda PKK terör örgütü bile diyemiyorlar. 700 günü aşkın Kürt Analarının başlattığı HDP önündeki evlatlarımızı geri verin kampanyasının yanına yaklaşmadılar. Yaklaşamazlar, söyleyemezler PKK’nın da  fonlanan medyanın arkasında ve hem de bazı teşekküllerin içinde işbirlikçileri var. ABD’nin çekildiği ülkelerde milyonlarca insan ülkelerinden niye kaçıyorlar dersiniz. Yazlıkta bırakılan sokak köpekleri gibi başıboş kalıverirler. Kalın Sağlıcakla.