• 22.10.2021
  • 334

İçerde muhalefet partileri Cumhur İttifakı’nı  kara propagandayla halkın gözünden ne kadar düşürürsek iktidara gelmemiz o kadar kolaylaşır mantığıyla topluma negatif açıklamalarda bulunuyorlar.

     Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetler olacak diye halkı paniğe ve korkuya sokacak sözler etmesi, bürokrasiyi tehdit eden açıklamaları bu politikanın ana unsurları haline geldi. Cumhur İttifakı ve Erdoğan bu abuk sabuk sözlere yanıt verirken bir yandan da ülke sorunlarıyla mücadele ediyor.

    Türkiye’nin dışa açılması politikasına devam ediyor. Afrika’da ki Angola, Togo ve Nijerya’ya 4 günlük bir geziyle Afrika çıkartması yapıldı. Amaç,Türkiye’nin bu ülkelerle olan ticari, kültür, enerji ve savunma konularında daha sıkı ilişkiler kurmak. Afrika deyince hemen aklımıza sömürgeler, sömürgeciler ve kölelik düzeni gelir. Yalnız son yıllarda bağımsızlık mücadelesi veren ülkeler bu düzene karşı baş kaldırmaya başladılar. Bilhassa Afrika’da sömürgeci devlet deyince aklımıza Fransa gelir. Erdoğan’ın Afrika gezisine tepki gösterende Fransızlar olmuştur. Fransa medyasının önemli gazetelerinden Le Monde bu gezi için tam sayfa ayırmış. “Türkiye’nin Afrika’da giderek güçlendiğini, Erdoğanın etkisini yaymaya çalışıyor” diye uyarıyor. Gerçekten 2002’de Afrika’da 12 BüyükElçimiz varken şimdi bu sayı 43’e çıkmış. Ankara’da 2008’de 10 elçilik varken bu sayı 37’ye çıkmış. Yine 2002’de ekonomik ilişki 4.3 milyar dolardan, 2020’de 25.3 milyar dolara ulaşmış. Fransızların tedirgin olmaları normal değil mi?.

    Buna karşılık Güney Afrika Komünist Partisi Gen.Sek.Yardımcısı Chirs Matlhako,” Türkiye-Afrika zirveleri Afrika’ya yeni bir boyut katıyor, Afrika’nın önünde yeni ufuklar açıyor.Türkiye Amerikan hegemonyasını zayıflatmakta rol oynayabilir.” Demiş. Bu Komünist partisi tam bir komüniste yakışanı yapmış. Bizdeki Komünist partiler ya Kemalizmin yedekçisi, ya da PKK’nın yedekçisi konumundalar. O yüzden toplumda ağırlıkları da yok. (Aldıkları oy açısından değerlendirmiyorum)

    Fransızların Türkiye’ye karşı Yunanistan’la ittifak yapmalarını, Doğu Akdeniz’de, Libya’da ve Afrika’da karşımıza çıkmalarını anlarım. Doğal olarak kendi ülkelerinin çıkarlarını savunuyorlar. Anlamakta zorlandığım ise bu konuda Fransızlar gibi konuşan sözde ‘bizden’ birilerinin olması. HDP Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy bakın ne diyor.” Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerinde meseleleri daha fazla militarize etmeden silah satma yarışına girmeden çok daha farklı bir politika izleyebileceğini” söyledi. Ayrıca “Fransa bölgedeki askerlerini azaltmayı düşünürken orada oluşan bu boşluğu doldurmak için bir takım askeri maceralara giriyor.” Diye Türkiye’yi sömürgecilikle suçluyor. ABD’nin PKK’ya yaptığı silah ve para yardımlarını da sevinçle karşılıyor. Şirin Payzın denilen televizyoncu ise; “Mesele bu ziyaretleri amacı nedir. Afrika turuna çıkılıyor. Kimin parasıyla? Halkın. O uçağın 3 Afrika ülkesini turlamasının bedeli devlete kaç lira? Üstüne diğer masrafları koyun” Diyerek sözde halkı düşünüyor. Eyyy Şirin Payzın, Erdoğan Afrika’ya  Safari turuna çıkmadı, Türkiyenin çıkarlarlarını savunmak için gitti. Peki sana soralım sen Türkiye’den yanamısın, Fransa’dan mı yanasın. İçimizdeki Fransızlara bakar mısınız? Bunları iyi tanıyalım.

HAFIZAMIZI TAZELEDİLER

      Diyarbkır’da Batman’lı ressam Ahmet Güneştekin “Hafıza Odası” adlı resim sergisinin açılışı vardı. İmamoğlu’nun Diyarbakır’a  gelişine de vesile oldu. Sergide faili meçhul cinayetlerinde katledilen insanlarla, Diyarbakır Cezaevi’nde işkenceden öldürülen insanları temsilen resimler yer alıyordu. Maalesef PKK’nın öldürdüğü, katlettiği asker, polis, öğretmen, işçi ve sivil Kürtlerin tek bir resmi yoktu. Ne biçim hafıza odasıysa?  Yalnız dikkatinizi çekti mi? Sergi ziyaretinden sonra halay çekmek ne oluyor. Öldürülen insanları böyle mi anıyorsunuz?. Ayrıca halay çekenlerin içinde yıllarca bu cinayetler işlenirken yayın yönetmeni olduğu gazetede tek satır yazmadığı gibi Kürtleri aşağılayan, hak ve özgürlüklerini dile getirenleri bölücülükle suçlayan, Çözüm Süreci’ne alçakça saldıranların olması bizim de hafızamızı tazelememize yardımcı oldu. Yazıklar olsun hak hukuk adalet kavramlarını yerli yersiz kullananlara. Şu hiç unutulmasın; darbelere altlık yapanlar, terörü görmezden gelenler, Fetö’nün tetikçiliğini yapanlar iklim müsait olunca inlerinden çıkıp eski görevlerine devam ederler. Yalnız şu unutulmasın sizler unutulmadınız, her zaman aklımızdasınız. Sakın bizleri aptal salak yerine koymayın. Yaptıklarınız arşivlerde duruyor, zamanı gelince piyasaya çıkartılır.Kalın Sağlıcakla!