• 19.11.2021
  • 355

1970’li yıllarda TRT’de toplumun büyük çoğunluğunun ilgiyle izlediği bir dizi vardı.. ABD İstihbarat Örgütü’nün (CİA) operasyonel çalışmalarını konu ediyordu. Genellikle bu çalışmalar yurt dışında ‘diktatörlere’, komünistlere ve batıya düşman olanlara karşı yapılıyordu. Haliyle seyirci kötü adamlara karşı yapılan her türlü entrikayı, her türlü şiddeti ve zorbalığı toleransla karşılıyordu. Sonunda ‘Hür Dünya’ başarılı oluyordu. O yıllarda kullanılan teknoloji karşısında hepimiz ağzı açık seyrediyorduk. Daha sonraları anladık ki; CİA ABD ve Batı’nın çıkarlarına karşı ülkelerinin çıkarlarını savunan politikacı, gazeteci, aydın, bürokrat ve STK temsilcilerini bir numaralı düşman olarak görüyor, ortadan kaldırılması da normalmiş gibi lanse ediyordu. Buna en çarpıcı örnek Şili’de Allende’nin katledilmesini verebiliriz.

      Geçen yıldan bu yana TRT1de Pazar akşamları TEŞKİLAT adı verilen, Türk Milli İstihbaratı’nın operasyonlarını konu edinen dizi gösteriliyor. Yıllarca Mit deyince korkulan, Mit de çalışanlara şüpheyle bakılan bir yapı vardı karşımızda.. Çünkü o günlerde Mit asli görevini yapma yerine başta CİA, MOSAD ve diğer batılı ülkelerin Türkiye temsilcisi görevini yapıyorlardı sanki.. Devrin MİT Müsteşarı Fuat Doğu’ya siz ne yapıyorsunuz sorusuna verdiği cevap; “ Biz ülkemize gelen CİA ajanlarını Sinop’a ve diğer yerlere getirip götürme işini yaparız” diyor. Rahmetli Demirel’in Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil, 12 Mart darbesinden sonra İsmail Cem’e verdiği demeçte, “ CİA altımızı oymuş haberimiz olmamış” diyor. Demirel; “Mit Afrika’daki kabileler arasındaki çatışmalar hakkında bilgi verir, buna karşılık darbe yapacak cuntacıları korur” demişti. Çünkü tüm darbelerin arkasında CİA, MOSAD gibi gizli servislerin olduğu artık alenileşti.

     İşte bizim istihbarat örgütümüz 17-25 Aralık ve 15 Temmuz’dan sonra bağımsız ve Türkiye’ye çalışan CİA ve MOSAD’ın güdümenden çıkmaya çalışan ve bugünlerde kendi senaryolarını hayata geçiren bir örgüt haline gelmiştir. Askeri Vesayet döneminde Mit sanki hep karanlık senaryoların üretildiği yer gibi algılanıyordu. 15 Temmuz’dan sonra yurtdışına kaçan Genel Kurmay İmamı Adil Öksüz’ü Kılıçdaroğlu’nu kullanarak Mit’çi olduğu algısı yaratıldı bir sürede kamuoyu inandırıldı.

    Yurtdışında Fetö, PKK ve DAEŞ terör örgütlerinin elemanları paket yapılarak ülkeye getiriliyor. Terör örgütleri bu nedenle Mit’i yasadışı davranıyor derken, Erdoğan karşıtları da bu koroya muhalefet olsun diye katılıyor.

     Son günlerde Rusya’lı, İsrail’li, ABD’li ajanlar yakalanıp yargı önüne çıkartılıyor. Son günlerde Galata Kulesi’ne çıkarak Erdoğan’ın Üsküdar Kısıklı’daki evinin fotoğrafları Zoom yapılarak çekilmiş, çerçeve altına alınmış ve Watsap’tan servis edilmiş. Kulenin koordinatları hakkında bilgilerde telefonlarında tesbit edilmiş. İsrail’li evli çiftle bir Türk vatandaşı tutuklanmışlar.

       İsrail anında tutuklanan 2 kişinin casus olduğunu reddediyor. Hangi devlet bunlar benim casusum derki.. Tabi ki demesi beklenemez ama Erdoğan karşıtları ( İsmail Saymaz ve Nevşin Mengü) hemen devreye girerek sanki İsrail’den emir almışçasına, bunların casus olduğu nerden belli, evinin fotoğrafını çekmek için casus olmaya ihtiyaç var mı gibi sorularla olayı sulandırıp istihbarat örgütümüzün ve emniyetimizin çalışmalarını gölgelemeye çalışmalarına ne dersiniz. Hata biraz daha ileri giderek “İki turisti ajan diye tutukluyorsunuz, İsrail kamuoyunu ikna etmek gerekir” diyorlar. Bak sen… İsrail kamuoyu sizin için çok önemli öyle mi?. Pekala yargı onların casus olduğunu kanıtlarsa sizin konumunuz ne olur hiç düşündünüz mü?. Yoksa fonlarınızın kesilmesinden mi korkuyorsunuz.

       Artık bu ülkenin yöneticileri, güvenlikçileri, ordusu, istihbarat kurumları bu ülke için çalışıyorlar. Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Karabağ’da, Somali’de, Bosna-Hersek’te ülkemizin çıkarlarını savunuyorlar. Buralarda ne işiniz var diyenlere bir sözümüz var, sizin orada ne işiniz varsa, bizim de orada işimiz var. Canımı sıkan içerdeki bazıları da Türkiye’nin orada ne işi var diyor. Bende onlara sizin burada ne işiniz var diyesim geliyor. Kalın Sağlıcakla.

  NOT: Çarşamba günü 15:40’da 5.3 şiddetinde yaşadığımız deprem 12 Kasım’ı tekrar hatırlattı. Düzce ve çevresinde yaşayan insanlarımıza geçmiş olsun.