• 17.09.2021 09:38
  • (1708)

 

Bilgi;

Bilmek sözcüğünden ortaya çıkan

Bir konu ya da bir iş ile ilgili

Öğrenilen ya da öğretilen kavramları karşılayan

Bilgi…

Şiirlere masallara konu olan

Kâh yatıştıran kâh barıştıran

Kâh amansızca savaştıran

Bilgi…

Varlığı ve doğruluğu feylesofları asırlar boyunca tartıştıran

Merak edilen incelenen sorgulanan

Bilgi…

Mutluluk veren hayata anlam katan

Bazense

İnsanın sırtına taşınmaz bir yük olan

Bilgi…

Yıllarca hep bu bilgiye ulaşmaya çalıştık

Bazen fikri bir konuda

Bazen çok önemli bir vakada

Bazense alelade bir işi yaparken ona ihtiyaç duyduk

Zamanla ihtiyacımızı gidermek için

Bilgiye nasıl ulaşılır sorularını sormaya başladık

İlim Çin’de dahi olsa gidip almaya niyetlendik

Bilgi bizim yitiğimiz, kayıp malımız diye kabul ettik

Ve böylelikle

Araştırdık, sorduk, okuduk, yazdık…

Daha sonraları ise

Bilgiye ulaşmaktan daha da önemli bir problem ve sorunla karşı karşıya geldik

Doğru bilgiye nasıl ulaşırım?

Çünkü bilgi ile birlikte gelişen çok tehlikeli bir kavram daha vardı.

Rivayet

Yani söylenti

Doğruluğu kesin olmayan

Şüpheye düşüren

Ve zihinlerde bulanıklığa yol açan

Kırk doğruyu gölgede bırakan

Bir rivayet…

Yıllarca öğrenmek için sormayı okumayı araştırmayı telkin ve tavsiye ettik

Telkin ve tavsiye aldık

Kitapları, ansiklopedileri

Ve daha sonra da hayatımıza giren internet ağını

Kaynak kabul ettik kaynak gösterdik

Ve

 Diğerlerine göre çok sonra ortaya çıkan

İnternet ağı ve onun sanal dünyası

Günümüzün bilgiye ulaşmada kullanılan ana ve tek kaynağı olmaya başladı

Ancak şu an baktığımızda

Bu sanal dünya

Bizleri

Bilginin gerçekliğinden

Rivayetin bulanıklığına

Bilginin objektifliğinden

Rivayetin yönlendirmesine

Hoşgörüden tahammülsüzlüğe

Sürüklüyor

Ve ne yazık ki bu sanal dünya

Gerçekleri öğreneceğimiz bir kaynak olmaktan hızla uzaklaşıp

Kurmaca ve rivayetlerle dolu bir masal kitabına dönüşüyor