• 29.10.2021
  • 351

Sokak röportajında gençlere kelime-i tevhidin/Lâ ilahe İllallah’ın manası sorulur. Gençlerin %95’i ya ilgisiz cevaplar veriyor veya bilmiyorum diyor. Bir gençte “Ne bilgim var ne de ilgim var!” deyince, röportajı yapan doğru cevabı verir ve “Allah’tan başka ilah yoktur.” der. Bu cevabı alan genç çok ilginç bir karşılık verir; “Bu benim ne işime yarayacak ki?” Bu cümle üzerinden kısa bir fikir jimnastiği yapalım ve kendi kendimize soralım lütfen: “Din-iman bize ne veriyor ve bizden ne alıyor? Allah bize ne veriyor ve bizden ne alıyor? Biri de çıkıp “Benim dünyamda Allah yok!” diyebilir. Peki, tamam, o halde yerine bir kelime koy kardeş! Mesela “Tabiat ana” de, “Doğa” de… “Doğa ve tabiat ana, sana ne veriyor ve senden ne alıyor?” “Verdiği mi çok aldığı mı?” “Verdikleri karşılığında bizden bir bedel alıyor mu?” Verirken bu kötü, ona az vereyim veya hiç vermeyeyim, şu ise iyi insan, ona çok vereyim, hep vereyim ayrımı yapıyor mu? Bunların bütün cevapları hayatımızda açık ve net…

            Evet, biz insan için en mutlu ve muhteşem manzara, sabahleyin günümüze güneşin doğduğunu görmemizdir. Güneşin berrak ve parlak ışıklarıyla hem ısınıyoruz hem de aydınlanıyoruz. Tabiat ana yine bizleri havası ile bedava yaşatıyor. Topraktan verdikleriyle doyuruyor, gökten indirdiği sular ile suvarıyor. Ve bütün bunları sürekli, bedelsiz ve hazır veriyor bize…

O halde ahlâki olarak sormak gerekmez mi? BU DEĞİRMENİN SUYU NERDEN GELİYOR? Bu hakikatin, cevabını, inanan veya inanmayan kendi dünyasında düşünürken şu mottoyu/ölçütü akıl ve vicdanımıza emanet etmeden geçemiyorum; İman eden adamın imanının bir ahlâkı olmalı, inkâr edenin de inkârının bir ahlâkı olmalı.

            İşte bu temel motto’nun sorumluluğu altında verilecek tek cevap var:

Evet, RAHMAN/Merhameti bol ve büyük, RAHÎM/Rahmeti sonsuz ve sınırsız Yüce Allah, almadan, karşılık beklemeden hep verendir.

“Yeryüzündeki her bir şeyi sadece insan için yaratan, hizmetine sunan O’dur O, Allah’tır.” (Bakara, 2/29)

“Rabbimiz! Biz “Rabbinize iman edin/O’na güvenin!” diye imana çağıran o davetçiyi/kozmik çağrıcıyı işittik ve hemen iman ettik.” (Âl-i İmran, 3/193)

            Aynaya bakıp da kendimizi dev aynasında gördük sanmayalım. Aya, güneşe, yere, göğe ve tüm evrene hatta kendi varlığımıza bir bakalım da KOZMİK YASANIN/SİSTEMİN SAHİBİNE İMAN EDELİM/SONSUZ GÜVEN DUYALIM inşallah.