• 26.11.2021
  • 302

                Allah hikmetiyle bir evren ve bu evrende de bir dünya kuruyor. Kurduğu bu yeryüzünün halifesi/kalfası, yöneticisi olarak da sadece insanı seçip atıyor. İşte bu ilahi projede özne olan İNSAN BİRİNCİL DEĞERDİR. Ve insan için de büyük bir anlam ve amaç içerir.

                Bu insanın varlık anlam ve amacını ve de değerini hayatına taşıyabilme, onu hayata bağlayabilme ve zorluklara direnebilme gücü veren daha pek çok değerler vermiştir Yaratan.

                Fıtrat, ahlâk, takva, iman, eman/güven/emanet, İslâm, akıl, irade, vicdan, Kur’an, Tevhid/hakikat, adalet, merhamet, özgürlük, hürriyet, eşitlik vs. pek çok değer lütfetmiştir insana. Bu değerlerin hepsi de insanlar için geneldir, kalıcıdır ve evrenseldir. Bu değerlerin genel, kalıcı ve evrensel olması, Allah tarafından yaratılıp insana, sorumluluk, güven, direnç ve kararlılık kazandırsın diye verilmiş olmasındandır. Zira dünya hayatımız, coğrafyamız gibi iniş ve yokuşlarıyla, dere ve tepeleriyle, çıkılmaz dağları ve dağları da aşan rüzgâr ve fırtınalarıyla, en ağır imtihanları ve sınırsız ikramlarıyla örülmüştür. (Bakara, 2/155) En ağırı ve hafifiyle kulunu imtihan eden Rabbimiz döner bir de bu imtihanda kuluna yardım eder ve en ağır sıkıntılardan, tehlikelerden, uçurumlardan kulunu kurtarır. (En’am, 6/63-64) Genel imtihanlarda da insanı düştüğü yerden ayağa kaldıracak olan da bize verilmiş olan değerlerdir. Akıl, irade, azim/kararlılık, cesaret ve hareket dinamizmi veren vahiy gibi değerler. Mesela: “Bir boşluğa düştüğünde hem ayağa kalk hem de bir nasib kazan” (Şerh,94/7). Demek ki dik durandır nasibdar olan. Yoksa Arapların “ya çıkarsa” anlamında piyangoya çevirmeleri nasib değildir. Tam aksine nasib kavramını yanıltmadır bu algı. Yine bu ayete “Bir işi, bir zoru, bir sorumluluğu bitirdiğin zaman hemen bir ötekine başla ki nasibdar olasın!” anlamı da verebiliriz. İşte dik duruş, çaba-çalışma, cesaret, hareket ile hayata değer katan ve insanın kendisini de bu değerlerle yükselten, değerlendiren insanın taa kendisidir.

                İnsana bu bilgi, birikim, bilinç ve dinamizmi kazandıran ve onu düştüğü yerde ayağa kaldıran değerleri, normları, ilkeleri veren dinimizdir. Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de 8 yerde “ed-Dînü’l-Kayyim= İnsanı ayağa kaldıran din” (Yusuf,12/40; Rûm, 30/30; En’am, 6/161 vs.) kavramı kullanılır.

                Evet, sadece Allah için kıyama kaldıran, Allah dışında her yerde ve herkesin karşısında dik tutan, değer atfeden ve değer kazandıran bir dindir; dinimiz İslam. Bu dinde köle insan, zayıf insan, değersiz insan yok! Yine insan tarafından değersizleştirilen, köleleştirilen, uyutulan, uyuşturulan iradesizleştirilen insanların özgürleştirilmesi, insanlık onur ve değerinin iade ve kazandırılma mücadelesi var.

                Vahyin; Kölelere özgürlük,

                Açlık, kıtlık, yokluk günlerinde, kendi aç bile olsa bir başkasını doyurmak” (Beled, 90/13-14) ilahi emirlerini alan sevgili Rasûlullah’ımızın, insan yerine bile konulmayan köleleri özgürlüğüne kavuşturması, insanlık değeri kazandırması hatta koca ordunun komutanlığına yükseltmesi hem bize hem de insanlığa verilmiş en büyük bir mesaj değil midir?

                O büyük komutan Zeyd b. Harise, yine o büyük komutan, oğlu Usame b. Zeyd, Efendimizin yüreğinde taht kurmuş sevgililerdi, şüphesiz bizim de sevgilimiz o büyük insanlar. İnsani değerlerimize değer katma yolunda Hz. Rasûllullah’ın mücadelesi, mücadelemiz; sevgi ve merhameti, insanı yaşatıcı değer ve ilkemiz olacak inşallah…